Çok bela birşey aslında aşık olmak. En devasız hastalıklardan. İnsanın ruhunu benliğini esir alan ve onunla dilediği şekilde oynayıp saçma sapan birşekilde yapılandıran; bela, amansız, çaresiz bir hastalık. Ve sonrasında tanıyamaz olursun kendini. Aynada gördüğün yüz senindir ama içinde taşıdığın kalp, beyninde dolaşan gürültülü düşünceler, ortaya çıkan "benliğin" sen değilsindir. En sonda, en dipte olmaması gereken en olmadık yerlerde bulursun kendini.. Olması gereken yer sevdiğinin kucağıdır, kollarıdır ama onlar başkalarını sarıyordur. Görmek istediğin bakışlar başka gözlerdedir. Duymak istediğin tatlı sözler başka yüzleri güldürüyordur. Sense uzaktan bakıp ağlamakla yetinirsin.
Sevdiğin kalbinse, hiç umrunda değildir ağlayıp sızlanmaların . Artık önemsiz, gözden düşmüş istenmeyen eskimiş bir eşyadan farkın yoktur çünkü.
Öyle saçma sapan bir durum ki bu, mantığın seni kınarken sen bu duyguları yaşamaktan men edemezsin kendini. İraden git geler içinde zedelenir . Gücün hat safhaya çıkarken birden inişe geçer . Zaman denen ilaç bir türlü sabır tohumları ekemez ruhuna . Sızlanmaların sürüp gider . Ve tabi kıskançlık duygusu bir türlü peşini bırakmaz.
Ama bir gerçek varki bu belayı atlattığın anda zafer senin olacak. Hiç olmadığın kadar güçlü hiç olmadığın kadar çekici , hiç olmadığın kadar kendinden emin ne istediğini bilen yıkılmaz bir insan olup çıkacaksın. İşte o gün benliğinden koparılan her bir parçanın yerine seni sen yapacak daha güçlü duygu ve düşünceler yerleşecek. Evet belki kaybettiklerin bir yara gibi içinde kalacak ve yerleri hiç dolmayacak ama senide asla hiçbirşey hiç kimse ağlatıp üzemeyecek.
Ve sen, seni kazandığın gün senin en saf halini, benliğini senden acımayarak söküp alan duygularını hiçe sayan o insan bitecek. O senin önce içinde ölecek ve sen içinde onun ölüsünü taşı***** gücünle dünyaya meydan okuyacaksın.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
teşekkürler sirena :A
