• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    paccino5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-04-2004
    Mesajlar
    3,864
    Karizma Gücü
    0

    Onay Ayrılıkların da Sonu Var, Bir Gün Çıkıp Geleceksin…

    Ayrılıkların da Sonu Var, Bir Gün Çıkıp Geleceksin…

    Erdem Kurt
    verkac.org

    Sessiz sedasız, görkemsiz bir gelişti onunkisi. Gidişi de öyle oldu. Nevio Scala’lı, Pascal Nouma’lı, Miroslav Karhan’lı, Dmitry Khlestov’lu; fırtına gibi başlanan ama çok sönük bir biçimde bitirilen 2000-01 sezonunun ardından gelmişti ülkemize. Başarısız geçen, 6 maçta 17 gol yenen 2000-01 sezonunun Şampiyonlar Ligi maçlarının ardından kalede ve savunmada değişikler yapılmasının farz olduğuna karar verilmiş, Scala’nın evine dönmesinin ardından göreve getirilen Christoph Daum’un bu anlamdaki tercihlerinden biri olmuştu. Öyle alıştığımız gibi ‘‘geliyor, geldi, imzayı atıyor, bitmesi an meselesi, prensipte anlaşıldı’’ gibi gazete ifadelerinden uzak, sessiz sedasız gelivermişti İstanbul’a. 25 Temmuz 2001 tarihinde onunla ilgili şunlar yazıyordu Milliyet’in spor sayfasında :

    RONALDO’DA İŞLEM TAMAM

    Beşiktaş yönetimi, Daum’un isteğiyle İstanbul’a getirilen Benfica’nın savunma oyuncularından Ronaldo Guiaro’yu renklerine bağladı. Siyah - Beyazlılar, önceki akşam apar topar getirilen Brezilyalı futbolcu ile bir yılı opsiyonlu üç senelik sözleşme yaptı. Sambacıya 600 bin dolar ödenecek.

    Bekar hayatı yaşayan ve çoğunlukla ev işlerine fazla vakit ayırmayan erkeklerin evlerine benziyordu Beşiktaş’ın defansı o günlerde, o evler gibi düzensiz ve dağınıktı. O geldi ve evi düzenleyen hamarat bir kadın gibi bir çırpıda toparlayıverdi ortalığı, işinin ustası olduğu hemen anlaşılıyordu. 2001-02 sezonunun 6. haftasında Ankaragücü deplasmanında attığı gol ve oynadığı oyunla birçok Siyah Beyaz sevdalısına “bana güvenin, ben işimi biliyorum” mesajını verdi. Ama asıl unutulmayacak maçını Kadıköy’de çıkarttı. 2 Aralık 2001’de Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda oynanan Fenerbahçe maçında, defanstan çıkarak attığı 2 golle takımını 2-1 galibiyete taşıdı, hem Daum’u ipten aldı hem de Beşiktaş’ın ligden kopmamasını sağladı. O maçtan sonra Siyah Beyaz’a gönül verenler tarafından “Kadıköy Kartal’ı” unvanına layık görüldü.

    Uzun zamandır böyle bir defans oyuncusuna hasret olan Beşiktaş taraftarının sevgilisi haline gelen Ronaldo, daha sonraları bu performansı o kadar düzenli bir biçimde göstermeye devam etti ki, herkes alıştı onun oyununa. Maç başladığında nasıl oynayacağı, performansının ne olacağı konusunda endişe edilmeyen bir futbolcu vardı artık Beşiktaş’ın kadrosunda. Defansı ileri çıkarışı, rakip ataklarda nerede duracağını çok iyi bilmesi, hava toplarındaki hakimiyeti ve oyun disipliniyle defansın ve 11’in değişmez adamı oluverdi kısa zamanda.

    100. yılda takıma katılan vatandaşı Antonio Zago ile defansta çok iyi bir uyum yakalayarak o sezon Beşiktaş’ın ligde şampiyon olmasına çok büyük katkı sağladı. Takım o sezon uzun yıllar sonra Avrupa’da başarılı sonuçlar aldı, UEFA Kupasında 10 maç oynayarak yarı finalin eşiğinden döndü. Ronaldo, sadece rakip atakları durdurmakla kalmadı, 3. turda Dinamo Kiev, 4. turda Slavia Prag maçlarında gole ihtiyaç duyulan dakikalarda ileri çıkarak attığı gollerle Beşiktaş’ın tur geçmesine yardımcı oldu ve ne kadar faydalı bir oyuncu olduğunu bir kere daha kanıtladı.

    Ronaldo’nun 2003-2004 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Sparta Prag’a İstanbul’da attığı gol, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcularından ve günümüzün en önemli futbol adamlarından Franz Beckenbauer’in “en güzel gol” tarifine tıpatıp uymaktadır. Çünkü, dünya futbol tarihinin en önemli liberolarından olan Beckenbauer, bir tarihte kendisine yöneltilen “en güzel gol hangisidir?” sorusunu “takımın son adamının rakip kale çizgisinden attığı goldür” olarak cevaplamıştı. Ronaldo, 82′nci dakikada 0-0 devam eden Sparta Prag maçında, altıpasta, kale çizgisine neredeyse 30 cm mesafede, Sergen Yalçın’ın ortasına çok iyi yükselip meşin yuvarlağı kafayla filelere göndermiş ve maçın 1-0 kazanılmasını sağlamıştı.

    2004-2005 sezonunda Vicente Del Bosque’nin gelişiyle kulübeye mahkum oldu Brezilya’lı oyuncu, çünkü İspanyol teknik adam 4’lü defans kurgusuyla oynamakta ısrar ediyor ve Ronaldo’nun bu sisteme uymadığını düşünüyordu. Takımdan uzaklaştırılıp Konyaspor’a gönderilmeye çalışıldığı günlerde bile beyefendi tavrından uzaklaşmadan yönetim aleyhine hiçbir demeç vermedi basına. Vicente Del Bosque ülkesine dönüp takımın başına Rıza Çalımbay geldiğinde o da Beşiktaş’a geri döndü, formayı sırtına geçirip çıktığı 2’nci yarının ilk maçı olan Malatyaspor karşılaşmasında sanki bütün sezon boyunca takımdan ayrı kalmamışcasına hatasız oynadı. Yine ortalığı toparladı, yine önünde oynadığı Cordoba’ya ve arkasında oynadığı takım arkadaşlarına büyük güven verdi.

    Ronaldo Guiaro işte böyle bir futbolcuydu, böyle bir adamdı. O takımın liberosu, son adamıydı. “Profesyonel futbolcu nasıl olur” sorusuna saha içi ve dışındaki davranışlarıyla bin defa doğru cevap verdiği halde “yabancı kontenjanını boşaltmak” gibi yavan bir nedenle gönderildi. Kaprisli değildi, verimsiz değildi, müzmin sakat hiç değildi. Geldiği gibi, sessiz sedasız ayrıldı ülkemizden. Havaalanında yaptığı açıklamalar “anlayana sivrisinek saz” misaliydi.

    Bu sezon Ronaldo’nun oynadığı mevkide en az Ronaldo kadar örnek bir futbolcu olan Koray Avcı görev yapıyor. Ancak Koray’ın cezalı veya sakat olması durumunda kadroda yerine oynayacak bir futbolcu bulunmamasının yanı sıra geçen sezon Koray’ın görev yaptığı ön libero mevkiinde Jose Kleberson’a yardımcı olacak, oyunun iki yönünü de oynayan, şut atan, koşan, mücadele eden, oyun anlayışı olan bir oyuncuya ihtiyaç duyuluyor. Ronaldo’yu liberoda oynatıp Koray’a ortasahada görev verme imkanı varken ve geçen sezon bu sistemle ligin 2′nci yarısında en fazla puan toplayan takım unvanı kazanılmışken, savunmada köklü bir değişiklik yapmak Beşiktaş’a çok pahalıya mal olacak gibi. Takımın hala belirli bir defans kurgusunun olmaması bunun bir göstergesi. Avrupa’nın başarılı kulüpleri, sahip olduğu oyuncuların değerini çok iyi bilip yıllarca aynı iskelet kadrolarla oynamaya çalışırken ve başarılı olduğu dönemlerde kadrolarında “radikal” değişiklikler yapmazken, Beşiktaş her sezon yeni bir başlangıç yapmakta ısrar ediyor.

    Ronaldo da geçmişte Stefan Kuntz, Zlatko Iankov, Markus Münch, Federico Giunti gibi isabetli transferlerle aynı kaderi paylaştı. Takıma üst düzey katkı sağlamış olmasına ve yerine daha iyisi bulunmamış olmasına rağmen gönderildi.

    Ronaldo’nun kaderinin en azından bu noktadan sonra farklılaşmasını diliyoruz. Türk müziğinin önemli isimlerinden İlhan İrem’in o güzel şarkısında* söylediği gibi biz de Ronaldo’nun bir gün çıkıp İnönü Stadı’nda yeniden defansı toparlamasını bekliyoruz.

    * Anlasana - İlhan İrem/1974
    Her sevincin, her kederin
    En ölümsüz sevgilerin
    Sonsuz denen göklerin
    Her şeyin bir sonu varsa
    Ayrılıkların da sonu var
    Bir gün çıkıp geleceksin
    İçimde bir ümit var
    Yeniden seveceksin
    EFSANE GERİ Mİ DÖNDÜ NE?

    :gsbayrak:

  2. #2
    EgD.MiraLaY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-08-2005
    Mesajlar
    282
    Karizma Gücü
    0
    Bir Gs li olarak cok güzel bir yazi bu gercekten dogru soyleniyor yazida inan cok duygulandim saol

  3. #3
    paccino5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-04-2004
    Mesajlar
    3,864
    Karizma Gücü
    0
    yazıyı ben yazmadım da, bence de ronaldo olsaydı herşey farklı olurdu...
    EFSANE GERİ Mİ DÖNDÜ NE?

    :gsbayrak:

  4. #4
    -eagle- adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-02-2004
    Mesajlar
    5,518
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    son pişmanlık fayda etmio
    yazıda da yazdığı gibi doğru düzgün sebep yokken kontenjan açılsın diye yolladılar ama şu anda yabancı kontenjanını boşuna dolduran Youla hala takımda
    TF-BeşiktAŞK

    http://www.turkforum.net/signaturepics/sigpic2080_5.jpg

  5. #5
    CaRRibeaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-07-2005
    Mesajlar
    81
    Karizma Gücü
    0
    paccino5 paylaştığın için çok saol...ben çok severdim ronaldoyu ve hala da seviyorum...yazılanlar çok doğru...efendiliğiyle olsun futbolculuğuyla olsun beşiktaşa gelen en iyi yabancılar arasındadır...aslında ona yabancı denmez o bizden biriydi...sonuna kadar beşiktaşlıydı...umarım hep oyle kalır...
    Aç gözlerini bakma şaşı,
    Alayınız gelse deviremez şanlı BEŞİKTAŞ'ı.....


    Bu Ne Büyük AŞK
    TF - Beşikt
    AŞK

  6. #6
    Misafir CeySu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-08-2005
    Mesajlar
    616
    Karizma Gücü
    0
    Son Pişmanlık Fayda Etmiyor İşteeeeeeeeeeeeeeee....
    Kimler Geldi Kimler Geçti Bu Takımdan Arkadaşlar...
    Ronaldolar Zagolar İlhanlar Nihatlar Noumalar Carewler ve Diğerleri...
    Şimdi Onlar Olsaydı Herşey Farklı Olurdu...

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    13-07-2005
    Mesajlar
    5,199
    Karizma Gücü
    8
    Geçmiş geri gelmiyor işte.....
    bizim asıl ihtiyacımız ne Ronaldo ne carew ne nouma ne nihat ne de ilhan
    Bizim ihtiyacımız son emarelerini geçen sen kadıköyde gördüğümüz 100. yılımızda ise kanıtlanmış ispat edilmiş olan BEŞİKTAŞ RUHUNU geri istiyoruz

  8. #8
    ozipires adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-05-2005
    Mesajlar
    2,002
    Karizma Gücü
    0
    ya pancu ya 5 milyon euro vermişti cska mokova(yani gasteler öle yamıştı)onu satsaydık bu paraya çok ii olacaktı bence onun yerine de ronaldo takımda kalailirdi ama çok geç arık.bu arada juanfran ajaxta nasılmış haberi olan varmı?ilk nobir mi? ii oynuyo mu yani kısaca seneye ii para getirecek mi ya da sol kanadımıza ilaç olacak mı??

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Nereden nereye gelmişiz… heey gidi günler heeey…
    2005 Konuları bölümünde aikon tarafından açılmış
    Yanıt: 20
    Son Mesaj: 29.04.05, 19:28
  2. TÜRK'üm çalışkanım zekiyim………
    2005 Konuları bölümünde zahizahi tarafından açılmış
    Yanıt: 14
    Son Mesaj: 29.03.05, 23:07

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •