Bıktığım duygularımın bezginliğidir kalemden uzak kalışım. Gecenin ağır deminde, şekersiz koyu bir çay tadında hayat. Ve aslında her karanlığın ardında, mumları söndüren nefesin atasıdır ciğerlerim.
Köhne bir kulenin içinde aynalar arasında esaret içindeyim. Hapishane ben, gardiyan ben, mahpus ben. Ve nedir "ben" dediğim? Bana bu kadar düşmanken, dostum olan "ben". Her suretin ardında sevdiğim ya da nefret ettiğim "ben".
Yorgunum artık. Kendi içimdeki dağları aştımsa da her adımım ilki ile eşdeğer, ilki kadar sonuçsuz bir başlangıç.
Yılgınlığın uyuşturduğu ruhumun derinindeki nazenin inilti, bir ney hasretinde, bir gözyaşı tadında yakmaktasın yüreğimi. Bu firakın vuslatı gelmez mi? Bu yaranın merhemi bulunmaz mı? Tövbeler arındırmaz mı artık üstündeki yükleri?
Bir bu keder tesellim, bir bu keder lüksümdür derken, aynaların irinindeki o karanlık sima fısıldıyor geceyi çizen sesiyle, sinsice...
"Ya kendi yalanının içindeysen?"
Tüm aynalarımda gözyaşı. Fısıltı sessizlik misali üzerime çöküyor. Ellerim titriyor. Ağarıyor saçlarım...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

