• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor

Konu: Süleyman

  1. #1
    axiyim adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-09-2004
    Mesajlar
    1,155
    Karizma Gücü
    8

    Süleyman

    18 Haziran 1999, Cuma günü...

    Allah'tan patronum anlayışlı adam, bu aralar geç kalıyorum hep işe. Paldır küldür bir sesle uyandım. Kulaklarımı kabarttım sese, hayır rüya değildi, basbayağı bizim tuvaletin olduğu yerden geliyordu sesler. Hemen doğrulup içeriye, tuvaletin olduğu tarafa yöneldim. Kardeşim, tuvaletin içinde yerdeydi. 21 yaşındaki koskoca adam düşmüştü tuvalette. Ağlıyordu bağıra bağıra...

    Doğrulttum dikkatlice. Malum çok hassas bir dönemi yaşıyorduk hep beraber. Yaşıyor muyduk yoksa mezar-ı müteharrik miydik orasını biz dahil bilen yoktu ya... Neyse, yaşıyorduk deyip geçelim bu faslı... Odasına, yatağına götürdüm. Uzun bir zamandır vaktinin büyük bir bölümünü orada geçirirdi zaten. Belli ki o gün daha bir rahatsızdı.

    Yine aynı gürültüyle uyanan annem de yanımızda "Ne oldu Süleyman? İyi misin? Nasıl düştün? Bir yerin acıdı mı?..." Sonu gelmiyordu sorularının. En sonunda zor şer ikna edebildim onu Süleyman'ın iyi olduğuna ve acıktığımıza. Kardeşimin ağzında yaralar oluştuğundan bir lokma atmadı ağzına. Biz de ne kadar yenebilirse o durumda, o kadar yedik işte...

    Cebimde yirmi milyonum vardı Allah'tan. Eczaneye gittim. Gargara alıp eve döndüm. Süleyman iyi değildi. Hastaneye götürmek lazımdı. Arabamız da yok, paramız da, babam da. Babam her sabah olduğu gibi o gün de dört buçukta çıkmıştı işe. Ya şu cep telefonları olmasaydı...

    Yarım saat sonra geldi Mustafa amcamla beraber. Amcamın arabasına bindik, babam, ben ve hastamız. Arkada, kucağımıza doğru uzattık Süleyman'ı. Yüzüne bakamıyordum. Korkuyordum. Utanıyordum da; koca adamı sırtımda indirmiştim merdivenlerden. Onun utanmasından korkuyordum. Bir ara istemeden gözgöze geldik. Sarımtırak gözleri ile dimdik bana bakarak; "Murat, ben ölecek miyim?" dedi. Aramızda onbeş ay vardı. Bana hiç ağabey dememişti. Çocukken çok kavgalarımız olmuştu bu yüzden. "Deli misin lan sen! Bu kadarcık hastalıklardan adam mı ölürmüş? Herkes hastalanır ve iyileşir. Sen delikanlı adamsın." dedim.

    Gerçekten ben de ölebileceğine ihtimal vermiyordum. Yaklaşık bir yıldır hastaydı ama inanmıyordum işte...

    Devam Edecek...
    "Mevlâ görelim neyler
    Neylerse güzel eyler."


    İbrahim Hakkı Erzurumî


    A
    n t i z o p a : Farklı Renklerin Dostça Birlikteliği

  2. #2
    axiyim adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-09-2004
    Mesajlar
    1,155
    Karizma Gücü
    8
    - Çabuk olun hemen tekerlekli sandalye istiyoruz!
    - Nesi var?
    - Dr. Ahmet Bey'le görüştük; biliyor durumu, bizi bekliyor.

    Hasta bakıcı ile aramızda geçen bu kısa diyalogdan sonra doktorun odasına ulaşabildik. Muayene etti. Tansiyonunu ölçtü: Üçe altı. Oldukça kritik değerlerdi. Müşahede odasına aldı hastamızı, serum bağladı. Odasına döndük doktor, amcam ve ben. "Size hiç de iç açıcı, ümit verici haberler veremeyeceğim..." ile başlayan uzun konuşmasının devamını hatırlamıyorum. Ama sonunda "Her an, her duruma hazır olun" dediği dün gibi aklımda. Her durum ne demekti biliyorduk üçümüzde. Biliyorduk bilmesine de hazır nasıl olunurdu böyle durumlara; orası muamma... Başına gelmeyen bilebilir miydi?

    Süleyman, o gün, ölümle yaşam arasında var olduğu söylenen o ince çizgide, bir akrobat gibi yürümüştü adeta. Biz de gösteriyi heyecanla izleyen izleyicilerden farksızdık, yüreğimiz ağzımızda, pürdikkat, soluksuz. Serumunun bitmesine yakın benden meyve suyu istedi. Hemen çarçabuk hastanenin çıkışında bulunan büfeden kayısı suyu aldım. Bir çırıpıda içti. Yüzüme baktı. "Bir tane daha olsa da içsek" dedi gülerek. Gülmesi odadaki bütün kasveti dağıttı birden. Sanki hastane odasında değildik. Sanki az önce ölümle pençeleşen o değildi. Gülüştük önce, biraz daha yüksek, daha yüksek ve kahkahalar sardı odayı...

    Eve dönüşümüz de aynı neşeli, şen-şakrak sohbetler içinde oldu. Unuttuk hüznü kederi, doktorun söylediklerini. Zaten saçma değil miydi? Süleyman yanımızdaydı, ayaktaydı, konuşuyor, şakalaşıyor ve gülüyordu. Bundan daha büyük nimet var mıydı?

    Süleyman, annemim, içi halis yünle doldurulmuş, yumuşacık yatağını pek severdi. Her fırsatta annemle orada yatmanın pazarlığını yapardı. Annemi kandırdığı gecelerin sabahının hiç olmasını istemezcesine yayılırdı o yatakta; bir sağa, sonra az sola, biraz da enlemesine yatardı. Hani beş-altı yaşlarında çocuklar vardır ya, anne-babasının arasında yatmayı çok isterler, Süleyman da aynen öyleydi. Hastaneden eve gelişimizin gecesinde pek tabi ki o yatak Süleyman'ın olacaktı, oldu da. Ben de her zaman ki çekince yatak olan kanepeme yattım.

    Gözlerim kapalı, düşünüyorum. Acaba o gün yaşadıklarımız rüya mıydı? Keşke olsaydı. Her insanın olduğu gibi, benim de mükemmel bir kameradan farksız olan beynimden, o günkü kayıtları geçirdim hızlı gösterimde. Onbeş saat nasıl da birkaç saniyeye sığmıştı. Sonra düşünceler beni aldı götürdü... Bebekliğimizde annemim ikimizi aynı anda sırtına sarması, çocukluğumuz, okula başlamamız, ilk gençlik yıllarımız, apartmanı ayağa kaldıran kavgalarımız, beraber kız peşinde koşmalarımız, halısaha maçlarımız... Sonu gelmiyordu düşüncelerin. Doktorun "Her şeye hazırlıklı olun" cümlesi beynimde çalkalandı yeniden ve düşünceler yerini hayallere bıraktı. Öldüğünü hayal ettim, tabutu evimizin ortasına getiriliyor, kadınlar yüksek sesle ağlıyor, bağırıyor, ağıtlar... Sonra... Birden irkildim. Acaba gidip Süleyman'la konuşsa mıydım? Evet konuşmalıydım muhakkak. Buna karar vermiştim artık; gidip konuşacaktım. Kanepede doğruldum, ayaklarımı yere bastım, kalkacaktım ki durdum. Ne diyecektim? Ne diyebilirdim? Yoksa annemle mi konuşmalıydım? Durumunu anlatmalı mıydım ona? Bilmiyordum. Hiçbir şey bilmiyordum. O mükemmel kamera bozulmuştu sanki. Tekrar yattım. Düşünceler, hayaller, halisünasyonlar derken uyuyakalmışım.

    DEVAM EDECEK
    "Mevlâ görelim neyler
    Neylerse güzel eyler."


    İbrahim Hakkı Erzurumî


    A
    n t i z o p a : Farklı Renklerin Dostça Birlikteliği

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Süleyman ve Öbürsünler [15-21 Nisan]
    2006 Konuları bölümünde omergorur tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 04.04.06, 00:59
  2. Sen Sürün Süleyman...
    2005 Konuları bölümünde detays tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 14.10.05, 14:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •