Yüce kitabımız Kur'an'ın biz insanlar için gönderildiği aşikardır. Buna rağmen ecdadımız yüzyıllarca bizim için gelmiş olan bu kitabı anlamadan, söylenelere kafa yormadan bir şiir kitabı gibi ya okudular ya da okuttular. Kur'an bütün insanlara gönderildiği ve tüm müslümanlar bundan mesul oldukları halde kitabın muhtevasını her bölgeden birkaç arapça bilen alim kişi anladı ve insanlara anlattı. Allah onlardan razı olsun. Her insanın din alimi olması İslam düşüncesinde olamayan bir şey olsada Allah tarafından gönderilen bu yegane kitabı okuma hakkı hiç süphesiz tüm müslümanlara aittir. En azından yaratıcının neyi emrettiğini, neyi yasakladığını ilk kaynağından öğrenmek hiç bir alimden veya hiç bir bediüzzamandan öğrenmeye benzemez. Hiç bir beşerin üslubunun Allah'ın ki gibi olamayacağı açıktır. Ayrıca bir alimin kendisi için hiçbir şüphe ve çelişki sebebi olmayan bir yorumunu bilgisiz ve cahil insanlara anlatması bu insanların gönüllerinde sıkıntılarına sebep olabilir.

Türklüğün ve İslamlığın fetret devrini yaşadığı şu dönemde en büyük kazancımız Kur'an'ı anlama imkanına sahip olmamızdır. Bu kazanç Kur'an'ın tercüme ve tefsirlerinin elimizde olması ve her an ulaşabilmemizdir. Ancak unutulmamalıdır ki hiçbir tercüme aslının yerini alamaz. Hiçbir yorum, hiçbir tefsir ve neşriyat dizisi de Kur'an muamelesi göremez. İşte alimlerin ve din bilimcilerin işi Kur'an'ı en güzel şekilde tercüme ve tefsir etmek ancak Kur'an'ın aslından ayrı tutmaktır. Çünkü Kur'an arapça haliyle her devre uyan bir kitap olmuş, içindeki arapça kelimlerin manalarının farklılıklarıyla her dönemde farklı manalar almıştır. Şayet Kur'an'ı tamamen Türkçeye çevirip arapçasını yok etseydik, bugün Kur'an mucizeleri diye birşeyden bahsedemezdik.

Bununla birlikte bugünümüzde en çok mesele edilen konulardan biri de türkçe ibadet ve namaz. Namaz sureleri olarak sıralanan sureler Kur'an'ın en kısa sureleri arasındadır. Türkçe manalarına bakınca hiçbir anlaşılamayan nokta yokmuş gibi görülebilir. Ancak hiç bir müslüman Alak suresindeki alak kelimesinin kan pıhtısından başka bir mana ifade edebileceğini de düşünemezdi. Bugün alak kan pıhtısı değil, döllenmiş yumurta olarak tercüme edilmektedir. Bu da gösteriyor ki namaz sureleri arapça haliyle korunmalıdır. Çünkü Kur'an'ın çok önmeli parçalarıdır.

Peki bir müslümanın namazda ne dediğini bilmeden Allah'a Kur'an'ın ayetlerini okurken kazancı nedir. Namaz ve her türlü ibadet insan için olduğu gibi, Allah'ın bu ibadetlere ihtiyacı da yoktur. Pekiyi ne denildiğini bilmeden yapılan ibadet insanın içini Allah aşkıyla ve ibadet duygusuyla nasıl doldurur.

Düşünen müslümanlar için elbette çıkış yolları vardır. Bunların birinde namaz sureleri arapça okunmalı fakat surelerin manaları ayet ayet bilinmelidir. Bütün surenin manasını bir nesir şeklinde bilmek te yetersizdir. Zira bir müslüman namazda sureyi okurken surenin bütün manasını düşünemez. Ama ayet ayet manaları bilirse ki bu daha kolaydır, o zaman Allah'a ne dediğinin farkında olur ve Fatiha'da Allah'a yalvarmış olmanın, İhlas'ta Allah'ı övmenin, Nasr'da tevbe ümidini taşımanın huzurunu yaşar. En güzel namaz şekli budur.

http://www.ulkemiz.biz/html/islam/sure/namazsudu.htm
Namaz surelerinin Arapçalarını ,latin harfiyle yazılmış Arapçalarını ve Türkçe karşılıklarını Ülkemiz sitemizde bulabilirsiniz.