Umuduna Düşman Adam
Yücelerden rengarenk kayalıklardan yaşadığın hayata yeniden bakmak. Hayalini kurduğun kurguladığın ve hayalinde yaşattığın o sınırsız duvarsız dünya ve içinde yitip gidilen zamanla değişen her şey. Eskiye bir daha ulaşamayacağını fark ettiğin zaman avuçlarında kalan tek şey yüksek umutların oluyor. Yüksekliği ulaşılmazlığından imkansızlığından hiç yakalanamayacak oluşundan. Hıh Belki de umutlarımızın esiri olmuşuz farkında olmadan.
Hem iyi karşılanan
Hem nefret edilen nedir,
Bir ara geçmişe baktılar köprüler yanmış fikirler yolundan sapmış. Bi ara diğer tarafın nasılda yeşil olduğu gözlerine çarpdı. Orada çimenler daha yeşil, ışık daha bi parlaktı. Umutlar daha bi yüceydi.
Hem aranılmayan
Hem sürekli rastlanılan nedir.
Kendince keder kelimesiyle açıklamaya kalksan, çok da eksik kalacak bir şeyler olur, öfke ve geç kalmışlıkla beraber. Gördüğün ışıklar daha bir parlak, nehirler daha bi sonsuz oluverir aniden. Ve nerde olduğunun farkına varmaya başlarsın. Hayıflanırsın kendince, evet burası geç kalmışların cehennetidir, hadi durma gir içeri der umut tüccarı, çaresiz istemeden girersin.
Hem özlenen,
Hem her daim kovulan nedir .
Her şey orada dahaca yaşanırken onların bu kadar fazla olduğunu göremedik biz ve biraz fazlaca koştuk zamanın önünden. Tam bişeylere yetiştiğimizi sandığımızda çan sesleri duyduk. Bunlar ayrılığın çanlarıydı. Sanki yaşam din'le dan arasında eriyip giden bir rüyadan ibaretti. Her an bir umuttan diğer bir yüksek umuda yapılan yolculuk gibi. Rüya gibi.
Hem kavuşturan,
Hem ayıran şey nedir.
Bizi terkeden geleceği terk ediyoruz. bizler hiçbir zaman tanrıların kimin yanında olduğunu anlayamadık. Geçmişle gelecek arasında gitgellerle uyuştuk ve bugünü kaybettik mahvettik. Aslında gelecek gelmemişti yarında gelmeyecekti, bunu bilip kavanozda rahatca yüzmek dururken, yüksek umutların tuzağına kaptırdık kendimizi.
Hem unutulan ,
Hem sürekli hatırlanan nedir ki.
Biz onların o bezginliklerinde her şeyi bulacağımızı ümid ettik. hiç olmazsa küçücük bir sırrı keşfedecektik belki. Keşfe çıktık. Küçüldük. Biz küçüldükçe umutlarımız büyüdü, umutlarımız yüksek oldu. Ve biz küçüldük.
Hem kazanılan
Hem kaybedilen nedir ki
Her adımda yeni köprüler kurduk ,bir umudu bir diğerine bağlayan. Ve her adımda yenilerini yıktık. Ardımızda kalan köprülerin kızıl külleri gözümüze ilişti. Sonra yıkılan köprülerin çokluğu ürküttü bi ara bizi. Sonra, unuttuk gitti, unutulduk gitti.
Hem arzulanan,
Hem tiksinilen nedir.
Dedi ki onlara, arzular ve umutlar ayaklarınıza dolaştığında hiç tatmin edilemeyecek bir açlık başlayacaktır. Ama dinlemedi, yorgun gözleri mal mal gezindi ufukta. Aslında herşeye alışılabilirdi, hayır sonucuna dayanabilirdi. Sonra kazandığı tek şeyin bu olduğunu algıladı. Daha da sonra kazandığı şeyin kayıpları olduğunu anladı. Bu sefer de kayıpların çokluğu korkuttu onu. Ve kazandı gitti. Kaybetti gitti.
Sürekli büyüyen,
Sürekli küçülten nedir.
Çok yeşil çok parlak evet burada herşeyler çok. Daha çok ışık daha çok gölge, daha çok umut daha çok hüzün. Hadi umutları unuttuk ve özgürleştik ya ışığı napcaz ışık çok parlak çok. Gölgeler çok karanlık çok. Bu çoklar korkuttu bu sefer bizleri. Ve bizler parıldadık gittik, parıldattık gitti.
Hem doğru gibi gelen,
Hem yanlış olan nedir.
--------------------------------------------------------------------------
kendisine ulaşmayı bir türlü başaramadığım yaratığa itafen (High hopes dinlerkene akla takılanlar offf yaaa)


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla