kendi yazdığım hikayelerin başlığında değil de buraya koymayı istedim..nedenini bilmiyorum ama, okumanızı gerçekten çok istiyorum..
sonu gerçek değil ama, öncesini halen yaşamaktayım ve korkularımın, endişelerimin yazıya dökülmüş halidir.....
internet ortamında başlayan, kız kulesi önünde, yağmurlar altında devam eden, sonsuza kadar sürmesi hedeflenen bir aşk.....bu 3 harfin gerçek anlamını ona veren, iki aşık...iki tutkulu vücud..iki el..iki çift göz..
aslısına gitmek, onu görmek uğruna, banliyo trenlerinin, rutubetli, pis, ve uzun yolculuklarına, gıkını çıkarmadan katlanırdı serkan..
ve onun bakışlarına, yürüyüşüne, dokunuşuna sonuna kadar hayran, delicesine aşık, küçük bir bedendi aslınınki..
emperyalist hayatın, anarşist üyeleri, her türlü maddiyat sorununa rağmen, her hafta buluşmayı, el ele tutuşmayı, yağmur yağarken sevişmeyi ihmal etmez, aşklarına bağlılıklarını gösterirlerdi birbirlerine....
genç kız, üniversiteye hazırlanıyor, delikanlı ise, üniversiteye yeni başlıyordu..birbirlerine dahi anlatmadıkları hayallerinde, hep ikisi vardı....birlikte kurdukları düşleri söylemeye bile gerek yok..
genç kızın, arada sırada, bayılma gibi bir problemi vardı..hastaneye gitmekten çekiniyordu, çünkü 5 sene önce, abisinin ölüm haberini hastahanede almış ve bu onu derinden etkilemişti...
serkan, sürekli olarak aslının hastahaneye gitmesini, neyi olup olmadığını öğrenmesini istiyordu...uzun bir zaman sonra, serkanının isteğini kıramayıp, hastahaneye gitmeye karar verdi aslı...
hastahanede tahlil oldu ve sonuçların aslıya söylendiği kısmıyla "anemi" hastalığı vardı aslının...
"babam gözyaşlarıyla çıktı doktorun odasından serkan" dedi aslı, serkana anlatırken hastahanedeki durumu...gerçek buydu...aslının babası, doktorun odasından çıkarken, gözyaşlarını siliyor, kendine hakim olamıyordu....
aradan bir kaç hafta geçti...anemi tedavisi sürüyordu aslının, fakat bayılmalar artıyor, serkanı daha çok özlüyordu aslı, dışarı çıkamadığı için, sık sık...
birşeylerin ters olduğu belliydi...durumdan şüphelenen, korkusunu kendine bile söylemek istemeyen serkan, telefonla, aslının en iyi arkadaşını, gamzeyi aradı...
gamzenin ağzından, o söylediğinden başka birşeyin kulak çınlatmayacağı kelimeler döküldü...
"anemi değil tek sorun...sanırım başka şeylerde var..ailesi saklıyor"
serkan, günlerini, aslısını düşünerek, endişe ederek merak ederek geçirmekte, aslı ise durumdan habersiz, kısa baş dönmeleri ve bayılmalar ile sürdürmekteydi...
tarih, 1 haziranı gösteriyordu..yaz, sıcaklığını ortaya koymaya iyice başlarken, serkan çökmüş, ağlamaklı gözlerinde dünyayı göremez olmuştu...aslısını görmeyeli tam 2 ay olmuş ve sadece telefonda kısa görüşmeler ile hasretini gidermeye çalışıyordu...durumdan bir o kadar rahatsız aslı ise, "artık yeter" diyerek, serkan'a, "ben daha fazla seni görmeden yapamam serkan, yarın kadıköyde buluşalım" demişti..
durumdan biraz memnun, biraz ağlamaklı serkan, sabaha kadar aslıyı düşünerek geçirmiş ve hazırlanıp kadıköye gitmişti....
aslıda gayretle hazırlanıp, artık süreklileşen baş dönmesine, aldırmadan yolu tutmuş, kadıköye gelmişti....
ve göz göze geldiler eminönü iskelesinde..hafif koşar adımlarla birbirlerine yaklaşıp, iki aydır görmediği sevgilisinin ellerini, sımsıkı tuttu serkan....bir daha bırakmak istemezcesine...
ikiside garip bir huzur içinde, aslı hafif baş dönmesiyle birlikte yürümeye devam ettiler..kız kulesine bakmaktı zevkleri ve oraya bakan bir banka oturdular...sevgilisinin bacağına doğru uzanan aslı, "seni seviyorum" dedi, ela gözlerinden çıkan aşkla ve kalbinden..."bende seni seviyorum" dedi serkan, gözünden, anlamsız bir yaş düşerken aslının alnına....
hayaller kurmaya başladıkları sırada, hafif şekilde yağmur yağmaya başladı, çevredeki tüm insanların aksine, durumlarını hiç bozmadan, hayallerini kurmaya devam ettiler..
aslı" kendimi iyi hissetmiyorum sevgilim" dedi, serkan, gözleri kız kulesinde, kalbi aslının ellerinde, geleceğe dair planlarını, hayallerini anlatıyordu rüzgarın sesine inat...
dakikalarca, saatlerce, sürekli, sessizce aslı dinledi, serkan anlattı....sevgilisinin başını okşayarak hayallerini kurmaya devam eden serkan, zaman zaman gülümsüyor, zaman zaman endişeleniyor, kimi zaman korkuyordu..ama hep, aslısının saçlarını okşuyordu..
ve, " evleneceğiz ve adını devrim koyacağız oğlumuzun" dedi serkan..."seni seviyorum.."
ama...ama yanıtını alamadı serkan...
ve...gözlerini aslıya doğru çevirdiğinde, tüm sessizliği bozan, bir yazı okundu, artık nefes almayan aslının elindeki ıslak kağıtta...
"seni seviyorum"


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


...ama cok guzel bir öykü
...teşekürler kanka
