Bitip tükendik hain sevdalarda. Hain olan sevdalar değildi bizdik belkide. Rastgele zamanlarda soluduk sevdayı. Çaya atılan iki küp şekerle, bir içimlik tüttürdüğümüz sigarayla tattık sevdayı. Rahvan bir atın sırtında geçimi için ter döken köylü kızında gördük sevdayı. Temmuz güneşlerinde üşümeyi öğrendik, Ocak soğuğunda terleyip ateşlerde yanmayı.
Eyvallah diyemeden beş dakikalarda harcadık hoyratça sevdayı...
Kimse bilmez sokaklarında minibüs beklerken simit alan gençlikte gördük sevdayı. Biz minibüse binerken; o elindeki çıtır simidiyle ardına bakmadan yürüyüp gitti. Hayret ettik sevdanın ne zor olduğuna, ne bilinmez mucize olduğuna.
Acıdı gönül telimiz. Acıdı yüreğimizden eriyenler akarken karın duvarlarımıza. Şakaklarımız gerildi, çehremiz düştü. Şaşırdık, üzüldük, ağladık. Sessizce kimse görüp bilmeden ağladık. Çocukluktan kalma iç çekişlerle yağarken gözyaşı yağmurlarımız çiçekli yastığa; neler kaybettiğimizi düşünüp ağladık.
Azaldık birer birer, ağır ağır, paramparça. Aradığımız kusursuz bir sevdaydı belki sevda adına bir rüya...
alıntı


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


A:A

