Hırsızın Günlüğü
Yazarı: Jean Genet
Çeviren: Yaşar Avunç
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Basım Tarihi: Haziran 1997
Sayfa Sayısı: 225
ARKA KAPAK
... Daha çok romanlar ve tiyatro eserleri kaleme almış bir yazar olan Genet, 'Hırsızın Günlüğü'nde otobiyografik öğelere ön planda yer vermiştir. Yaşamın en ücra köşelerine, hırsızların, fahişelerin, eşcinsellerin, pezevenklerin dünyasına son derece şiirsel bir dille, derin ve incelikli ruhsal çözümlemelerle nüfuz eden 'Hırsızın Günlüğü', aynı zamanda erkek bedenine düzülmüş en edebi övgülere rastlanılan bir yapıttır.
Erkek egemen toplumun iktidarına, söylemlerine ve davranış kodlarına hem 'karşı'dan meydan okumuş, hem de bu iktidarın 'erkek' ve 'polis' nitelikleriyle özdeşleşmenin küçültücü hazzını yaşamış olan Genet, kendi deyimiyle 'korkak, hain, hırsız ve eşcinsel'dir. O, aşağılanmanın ve kendini aşağılamanın en üst mertebesinde bir 'aziz' gibi dolanırken, tamamen dışında kaldığı 'bizim dünyamız'a tuttuğu aynada, ahlakdışılığın, ihanetin, şiddetin imgelerini bir geçit töreni görkemi içinde seyrettirir.
Yeraltında yaşayan, toplum dışı bu 'serseri'nin hayatı, birçok insanın dokunmaya bile cesaret edemediği kimi değerlere hayatın içinden yapılan bir saldırıdır. Bu hayat 'Hırsızın Günlüğü'nde bir şiire, fakat vahşi bir şiire dönüşmüştür. 'Hırsızın Günlüğü', yanıbaşımızda duran ve görmezden gelinen bir dünyanın içerden betimlenişidir.
Yasadışının estetiğiyle tanışmak için...
YAZAR HAKKINDA
1910 yılında Camille Gebrielle Genet tarafından kimsesizler yurduna bırakılan yeni doğmuş bebeğe Jean adı verilmişti. Jean, yedi yaşında geldiğinde zanaatçı bir ailenin yanına yerleştirildi. 10 yaşında hırsızlığa başladı, on üç yaşında bir zanaat okuluna kaydoldu. Ancak orada da çok kalmayacaktı; 1926'da, 3 ay süren ilk hapishane deneyimini yaşadığında 15 yaşındaydı. Serbest kaldığında uslanmamıştı, bu kez reşit olana kadar kalmak üzere çocuk cezaevini boyladı. 1930’ların sertliği ile ünlü bu ıslahhanesi Genet’i gerçek bir suçlu haline getirdi.
Islahhaneden kurtulabilmek için yazıldığı askerlikten ve ardından Fransa’dan firar eden Genet, pek çok ülkeyi ve hapishaneyi ziyaret edeceği bir yıllık seyahatinin sonucunda 1937’de Fransa’ya geri döndü ve yeniden suç dünyasına daldı. Beş yıl boyunca ya hırsızlık yaptı, ya fahişelik. 1942’de bir kez daha cezaevine düştüğünde olgunlaşmıştı artık. İlk şiirini yazdı, ilk kitabı “Notre-Dome-Des-Flevrs”(Çiçeklerin Meryemi) yayımlandı. Ardından “Mirade de la Rose” (Gülün Mucizesi) geldi. Kitapları sayesinde tanıştığı Jean Coctequ’nun ısrarlı çabası sonucu özgürlüğüne kavuştu. Kaderi 1944’de Sartre ile tanıştığında bir kez daha değişecek ve dünya edebiyatı “underground” türünün en çarpıcı yazarlarından birisine kavuşacaktı.
Ard arda yazdığı roman, makale, tiyatro oyunu ve günlükleriyle savaş sonrası Fransa’sında bir anda yıldızı parlayan Genet, 1948’de çarptırıldığı müebbet hapis cezasından bizzat devlet başkanının çıkardığı özel afla kurtulunca, bu kez yer altı dünyasına dönmedi, kendisini tamamiyle edebiyata verdi. Ancak toplumsal olaylara, ezilen insanlara karşı hiç duyarsız kalmadı; 68 Mayıs’ında öğrencilerin, Vietnam Savaşı sırasında Amerika solunun, ırkçılığa karşı Kara Panterlerin ve İsrail’e karşı da Filistinlilerin yanındaydı. 1986'da Paris'te bir otel odasında ölü olarak bulundu.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla