• Reklam

Anket: Kitabın Değerlendirilmesi

+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0

    Veronika Ölmek İstiyor (Paulo Coelho) Özeti, Konusu, Karakterleri, Yorumları

    Veronika Ölmek İstiyor


    Yazarı : Paulo COELHO
    Yayınevi : Can Yayınları
    Çevirmen : Haldun PAMİR
    Basım Yeri / Tarihi : İstanbul / 2000 - Nisan
    Sayfa Sayısı : 203

    KİTAP HAKKINDA
    Veronika, bir manastırda kiraladığı oadasında kendini öldürmeden evvel, sanki ölüme değil de uykuya yatarmışçasına her gün yaptığı hazırlıklarını yapıyor; dişlerini fırçalıyor, kaloriferi kapatıyor, Homme dergisinin son sayısını okumak için başucuna koyuyor. Aynı soğuk kanlılıkla sehpanın üzerindeki dört kutu hapı içiyor ve ölümü beklemek için yatağa uzanıyor. Veronika bu hapları almak için arkadaşlarına uyuyamadığını söylerek onları kandırmış ve güçlü bir uyuşturucu olan bu hapları ona getirmelerini sağlamış. Bu hapları elde ettikten sonra ise intihar etmek için bir hafta beklemiş, yani ölümle flört etmiş. Bunların hepsi onun bu ölüm kararını anlık bir ruhsal dalgalanma sonucu değil de düşünerek, eksileri ve artıları ile tartarak, aklı başında bir şekilde aldığını gösteriyor. Peki, 24 yaşında, güzel, başarılı, sağlıklı, arkadaşları ve ailesi tarafından sevilen bir kadın neden ölümü tercih eder?

    Aslında bu sorunun cevabını daha kitabın başında, yani Veronika hangi ölüm yolunu tercih edeceğini seçerken bile almaya başlıyoruz. Veronika bu ölüm denemesinin başarısızlık ile sonuçlanmasından korkuyor ve yüksek bir binanın en üst katından atlar ise amacına kesinlikle ulaşacağını düşünüyor. Ama ailesinin kendisini kafatası parçalanmış bir şekilde görmemesi ve daha çok üzülmemeleri için bu yolu seçmiyor. Sadece bu seçimine bakarak bile Veronika'nın hayatını başkaları tarafından beğenilmek, başkaları tarafından onaylanmak, başkalarını mutlu etmek için harcadığını ve bu nedenle hiç bir zaman hayatın kendisine ne verdiğini yada hayattan neler alabileceğini düşünmediğini yani hiçbir zaman 'kendisi' olamadığını söyleyebiliriz.

    Ölümü tercih etmik mi korkaklıktır, yaşamaya devam etmek mi?
    Veronika'ya göre ise ölümü tercih etmesinin nedeni ilk olarak yaşamındaki herşeyin hep aynı olmasına ve yaşı ilerledikçe herşeyin yokuş aşağı gideceğine, hastalıkların geleceğine, dostlarının birer birer öleceğine yani yaşamı uzatmanın ona bir şey kazandırmayacağına tam tersine bir çok şey kaybettireceğine, acı vereceğine dair içindeki güçlü inançtı. İkinci neden ise dünyada herşeyin yanlış olduğunu ve kendisinin bu yanlışlıkları düzeltebilecek gücü olmadığını, aciz olduğunu düşünmesiydi. Bu soruları hepimiz hayatımızda en az bir kere kendimize sormuşuzdur; yaşamanın bize vereceği birşey yok ise niçin yaşamaya devam ederiz ki? Kendimizi öldüremeyecek kadar korkak olduğumuz için mi? , Hayatı tüm olumsuzlukları ile birlikte taşıyabilecek kadar cesur olduğumuz için mi?

    Veronika'ya göre insanların yaşamaya devam etmesinin tek nedeni kendini öldürecek kadar cesarete sahip olmamaları, o ise bu cesareti gösteriyor ve intihar ediyor. Yani belki de hayatında ilk kez diğer insanlar gibi olma kaygısını bir yana bırakarak, onlardan farklı bir şey yapıyor. Ama acaba bu intihar kararının altında hayatı boyunca kendi olamamış, hep başkalarının kriterlerine göre yaşamış yada onlara uymaya çalışmış bir insanın isyanımı yatıyor. Yani bu intihar kararı 'normal' olana, 'normal' kabul edilene karşı bir tepki mi?

    Hayata geri dönüş...
    Veronika, ölüme yatışının ardından herşeyin son bulacağını beklerken, gözlerini Vilette akıl hastanesinin yoğun bakımında tekrar hayata açar. Yaklaşık üç hafta makinelere bağlı olarak yaşadıktan sonra, diğer akıl hastalarının tedavi edildiği koğuşa alınır. Ama bundan önce, ölmeyi başaramadığını düşünerek üzüldüğü anlarda çok önemli bir şey öğrenir; doktoru aldığı ilaçlardan dolayı kalbinin zayıfladığını, kalbinin bir hafta içinde duracağını söyler.

    Kim normal, kim anormal? Kim deli, kim akıllı?
    Koğuşta geçirdiği ilk gecesinde kahramanımız ilk olarak Zedka adında başka bir akıl hastası kadınla tanışır. Zedka ona deli olmanın ne demek olduğunu öğretir. Deli olmak; sadece başkalarından farklı olmaktır. Bunu ise bir öykü ile anlatır Zedka; 'Çok güçlü bir büyücü, bütün bir ülkeyi yok etmek ister, o ülke halkından herkesin su çektiği bir kuyuya sihirli bir madde atar. Kuyunun suyunu kim içerse delirecektir. Ertesi sabah, herkes kuyudan su çekip içer, hepsi de delirir. Yalnızca kraliyet ailesi, kendilerine ait özel bir kuyudan su çektiklerinden, sihirbaz da o kuyuyu zehirlemeyi beceremediğinden delirmezler. Tabii kral çok kaygılanır, halkının sağlığını ve güvenliğini sağlamak için bir dizi emir verir. Ancak polisler ve müfettişler de halkın içmiş olduğu suyu içmiş olduklarından kralın emirlerini saçma bulurlar, uygulamazlar. Ülkede yaşayanlar kralın emirlerini duyduklarında onun çıldırdığına inanırlar, hep birlikte şatosunun önünde toplanıp tacını ve tahtını bırakması için gösteriler yaparlar. Umutsuzluk içindeki kral tahtından inmeye hazırlanırken kraliçe ona engel olarak der ki; gel biz de o kuyunun suyundan içelim, o zaman biz de onlar gibi oluruz. Ve öyle yaparlar: Kral ve kraliçe cinnet suyunu içip anında saçma sapan konuşmaya başlarlar. Bu durumda halk taşkınlığından dolayı pişman olur; öyle ya madem kral bu kadar bilgece konuşuyor, onu alaşağı etmenin anlamı yoktur. Ülkede barış ve huzur tekrar hüküm sürer, bu halk komşularından epeyce farklı bir hayat tarzı benimsemiştir, ama kral ölüme dek ülkesini yönetebilmiştir.' Aynı kuyunun suyunu içmiş olan herkes kendini normal sanar, kendileri gibi olmayanı ise deli ilan ederler.

    Deli olmanın dayanılmaz hafifliği...
    Veronika ölümün kendisini bulmasının beklemektense, tekrar kendini öldürmeye karar verir. Zedka, hastahanede kendilerine Kardeşlik Çemberi adını veren bir grup insanın olduğunu, bu gruba üye olan hastaların istedikleri zaman buradan taburcu olup evlerine dönebileceklerini, ama onların bu hastahanede kalmayı tercih ettiklerini anlatır. Bu hastalar haftada bir gün hastahaneden çıkabildikleri için, eğer onlarla iletişim kurar ise ona intihar etmesi için ilaçlar temin edebilirler.

    Kardeşlik Çemberi'nin özelliği şudur; bu kadın ve erkekler evlerine gidebilcekleri halde, akıl hastahanesinde kalmayı tercih edenlerdir. Müfettişler geldiğinde ise eve gitmemek için deli taklidi yaparlar. Burası akıl hastahanesi olduğundan onlar içeride oldukları sürece istediklerini söyleme, istediklerini yapma hakkına sahiptirler, eleştirilmezler yada cezalandırılmazlar. Yani bu insanlar dışarıda normal gibi davranmaya çalışıp, toplumun kuralları ile kısıtlanmaktansa, anormal olarak anılmayı kabul edip özgür olmayı, kendi olmayı tercih edenlerdir. Peki normal olmak, ya da olmaya çalışmak insana özgürlüğü mü verir, yoksa özgürlüğünü sonsuza dek elinden mi alır?

    Sorgulanan geçmiş...
    Veronika, akıl hastahanesindeki koğuşunda kalbini duracağı günü beklerken, intihar etmiş olmanın belki de doğru bir karar olmadığını düşünmeye başlar. Ve o güne kadar ki hayatını sorgulamaya başlar.

    'O hapları aldığımda nefret ettiğim birini öldürmeye çalışıyordum. İçimde başka, sevebileceğim Veronikalar olduğunu bilmiyordum.' der Veronika. Peki 'İnsan niye kendinden nefret eder? ' Bu soruya da yanıtı ironiktir; 'Korkaklık belki de. Ya da hiç yakanı bırakmayan yanılmak korkusu, başkalarının senden beklediklerini gerçekleştirememek korkusu.' Veronika, haftalarca, belki de aylarca düşünerek aldığı intihar kararını bile aslında başkaları nedeniyle aldığını farkeder.

    Tanıdığı tüm insanlar onu gıpta edilecek bir kadın gibi görürdü; gençti, güzeldi, başarılıydı, kalabalık bir yere gittiğinde herkes dönüp ona bakardı. Herkes onu başına buyruk, iradeli, kararlı, güçlü biri olarak tanırdı. Ama onun kendisi için yarattığı bu imaja uygun davranmak bütün enerjisini tüketmişti artık. Kendi kendisi olmak için hiç enerjisi yoktu.

    Ölümdür Yaşamı Anlamlı Kılan...
    Ve Veronika ölümüne sadece 24 saatinin kaldığını öğrendiğinde sadece iki dilekte bulunur doktorundan; 'Bana öyle bir ilaç verin ki uykum gelmesin ve yaşamımın geri kalanının her anını yaşayabileyim. Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım çok şey var, hayatın sonsuza dek süreceğine sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra, hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başladığımda da unuttuğum.' İkinci isteği ise şudur; 'Buradan çıkmak, dışarıda ölmek istiyorum.... Mantosuz sokağa çıkıp karda yürümek istiyorum, çok üşümenin nasıl bir duygu olduğunu öğreneyim, değil mi? Hayatım boyunca hep sıkı sıkı giyinmişm, soğuk alma korkusuyla....Yüzümde yağmuru hissedeyim, hoşuma giden bir erkeğe gülümseyeyim, bir kahve ısmarlamak isteyen herkesin önerisini kabul edeyim istiyorum. Sonra annemi öpmek, ona sevdiğimi söylemek, duygularımı açık etmeye utanmaksızın dizinin dibinde ağlamak... Duygular hep vardı, ama hep gizlenmek zorundaydı... Kendimi bir erkeğe gerçekten vermek istiyorum, sonrada yaşadığım kente, hayata ve en son da ölüme'

    Veronika ölümle burun buruna geldiği anda, hayatın gerçek anlamının ne olduğunu farkeder; aslında hiç yaşamadığını, sadece yaşıyormuş gibi yaptığını görür. Kitabın bundan sonrasında ve özellikle sonunda ise olaylar hiç beklenmedik bir şekilde devam ediyor.

    Belki de ölümle hiç yüz yüze gelmediği için yaşamını sorgulamamış olan bizlere, bize sadece bir kere verilen bir şansı nasıl boş yere harcadığımızı gösteren bir roman.

  2. #2
    DELIRIOUS AGAIN vampyré adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-08-2004
    Mesajlar
    2,585
    Karizma Gücü
    8
    Güzel bir kitap Paulo Coelho'nun Veronika'nın psikolojisini gayet iyi çözdüğünü ve aktardığını düşünüyorum ve araya da diğer düşüncelerini başka hastalara serpiştirerek geçiştirmiş. Arka arkaya Veronika Ölmek İstiyor ve Sana Gül Bahçesi Vadetmedim'i okuyunca delilikle ilgili bir roman yazacak bir kimsenin en azından bir kere "tımarhane"ye girmesi gerektiği sonucuna vardım. Bu kitabı sevenlere Sana Gül Bahçesi Vadetmedim'i de şiddetle öneririm

  3. #3
    syhgndlf adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    1,628
    Karizma Gücü
    0
    insanın kendi hayatını yaşaması gerektiğini bize hatrlatan delilerin olduğu bir kitap.

    kız arkadaşım üzerindeki aile baskısını bu kitabı okuduktan sonra biraz atmıştı...

    tabii bir de piyan,ist bir eleman vardı kitapta ..
    MEHMEDİM

    Gayrı anlatılmaz bu savaş bence
    Dağ taş konuşmuştu kendi dilince
    Hücum diye bir ses duydum ilk önce
    Sonra allah allah dedi mehmedim

    Ne ana ne sıla ne yar hayali
    Bir gör mehmetteki kükremiş hali
    Kırpmadı gözünü yağmur misali
    Mermi yedi havan yedi mehmedim
    Can askerim

    Öyle bir iman öyle ihlaski
    Secde eder cümle can ve bitki
    Bir temmuz akşamı allah şahitki
    Şaha kalkmış vatan idi mehmedim

    Bu akşam yıldızlar saramış gibi
    Tepeler titreşir hava kış gibi
    Bir dağın sırtında dağ varmış gibi
    Omuzlamış bir mehmedi mehmedim
    Can askerim



    Mesaj SAYIM =1903

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    27-11-2005
    Mesajlar
    9,261
    Karizma Gücü
    8
    Aslında başta basit olarak gözüken Veronica'nın hayat sıradanlıklarının onu ölümü düşünmeye itecek kadar büyüdüğünü ve akıl hastanesi ile gelen yeni bir hayatı anlatıyor kitap..
    Çok güzel tesbitler,ince noktalar var kitapta.Hiç de haksız bulmuyorsunuz Veronica'nın tercihlerini..
    ....

  5. #5
    Elizan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-08-2007
    Mesajlar
    1,956
    Karizma Gücü
    5
    Veronika ölümle burun buruna geldiği anda, hayatın gerçek anlamının ne olduğunu farkeder; aslında hiç yaşamadığını, sadece yaşıyormuş gibi yaptığını görür. Kitabın bundan sonrasında ve özellikle sonunda ise olaylar hiç beklenmedik bir şekilde devam ediyor.
    Evet.Kitabı okuduktan sonra nefes alıyor olmanın ne kadar güzel birşey olduğunu anlıyorsunuz aynı zamanda
    Bu mesaj en son " 12.09.08 " tarihinde saat 00:10 itibariyle Elizan tarafından düzenlenmiştir...

  6. #6
    VAK VAK Özlem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2006
    Mesajlar
    5,251
    Karizma Gücü
    8
    Veronika.

    Kalbin neden durmak istiyor senin???



    -kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?
    -demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...

  7. #7
    Rüzgar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-01-2007
    Mesajlar
    3,713
    Karizma Gücü
    6
    Bu kitabı okuduğum dönemde Veronika ile neredeyse benzer duyguları paylaşlaşıyordum. Paulo her kitabında olduğu gibi yine bu kitapta da duygularıma nispeten tercüme olmuştu.

    "İki saat sonra kalabalığın içinde, sinemadan bir dar sokağa çıkan sanki başka birisiydi.
    Düşünüyordu: “Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor.
    Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış.
    Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umuluyor.
    Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu;
    asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar.
    "

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    10-10-2008
    Mesajlar
    9
    Karizma Gücü
    0
    çok büyük hayaller ile aldığım ama bir o kadar büyük hayal kırıklığına uğradığım bir roman. konusu ve kurgusu çok sade. başından itibaren ne olacağını tahmin ediyorsunuz.