Yüreğinin Seğirdiği Andır Aşk

Yazarı: Erkan Karagöz
Yayınevi: Gendaş Yayınları
Basım Tarihi: Nisan 2004
Sayfa Sayısı: 264






Bu bir adamın aşkının ve o aşkın bedelini ödeyenlerin hikayesidir

Şevket, sevdiği kadını, Vasilisa'yı gerçekleri bilmeden terk etmiş, kendine Tükez'le yeni bir yaşam kurmuştur. Üç güzel bebekleri olur; Selvinaz, Aslan ve Cevanşir... Ama boynundan o kolyeyi de hiç çıkarmaz, onun aşkı halkının özgürlük aşkına dönüşmüştür artık. Çalkantılı zamanın etkisiyle, eskinin kahramanları birden eşkıya olarak görülmeye başlanır. Şevket'in uğruna yaşamını feda etmeyi göze aldığı halkı belki de onu hiçbir zaman anlamayacaktır.

Erkan Karagöz, Rus Kızı Vasilisa'nın birinci cildinde bizi Şevket ile Vasilisa'nın aşklarının gölgesinde Rus Devrimi sonrasının hallaç pamuğu gibi dağılmış halklarının arasında gezdirmişti. İkinci kitabı Yüreğinin Seğirdiği Andır Aşk'ta ise bu aşkın gizlerini ele veriyor, bir adamın ve bir aşkın, nesiller boyu bir ailenin kaderini nasıl değiştireceğini anlatıyor.





KİTAP VE YAZAR HAKKINDA
Erkan Karagöz, 1954 yılında Kars’ta doğdu. Diyarbakır’da önce Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümü’nü ardından Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1978’de başlayıp beş yıl sürdürdüğü öğretmenlik mesleğini avukatlık stajını tamamladıktan sonra bırakarak serbest avukat olarak çalışmaya başladı. Diyarbakır’da tiyatro yönetmenliği ile adım attığı sanatsal uğraşısını çeşitli dergilerde yayımladığı öykü, şiir ve eleştiri yazıları ile sürdüren Karagöz’ün yayımlanmış araştırma kitaplarının yanı sıra “Rus Kızı Vasilisayla”(2002) adlı bir de romanı var.

Rus Kızı Vasilisayla
“Rus Kızı Vasilisayla”da, Mustafa Kemal’in Samsun’a hareketinin hemen öncesinde, Ocak 1919’da kurulup sınırları Batum, Ardahan ve Kars’la çevrilen Anadolu’nun ilk çok kültürlü, demokratik ve bağımsız Cumhuriyeti niteliğini atfedebileceğimiz “Cenubi-Garbi Kafkas Milli Hükümeti”nin kısa süreli ömrünü, harekete omuz veren Şevket’in hayatı üzerinden canlandırırken edebiyat üzerinden karşı tarih yazmıştı Erkan Karagöz. İnançları gereği askerlik yapmayı reddeden Malakanların -Kazım Karabekir tarafından- Bolşeviklik gerekçesiyle Kars’tan sürgün edilmelerini, savaş fırsatçılarının Rus, Ermeni ve Malakan mallarını sahiplenmeleriini, Osmanlı-Rus, Ankara-Sovyet ilişkilerindeki gelişmeleri ve bölgenin etnik haritasının zenginliğini yansıtan “Rus Kızı Vasilisayla”, Erkan Karagöz’ün aynı konuya yoğunlaştığı “Kars ve Çevresinde Aydınlnma Hareketleri” adlı tarih araştırmasının bilgisi ışığında kaleme alınmıştı.
“Yüreğinin Seğirdiği Andır Aşk”, ilk romanın bittiği yerden başlıyor. Ado beyin adamları tarafından pusuya düşürülen Şerif ölmüş, karısı Türkez, çocukları Selvinaz, Aslan ve Cevanşir’le yalnız kalmıştır. Bu nedenle Şevket’in kardeşi Bayram’la evlenmek zorunda kalır. Çocuklarının kabullenemediği mutsuz bir evlilik olacaktır bu.
Halkın kahraman olarak gördüğü Şevket’in ailesine devlet sahip çıkar, Ermenilerden boşalan bir eve yerleştirilir, aç kalmayacak kadar bir toprak tahsis edilir. Şevket’in arkadaşları ise Ado beyi öldürürler. Ne var ki aile mutlu değildir. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Bayram’ın karşı çıkmasına rağmen Cevanşir okula başlar, öğretmeninin zoruyla köy enistitüsüne gönderilir.
Kürt isyanları yıllarıdır. Babasının izinden giden Aslan, liseyi Bakü’de tamamlamış 60’lık Soro’nun ardına takılır, Asdo adını alıp ağa çıkar. Ancak Soro, Asdo’daki cevheri farkedecek, eğitim alması için ikna edip köye, öğretmenin hizmetine gönderecek ve Asdo aydınlanmaya başladıkça babasının Cenubi-Garbi Kafkas Cumhuriyeti mücadelesini kavrayarak sol düşüncelere bağlanacaktır.
Romanın son bölümünde zaman ve mekan sıçraması ile İstanbul’a geliyoruz. Cevanşir bir sahaf olarak çıkıyor karşımıza. Yazar, onların başlarından nelerin geçtiğini üçüncü ve son cilde bırakmış.

Unutulmuş bir Tarihin Yitik İnsanları
Erkan Karagöz, “Rus Kızı Vasilisayla” ve “Yüreğinin Seğirdiği Andır Aşk” romanlarıyla “Kars ve Çevresinde Aydınlanma Hareketleri” adlı tarih araştırmasında bir yandan unutulmuş bir tarihi ve siyasi gelişmeleri hatırlatırken diğer yandan etnik kültürlerin sıklıkla gündeme taşındığı günümüzde çoğumuzun adını hiç işitmediği mazlum bir Anadolu halkını, unutulup giden “Malakan”ları tanıtıyor okuyucuya.
Malakanların, inançları gereği şiddetten kaçınan, askere gitmeyi reddeden bu savaş karşıtı köylü topluluğunun Anadolunun şu ünlü “mozaik”inin bir parçası sayılmamalarının nedeni, rengini bitmek tükenmez savaşlarda dökülen kandan alan o mozaiğe uymayan barışçı kültürleridir herhalde. Mekan/coğrafya uzerine örtülen örtüler kaldırılınca belki de rengarenk kültür mozaiki çıkıyor ortaya, ama anlıyoruz ki, bu mozaik icinde adın anılmayan, tarihi olmayan kültürler de var. Tarihleri yok çünkü “zaman” onlar icin bir doğru değil. Çünkü esaret, sömürü, mülkiyet, iktidar gibi kelimeler yok onların dillerinde. Bu kültürü üreten bir topluluk diğer bir topluluğun yaşam alanını işgal etmediğinden, fetihçi savaşlar yapmadığından, zafer abideleri dikilmemiş, zafer destanlar yazılmamış onlar için. Bugün en çok anılıp örnek alınması gereken Malakanlar –ve benzeri barışçı halklar- işte bu yüzden unutulup gitmişler. Resmi tarihin görmezden geldiği halkların kardeşliği esasına dayalı “Cenubi-Garbi Kafkas Milli Hükümeti”ni ve o cumhuriyetin topraklarına sevdalı halkı Malakanları hatırlamamıza vesile olan çalışmaları nedeniyle Erkan Karagöz’ü kutluyorum.
İlk romanda Vasilisayla ile Şevket’in aşkını, ikincisinde Şevket’in ailesinin yaşama kavgasını dönemin önemli tarihsel olaylarının gelişimi içerisinde; karlarıyla, çamlarıyla, ilginç Rus mimarisi yapılarıyla Kars ve Sarıkamış yöresinin büyülü ortamında; o yöredeki yaşanmışlıklar, acılar ve dramlar eşliğinde canlandıran Karagöz, eğer insan, mekan ve doğa tasvirlerine biraz daha titizlik gösterir, olayları biraz daha derinlemesine işlerse sanıyorum çok daha ses getirecek romanların yazarı olacaktır.
A. Ömer Türkeş