Ne kadar anlatır kelimeler kendini aşkla... Ya da kelimeler mi anlatır ki aşkı?...
Aşk tepeden inmedir, programsız ve aniden... Kalbe yerleştiğinde senin için çok geçtir artık. Olabileceklere mantıkla duygunun kavgası katılır.
Aşk bir savaş...
Düşün ve gerçeğin savaşı...Ya düştesindir ya da gerçekte... İkisi arasında defalarca köprü inşa etmeye çalışsan da köprü hep aynı yerinden çöker, temellerinden.
Aşkın kimliği yoktur... Aynanın karşısında konuşmaların kalbinin sesinden farklıdır. Bir o taraf bir bu taraf derken med-cezirlerde yaşarsın. Kararların ilk önce kararlıdır, sonra düşün gölgesi düşer kararlarına... BİRAZ CANIN YANAR... Tepeden tırnağa yalnızsındır. Sanki bu acıyı sadece sen yaşıyorsundur.
Oysa herkes aynı acıyı farklı yaşar. Pembenin tüm tonlarında tanıdığın aşk, gerçeğe benzediğinde siyah ve gri düşleri çoktan boyamıştır. Hacmi ağırlaşan gerçek ortaya çıktığında pembesini yitiren düş dolaşır aşkın çıkmaz sokaklarında...
Acının mantığı yoktur
ve
aşkın kimliği olur bir anda...
Zamanla aynı yerinde kalan yaran anıldıkca acıtır seni... Zaman geçer yaşadıklarını en fazla bir baş ağrısı kadar hatırlarsın... Ama acın yine aynıdır, yine aynı yerinden acıtır... Zaman geçer sen gidersin yeni bir aşka. Yeni bir aşkta eski aşkını ayıklarsın. Kıstasların vardır artık. Aşkı gerçekte ararsın. Düşe yakışan umutlarını gerçeğin toprağına ekersin... Gün olur toprağını nadas zamanı gelir. Ne toplanacak ekin vardır ne ekilecek tohumların. Aşk yine kimliksizdir...AŞK NE DÜŞTEDİR NE GERÇEKTE...
Eski bir aşk yeni bir aşkta kimlik kazanır... Fetihlere çıkarsın eski aşkla yeni aşkına, fetihlerde beraberliğe yer olmadığını bilmeden... Kazansan da kaybetsen de yaralısındır.
Ve artık dillenir aşk:
'ben sonsuzum,
hep yeniden başlarım...
Yeniden başlarken
eskide yalnızlaşırım...’


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
