Hani korkuyla korkusuzluk arası bir sınır vardır ya...Bazen en uçta yürüdüğünü hissedersin.
Biri elinden tutar yavaşça çeker seni ateşin içine.Sen alevlere onunla birlikte atılacağını sanıp ilerlersin biraz daha.Aslında biliyorsundur içten içe,"bu yolda yalnız olduğunu".Ama sonuçta seni ateşe götürse de elinden tutmuştur ya o,sadece bu bile göz göre göre alevlere doğru ilerlemene değerdir.
Giderek yaklaşırsın ateşe.Sıcaklığı yüzünde hissedince bi an "Acaba?"dersin."Acaba vazgeçsem mi?"Tam o anda o kişi belinizden öyle sıkıca kavrar ki her şeyi bir anda kabullenirsiniz.
Bile bile gidersiniz alevlere doğru.Yalnız olduğunuzun,onun sizinle alevlere dalmayacağının,bu aşkta yalnız olduğunuzun farkındasınızdır.Sizi bu yola sürüklerken yaptığı birkaç jest yüzünden kabullenmişsinizdir her şeyi.Acıyı,yanıkları,ve belki de asla yeri dolmayacak bir boşluğu...
Tam ateşin içine yalnız gireceğinize ve onun sizi yanarken izleyecğine yeni yeni alışmışken bambaşka bir gerçekle karşılaşırsınız.
Sizi yanarken tek izleyecek olan kişi o değildir.Pekçok kişi vardır tükenmeye başlayacağınız anı izleyecek olan.Kimi üzülecek,kimi eğlenecektir.Ama en korkunç olanı bunu tam ateşe adım atacağınız sırada anlamanızdır.
Son anda yapılacak tek bir şey kalmıştır artık.Ya kurtulacaksındır ya da yanacak...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
