• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 36 1234567891011 ... SonSon
352 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    NaciG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-08-2005
    Mesajlar
    911
    Karizma Gücü
    0

    Nacig den seçmeler...





    SİZ AŞK NEDİR BİLMEZSİNİZ



    Siz aşk nedir bilmezsiniz dedi Bukowski
    Ben elli bir yaşındayım bir bakın bana
    Genç bir güzele aşığım
    Kötü saplandım bu işe ama O'nun da hali kötü
    Fakat olacaksa böyle olsun
    Kanlarına giriyorum onların ve kurtulamıyorlar benden
    Herşeyi deniyorlar kaçmak için
    Ama sonunda hep geri dönüyorlar
    Hepsi geri dönmüştür bana
    Ama gördüğüm bir tanesi dışında
    Ağlamıştım ardından
    Ama kolay ağlardım o zamanlar
    Çocuklar sert içkileri yaklaştırmayın yanıma
    Acımasız oluyorum o zaman
    Burada oturuyor bütün gece
    Bira içebilirim siz hippilerle birlikte
    Bu biradan on beş litre içerim ve
    Bana mısın demem,su gibi gelir bana
    Ama bir defa koklatın sert içkileri
    Pencereden dışarı atmaya başlarım insanları
    Kim olursa olsun fırlatırım dışarı
    Bunu yaptım daha önce
    Ama siz aşk nedir bilmezsiniz
    Bilmezsiniz çünkü hiç aşık olmamışsınızdır
    İşte iş bu kadar basit
    Genç bir fıstık buldum şimdi,öyle güzel ki..
    Bukowski diyor bana,Bukowski diyor o minicik sesiyle
    Bense ne var diyorum
    Ama aşk nedir bilmezsiniz siz
    Size ne olduğunu anlatıyorum ama dinlemiyorsunuz
    Aşk buraya kadar gelip kıçınızı dürtse
    Bu odada içinizden birinin ruhu duymaz
    Şiir okuma toplantılarının boktan bişey olduğunu düşünürdüm
    Bana bak ben elli bir yaşındayım ve çok dolaştım
    Boktan diyorsam öyledir
    Ama sonra dedim ki kendime Bukowski
    Aç kalmak daha boktan
    Sonuçta işte buradasın ve hiçbirşey olması gerektiği gibi değil
    O adam neydi adı Galway Kimel
    Bir dergide resmini gördüm
    Yakışıklı bir suratı var ama öğretmen
    Tanrım düşünebiliyor musunuz
    Eyvah sizler de öğretmensiniz
    Size de küfrediyor oluyorum o zaman
    Hayır o adamın adını hiç duymadım
    Ne de ötekinin,hepsi birer asalak
    Belki egom yüzünden artık çok fazla okumuyorum
    Ama,şu ünlerini beş altı kitap üstüne
    Kuran insanlar var ya ,
    Hepsi birer asalak
    Bukowski diyor bana bu kız
    Niçin klasik müzik dinliyorsun bütün gün
    Sizi şaşırttım değil mi
    Benim gibi kaba ayyaş birisinin
    Klasik müzik dinleyeceğini düşünmezdiniz
    Brahms,Rachmaninoff,Bartok,Tdeman
    Kahretsin burada yazamıyorum
    Çok fazla sessiz,çok sayda ağaç var burada
    Şehirleri severim,en uygun yerler benim için
    Her sabah koyarım klasik müziğimi
    Ve oturup yazı makinemin başına
    Bir puro içerim bakın işte böyle
    Ve Bukowski derim sen şanslı bir adamsın
    Bukowski bu belaların hepsini atlattın
    Ve sen şanslı bir adamsın
    Ve mavi duman yayılır masamın üstüne
    Ve pencereden dışarı Delengpre Caddesi'ne bakarım
    Ve derin nefes alır ve yazmaya başlarım
    Bukowski işte yaşam budur derim kendi kendime
    Yoksul olmak iyidir,basur olmak iyidir,aşık olmak iyidir
    Ama siz nasıl birşey olduğunu bilmezsiniz
    Sevgilimi görseydiniz ne dediğimi anlardınız
    Buraya gelince baştan çıkacağımı düşündüm
    Tam böyle olacağını bildi,böyle olacağını bana söylemişti
    Allah kahretsin ben elli bir yaşındayım o ise yirmi beşinde
    Birbirimize aşığız ve o beni kıskanıyor,Tanrım bu güzel birşey
    Buraya gelip baştan çıkarsam,gözlerimi oyacağını söylemişti
    Alın işte aşk sizlere
    İçinizden hangisi bilir böyle birşeyi
    Sizlere birşey söylemeliyim
    Öyle adamlarla tanıştım ki hapishanede
    Üniversitelere ve şair toplantılarına giden
    İnsanlardan çok daha fazla yol-yordam bilen insanlardı
    Kan emicidirler onlar,bütün görmek istedikleri
    Şairin çorapları kirli midir acaba ya da koltukaltları kokuyo mudur
    Ama sizden şunu hatırlamanızı istiyorum
    Bu odada yalnız bir tane şair var bu gece
    BELKİ DE BU ÜLKEDE YALNIZ BİR TANE ŞAİR VAR BU GECE
    O DA BENİM
    İçinizden kim biliyor yaşamı,içinizden kim biliyor herhangi birşeyi
    Hangi biriniz hayatında işinden kovuldu?
    Ya da sevgilisine dayak attı ya da sevgilisinden dayak yedi
    Beş defa kovuldum ben Senis and Rocbuck'tan
    Kovmuşlar,tekrar kovmuşlardı beni
    Otuzbeş yaşındayken tezgahtarlık yapıyordum onlara
    Sonra kurabiye çalarken yakalandım
    Ben nasıl olduğunu bilirim çünkü ONLARDAN GELİYORUM…
    Elli bir yaşındayım ve aşığım
    Şu gencecik güzel şey diyor ki bana: Bukowski
    Ve ne var diyorum,O ise
    Sen pisliğin tekisin diyor bana
    Ve bebeğim beni anlıyorsun diyorum
    Bu dünyadaki tek güzel şey O
    Kadın ya da erkek bu tür hareketine katlanacağım tek kimse
    Ama siz aşk nedir bilmezsiniz
    Hepsi geri döner bana sonunda,her biri geri döner
    Yalnız o sözünü ettiğim bir tanesi,
    Hani o sözünü ettiğim bir tanesi
    Yedi yıl birlikte yaşamıştık,çok içerdik
    Bir avuç memur görüyorum ben bu odada
    Şair filan yok aranızda,hiç şaşırmadım bu işe
    Şiir yazmak için aşık olmak gerekirdi
    Ve siz aşık olmak nedir bilmiyorsunuz ki
    Sizin dediniz bu!…
    Şu ağır içkiden verin biraz bana
    Tamam buz istemem güzel
    Güzel işte çok güzel böyle
    Haydi bakalım gösteriye başlayalım
    Ne dediğimi hatırlıyorum
    Ama bir tek atacağım yalnızca
    Ne de güzel tadı var şu meretin
    Haydi uzatmadan bitirelim bu işi
    Yalnız bundan sonra kimse durmasın
    Açık pencerenin yanında…


    charles bukowski ;N


    BAZILARI


    bazıları hiç delirmez.
    ben,bazen koltugun arkasında
    3-4 gün boyunca yattıgım olur.
    orda bulurlar beni.
    Melaike'ymiş derler,
    sonra gırtlağımdan aşağı şarap döküp
    göğsümü ovarlar
    yağ serperler üzerime.

    sonra kükreyerek kalkarım,
    atıp tutar,köpürürüm-
    onlara ve evrene küfreder
    bahçeye kadar kovalarım.
    sonra kendimi çok iyi hisseder,
    tost ve yumurtanın başına otururum,
    bir şarkı mırıldanıp,
    aniden pembe
    besili bir balina gibi sevimli olurum.

    bazıları hiç delirmezler.
    ne korkunç hayat sürüyorlardır
    allah bilir.



    ETKİ VE TEPKİ

    en iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur
    sırf uzaklaşmak için,
    ve geride kalanlar
    birinin onlardan
    uzaklaşmayı neden isteyebileceğini
    bir türlü tam olarak anlayamazlar.


    Gerisi de gelecek arkadaşlar, yani bir şiir köşesi olur da Bukowski unutulur mu?
    Bu mesaj en son " 06.10.05 " tarihinde saat 23:45 itibariyle cylmz35 tarafından düzenlenmiştir... Neden: Nacİg in isteği üzerine

  2. #2
    by_fernando adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-08-2005
    Mesajlar
    396
    Karizma Gücü
    0
    biraz uzun gibi..ama güzel
    UYARI: BU SİTE BAĞIMLILIK YAPAR TEDAVİSİ YOKTUR!

    Geri geldim uzun yıllar sonra ama bıraktığım ailemi bulamadım nerdesiniz!!!!!!

    Bende admin olurum belki birgün

  3. #3
    NaciG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-08-2005
    Mesajlar
    911
    Karizma Gücü
    0
    MAHVOLMUŞ HAYATLAR

    "aynı kadınla iki kez
    evlenerek hayatımı mahvettim,"demiş
    William Saroyan.

    hayatlarımızı mahvedecek bir şeyler
    her zaman vardır,
    William,
    neyin veya kimin
    bizi önce
    bulduğuna
    bakar,
    mahvolmaya hep hazırızdır.

    mahvolmuş hayatlar
    olağandır
    bilgeler için de
    ahmaklar için de.

    ancak
    o mahvolmuş hayat
    bizimki olduğunda,
    işte o zaman
    farkına varırız
    intiharların,ayyaşların,hapishane
    kuşlarının,uyuşturucu müptelaları
    ve benzerlerinin
    varoluşun
    menekşeler kadar,
    gökkuşağı
    kasırga
    ve
    tamtakır
    mutfak
    dolabı
    kadar
    olağan
    bir parçası
    olduklarının.


    VİETNAMDAKİ HERŞEYİN BASİTLİĞİ

    kadına benzeyen
    genç bir rahibin cübbesini tutarken
    sırtından vurulan adam,
    biz de burda takılıyoruz:
    ay gibi parlak
    eldivenlerimiz şıkır şıkır,
    her yerde motosikletler,arılar uykuda,
    enjektörler paslanmış,
    iklim şaşırmış,
    ve kemiklerimizi titretiyoruz,
    tenimiz körleşmiş,
    ölü düşüyor asker,
    bir ölü asker daha,
    kadına benzeyen genç bir rahibin
    siyah cübbesi
    harika bir kızıla boyanmış şimdi,ve tanklar
    geçip gidiyor ağırdan.


    BİR SİGARA TÜTTÜRÜRSÜN

    Hışımla bir sigara tüttürür
    ve tarafsız bir uykuya dalarsın, uyandığında
    pencereler ve kederin şafağı karşılar seni, borazanlar yoktur;
    bir yarlerde, sözgelimi, bir balık- heryeri göz ve kıpırtı-
    suda oynaşır durur; o balık
    olabilirdin, orada olabilirdin, suya mahkum,
    göz olabilirdin, serin ve asılı,
    gayri-insan; giy ayakkabılarını, geçir
    pantalonunu, hiç yolu yok evlat, hiç-
    olmayan havanın hiddeti, ölü menekşeler misali
    benzeşmişlerin küçümseyişi; haykır, haykır,
    bir borazan misali haykır, gömleğini geçir sırtına,
    kravatını tak, evlat: mandolin gibi
    hoş bir kelimedir keder, ve enginar gibi tuhaf; keder
    bir kelimedir ve bir yaşam tarzı; kapıyı aç,
    evlat; uzaklaş oradan.


    YALNIZ YERDİR CEHENNEM


    adam 65'indeydi,karısı 66,alzheimer
    hastası.

    adamın ağzı
    kanserdi.
    geçirdiği ameliyatlar ve gördüğü
    ışın tedavileri
    çene kemiğini eritince
    tel takmışlardı
    çenesine.

    bir bebeğin altını
    değiştirir gibi
    hergün
    altını değiştirirdi
    karısının.


    durumundan dolayı
    araba süremediği için
    hastaneye taksi ile
    gider,
    konuşmakta zorlandığı için
    adresi kağıda yazardı. ,

    son ziyaretine
    bir ameliyat daha
    gerektiğini söylediler
    ona;sol
    yanağının ve dilinin
    biraz daha temizlenmesi gerekiyordu.
    eve döndüğünde
    karısını altını değiştirdi,
    fırına dondurulmuş hazır yemeklerden
    koydu,akşam haberlerini
    izledikten sonra
    yatak odasına gitti,silahı
    aldı,karısının şakağına
    dayadı ve ateşledi.

    kadın soluna
    yığıldı,adam
    kanepeye
    oturdu,
    namluyu ağzına soktu ve
    tetiği çekti.
    silah sesleri komşuları
    harekete geçirmedi.
    daha sonra fırında
    yanan yemeğin kokusu
    geçirdi.

    biri geldi,kapıyı
    omuzlayarak açtı ve gördü
    çok geçmeden
    polisler gelip
    işe koyuldular,bazı şeyler
    buldular:

    bakiyesi bir dolar on dört sent olan
    bir tasarruf hesabı defteri
    sonuca vardılar
    intihar.

    üç hafta sonra
    iki yeni kiracı
    taşındı daireye:

    ross adında
    bir bilgisayar mühendisi ile
    bale eğitimi alan
    karısı anatana.

    yükselme eğiliminde
    çiftlerden biri gibi
    görünüyorlardı

    CHARLES BUKOWSKI

  4. #4
    by_fernando adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-08-2005
    Mesajlar
    396
    Karizma Gücü
    0
    işte böle kısa yazgüzell
    UYARI: BU SİTE BAĞIMLILIK YAPAR TEDAVİSİ YOKTUR!

    Geri geldim uzun yıllar sonra ama bıraktığım ailemi bulamadım nerdesiniz!!!!!!

    Bende admin olurum belki birgün

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    22-10-2004
    Mesajlar
    180
    Karizma Gücü
    0
    hepsi de güzel yüreğinize sağlık

  6. #6
    rumayy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-07-2005
    Mesajlar
    804
    Karizma Gücü
    0
    dostum bunlar çok güzel ya ellerine sağlık

  7. #7
    cylmz35
    Ziyaretçi
    Çok güzeller... yaaa

    Birde bu adam için ÇİRKİN SERSERİ ŞAİR derler... hani daktilosu ve içkisinden başka dostu olmayan Alman adam.. küçükken yüzünde yaralar çıktığı için yüzü delik deşik görülen.
    Alkol komasından öldü sanılıp morgdan gelen şair..
    küçükken babası tarafından sürekli kemerle dövülen... Shakespeare'i hiç sevmeyen aklımda bunlar kaldı.

    NaciG yanılmıyorum değilmi? aynı kişiden bahsediyoruz..

    evet evet bence aynı kişi çünkü;
    Üslubuyla, Doğal ve akıcı diliyle hemen ayırdediliyor.

    Teşekkürler dostum.. sağol.

  8. #8
    NaciG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-08-2005
    Mesajlar
    911
    Karizma Gücü
    0
    KÜÇÜK BİR ATOM BOMBASI

    Ah, küçük bir atom bombası verin bana
    Fazla büyük olmasın
    Küçücük
    Sokakta gezinen bir atı öldürmeye yetecek kadar
    Ama hiç at yok ki sokakta

    Öyleyse, saksıdaki çiçekleri uçurmaya yetecek kadar
    Ama hiç çiçek yok
    Görmüyorum
    saksıda

    Aşkımı korkutmaya
    Yetecek kadar
    Öyleyse,
    Ama aşkım yok ki

    Kirli ve sevimli bir çocuğu yıkar gibi
    Küvetimde yıkayabileceğim
    bir atom bombası
    Verin bana
    Öyleyse

    (küvetim var)

    Düğme burunlu
    Pembe kulaklı
    Temmuz ayında
    İç çamaşırı gibi kokan
    Bir atom bombası, general

    Aklımı kaçırdığımı mı düşünüyorsunuz?
    Düşüncelerinize bakarak
    Ben de sizin aklınızı kaçırdığınızı
    Düşünüyorum:
    Başkası yollamadan
    Siz yollayın bir tane.


    SİNİRLER

    tiklerim tutmuş çarşafın altında
    güneş ışığıyla tekrar yüzleşmek
    harbiden
    berbat bir
    şey
    neon ışıkları yanıp da
    çıplak kızlar barın
    üstünde
    hırpalayan müzikle dansettiğinde
    şehri daha çok
    seviyorum
    çarşafın altında düşünüyorum
    tarih
    sinirlerimi
    yıpratıyor
    insanlığın en hatırlanası derdi
    güneş ışığıyla tekrar
    yüzleşme cesaretidir
    aşk iki yabancının tanışmasıyla
    başlar.
    dünyayı sevmek
    imkansız.
    yatakta kalıp
    uyumayı
    yeğlerim
    serseme dönmüşüm
    günlerle sokaklar ve yıllarla
    çarşafı
    boynuma çekiyorum
    kıçımı duvara
    veriyorum
    sabahlardan kimsenin etmediği kadar
    nefret
    ediyorum


    DİLENMEK

    çoğumuz gibi, o farklı işlere
    girip çıktım ki, midem deşilmiş ve bağırsaklarım
    rüzgara fırlatılmış gibi hissediyorum kendimi.
    iyi insanlar da tanıdım bu işlerde
    öbür tür de.
    ama birlikte çalıştığım insanları
    düşününce-
    aradan on yıl geçmesine rağmen-
    ilk aklıma gelen
    Karl
    oluyor.

    Karl'ı hatırlıyorum: yaptığımız iş
    belden ve boyundan askılı
    önlük giymeyi gerektiriyordu.

    ben Karl'ın çömeziydim.
    'kolay bir işimiz var', demişti
    bana.

    her sabah yöneticilerden biri geldiğinde
    Karl hafifçe öne eğilip gülümser, başını hafifçe sallayarak
    onu selamlardı: 'günaydın Doktor Stein',
    'günaydın Bay Day' ya da
    Bay Night, kadın bekarsa 'günaydın, Lilly' ya da
    Betty ya da Fran.

    ben tek kelime
    etmezdim.

    Karl bundan rahatsızlık duyuyordu,
    bir gün beni kenara çekti: 'bana bak,
    böyle bir işi başka nerede bulacaksın?
    iki saatlik öğle paydosumuz var.'

    'bulamam herhalde...'

    'kesinlikle, senin benim gibiler için
    bundan iyisi can sağlığı..'

    bir şey demedim.

    'tamam, önceleri zor gelir insana köpeklenmek
    benim için de kolay olmadı
    ama bir süre sonra
    önemli olmadığını keşfettim
    kabuğum çıktı.
    artık kabuğum var,
    anladın mı? '

    baktım ona, gerçekten vardı kabuğu, yüzünde de bir tür
    bulanıklık vardı gözleri anlamsız
    bakıyordu, boş ve
    kayıtsız; yıllanmış,
    yıpranmış bir deniz kabuğuna
    bakıyordum.

    birkaç hafta geçti
    hiçbir şey değişmedi: Karl hiç sektirmeden
    herkesi saygı ile selamlıyor,
    gülümsüyor, rolünü mükemmel
    oynuyordu.

    ölümlü olduğumuz aklına
    hiç gelmiyordu
    herhalde
    ya da
    daha büyük tanrıların bizi
    izliyor
    olabileceği.

    ben işimi
    yaptım.

    sonra, bir gün, Karl beni
    kenara çekti yine.

    'bak, Doktor Morely benimle
    senin hakkında konuştu.'

    'evet? '
    'senin neyin olduğunu
    sordu bana? '
    'sen ne dedin? '
    'genç olduğunu söyledim.'
    'teşekkür ederim.'
    maaşımı alır almaz
    istifa ettim

    ama
    yine benzer işler buldum
    yeni Karl'larla karşılaştım
    ve sonunda hepsini bağışladım
    ama kendimi asla:

    ölümlü olmak bazen
    insanı
    tuhaf
    neredeyse
    çalıştırılamaz ve
    son derece
    iğrenç
    kılar-
    hür teşebbüsün
    kölesi
    değil.

    Charlas Bukowski ;N

  9. #9
    breakaway breakaway adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    1,982
    Karizma Gücü
    0
    nacig
    ellerine salik..atom bombasini aldım pc'ye saol
    "Her Doğru Biraz Yanlıştır"

  10. #10
    NaciG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-08-2005
    Mesajlar
    911
    Karizma Gücü
    0
    Rica ederim, Bukowski hepimizin malı..

    Her Türk onu kullanmalı...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. NaciG ( 1967- .....)
    TF Üyeleri-TF Olayları-TF Ekseni bölümünde NaciG tarafından açılmış
    Yanıt: 38
    Son Mesaj: 17.04.06, 12:23

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •