• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    alpar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-05-2005
    Mesajlar
    151
    Karizma Gücü
    0

    Onay Zamansızlığın Bilimsel Anlatımı??

    Zamansızlığın Bilimsel Anlatımı

    Zamanın, hareket eden cisimler ve meydana gelen değişimler arasında yaptığımız belirli bir sıralamadan doğan bir kavram olduğu gerçeği, bugün bilimsel olarak da kabul edilmiştir. Bu konuda görüş belirten düşünür ve bilim adamlarından örnekler vererek konuyu daha iyi açıklamaya çalışalım.

    The End of Time (Zamanın Sonu) isimli kitabında zamansızlık ve sonsuzluk hakkındaki açıklamaları ile bilim dünyasında büyük yankı uyandıran fizikçi Julian Barbour, zamanın bir algı olmasının, birçok insan için kabullenilmesi zor bir gerçek olduğunu belirtmektedir. Discover dergisinde, Barbour ile yapılan bir röportajda zaman algısı için şu yorumlar yapılmaktadır:

    Ben hala kabullenmekte zorlanıyorum" diyor (Barbour). Ancak, sağ duyu evreni anlamak için hiçbir zaman güvenilir bir yol gösterici olmadı-Copernicus Güneş'in Dünya çevresinde dönmediğini ilk söylediğinden beri fizikçiler algılarımızı şaşırttılar. Herşeye rağmen, Dünya 67,000 mil/saat hız ile boşlukta dönerken en ufak bir hareket bile hissetmiyoruz. Barbour zamanın geçtiğine dair hissimizin, "Düz Dünya Cemiyeti"nin (Flat Earth Society) batıl inancı kadar yanlış olduğunu iddia ediyor."1



    Yukarıda da görüldüğü gibi, ünlü fizikçi Barbour, zamanın mutlak olduğuna dair sahip olduğumuz inancın batıl olduğunu belirtmektedir. Ve günümüzde fizik alanındaki araştırmalar bu gerçeği açıkça göstermektedir. Zaman mutlak değildir, meydana gelen olaylara göre farklı algılanan göreceli bir kavramdır.


    ---------------------------------------------------------------------------

    [sm=s18.gif][sm=s18.gif][sm=s18.gif][sm=s18.gif]Nobel ödüllü ünlü genetik profesörü ve düşünür François Jacob ise, Mümkünlerin Oyunu adlı kitabında zamanın geriye akışı ile ilgili şunları anlatır:

    Tersinden gösterilen filmler, zamanın tersine doğru akacağı bir dünyanın neye benzeyeceğini tasarlamamıza imkan vermektedir. Sütün fincandaki kahveden ayrılacağı ve süt kabına ulaşmak için havaya fırlayacağı bir dünya; ışık demetlerinin bir kaynaktan fışkıracak yerde bir tuzağın (çekim merkezinin) içinde toplanmak üzere duvarlardan çıkacağı bir dünya; sayısız damlacıkların hayret verici işbirliğiyle suyun dışına doğru fırlatılan bir taşın bir insanın avucuna konmak için bir eğri boyunca zıplayacağı bir dünya. Ama zamanın tersine çevrildiği böyle bir dünyada, beynimizin süreçleri ve belleğimizin oluşması da aynı şekilde tersine çevrilmiş olacaktır. Geçmiş ve gelecek için de aynı şey olacaktır ve dünya tastamam bize göründüğü gibi görünecektir.2


    Beynimiz belirli bir sıralama yöntemine alıştığı için şu anda dünya üstte anlatıldığı gibi işlememekte ve zamanın hep ileri aktığını düşünmekteyiz. Oysa bu, beynimizin içinde verilen bir karardır ve dolayısıyla tamamen izafidir. Gerçekte zamanın nasıl aktığını ya da akıp akmadığını asla bilemeyiz. Bu da zamanın mutlak bir gerçek olmadığını, sadece bir algı biçimi olduğunu gösterir.




    [sm=s18.gif]Zamanın bir algı olduğu, 20. yüzyılın en büyük fizikçisi sayılan Einstein'ın ortaya koyduğu Genel Görecelik kuramı ile de doğrulanmıştır. Lincoln Barnett, Evren ve Einstein adlı kitabında bu konuda şunları yazar:


    Salt uzayla birlikte Einstein, sonsuz geçmişten sonsuz geleceğe akan şaşmaz ve değişmez bir evrensel zaman kavramını da bir yana bıraktı. Görecelik kuramını çevreleyen anlaşılmazlığın büyük bölümü, insanların zaman duygusunun da renk duygusu gibi bir algı biçimi olduğunu kabul etmek istemeyişinden doğuyor... Nasıl uzay maddi varlıkların olasılı bir sırası ise, zaman da olayların olasılı bir sırasıdır. Zamanın öznelliğini en iyi Einstein'in sözleri açıklar: "Bireyin yaşantıları bize bir olaylar dizisi içinde düzenlenmiş görünür. Bu diziden hatırladığımız olaylar 'daha önce' ve 'daha sonra' ölçüsüne göre sıralanmış gibidir. Bu nedenle birey için bir ben-zamanı, ya da öznel zaman vardır. Bu zaman kendi içinde ölçülemez. Olaylarla sayılar arasında öyle bir ilgi kurabilirim ki, büyük bir sayı önceki bir olayla değil de, sonraki bir olayla ilgili olur.3



    Einstein, Barnett'in ifadeleriyle, "uzay ve zamanın da sezgi biçimleri olduğunu, renk, biçim ve büyüklük kavramları gibi bunların da bilinçten ayrılamayacağını göstermiş"tir. Genel Görecelik kuramı'na göre "zamanın da, onu ölçtüğümüz olaylar dizisinden ayrı, bağımsız bir varlığı yoktur."4


    -------------------------------------------------------------

    Zaman bir algıdan ibaret olduğuna göre de, tümüyle algılayana bağlı, yani göreceli bir kavramdır.


    Zamanın akış hızı, onu ölçerken kullandığımız referanslara göre değişir. Çünkü insanın bedeninde zamanın akış hızını mutlak bir doğrulukla gösterecek doğal bir saat yoktur. Lincoln Barnett'in belirttiği gibi "rengi ayırt edecek bir göz yoksa, renk diye bir şey olmayacağı gibi, zamanı gösterecek bir olay olmadıkça bir an, bir saat ya da bir gün hiçbir şey değildir"5

    Zamanın göreceliği, rüyada çok açık bir biçimde yaşanır. Rüyada gördüklerimizi saatler sürmüş gibi hissetsek de, gerçekte herşey birkaç dakika hatta birkaç saniye sürmüştür. www.maddeninardindakisir.com



    kaynaklar:


    1.Tim Folger, "Buradan Sonsuzluğa", Discover, Aralık 2000, s.54

    2.François Jacob, Mümkünlerin Oyunu, Kesit Yayınları, 1996, s. 111.

    3.Lincoln Barnett, Evren ve Einstein, Varlık Yayınları, 1980, s. 58.52-53

    4.Lincoln Barnett, Evren ve Einstein, Varlık Yayınları, 1980,s. 17

    5. Lincoln Barnett, Evren ve Einstein, Varlık Yayınları, 1980,s. 58
    !!!! YANLIŞ BİLGİ FELAKET KAYNAĞIDIR. Herişin evvela HAKİKATİNİ ARAŞTIR VE ÖĞREN; sonra tartışmasını istediğin gibi yap!!! 1. si VİCDANINA, 2. si İLİM ve irfanına dayanır...

  2. #2
    afacanerkan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-06-2004
    Mesajlar
    1,923
    Karizma Gücü
    0
    yani........................

    ne demek istiyosun sen bi de onu söylesen...

  3. #3
    alpar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-05-2005
    Mesajlar
    151
    Karizma Gücü
    0


    Zaman dediğimiz algı,


    []aslında bir anı bir başka anla kıyaslama yöntemidir. Bunu bir örnekle açıklayabiliriz. Bir cisme vurduğumuzda bundan belirli bir ses çıkar. Aynı cisme beş dakika sonra vurduğumuzda yine bir ses çıkar. Kişi, birinci ses ile ikinci ses arasında bir süre olduğunu düşünür ve bu süreye "zaman" der. Oysa ikinci sesi duyduğu anda, birinci ses sadece zihnindeki bir hayalden ibarettir. Sadece hafızasında var olan bir bilgidir. Kişi, hafızasında olanı, yaşamakta olduğu anla kıyaslayarak zaman algısını elde eder. Eğer bu kıyas olmasa, zaman algısı da olmayacaktır.


    []Aynı şekilde kişi, bir odaya kapısından girip sonra da odanın ortasındaki bir koltuğa oturan bir insanı gördüğünde, kıyas yapar. Gördüğü insan koltuğa oturduğu anda, onun kapıyı açması, odanın ortasına doğru yürümesi ile ilgili görüntüler, sadece beyinde yer alan bir bilgidir. Zaman algısı, koltuğa oturmakta olan insan ile bu bilgiler arasında kıyas yapılarak ortaya çıkar.



    (Zaman algısı bir anın bir başka anla kıyaslanmasıyla oluşur. Örneğin, karşılaşan iki insanın birbirlerine ellerini uzatmaları ile tokalaşmaları arasında bir süre geçtiğini düşünürüz.)


    [] Kısacası zaman, beyinde saklanan birtakım hayaller arasında kıyas yapılmasıyla var olmaktadır.

    Eğer bir insanın hafızası olmasa, beyni bu tür yorumlar yapmaz ve dolayısıyla zaman algısı da oluşmaz.

    Bir insanın "ben otuz yaşındayım" demesinin nedeni, beyninde söz konusu otuz yıla ait bazı bilgilerin biriktirilmiş olmasıdır.

    Eğer hafızası olmasa, ardında böyle bir zaman dilimi olduğunu düşünmeyecek, sadece yaşadığı tek bir "an" ile muhatap olacaktır.
    !!!! YANLIŞ BİLGİ FELAKET KAYNAĞIDIR. Herişin evvela HAKİKATİNİ ARAŞTIR VE ÖĞREN; sonra tartışmasını istediğin gibi yap!!! 1. si VİCDANINA, 2. si İLİM ve irfanına dayanır...

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    22-08-2005
    Mesajlar
    20
    Karizma Gücü
    0
    Özel olarak dizayn edilmiş tek pencereli bir odaya konup, burada belirli bir süre geçirdiğimizi düşünelim. Odada geçen zamanı görebileceğimiz bir de saat bulunsun. Aynı zamanda odanın penceresinden güneşin belirli aralıklarla doğup-battığını görelim. Aradan birkaç gün geçtikten sonra, o odada ne kadar kaldığımız sorulduğunda vereceğimiz cevap; hem zaman zaman saate bakarak edindiğimiz bilgi, hem de güneşin kaç kere doğup battığına bağlı olarak yaptığımız hesaptır. Örneğin, odada üç gün kaldığımızı hesaplarız.

    Ama eğer bizi bu odaya koyan kişi bize gelir de, "aslında sen bu odada iki gün kaldın" derse ve pencerede gördüğümüz güneşin aslında suni olarak oluşturulduğunu, odadaki saatin de özellikle hızlı işletildiğini söylerse, bu durumda yaptığımız hesabın hiçbir anlamı kalmaz.


    Bu örnek de göstermektedir ki, zamanın akış hızıyla ilgili bilgimiz, sadece algılayana göre değişen referanslara dayanmaktadır.

  5. #5
    Prince Of Pain adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    3,590
    Karizma Gücü
    0
    hmmmm daha anlaşılır oldu


    Sözde değil, özde melankolik!

    **********


    Büyük randevu...
    Bilsem nerede, saat kaçta?
    Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?

    NFK

    **********


    Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar.
    Normal insanlar sonuçları tartışırlar.
    Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.

  6. #6
    omegax adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-06-2005
    Mesajlar
    107
    Karizma Gücü
    0
    Zaman beynimizin algılama sürecinde yer alan bir oldudur ve içinde yaşadığımız 3. boyut için geçerlidir.Ancak beyin farklı algılama durumlarına girdiğinde zaman göreceli hale gelir ama normalde sabit bir işleyişi vardır.
    {Super**68 CMD {Super**68

  7. #7
    atahan001 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-09-2005
    Mesajlar
    91
    Karizma Gücü
    0
    öncelikle konu başlığı olarak "zamansızlığın bilimsel anlatımı" seçilince aşağıda anlatılanlarla bağlantı kurmak zorlaşıyor ve aşağıdaki alıntıların çok ve kısalığı neyin isbatlanmak istendiğini tam anlaşılabilir kılmıyor.
    bir bilim adamı belirli konularda meşur olunca her görüşünün doğru olacağına inanmanın bilimsel olacağına inanmıyorum ve her tesbitin sorgulanması ilkesini savunuyorum.
    benim düşüncem biz insanların algılayabileceğimiz bir tüm birde bölünmüş zaman var ve zamanı hangi yöntemle ve ölçü ile bölersek bölelim bir birim oluşur ve oluşan birim öngörülen isabeti ölçüsünde doğru kabul edilir bu da
    yaşam içindeki olayları algılamamızı ve düzenlememizi kolaylaştırır.
    şimdi "rengi ayırt edecek bir göz yoksa, renk diye bir şey olmayacağı gibi, zamanı gösterecek bir olay olmadıkça bir an, bir saat ya da bir gün hiçbir şey değildir"denmiş acaba ağma kişi renkleri göremiyor diye renk yok olupta biz görüncemi var oluyor renk zaten var olmuşta kimimiz göremiyoruz kimimiz görüyoruz desek daha doğru olur.
    yaşadığımız ve algıladığımız kainat biz insanlar algılamaya başlamadan öncede halen devam eden zaman içinde vardı.
    inancıma göre biz algılayıp anlayalım diye var.
    _________________________________
    ben bir düşünürüm her yerde düşünür yeri gelince cevap veririm
    ------------------------------------------
    ben gönlümü bir DamLa Yagmurda kaybettim, Deryada aramaya çıktım...
    ---------------------------------------------
    HER YAĞMUR DAMLASINDA SEN
    KUM TANELERİNDEYİM BEN
    YAĞ Kİ GÜL AÇSIN GÖNLÜMDE
    SENİNLE CAN GELSİN TENE..!

    atahan

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. ABD de Bilimsel Yaratıcılık Geriliyor
    2003 - 2004 Konuları bölümünde Joruus C'baoth tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 15.12.04, 00:36

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •