• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    29-07-2005
    Mesajlar
    2,477
    Karizma Gücü
    0

    Türkiye Arjantin olur mu?

    1970’lerin sonunda esmeye başlayan özelleştirme rüzgarı ABD Başkanı Ronald Reagen ve İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ile hız kazandı. 1979’da İngiltere’de iktidar koltuğuna oturan Muhafazakar Partili Thatcher, kârlılıkları azalan ve kamunun sırtına yük olarak bütçe açıklarını artıran kamu iktisadi kuruluşlarını (KİT) özelleştirerek bu kurumların tekel konumuna son vermek ve serbest rekabet ortamında faaliyet göstermelerini sağlamak için düğmeye bastı.

    Bu yolla ekonomideki rekabeti ve verimliliği artırmayı, borçlanma ve vergi gelirlerine alternatif olabilecek yeni bir gelir kalemi oluşturmayı amaçlıyordu. Thatcher’ın 11 yıllık iktidarı döneminde kamu kesiminin elindeki dev şirketlerin büyük kısmı özel sektöre devredildi. Gerçekleştirilen özelleştirmeler sonucunda sadece Thatcher’ın başbakanlığı döneminde 75 milyar dolar özelleştirme geliri sağlandı. Elde edilen bu büyük başarı ileriki yıllarda yapılacak özelleştirmelere örnek oldu. 1990’ların başlarında SSCB’nin çökmesi ile Doğu Avrupa ülkelerinde serbest piyasa ekonomisine uyum sağlayabilmek ve yabancı yatırımcıları ülkeye çekebilmek için sıkı bir özelleştirme programı uygulamaya kondu.

    Rusya’nın başlattığı özelleştirme süreci de bu anlamda büyük önem taşıyordu. Haziran 1991’de devlet başkanlığına seçilen Boris Yeltsin, Rusya’nın kısa zamanda piyasa ekonomisine adapte olabilmesi için şok bir tedavi programı uyguladı. 1 Ekim 1992’de başlayan süreçte Başbakan Yegor Gaidar başkanlığındaki hükümetin öncelikli amacı özel mülkiyete dayanan, toplumun zenginleşmesini hedefleyen bir piyasa ekonomisi meydana getirmekti. İkinci olarak özelleştirmeden elde edilecek gelirler kullanılarak mali istikrara katkı sağlanması ve bu gelirin devletin sosyal devlet vasıflarını koruması için kullanılması amaçlanmıştı. Hükümet bu yolla aynı zamanda yabancı yatırımcıların da ülkeye çekileceğini düşünüyordu. Yeltsin bu programının asıl hedefinin vatandaşlar arasında devlet malının paylaştırılması (dağıtılması) olduğunu açıklayarak, “Birkaç milyonere değil, milyonlarca mal sahibine ihtiyacımız var.” demişti. Hükümetin özelleştirmelerden beklediği bir diğer sonuç da reformlar için siyasi destek sağlamaktı. Büyük çaplı özelleştirmelerin gerçekleştirildiği 1994’te Rusya, IMF ve Dünya Bankası tarafından övülen ülkeler arasına girdi. Özelleştirmenin Temmuz 1994’te başlayan ikinci dalgasıyla, Sovyetlerin baş tacı olarak nitelenen başlıca metal ve petrol şirketleri Rus parlamentosunun onayı alınmaksızın Rus özel şirketlerine satıldı. Bu satışlarda izlenen yolun hukuksuzluğu dışında ‘oligarklar’ olarak tanımlanan ‘Rus türedi zenginleri’ni fiyat tekliflerinin açıklanmaması şartıyla ihalelere girmeleri de büyük tartışmalara sebep oldu. 1995’te ülke bütçe gelirinin yüzde 70’i özelleştirmeden elde edildi. Lakin endüstriyel hâsılat artmadı hatta özelleştirme öncesinin gerisinde kaldı. Bunun dışında işsizlik büyük bir hızla arttı. Hükümetin vaatlerinden sadece biri gerçek oldu: Yeni bir Rus burjuvazisi ekonomide söz sahibi oldu. Elde ettikleri parasal gücü medya ile güçlendiren oligarklar GSMH’nın yüzde 40’ını ve ihracatın da yüzde 90’ını kontrolüne ele geçirdi. Oligarkların Rus şirketlerini ucuza kapattıktan sonra bunları çokuluslu şirketlere pazarlaması ve satmak istemesi, olaya devletin el koymasına neden oldu.

    Dünyanın en büyük petrol şirketlerinden biri olan ve özelleştirme sonrası Mihail Hodorkovski’nin eline geçen Yukos ile bir diğer Yahudi asıllı iş adamı Abramoviç’in Sibneft’i Sibneft birleşti. Küresel bir petrol karteli kuran oligarkların ucuza kapattıkları bu şirketleri ABD’li Exxon-Mobil şirketine satmak istemesi bardağı taşırdı. Rus devleti bu şirketlerin yönetimine el koydu ve sahiplerini tutukladı. Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen özelleştirme ve yabancı sermaye konusunda Rus devleti olumlu tavrını sürdürmektedir.

    Benim için ağlama Arjantin

    1980’lerin başında özelleştirme konusunda karar alan bir diğer ülke Arjantin’di. Özelleştirme uygulamaları, hızlı bir süreç takip etmiş ve bu yönüyle de dikkatleri çekmiş bir şok programı içermekteydi. Arjantin’deki ilk özelleştirme girişimleri, 1983 Aralık ayında, Alfonsin iktidara geldiğinde başladı. Ekonominin içinde bulunduğu bunalımları aşmak amacıyla, IMF önerilerine uygun olarak hazırlanan Austral Planı çerçevesinde özelleştirme faaliyetlerine de başlanacağı öngörülmüştü. Ancak bu plan başarılı olamadı. 1989 Temmuz döneminde iktidarı devralan Carlos Menem hükümeti, acil bir istikrar programı başlattı ve ekonomide liberizasyonu ve deregulasyonu tamamlayacak bir özelleştirme programı yürürlüğe koydu. Bu programını içinde, özelleştirmeyi güçleştiren siyasi ve bürokratik engelleri azaltacak yasal düzenlemeler de bulunuyordu.

    Menem’in ekonomi bakanı Antonio Gonzalaz döneminde, ekonomide yapısal uyumu sağlamak amacıyla, devlet telekomünikasyon şirketi, Arjantin Havayolları ve bankacılık sektörü özelleştirildi. Özelleştirmenin önemli bir bölümü, büyük KİT’lerin doğrudan yabancı şirketlere (Örneğin telefon monopolü İspanyol ve İtalyan şirketlere, havayolları Iberia’ya satıldı) devredilmesi şeklinde gerçekleşti. Bu uygulamalarla, GSMH’nın yüzde 15’i civarındaki bütçe açığının yüzde 6’sına yol açan 305 KİT’in büyük çoğunluğu özelleştirmeye açılmış ve 1992 yılı sonu itibariyle nakit olarak yaklaşık 5,6 milyar dolar gelir ve 11 milyar dolar borç azalması gerçekleşmişti. İçme suyu şebekesini, çöp toplama faaliyetlerini hatta sosyal güvenlik sistemini bile özelleştiren Arjantin elde ettiği geliri doğru şekilde değerlendiremedi. Bunun sonucunda 2001 yılında yaşanan borç krizini aşmak isteyen hükümetin elinde satacak hiçbir KİT kalmamıştı.


    http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=22595

  2. #2
    tabiki besiktas genc_forza_bjk adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-07-2005
    Mesajlar
    35
    Karizma Gücü
    0
    olmaz turkiye 3 yılda % 25 buyume gosteren tek ulkedir... istikararı çok iyi gidiyo arjantin olmazzzzz
    İMZA ATMAYI BİLMİYOM PARNAK BASSAM OLURMU ????

  3. #3
    finito adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-06-2005
    Mesajlar
    15,172
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    imf nin bir tek hatası bütün ülkelere aynı tip ekonomik program uygulamaya çalışmasıdır.
    o ülkenin coğrafi özellikleri , sosyal yapısı vb. değişkenleri ele almadan her ülkeye aynı ekonomik politikalarla borçlarını tahsil etme yoluna gitmektedir.

    ama türkiye ile arjantin karşılaştırması da yapılmaması gereken bir karşılaştırma bence. özelleştirmeden sonra asıl gelir kaynağı hükümetlerin vergilendirme olacaktır. arjantinin hatası bu tip vergi politikalarıyla açıklanabilir belki de.
    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu
    ©º° SKYMOON EFE toprağın bol mekanın Cennet olsun °º©


    Türkforum'a bugüne kadar gönderilen her 58 mesajdan birinin Efeler Birliği başlığına gönderildiğini biliyor muydunuz?

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    26-03-2004
    Mesajlar
    2,033
    Karizma Gücü
    9
    imf Türkiye için referans gibidir...her ne kadar milletimize öcü gibi gösterilse de, imf ile yaptığımız anlaşmalar; dış ticaret için kullanılabilecek sağlam referanslardır...Bu anlaşmalar, yabancı yatırımcı için istikrar göstergeleridir...Türkiye bu konuda, ekonomik açıdan son yıllarda önemli gelişmeler gösterdi....umarım yakın gelecekte de aynı istikrarı gösterebiliriz...
    26.03.2004 - 26.04.2006
    OUT OF SERVICE
    :x BYE :x

  5. #5
    inopportune adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    672
    Karizma Gücü
    0
    Bazi ekonomistler,Turkiye'ye son yillarda giren sicak paranin Turk lirasini diger paralar onunde sahte degerli gosterdigini ve bunun gecici oldugunu soyluyorlar ve bu,gereginden fazla giren sicak parayi,tehlikeli olarak yorumluyorlar.2001 krizi de cok miktarda sicak paranin ulkeden ayni anda cikmasi ile meydana gelmisti.Ayni sey bugun olsa,2001 krizi bugun yasancak bir krizin yaninda devede kulak kalacak!
    Ey Türk Milleti, uyan artık uyan!
    Ya kendin olur, insan gibi yaşarsın,
    Ya da susar oturur, yaşadıklarına bakıp bakıp şaşarsın.


    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu




    Sahipsiz vatanın batması haktır
    Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır

  6. #6
    Tirgis adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-11-2005
    Mesajlar
    16
    Karizma Gücü
    0
    Bu ulke bayagi gelisme ve buyume gosterdi. Tebrik etmek lazim yoneticileri. 3 yil oncesine kadar kimsenin hayattan umudu bile yoktu simdi ise gelecek planlari yapiliyor.

  7. #7
    Yalnızca GAZİ!.. maki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2005
    Mesajlar
    2,868
    Karizma Gücü
    0
    Türkiye asla Arjantin olmaz çünkü memlekette malesef vergi kaçağı ve yolsuzluk çok fazla
    kimin ne kadar para kazandığı belli değil
    dolayısıyla iktisadi bunalım çıksa bile asla bir toplumsal baş kaldırıya ulaşmaz
    ama inopportune arkadaşın da dediği gibi sıcak para çok büyük bir tehlike
    ve nedense hümümetimiz cari kapatma adına sıcak parayı cazibeli buluyor
    halbuki hükümet sıcak paranın kölesi haline geldiğinin farkında değil
    sıcak para bugün var yarın yok
    önemli olan dengeli bir ithalat-ihracat ...

  8. #8
    tcmanyak adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-10-2005
    Mesajlar
    203
    Karizma Gücü
    0
    arjantin de ayaklanma aslında çok önce çıkacak olan bir durumdu zaten.ama hükümetin oyalama taktiğiylen bu biraz geciktirildi.ama türkiye de zaten böyle bir oyalamaya zaman harcanacak durum.böyle bir şeyi millet çoğu fark ederse en kısa zaman da türkiye de aynı duruma düşer.ama ben böyle birşey olacağını zannetmiyorum...
    TcMaNYak


  9. #9

    Kayıt Tarihi
    13-06-2005
    Mesajlar
    2,625
    Karizma Gücü
    0
    Arjantin'de ayaklanma felan cikmadi ki! Oncelikle bunun dogru anlasilmasi gerekir.


    Turkiye ile Arjantin'in kiyazlanmasi biraz garip, cunku cok farkli surecler ve olaylar yasandi.

    Arjantin'de fasist donem uzun surdu ve etkileri hala hem ekonimide hem de sosyal hayatta devam ediyor.
    Turkiye'de boyle bir durum soz konusu degil.

    Ayrica Turkiye'nin AB ve ABD icin onemini unutmamak lazim. Arjantin'in bu tur bir durumu yok.


    Arjantin'de ayaklanma olduguna dair medya bilincli bir sekilde ayni goruntuleri gosterip durdu ( ki ayaklanma felan yoktu!) Bazi kose yazaralri vasitasiyla da belli yazilar yazilip Turk kamu oyunun gozu boyanmistir; bakin bizden de kotular var, olur boyle seyler diye.

    Size cok ilginc bir sey soyliyeyim; Arjantinliler de Turkiye gibi ayaklanirmiyiz diye boyuna yazip ciziyorlardi ayni donemde ve hala.

    Cunku orada da ayni tur medya epey guclu. Yani ayni guc hem orada hem burada ayni oyunu oynuyor.


    .


  10. #10
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Türkiye Arjantin olur mu?

    Neden olmasın!

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Burası Türkiye burada her şey olur
    2006 Konuları bölümünde Cockroach tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 07.01.06, 17:52

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •