• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    28-08-2005
    Mesajlar
    76
    Karizma Gücü
    0

    vatan parçalanıyor

    "küffar islamdan ve müslümanlardan hoşnut olmaz"
    küfür ehli islamı ve müslümanları kabul etmemiş,her zaman islamın ve müslümanların karşısında olmuş,hep tuzak kurmuş dost olamamış bilakis düşmanlık yapmıştır.
    en büyük düşmanlığı yüzyıllar boyunca islamın sancaktarlığını yapan bu necip millete yapmışlardır.zamanında osmanlı yı yıkmak yutmak için çevirdikleri entrikaların bir benzerini bu gün çevirmek istiyorlar.
    allahu teala bize küfür ehlini tanıtıyor.
    "eğer onların güçleri yetse,sizi dininizden döndürünceye kadar size savaşa devama ederler."(bakara 217)
    milleti kaz gibi yoldular.yolmayada devam ediyorlar.ama bunca taviz ve bunca tazim ne olacak.ayeti kerimede

    "yeryüzünde mütavazi ol.söz söylerken yavaş sesle söyle!şüphesiz ki seslerin en çirkini eşşeksesidir."(lokman19)

    küffara karşı vakur müslümanlara karşı mütevazi olmak müslümanların vasfıdır.hiçbir ikazı dinlemeyen hak ve hakikatı duyurmak isteyenlere mütekebbirane bir şekilde bastırmaya çaılışan bunu mukabil küffara karşı dostluk ve tevazu gösteren bir kimsenin yeryüzündeki en çirkin bir sesin sahibi olduğu şüphesizdir.
    halbuki hz Allah bize küffarı tanıtmıştı."şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır"(nisa10)

    bu ilahi buyruklar kafirlerin ve müslümanlara düşmanlıkta ne kadar ileri gittiklerinşi batıl inançlarını ne derece katı davrandıklarını,düşmanlıklarının sürekliliğini bildirmekte,müslümanları dinlerinden çeviremedikleri sürece bu savaşlara ara vermiyeceğini beyan etmektedir.
    "sen onların dinine uymadıkça ne yahudiler ne hristiyanlar asla senden hoşnut olmazlar."(bakara120)

    işte görüyorsunuz hoşnut oldular mı?olmadılar."olamazlar".bunu hazreti allah buyuruyor.biz söylemiyoruz.avrupa birliğine girmek için ne istedilerse verildi.küffar sözünde durdu mu.bizdeb noşnut oldumu.HAYIR.

    bu dostluk kuranlar küffara yaranmaya çalışanlar hazreti allahdan çok mu biliyorlar?
    "allah düşmanlarınız sizden çok daha iyi bilir."(nisa45)

    hazreti allaha iman ediyoruz ona teslim olmuşuzdur."gerçek bir dost olarak hazreti allah yeter,hakikai bir yardımcı olarak da allah size yeter."nisa(45)

    bunlar kimin dostluğunu arıyorlar?küffara teslim olanların hazreti allah ile ne ilgisi olabilir?bunca ilahi beyan ortada iken küffar istihza ile bizi başından defetmeye çalışırken yapılan taviz ve tazimler ne olacak?"omlar müminleri bırakıp kafirleri dost edinir ler.onların tarafında bir şeref ve kudret mi aruıyorlar?bilsinler ki şeref ve kudret tamamen ALLAH'A AİTTİR."(nisa139)

    BİNANENALEYH BU KÜFÜRDE İZZET VE ŞEREF ARIYANLAR ONLARDAN OLSUN!!!AMMA BUNU İSLAMA ATFETMESİNLER.İSLAM BUNU REDDEDER...

    __________________
    şeyhimin bir anlık hayali nazarımda özeldir.güzellerle geçen bir ömürden daha güzeldir.
    Yukarı Dön

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    sevgili kardeşim.
    İslam tarihinde bir antlaşma var ki söylediklerinize binaen o antlaşmayı yapanları -isimlerine bakmaksızın- teraziye vursak hepsini Allah'ın davasına ihanetle suçlayabiliriz.

    Bu antlaşma Hudeybiye barış Antlaşmasıdır. Peygamberin istişare gereği hissetmeden karar verdiği ender durumlardandır. Bu ant.nın bir yanında Mekkeli'ler diğer tarafında Müslümanlar vardır. İki taraf birbirleriyle inançlarına bakmaksızın bir ortak davranış biçimi geliştirmek için anlaşmışlardır. Üstelik müslümanların oldukça aleyhine görünen bir antlaşmadır.

    Bu antlaşmaya göre;
    - Mekke'lilerden Müslümanlara sığınan birisi olursa Mekkelilere geri verilecektir.
    (ki müslüman olmasına rağmen bir sahabe-ismini hatırlayamadım- antlaşmadan dolayı Mekkelilere teslim edilmiştir) Müslümanlardan Mekke'ye gidecekler için aynı şey söz konusu değildir.

    Müslümanlar bu ant.nın imzalanmasına bir anlam verememişlerdir. Özellikle Hz. Ali net bir tavırla Peygamberi bu antlaşmanın zararlı olduğunu anlatmak istemiştir.

    İş görünenin tam aksine gelişmiş, antlaşma hiç düşünülemeyecek imkanlar sağlamıştır müslümanlara.

    Müslümanların siyasi ve idari olarak sıçrayışa geçtiği nokta tarihte Hudeybiye Antlaşması olarak görünür.

    Bir ayet bu konuda açıklayıcı oluyor : Umulurki sizin hayır gördüklerinizde şer, şer gördüklerinizde de hayır olabilir.

    Bu kadar net ve değişmez kararlarla, üstelik Allah'ın ayetlerini kullanarak ithamlar yapmamamız gerektiğini düşünüyorum.
    Takdir sizindir.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  3. #3
    berr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-04-2005
    Mesajlar
    234
    Karizma Gücü
    0
    Allah-u Teala Ayet-i kerime'sinde şöyle buyurmaktadır:
    "Onlar mü'minleri bırakıp kâfirleri dost edinirler. Onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar? Bilsinler ki, şeref ve kudret tamamen Allah'a aittir."
    (Nisa Suresi, 139. Ayet-i kerime)

    Onların senin hakkında okullarında verdiği eğitime bak


  4. #4
    cewiz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2005
    Mesajlar
    188
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı NURGÜL123 tarafından gönderildi.
    "küffar islamdan ve müslümanlardan hoşnut olmaz"
    küfür ehli islamı ve müslümanları kabul etmemiş,her zaman islamın ve müslümanların karşısında olmuş,hep tuzak kurmuş dost olamamış bilakis düşmanlık yapmıştır.
    en büyük düşmanlığı yüzyıllar boyunca islamın sancaktarlığını yapan bu necip millete yapmışlardır.zamanında osmanlı yı yıkmak yutmak için çevirdikleri entrikaların bir benzerini bu gün çevirmek istiyorlar.
    allahu teala bize küfür ehlini tanıtıyor.
    "eğer onların güçleri yetse,sizi dininizden döndürünceye kadar size savaşa devama ederler."(bakara 217)
    milleti kaz gibi yoldular.yolmayada devam ediyorlar.ama bunca taviz ve bunca tazim ne olacak.ayeti kerimede

    "yeryüzünde mütavazi ol.söz söylerken yavaş sesle söyle!şüphesiz ki seslerin en çirkini eşşeksesidir."(lokman19)

    küffara karşı vakur müslümanlara karşı mütevazi olmak müslümanların vasfıdır.hiçbir ikazı dinlemeyen hak ve hakikatı duyurmak isteyenlere mütekebbirane bir şekilde bastırmaya çaılışan bunu mukabil küffara karşı dostluk ve tevazu gösteren bir kimsenin yeryüzündeki en çirkin bir sesin sahibi olduğu şüphesizdir.
    halbuki hz Allah bize küffarı tanıtmıştı."şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır"(nisa10)

    bu ilahi buyruklar kafirlerin ve müslümanlara düşmanlıkta ne kadar ileri gittiklerinşi batıl inançlarını ne derece katı davrandıklarını,düşmanlıklarının sürekliliğini bildirmekte,müslümanları dinlerinden çeviremedikleri sürece bu savaşlara ara vermiyeceğini beyan etmektedir.
    "sen onların dinine uymadıkça ne yahudiler ne hristiyanlar asla senden hoşnut olmazlar."(bakara120)

    işte görüyorsunuz hoşnut oldular mı?olmadılar."olamazlar".bunu hazreti allah buyuruyor.biz söylemiyoruz.avrupa birliğine girmek için ne istedilerse verildi.küffar sözünde durdu mu.bizdeb noşnut oldumu.HAYIR.

    bu dostluk kuranlar küffara yaranmaya çalışanlar hazreti allahdan çok mu biliyorlar?
    "allah düşmanlarınız sizden çok daha iyi bilir."(nisa45)

    hazreti allaha iman ediyoruz ona teslim olmuşuzdur."gerçek bir dost olarak hazreti allah yeter,hakikai bir yardımcı olarak da allah size yeter."nisa(45)

    bunlar kimin dostluğunu arıyorlar?küffara teslim olanların hazreti allah ile ne ilgisi olabilir?bunca ilahi beyan ortada iken küffar istihza ile bizi başından defetmeye çalışırken yapılan taviz ve tazimler ne olacak?"omlar müminleri bırakıp kafirleri dost edinir ler.onların tarafında bir şeref ve kudret mi aruıyorlar?bilsinler ki şeref ve kudret tamamen ALLAH'A AİTTİR."(nisa139)

    BİNANENALEYH BU KÜFÜRDE İZZET VE ŞEREF ARIYANLAR ONLARDAN OLSUN!!!AMMA BUNU İSLAMA ATFETMESİNLER.İSLAM BUNU REDDEDER...

    __________________
    şeyhimin bir anlık hayali nazarımda özeldir.güzellerle geçen bir ömürden daha güzeldir.
    Yukarı Dön
    sana katılıyorum kardeş.birde dinler arası diyalog diye birşey çıkardılar şimdi...
    BASİT İNSAN ŞİKAYET EDER.... ACİZ İNSAN İFTİRA EDER...ASİL İNSAN İDARE EDER...

    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    28-08-2005
    Mesajlar
    76
    Karizma Gücü
    0
    Hıristiyanlar, İslâmiyetin doğuşundan itibaren müslümanlara bir önyargı, kin ile bakmışlar, bunun için de haçlı seferleri adı altında yüzyıllarca seferler yapıp İslâm beldelerine saldırmışlardır.

    Tarih hıristiyanların acımasız soykırımları ile doludur. Endülüste o kadar çok müslümanı katletmişlerdir ki, bugün o beldelerde o nesilden bir tane müslüman dahi yaşamıyor.

    Savaş ve harp ile müslümanları sindiremeyeceğini anlayan hıristiyan âlemi, birçok hıristiyanın müslüman olmasının önüne geçemeyince, sinsice yollar aramaya başlamış, fitne ve fesat tohumlarını müslümanların arasına sokma gayretine girmiştir.

    Binaenaleyh güç kullanma ve soykırım yöntemleri ile müslüman memleketleri istilâ edemeyince hıristiyanlar kaleyi içeriden ele geçirme yolunu tatbik etmişler, misyonerlik faaliyetleri için yeni bir kisve bulmak zorunda kalmışlardır. ll. Konsilin ürünü olan ve Papalıkça yayınlanan Hıristiyanlarla Müslümanlar Arasında Kurulacak Diyalog İçin Yönlendirmeler isimli kitap incelendiğinde görülecektir ki maksat hıristiyanlara müslümanlara yeni yaklaşım tarzını öğretmektir.

    Hermann Stiegleckerin şu sözleri bunun ispatıdır:

    Şimdiye kadar hıristiyanlar, İslâma hücum etmek yahut ona karşı kendilerini savunmak için kılıç çektiler. Çoktan beri kılıcı kınına koyduk ve müslümanları, Hıristiyanlığı sevdirmeye yönelmiş bir dini sevdirme gayreti sergiledik; fakat bu kılıcı ve kını imha etmek gerekir ve bizim, Hıristiyanlığı anlatma gayretlerimiz de tamamen gözden geçirilmelidir. Önce Efendimiz (Hz. İsa)nın bize bıraktığı silah olan sevgiye dönmeliyiz. Müslümanların kalplerine ulaşabilmemiz ancak bununla mümkün olacaktır. Şu halde İslâm dininin inançlarını derinlemesine bilmek ve müslümanın dinî psikolojisini kavramakla işe başlamak gerekir.

    1710 yılında İngiliz sömürgeler bakanlığının emriyle Mısır, Irak, İran, Hicaz ve hilâfet merkezi İstanbulda casusluk faaliyetlerinde bulunmak ve batı çıkarları adına gizli bilgiler toplamak üzere görevlendirilmiş bir İngiliz ajan misyoneri olan Hampher; İslâmı Nasıl Yok Edelim, Bir İngiliz Ajanının Hatıraları isimli kitabında İslâmı nasıl yıkacaklarını, neler yaptıklarını, bu tarihte beş bin olan hıristiyan misyonerlerinin neler yaptığını, kendisinin Osmanlı devletini yıkmak, müslümanları dinden uzaklaştırmak, fitne ve fesat çıkarmak için nasıl çalışmalar yapıp, tohumlar ektiğini hatıratında yazmıştır.

    Öyleki nifak hareketlerinin en azılısı olan Vehhâbi zihniyeti kurucusu olan Muhammed bin Abdulvehhabı nasıl kandırıp yoldan çıkardıklarını, nasıl onu İslâmı yıkmak, müslümanları parçalamak için kullandıklarını açıkça bir bir anlatmaktadır.

    Vatikanın, dinlerarası diyaloğu gündeme getirmesinin üç sebebi vardır:

    1- Katolik kilisesinin dışa açılmasını, yeni yapılanmalara ayak uydurmasını sağlamak.

    2- Hıristiyan kiliseleri arasındaki husumeti gidermek ve yeni bir işbirliği içine girmek.

    3- Haçlı seferlerinin ve misyoner faaliyetlerinin hafızalardan silinmeyen kötü izlerini yumuşatmak ve hıristiyanlığı dünya insanına daha sevimli göstermek. Yani diyalog yoluyla misyonerlik...

    Binaenaleyh, hıristiyanların, haçlı seferleri ve misyonerlik faaliyetleri denemelerinden sonra, diyalog metodunu gündeme getirmeleri şüphelidir. Yine hıristiyanlık faaliyetlerine devam ettikleri malûmdur.

    II. Vatikan Konsilinde ele alınan bazı konular bu şüpheleri haklı çıkarmaktadır.

    Matta incilinde ifade edilen ve hıristiyan misyonerliğinin felsefesini oluşturan (28/18-20) Bütün insanları hıristiyan yapıncaya kadar kilisenin görevinin devam edeceği görüşü esas alınmıştır.

    Misyoner Rahip Samuel Zwemer de:

    Müslümanları vaftiz etmek için boşuna çabalayıp durmayalım... Başka yollar deneyelim. İslâm ülkelerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, hıristiyan adetlerini, hıristiyan bayramlarını, hırıstiyan kültürünü, hıristiyan ahlâkını aşılayalım. demiştir.

    Osmanlı devletinin yıkılmasının sebeplerinden birini oluşturan misyoner çalışmalarının en bariz özelliğini, yine Hampherden okuyoruz. Orta halli âileler için yaptığımız okullarda çocuklar eğitmeliyiz. O bölgelerde çok sayıda kilise inşa etmeliyiz. İçki, *****, fuhuşu öyle yoğunlaştırmalıyız ki, genç nesil İslâmdan tamamen yüz çevirsin.

    Gördüğünüz gibi hıristiyanlığın kolayca anlatılabilmesi için önce müslüman gençleri İslâmdan soğutmak, fasit ve bâtıl fikirleri sokmak, haramları yaptırmakla işe başladılar.

    Müslümanların ırkçı, milliyetçi duyguları kamçılanacak, din âlimleri ile halk arasındaki karşılıklı sevgi, saygı, dostane ilişkiler bozulacak (âlimlere iftira etmek gibi) kâfirlerle cihadın vâcip olduğu inancı sarsıntıya uğratılacak.

    Hazret-i Peygamberin dinden maksadı sadece İslâm dini değildir. Yahudi ve hıristiyan ve diğer dinlerin takipçileri de müslümandır. zihniyetini yerleştirmek...

    Yani küfrü hoş görmek ve göstermek. Küfre kucak açmak. Bu çalışmaların kaynağının nereden geldiğini görüyorsunuz değil mi? Müslümanları küfre teşvik etmek ne büyük nankörlüktür.

    Müslümanları ibadetlerinden alıkoymak, Allah-u Teâlânın emir ve nehiyleri konusunda şüphe uyandırmak...

    İslâmı karıştırıcı bir din olarak tanıtmak.

    Şu an öyle yapmadılar mı? Terör dini, geri kalmışlığın kaynağı gibi gösterip İslâmdan insanları soğutmak için bütün batılı devletler elbirlik etmiş çalışmıyorlar mı?

    Âilelere nüfuz ederek âile içi ilişkiler, sömürü kültürüne göre düzenlenecek.

    Müslüman kadınların tesettürden vazgeçmesi için olağanüstü çaba sarfetmek.

    Ve daha nice fitne ve fesat yayıcı mevzular ajan misyonerler tarafından bu kitaptan okunup İslâm ülkelerinde tatbik edilmiştir.

    Binaenaleyh önce kültür tahribatı yapmışlar, İslâm dini hakkında yanlış fikirler yaymışlar, İslâmı şiddet dini göstermişler, geri kalmışlığı İslamla irtibatlandırmışlar, İslâmı ve Peygamberini küçük göstermek, ahlâken her yolu deneyerek çöktürmek istemişlerdir.

    Bu hâle gelen bir kimseyi daha sonra rahatça hıristiyanlaştırabileceklerinin plânlarını kurmaktadırlar.

    Direk hıristiyanlaştırmasalar bile kendi dinlerine kayıtsız, ilgisiz hâle getirebilecek her yolu denemekteler.

    Okulları, dil kurumlarını, yardımlaşma faaliyetlerini kullanıp gizli emellerine alet etmektedirler.

    Misyonerler; televizyon, radyo kurup işleterek, yayınevleri kurarak, okullar ve dil kursları açarak, ilim adamlarını kullanarak, halkın felâket ve sıkıntılı anlarında yardım adı altında parayı ve makam-mevkiyi kullanarak, meslek örgütlenmeleriyle ve en mühimi de diyalog yoluyla çalışmaktadırlar.

    Bütün bu amaçlarına yıllardır halkı dinden, imandan, vatandan soğutarak ulaştılar. Artık alenen hıristiyanlığı anlatıyorlar ve resmen hıristiyan yapma gayretindeler.

    Bilhassa protestan hıristiyan misyonerlerinin çalışmaları ciddi tehlike arzetmektedir. Ortadoks ve katolik hıristiyan misyonerleri de hem halkımız hem vatanımız üzerinde sinsice çalışmaktadırlar. Gizli emellerini tatbik etmektedirler.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    28-08-2005
    Mesajlar
    76
    Karizma Gücü
    0
    rasuli ekrem sav efendimiz bir hadisi şerifnde şöyle buyuruyorlar
    "şu üç haslet kimde bulunursa imanın tadını tatmıştır.allah ve rasulülünü herkesten ve herşeyden fazla sevmek.sevdiğini ancak hz allah için sevmek.iman ettikten sonra ateşe atılamaktam nefret eder gibi,küfre dönmekten nefret etmek(buhari tecrid sarih:169)

    allahu teal musa as. aya musa;benim için bir amel işledinmi?diye sorduğunda"evet ya rabbi.senin için namaz kıldım,oruç tuttumsadaka verdim.diye cvp verdi.
    allahu teala
    "ya musa!bunlar senin içindir.sen benim için bir dostumu dost bir düşmaınmı düşman edindin mi buyurdu.


    evet arkadaşlar bir düşünelim ki ya biz onun için sevip onun için buğz edebiliyormuyuz.herkes bir içine danışsın.ama biz tam tersine yahudi ve hristiyanları dost edinerek onlarla dialog taoplantıları içine giriyoruz.islam devletini küffar kucaklamış gidiyor.ama bizi dialogla uyutuyorlar.küffar yıllar önce yapamdığını şimdi vatanın içinden gizli gizli gerçekleştiriyor.yeni şafak gazetesinde ALMAN VE AVUSTURYA HRİSTİYAN DEMOKRAT PARTİ LİDERLERİ,TÜRKİYENİN AB ÜYÜELİĞİNE KARŞI BİRLEŞTİ.CSU LİDERİ STOİBİER,"OKULLARIMIZDA HAÇLAR İÇERİDE,TÜRBANLI ÖĞRETMENLER DIŞARIDA KALACAK DEDİ."dünya üzerinde hiçbir memleketin halkı kendi içinden kuşatılmış değildir.hiç bir memleket halkı kendi düşmanları ile iş birliği içine girmemişlerdir.bu sebeple küffarla dostluk kurup onlara arka çıkanlar çok büyük vebal altına girmişlerdir.küffar kaleyi içeriden fethetmişlerdir.hatayda tertip edilen dinler arası diaolg olsun papanın türkiyeyi ziyaret etmesi olsun,bunların hepsi bu niyetin ve geyretin birer parçasıdır.biz müslüman değilmiyiz.eğer müslümansak allahu teala aşağıdaki ayetei kerimelerde şöyle buyuruyor.


    Ey inananlar! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin. Allah
    ın aleyhinize apaçık ferman vermesini mi istersiniz? (Nisâ: 144)

    Cinsi ne olursa olsun küfür, İslâma göre tek bir millettir. Müminlerin dostu ise ancak müminlerdir.

    Allah-u Teâlâ müminlere kâfirleri dost edinmemelerini muhakkak emrettikten sonra, bu emr-i şerife uymayanların ise Allahın dostluğunu kaybetmekle cezalandırılacağını bildirmektedir:

    Âyet-i kerimesinde buyurur ki:

    Müminler müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah ile bir dostluğu kalmaz.(Âl-i imran: 28)

    Allah-u Teâlâ ile hiçbir ilgileri kalmadığı gibi, Allah-u Teâlânın dininde onların hiçbir yeri yoktur. Aradaki bütün bağlar tamamen kesilmiştir.

    Gerçekten de onlar kâfirlerle birliktedirler. Hem onları severler, hem de sevgilerini gizlerler.

    Bu Âyet-i kerime bile onların işini bitirmek için kâfidir. Bu ilâhî ferman, Allah-u Teâlânın haklarında verdiği hükümdür.

    Bir Âyet-i kerimesinde de buyurur ki:

    Onlar müminleri bırakıp kâfirleri dost edinirler. Onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar? Bilsinler ki şeref ve kudret tamamen Allaha âittir. (Nisâ: 139)

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    28-08-2005
    Mesajlar
    76
    Karizma Gücü
    0
    “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir milletin; babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa, Allah’a ve Peygamber’ine muhalefet eden kimselere sevgi beslediklerini göremezsin.” (Mücâdele: 22)

    Gerçek iman budur, bu İslâm dinine göredir.

    Görülüyor ki Âyet-i kerime, iman yakınlığı olmayan akrabalıkları kökünden yıkmış oluyor.

    İslâm tarihinde bunun birçok canlı örnekleri vardır. Şöyle ki:

    Ebu Ubeyde -radiyallahu anh- Bedir savaşında babası Cerrah’ı, Hazret-i Ömer -radiyallahu anh- dayısı As bin Hişam’ı, Hazret-i Ali -radiyallahu anh- ve Hazret-i Hamza -radiyallahu anh- de yakın akrabalarını katletmişlerdi. Mus’ab -radiyallahu anh- ise Uhud savaşında kardeşi Ubeyd’i öldürmüştü.

    Bu gibi kimselere sevgi göstermek, Allah’a ve ahiret gününe inanmanın gerekleriyle taban tabana zıttır. Zira onlarla dostluk kurmak, küfre sevgi göstermektir. Kim Allah’ı severse, O’nun düşmanlarına düşman olur. Nur ile karanlık bir araya gelmediği gibi; bir kalpte hem Allah sevgisi, hem de O’nun düşmanlarının sevgisi beraber bulunmaz. Küfre muhabbet ile iman bir arada barınmaz. Bir kimseyi sevenin, onun düşmanını sevmesi mümkün değildir. Bu iki şey kalpte birleşmez. Kalpte Allah düşmanlarının sevgisi yerleşince orada iman bulunmaz.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    28-08-2005
    Mesajlar
    76
    Karizma Gücü
    0
    rasulallah a.s iman etmiyenlerin kafir olduklarını;küfrün ve küfür ehlinin murdar,pis olduğunu;küfdarın islama ve müslümanlara düşman olduğunu,küfrü hoş görenlerin ve küfür ehliyle dost olanların da küfürle küffarla ortak olduğunu;küfarın memleketimiz üzerinde hesabı olduğunu,küfrü hoş görenleri bu hesap doğrultusundakullanıldığını;bütün bunları ayeti kerime hadislerle bir bir izah etmiştik.ancak küffar boş durmuyor.halkı uyutmaya çaılışıyor.bizde bıkmadan uyandırmaya çalışıyoruz.

    "öğüt ver hatırlat.çünkü öğüt ve nasihat müminlere fayda verir.(zariyat55)
    "onların kalplerindekini bildiği kimselerdir.onlara aldırma,kendilerine öğüt ver ve içlerine tesir edecek güzel sözler söyle.(nisa63)
    "dinlerini oyun ve eğlenceye alanları,dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak!sen o(kuranla)öğüt ver ki,kişi kazandığı amel sebebiyle helaka uğramasın.o kimse için allahtan ne bir başka dost nede bir şefaatçi vardır.(enam70)
    "insanların hesap görme zamanı yaklaştı,fakat onlar hala gaflet içindedirler."(enbiya1)

    küfür millettir.onlara fırsat vermeyelim.nitekim bunların hedefi imana kaldırmak,vatanımızı yağmalamktır.bu küfür ehline tazim edenlere itimat etmeyelim.
    zira imansız vatan,vatansızda iman müdafaa edilmez.biri giderse diğeri de gider.bunları hoş göreni sen hoş görme ve itimat etme!ayeti kerimede" zulmedenler meyletmeyin.yoksa sizede ateş dokunur.sizin allah tan başka dostunuz yoktur.sonra yardımda göremezsiniz."(hud113)

    ayeti kerime mucibince sanada ateş dokunur.
    "iman ile küfür birbirinden kesin olarak ayrılmıştır.kim tağutu inkar edip de allah iman ederse muhakkaki o kopması mümkün olmayan en sağlam bir kulba sımsıkı sasrılmış olur.allah işitendir ve bilendir.
    allah iman edenlerin dostudur.onları karanlıklardan kurtarıp nura çıkarır.inkar edip kafir olanların dostlari tağuttur.onları nurdan alıp karanlıklara götürür.işte onlar cehennemliklerdir,orada ebedi kalacaklardır."(bakara 256-257)

    bu sözlerimiz iman ve vicdan sahibi olan içindir.

    "sen onların üzerinde zorlayıcı değilsin.onun için sen sadece benim tehdidimiden korkacak olanlara kuran ile öğüt ver."(kaf 45)

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    28-08-2005
    Mesajlar
    76
    Karizma Gücü
    0
    Dinde imanda, şeref ve haysiyette bu kadar taviz olur mu?
    Bu bize yakışır mı?İslâm bunu kaldırır mı?
    Bu kadar Âyet-i kerimeler onlara hatırlatıldığı halde bu dostluk nereden geliyor?
    Zira atalarımız: Düşmandan dost, domuzdan post olmaz demişlerdir.
    Bu Âyet-i kerimeleri duymayan, bu sözleri işitmeyenlere herhalde
    Allah-u Teâlâ onlara duyuracak, dünyada da ahirette de.
    İlâhi hükümlere karşı kör ve sağır kalmak insanı nereye götürür?
    Bu necip millete dinde imanda, şeref ve haysiyette yakışır mı bu kadar taviz?
    Bu müslüman milletine yakışır mı küffâra bu kadar tazim?
    Bunu nasıl yakıştırdınız? Yakıştıranlara olsun bu...
    Ama millete atfetme. İslâm bunu reddeder.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    28-08-2005
    Mesajlar
    76
    Karizma Gücü
    0
    VATANIMIZ ve MİLLETİMİZ ÜZERİNDE
    NASIL ÇALIŞIYORLAR?

    Küffar birliğine girmeden evvel Küffar Birliği bize girdi.

    İZMİRDE MİSYONER ÖRGÜTLENMESİ

    A- KİLİSEEVLER (Türkçe ilahi ve vaaz yapılıp ayin sonrası çay sohbeti yapılan apartman katlarında faaliyet gösteren kiliseler.)

    1. Yeni Doğuş Kilisesi: Cumhuriyet Bulv. Toplam 40 kişi (17 bayan)

    2. İzmir İsa Mesih Topluluğu: Mustafa Kemal Sahil Bulv. Toplam 40 kişi (20 bayan)

    3. Karşıyaka Sevgi Topluluğu: Alaybey, Vaiz Koreli, Misyoner Amerikalı Toplam 10 kişi (3 bayan)

    4. Bornova Protestan Topluluğu: Bornova. Vaiz Koreli, Misyoner Amerikalı, Toplam 10 kişi (4 bayan)

    5. Buca İsa Mesih Topluluğu Protestan Kilisesi: Yaklaşık 13 kişi. Misyoner Koreli, Brezilyalı

    6. Işık Enternasyonal Protestan Kilisesi: Alsancak. Yaklaşık 50 kişi, genelde ecnebi.

    7. Felemenk Protestan Kilisesi, Klasik kilise

    8. Efes Protestan Topluluğu: Selçuk

    B. YEHOVA ŞAHİTLERİ (Ev toplantıları yaparak aylık dergileri Gözcü Kulesi ile dükkan ziyaretleri yaparak faaliyet gösteriyorlar.)

    Balçova Prenses Otelde etkinlikleri var. Üç kuyular, Bostanlı, Hatay’da etkililer. Bir Türk doktor ve hemşire faal çalışıyor.

    C. KİTABEVİ:

    Söz Kitabevi, Sevgi Kitabevi.

    D.İNTERNETKAFE: Bornova ve Alsancak’ta. Işık kilisesi ile bağlantılı çalışıyor. Sosyal etkinlikler yapılıyor.

    E. KATOLİKKİLİSELER

    F. Evangelist / St. Poul Kilisesi, Talatpaşa Bul. Alsancak.

    G. SÜRYANİLERİN YURTDIŞINA İŞÇİ GÖNDERME FAALİYETLERİ İstanbul’da ikamet eden iki kişi tarafından organize edilmektedir.

    ANKARA’DABAZIKİLİSELER:

    Ankara-Balgat Uluslararası Protestan Kilisesi

    Ankara-Batıkent Protestan Kilisesi

    Ankara-Kolej Kurtuluş Kilisesi

    Ankara-Ostim Presbiteryen Kilisesi

    Ankara-Ulus Mesih İnanlıları Topluluğu

    İSTANBULDA BAZI KİLİSELER:

    İstanbul-Altıntepe İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı (Altıntepe Protestan Kilisesi)

    İstanbul-Bahçelievler Presbiteryen Lütuf Kilisesi

    İstanbul-Beşiktaş Kilisesi

    İstanbul Eminönü Bible House İmmanuel Kilisesi

    İstanbul-Güngören Protestan Kilisesi

    İstanbul-Kadıköy Kilisesi
    Bu mesaj en son " 13.10.05 " tarihinde saat 09:07 itibariyle NURGÜL123 tarafından düzenlenmiştir...

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Satılık Vatan
    2005 Konuları bölümünde detays tarafından açılmış
    Yanıt: 62
    Son Mesaj: 08.11.05, 15:09
  2. Vatan Bilgisayar'ın Terbiyesizliği
    2005 Konuları bölümünde kadir_can tarafından açılmış
    Yanıt: 19
    Son Mesaj: 18.02.05, 03:20

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •