• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Matthias Claudius (1740 - 1815)


    Hayatı ve Eserleri:

    Claudius, 15 ağustos 1740’ta; Lübeck yakınlarındaki, Herzogtum Plön’ün, Holstein Reinfeld bölgesinde doğar.Babası papazdır.Annesi, babasının 2. eşi olan Maria Claudius’tur.Matthias, ailenin 4. oğludur.Evde, sürekli okunan İncil ve ilahiler; onun, gelecekteki sanatının temel noktasını oluşturmuştur.

    Claudius, 1751’de, 3 kardeşini birden kaybeder.1755’de, Plön’deki bir Latin okuluna gider.Bu okuldan sonra, 1759 yılında, babasından izin alarak, Jena üniversitesine gider.Burada, önce teoloji; sonra hukuk, felsefe ve siyasal bilimler okur.Bu arada, “Teutschen Topluluğu”’na üye olur.Bu topluluktayken, Ortodokslukla ve aydınlanma dönemiyle ilgilenir.Tarihe aykırı bakışıyla tanınan Gerstenberg’i, kendine örnek alır.Üniversitede okuduğu bu yıllar içinde, kardeşi Josias’ı kaybeder.1763 yılında, “Aşk Cilveleri ve Öyküler” adlı, zamanın modasına uyan Anakreon tarzı bir eser yazar.

    Claudius, tembel biridir.O yüzden; ne diplomasını, ne de ileride mesleği olabilecek dalda bir eğitim belgesi alabilmiştir.1763 yılında, bitirme sınavlarına girmeden, okulu bırakır ve Reinfeld’e döner.Buraya geldikten sonra, “Söyleşiler ve Anlatımlar” adlı eserini yazar.Bu eserde, Gerstenberg etkisi görülmektedir.

    1764-65 yılları arasında, Kopenhag’da, Holstein kontunun yanında sekreter olarak çalışır.Daha sonra, ailesinin yanına döner.1766’da, kız kardeşi Dorothea Christine’yi kaybeder.Bu yıllarda, Claudius’un aklı karışıktır.Edebiyatta, eski ve yeni akımlar arasında kararsızdır.Ancak, sonunda, eski akımlara bağlı kalmayı seçer.1768’de Hamburg’a gider.Orada, Lessing’le tanışır.Ayrıca, “Hamburg Tezgahüstü Haberleri” adlı gazetede, editör olarak çalışmaya başlar.Gazetede, kendi şiir ve düzyazıları da yayınlanmaktadır.Gazetenin çok az olan tirajı, onun sayesinde 400’e çıkar.Yazar, bu gazetede, 1770 yılına kadar kalır.Bu arada, Hamburg limanına gelen gemilerin, para raporlarını da tutmaktadırAncak, bütün bu işlere rağmen, geçimini sağlayacak kadar para kazanamamaktadır.Claudius, 1770’de, Herder’le tanışır ve Hessen Darmstadt’ta, 1 yıla yakın sürecek olan bir oyunda yer alır.

    Claudius, 1771 yılında, J.J.Bode’nin kurmuş olduğu, “Wandsbeck Habercisi” adlı dindar kesime yönelik bir gazetenin editörlüğünü üstlenir.Bu yerel gazete; Salı, Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri çıkmaktadır.Yerel bir gazete olmasına rağmen, 18. yüzyılın en önemli gazetelerinden biri haline gelmiştir.Bunun nedeni, seçmiş olduğu konunun ve kullandığı dilin, okurlardan esinlenerek oluşturulmuş olmasıdır.

    Gazetenin amacı, aydınlanma dönemine ışık tutmaktır.Claudius, o dönem yükselmekte olan gerçekçiliğe ve klasik akıma karşı bir tutum içindedir.Yazar; doğal dindarlığın, yani, Hıristiyan dininin edebiyata yansıtılmasını istemekteydi.Dolayısıyla, gazetenin politikası da bu yöndedir.

    Gazetede; Goethe’nin “Genç Werther’in Acıları”, Lessing’in “Minna von Barnhelm” ve “Emilia Galotti”, Klopstock’un “Odlar” adlı eserleri yayınlanır.Ayrıca; Herder, Burger, Hölty, Gleim, Gerstenberg, Cramer ve Eschenburg’un yazıları çıkar.Claudius da, anonim olarak, şiir ve düzyazı yazmaktadır.Gazetede bir şiir köşesi vardı ve bu köşe, okurun ilgisini çekmekteydi.Burada, şiirlerin yanı sıra, çeşitli düşünceler ve eleştiriler de yer alıyordu.

    Claudius, 15 mart 1772’de, Barnbeck’li Anna Rebecca Behn ile evlenir.Evlendikten 7 ay sonra, kız kardeşi ölür.1773’te de babasını kaybeder.1774 yılında, Hamburg’da; daha önce katılmış olduğu, “Üç Gül” mason locasında, bir üst dereceye çıkmaya hak kazanır.Daha sonra, buradan ayrılıp, başka bir locaya üye olur.Bu arada, Fransızcadan bir dizi mason kitabı ve şarkısı çevirisi yapar.Ayrıca, Johann Georg Hamann ile mektuplaşır.

    1776 yılının ocak ayında, Claudius’un eşi ölür.Yazar, aynı yılın ilkbaharında, Darmstadt’a döner.Sonradan başbakan olacak olan, devlet bakanı Friedrich Karl von Moser’in yardımcısı olur.Ayrıca; ekonomi, finansman ve yönetim konularında çalışır.Bu arada, “Hessen Darmstadt Privilegierten Gazetesi”’nde çalışmaya başlar.Ancak, bu gazete, bir süre sonra kapanır.Devlet bakanı Moser de görevinden ayrılınca; Claudius’un, bu şehirde oturmak için bir nedeni kalmaz ve yazar, 1777 yılının ilkbaharında ayrılarak, Wandsbeck’e döner.

    Claudius, 1777’den sonra, serbest yazar olarak edebiyat çalışmalarını sürdürür.1777-78 yıllarında, “Mısır Kral Sarayının Öyküsü”’nü yazar. 1780 yılında annesi ölür.Aynı yıl, “Cyru’nun Gezisi” adlı eserini yazar.1784 yılında, Friedrich Heinrich Jacobi ile birlikte Holstein’a geziye gider.1785 yılında, daha sonraları kral 11. Friedrich olacak olan, Danimarka prensi Friedrich, yazara düşük bir gelir bağlar.1788’de, 2. oğlunu kaybeder.1789 yılında, Schleswig Holstein Altona Bankası’nda, yönetici olarak çalışmaya başlar.Ancak, bu görevde fazla kalmaz.

    1794’te, Jacobi ile komşu olur.1796’da, kızı Christian Marie Auguste’ü kaybeder.1798’de, diğer kızı Anna Frederike, Jakobi’nin oğlu Max ile evlenir.1799’da, “Oğlum Johannes’e Bazı Sözler”’i yazar.1800’de, “Fenelon” adlı eserin çevirisini yapmaya başlar.1808’de, “Kutsal Akşam Yemeği”’ni yazar.Claudius’un, ayrıca; 17. yüzyıl Alman yazarı, Angelus Silesius üzerine bir eseri ve Fransızcadan, “Saint-Martin” adlı bir çevirisi vardır.Klopstock, Gerstenberg, Stolberg ve Voss ile kurduğu bir topluluk, düşsel dünyalara yelken açmıştıBu topluluk, en derin insan duygularını anlayabilmek için, Tahiti’de yaşamayı düşlüyordu.Claudius da, düşüncelerini ve doğasını yansıttığı şiirlerini yazıyor; ancak, rokoko dekadansını kabul etmiyordu.

    1812’de, Friedrich Schlegel ile birlikte, “Alman Müzesi” adlı bir projede yer alır.Aynı yıl, 1775-1812 yılları arasındaki şiir ve düzyazılarını topladığı, “Wandsbeck’li Habercinin Seçme Yazıları”’nı yayınlar.”Asmus” takma adıyla yazan Claudius’un bu eserinin Latince adı, “Kendi Öğütleriyle birlikte Asmus’un Bütün Eserleri”’dir.Eser 8 bölümdür.Genellikle, yazarın, “Wandsbeck Habercisi” gazetesinde yazdığı yazıları kapsar.Diğer yazılar, yazarın aydınlanmayla ve politikayla ilgili yazılarıdır.Eserde; şiirler, düzyazılar, mektuplar ve eleştiriler vardır.

    Claudius, hayatının son yıllarında, evsiz ve göçebe olarak yaşar.Bir süre Lübeck’e gider.Daha sonra, 1814’te, üvey oğlu Perthes’in bulunduğu Hamburg’a gider.Orada, 21 ocak 1815’te, hayata veda eder.




    Sanatı:

    Claudius, “Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang)” döneminin şair ve düşünürlerindendir.Şiirleri, yalın ve içtendir.İlk şiirleri; aydınlanma çağının, zevk ve eğlenceye düşkün, yaşamı bir oyun olarak kabul eden, Anakreoncu şiir anlayışına uygundur.Daha sonraları, halk şarkılarına yakın, her türlü sanatsal kaygıdan uzak, yalın ve duygulu şiirler yazmıştır.Onun şiirleri; saf, çocuksu ve Hıristiyan inancına bağlı yapıtlardır.Doğayı, Tanrı’nın eseri olarak yücelten şiirler yazar.Claudius’un, ayrıca, yalın bir üslupla yazılmış, fabl ve özdeyişleri vardır.Claudius, şiirinde, halk tarafından oldukça benimsenen bir vurgu kullanmıştır.Duyarlı bir yapıya sahip olması, duygu ve düşüncelerini uygun ortamda yansıtması; onun, gerçek bir halk şairi olduğunu gösterir.

    Claudius, sıradan şeyleri düşünmeyen ve kuralları kafasına takmayan bir kişidir.O an için ne hissediyorsa, onu resmetmektedir.İyi bir Hıristiyan ve devrimci görüşe sahip biri olarak, kendi doğruları çizgisinde yol almıştır.Onun yürekten objektif oluşu, Alman ideali çevresinde pek taraftar bulmamıştır.

    Düşünce olarak; Klopstock’a yakın, Voss’a karşıydı.Herder’in ahlakını örnek alıyordu.Claudius; Klopstock, Voss ve Stolberg’in grubuna katılmış ve Herder, Jacobi, Hamann, Lavater ile birlikte, Kant’ın ve Weimar klasiklerinin önderliğindeki, eleştirel zekacı felsefe karşısında, halka yakın olan realizmi temsil etmiştir.Usçuluğa ve klasikçiliğe karşı çıkarak, edebiyatta doğallığı ve Hıristiyan öğretilerine bağlılığı korumaya çalışmıştır.Sahip olduğu insan sevgisini aktarmanın yolunu aramıştır sürekli.

    Fransız devrimi sonrası ortaya çıkan özgür düşünceler ve özellikle, insan hakları kazanımı, dünyada etkili olmaya başlamıştı.Claudius, despot davranışların, hiçbir zaman pozitif yasalara dönüşmeyeceğini öngörmüştür.Kralların ve yöneticilerin, bu tür despot davranışları örnek almaması gerektiğini, filozoflardan yönetici olamayacağını ve Hıristiyan dininin tehlike altında olduğunu savunmuştur.Bunun nedeni olarak, insanların dinden uzaklaşmaları olduğunu söyler.

    Kaynakça:


    -Geschichte der Deutschen Literatur Helmut De Boor
    Richard Newald/1964

    -Mathias Claudius Peter Berglar/1972

    -Matthias Claudius Reymer Klüver

    -Kindler Neues Literatur Lexikon 1990

    -Türk ve Dünya Edebiyatçıları Aziz Çalışlar
    Remzi Kitabevi/1987

    -Ana Britannica

    Ana Yayıncılık/1986

    -Büyük Larousse
    Gelişim Yayınları/1986

    -Türk Ansiklopedisi Milli Eğitim Yayınları/1946
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  2. #2
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0
    Bugün Mutlu Olmak İstiyorum

    Bugün mutlu olmak istiyorum!
    Görgü kurallarıymış, terbiyeymiş boş verip,
    Deliler gibi koşuşturmak, şen çığlıklar atmak istiyorum;
    Kralı gelse tutamaz beni bugün!

    Bahar geliyor çünkü, binbir neşeyle birlikte,
    Kızıl sabah göklerinin derinliklerinden;
    Boynunda ve başında çiçek çelenkleriyle.
    Bahar geliyor bugün, omuzlarında bülbülleriyle.

    Ak alnı ve al yanaklarıyla,
    Hoş kokulu bahar geliyor bugün, çiğ olup damla damla!
    Ah keşke, Tirsis’im tomurcuklu bir dal olsa,
    Koşup uzansam bugün canım arkadaşıma.



    Her Gün Şarkı Söylemek

    Yılbaşında, hediyesini açan bir çoçuk gibi
    Sevinçliyim ve Tanrı’ya şükrediyorum!
    Çünkü, burada seninleyim;
    Şükürler olsun ki, sen de o güzel yüzünle benimlesin!

    Şükürler olsun ki, güneşi görebiliyorum; dağları, denizleri,
    Yaprakları ve çimenleri!
    Şükürler olsun ki, geceleri ışıl ışıl yıldızların
    Ve güzelim ayın altında yürüyebiliyorum!

    Tanrı, bana yaşadığım günü bağışlamış;
    Tadını çıkaracağım bir hayat bağışlamış.
    Çatıdaki serçeye verdiği yaşama sevincini,
    Benden niye esirgesin ki?



    Uzanmış Uyuyor Göğsümde

    Uzanmış, uyuyor göğsümde sevdiğim;
    Koruyucu ruhum, şarkılar söylüyor ona.
    Keyfim yerinde, mutlu edebilir beni;
    Açan bir çiçek, düşen bir yaprak.
    Bülbül ah, ah bülbül;
    Ne olur, uyandırma aşkımı şakıyarak!



    Bir Pınara

    Ey, yeşillikler içindeki küçük pınar;
    Geçenlerde, Daphne’yi gördüm yanıbaşında.
    Öyle durgun ve duruydu ki suların;
    Bir resim gibiydi, yüzeyinde yüzü Daphne’nin.
    Görebilsem, ah keşke bir kez daha;
    Görebilsem güzel yüzünü sularında!
    Gizlice sokulup yanına yaşlı gözlerle,
    Anlatırdım derdimi sudaki aksine.
    Çünkü, ne zaman kalsak baş başa;
    Dilim tutuluyor onun karşısında.



    Akşam Şarkısı(Ay Doğdu)

    Ay doğdu!
    Parıldıyor, küçücük altın gibi yıldızlar;
    Duru gökyüzünde.
    Orman karanlık ve sessiz;
    Çayırlardan yükseliyor,
    Beyaz mucizevi bir sis.

    Ne kadar durgun dünya,
    Alacakaranlığın perdesi ardında.
    Dingin bir oda gibi,
    Rahat ve huzurlu.
    Uykuya dalıp unutmalı,
    Gün boyu depreşen acıları!

    Ayı görüyor musun gökte,
    Nasıl da kusursuz ve güzel;
    Yüzünün yarısını gizlediği halde.
    Bakmasını bilmediğimiz için, göremediğimiz
    Birçok başka şeyle birlikte;
    Gözümüzden kaçan bir ece işte!

    Biz gururlu insanoğulları,
    Nasıl da kibirliyiz, zavallı günahkarlarız!
    Hiçbir şey bildiğimiz yok aslında,
    Hiçlik eğiriyoruz sürekli!
    Türlü boş işlerle, sanatla oyalanıyoruz;
    Oysa, giderek asıl amacımızdan uzaklaşıyoruz.

    Tanrım, bize kurtuluşa giden yolu göster!
    Ölümlü olana kanmasın, kapılmasın ruhlarımız,
    Kibir olmasın kıvancımız!
    Sıradan insanlar olalım
    Ve şu dünyada, senin huzurunda;
    Çocuklar gibi inançlı ve şen kalalım!

    Sonunda acısız,
    Tatlı bir ölümün kollarında;
    Al bizi yanına!
    Yanına vardığımızdaysa,
    Yerimiz cennet olsun;
    Sen ki, efendimiz ve Tanrımız değil misin?

    O halde yatın kardeşler;
    Tanrı aşkına, yatın haydi!
    Esirge bizi Tanrım,
    Huzur içinde uyuyalım;
    Hasta yatağındaki komşumuz da öyle!

    Çeviren: Murat Acar
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    03-10-2006
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0
    ESHQUIA arkadaşım Matthias claudius'un daha fazla şiirine ulaşmak mümkünmü teşşekkür ederim ..

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •