• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Otto Erich Hartleben (1864 - 1905)


    Hayatı ve Eserleri

    Hartleben , 3 haziran 1864'te , Hannover yakınlarındaki Clausthal'a bağlı Harz'da dünyaya gelir.Hukuk eğitimi gördükten sonra , alt düzeylerde adli görevler alır. 1890'dan sonra , bohem hayatı yaşamaya başlar.Berlin naturalist çevresine girer. Wilhelm Bölsche ve Hart kardeşler(Heinrich , Julius) ile tanışıp dost olur.

    Hartleben'in girdiği naturalist grup , pozitivist felsefenin etkisi altında olan gençlerden oluşuyordu.Homojen bir yapıda olan bu gruptaki gençlerin tamamına yakını , burjuva ailelerden geliyordu.Hepsi yüksek öğrenim görmüş ya da en azından denemişlerdi.1890'larda ortaya çıkan bu yazarların hepsi yaşıttı.Taşrada doğmuşlar ve büyük şehirlere gelmişlerdi.Ancak , taşranın gelenek-göreneklerinden ve tutuculuğundan uzak , tamamen özgürdüler.Bu gençler , edebi tartışmalarda yeni tarzlarını savunuyorlar , dergi ve antolojiler yayınlıyorlardı.Savundukları görüşe göre; bütün egemen , ahlaki ve toplumsal şablonlar atılacaktı.Onlara göre;insanın karakteri , kalıtım ve çevresi tarafından belirlenmekteydi.İnsan , bir bütünün parçasıydı ve bu bütün bir mekanizmanın yasalarına göre hareket etmekteydi.Bu gençlerden bir bölümü , Berlin'in varoşlarında yaşamaktaydı.Bu yüzden , aşağı tabakanın içinde bulunduğu durumu yakından görme olanağı elde etmişler ve bu malzemeleri eserlerinde kullanmışlardı.Bir bölüm genç ise , şehirde kaldığından , şehir yaşantısını resmetmişlerdi eserlerinde.Şehirde yaşadıkları çelişkileri ve zenginlerin ahlaki çöküntüsünü dile getiriyorlardı.

    Hartleben , 1889'da , "Kurbağa" adlı eserini yazar.Bu eser , İbsen'in aynı adlı parodisinin bir uyarlamasıdır.1891 yılında , "Kopuk Düğmenin Öyküsü" adlı eserini yazar.Öyküde , birbirini seven iki genç vardır.Bir gün trendeyken , kızın elbisesinin düğmesi kopar.Sevgilisi de , onun düğmesini aramaya koyulur.Tren vagonlarında dolaşır ve düğmenin kaybolduğu yere bir gül koyar.Bu arada , trendeki herkesin giysisini incelemektedir.Giderek , kızın aşkını unutmaya başlar.Bunun üzerine , kız da , ona olumsuz bir yanıt verir.Hartleben bu öyküde , burjuvanın garip durumlarını ve zayıflıklarını , ironik açıdan ele almıştır.

    Hartleben , 1893'te , "Hanna Jagert" adlı tiyatro eserini yazar.Oyun , 3 perdelik bir komedidir ve ilk kez 2 nisan 1893'te , Berlin Lessing tiyatrosu'nda sahnelenir.Hanna Jagert , Konrad Thiemes ile nişanlıdır.Konrad , 2 seneden beri sosyal demokrat partiye üye olduğundan hapse atılmıştır.Hanna'nın babası , Konrad'ın siyasetle ilgilenmesinden rahatsızdır ve kızını , başka bir çevreye sokmak için çalışmaktadır. Hanna , fabrika sahibi Aleksandr Könitz ile tanışır.Könitz , Hanna'ya bir dükkanda iş bulur.Bu arada , Hanna ile Konrad'ın dostu olan Bernard von Vernier arasında bir aşk doğar.Konrad ise , Hanna'yı , uzaktan da olsa koruma altına alır.Ancak , Hanna , artık kont Vernier'nin metresidir.

    Hartleben , oyunda;işçi sınıfından Konrad ile kapitalist ve aristokrat kesimden iki soylu arasındaki çatışmayı ve iki aşk arasında bocalayan bir kızın öyküsünü anlatır. Oyun , Berlin sansür kurulu tarafından yasaklanır ve polis , oyunun sahnelenmesini engeller.Gerekçe , bir kızın yaşadığı evlilik dışı ilişkidir.Arka plandaki gerekçe ise , oyunda , sosyal demokrat bir karakterin yer almasıdır.Yazar , bu yasağa karşı dava açar ve kazanır.

    Hartleben , 1895'te , "Konuksever Papaz" adlı öykü kitabını;1897'de , "Ahlaksal İstekler" 'i yazar.1900'da ise , "Rosenmontag" 'ı kaleme alır.Bu eser , 5 perdelik bir trajedidir.Oyun , 3 ekim 1900'da Berlin Alman tiyatrosu'nda ve daha sonra , Münih oyuncu evi'nde sahnelenir.Oyunun konusu , bir askeri kışlada ve orduevinde geçmektedir.İkisi de teğmen olan Rudolf ve Hans , Traute Reimann adlı genç bir işçi kıza aşık olurlar.Rudolf'un kuzenleri Peter ve Paul , Ramberg'den gelirler ve onu bu aşktan vazgeçirmeye çalışırlar.Onlara göre;Rudolf , Schmitz'in kızı ile dostluk kurmalıdır. Rudolf , Traute'ye olan aşkı yüzünden çok zorluklar atlatmış ve böylelikle çok yıpranmıştır.Ancak , Rosenmontag'da yapılan top atışları gösterisine giderek; herkese , sevgilerini kanıtlamak isterler.Sevgililer , karnavalı birlikte geçirirler.Daha sonra , uğradıkları bir iftira yüzünden , beraberce ölüme giderler.

    Rudolf'un acıklı öyküsü ve Rosenmontag'da başına gelen felaket , geleneksel ve klasik trajedinin en iyi örneklerinden biridir.Esere düzyazı olarak bakıldığında da , aynı şekilde etkilenmek olanaklıdır.Hartleben'in , askerlerle ilgili bu tür gözleme dayalı eserler vermesinin nedeni;onun natüralist ekolden gelmiş olmasıdır.Kullanılan dil , esere duygusal bir hava verir.Bu yüzden , gelişen olaylara , insanlar farklı açıdan bakmaktadır.

    Hartleben'in 1905'te , "Şiirler" 'i çıkar.Ölümünden bir yıl sonra ise ,"Düğün" adlı eseri basılır.Yazarın ayrıca , "Boynuzlu Eczacı" adlı bir eseri daha vardır.

    Rudolf Steiner , Hartleben'le ilgili bir anısını şöyle anlatır :

    "Gazeteci , tiyatrocu ve yazarların akşamları sürekli gittikleri Chemnitius otelinde , Goethe şenliği düzenlenmişti;orada tanıdım Hartleben'i.Hayatın anlamının , hayatın tadını çıkarmaktan geçtiğinden söz ediyordu.Bu , onun felsefesiydi.Zaten , hep o noktada takılıp kalmıştır."

    Hartleben'le ilgili bir anekdot da şöyledir :

    Hartleben , bir gün hasta olur ve doktora gider.Bazı incelemelerden sonra , doktor , alkol ve sigaradan uzak durmasını söyler ve ekler:"Bu öğütlerimin bedeli 3 marktır." Bunun üzerine , paltosunu ve şapkasını alarak kapıya yönelen Hartleben :" Evet ama , ben sizin öğüdünüzü tutmayacağım!" der ve parayı ödemez.

    Hartleben , 11 şubat 1905'te , kuzey İtalya'da Solo bölgesinde Gardo gölü yakınlarında hayata veda eder.



    Sanatı

    Yazdığı siyasal tiyatro oyunlarının sansüre uğraması nedeniyle , Hartleben'in adı , edebiyat tarihine çok sonraları girmiştir.Yazarın siyasal tarzda yazdığı bu oyunlar , sadece sosyalizmi ön plana çıkarmamış; aynı zamanda , sosyal eleştirilere de yer vermiştir.Hartleben , kişisel politik eğilimlerini açıklamanın yanı sıra; Hanna Jagert'te olduğu gibi , görevlerini yerine getiremeyen kişilerin eleştirisini de yapar.Aristokrat sınıf ile işçi sınıfı arasındaki sürekli savaşımı konu alır.Bu yüzden , eserlerinde , eleştiri ön plandadır.

    Hartleben , güler yüzlü ve alaycı bir yaşam anlayışına sahiptir.İroni konusunda , kendi zamanının en iyileri arasında yer alır.Burjuvanın zayıflıklarını ironik bir dille ele aldığı , doğalcı oyunlarıyla tanınır.O , komedilerinde , karakterleri istediği konuma koyar.Böylelikle , konunun özü , ancak oyunun sonunda anlaşılır.Yazarın şiirleri ise , izlenimci bir üslubla yazılmış;yüzeysel , ancak incelikli şiirlerdir.O , geleneksel fars temalarını , modern hale getirmiştir.

    Yazar , önceleri , sosyal kritikler yapan eserler vermiş;sonraları bunun yerini , yaşama sevinci , özgür erotik itiraflar ve incelikli bir yergi almıştır.Onun eserlerindeki toplumsal eleştiri , komik anekdotlara ve Guy de Maupassant'ı andıran bir erotizme dayanır.

    Kaynakça :
    - Alman Naturalizmi Acar Sevim
    İşaret Yayınları/1991

    - Mein Lebensgang/Rudolf Steiner Anthroposophie Forum

    - Kindle Neues Literatur Lexikon 1990

    - Ana Britannica
    Ana Yayıncılık / 1986

    - Büyük Larousse
    Gelişim Yayınları / 1986

    - Türk Ansiklopedisi
    Milli Eğitim Yayınları / 1946
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  2. #2
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0
    Ey, Güzel Koku!

    Ey , büyülü zamanlardan kalma güzel koku ,
    Büyüle beni yine , çel aklımı;
    Tatlı yelin içinde uçuşurken ,
    Bir sürü uçuk kaçık ayartı!

    Neşeli bir istek çağırıyor beni ,
    Epeydir unuttuğum hazlara.
    Ey , büyülü zamanlardan kalma güzel koku ,
    Büyüle beni yine , çel aklımı;

    Tövbe ettim huysuzluğa ve somurtkanlığa ,
    Işıklı penceremden dört gözle bakıyorum;
    Uçsuz bucaksız , sevgili dünyaya.
    Ve hayaller kuruyorum , beni götürecek o güzel manzaralara;
    Ey , büyülü zamanlardan kalma güzel koku!



    Ay Sarhoşu

    Gözlerden içtiğimiz şarap ,
    Ay akıyor üstümüze geceleyin dalga dalga;
    Kabarıp taşıyor ,
    Sessiz ufuktan.

    Sayısız özlemler , korkunç tatlı ürpertiler
    Yüzüyor o selin içinde.
    Gözlerden içtiğimiz şarap ,
    Ay akıyor üstümüze geceleyin dalga dalga.

    Şair , adanmışlığın kölesi;
    Kutsal likörle sarhoş.
    Kendinden geçmiş cennete dönüyor yüzünü ,
    Sendeleyerek emip , höpürdetiyor onu;
    Gözlerden içtiğimiz şarap.



    Hasta Ay

    Sen karanlık ay , ölümcül hasta;
    Koymuşşun başını , göğün samur yastığına!
    Yabancı bir ezgi gibi büyülüyorsun beni ,
    Ateşli bakışlarınla.

    Can çekişiyorsun aşkın dinmez sancılarıyla ,
    Boğuluyorsun;özlem nefes aldırmıyor sana.
    Sen karanlık ay , ölümcül hasta;
    Koymuşsun başını , göğün samur yastığına!

    Sıcakkanlı aşık ,
    Sokuluyorsun sevgiline korkusuzca.
    Yüreklendiriyorsun ışık oyunlarıyla ,
    Sapsarı kanın sızıyor acıyla;
    Sen karanlık ay , ölümcül hasta!



    Ay Lekesi

    Siyah paltosunun arkasında ,
    Ay ışığında beyaz bir lekeyle;
    Pierrot , ılık bir akşamüstü ,
    Düşüyor kısmetinin peşine.

    Aniden işkillenip üstündeki bir gölgeden ,
    Düşünüyor;acaba ne olabilir diye.
    Siyah paltosunun arkasında ,
    Ay ışığından beyaz bir leke işte.

    Durun biraz , düşünüyor;bir sıva lekesi!
    Siliyor , siliyor;ama çıkaramıyor bir türlü!
    Devam ediyor yola , tadı kaçtı ama ,
    Gün ağarana kadar , ovala babam ovala;
    Ay ışığından beyaz bir leke oysa!



    Hasekiküpesi

    Ay ışığının solgun çiçekleri ,
    Beyaz mucizevi güller ,
    Temmuz gecelerinde açar;
    Ah , koparabilsem birini!

    Yatıştırmak için derin kederimi ,
    Kararan sularda arıyorum;
    Ay ışığının solgun çiçeklerini ,
    Beyaz mucizevi gülleri.

    Tüm özlemlerim dinerdi ,
    Cesaret edebilsem:
    Becerikli bir peri gibi serpmeye ,
    Kahverengi buklelerinin üzerine;
    Ay ışığının solgun çiçeklerini.



    Kaygısızca Uykuya Dalıyoruz Aşkın Kollarında

    Kaygısızca uykuya dalıyoruz aşkın kollarında;
    Açık pencereden , nefeslerimizdeki huzuru dinliyor
    Ve mehtaplı geceye taşıyor yaz rüzgarı.
    Bahçeden , gönül yordamıyla bularak yolunu ,
    Aşk yatağımıza kadar geliyor güllerin kokusu;
    Harika düşler getiriyor bize ,
    Arzularla yüklü , sarhoşluk düşleri.



    Chopin Valsi

    Ağartılmış bir damla kan gibi ,
    Bir inceağrılının dudaklarındaki.
    Salınıyor bu müziğin içinde , sinsi sinsi;
    Yok oluşun ayartısı , yok edişin çekiciliği.

    Dizginsiz nağmeler içinde dolaşıyor çalgının telleri;
    Ümitsizliğin , buzdan soğuk düşünde.
    Ağartılmış bir damla kan gibi ,
    Bir inceağrılının dudaklarındaki.

    Ateşli , çoşkulu , tatlı ve arzulusun;
    Melankolik , gamlı valslerde:
    Aklıma takılıyorsun!
    Doğuyorsun düşüncelerime ,
    Ağartılmış bir damla kan gibi.



    Gece

    Dev siyah kelebekler ,
    Gün ışığını gölgelemişler.
    Kapanmış büyü kitabı;
    Ufuk , sessiz bir uykuya dalmış.

    Yitik uçurumlardan yükselen duman ,
    Karışıyor ölümcül belleğin soluğuna.
    Dev siyah kelebekler ,
    Gün ışığını gölgelemişler.

    Gökyüzünden yeryüzüne süzülüyor;
    Kurşun gibi ağır kanatlarıyla ,
    Görünmez canavarlar.
    İnsanların kalplerine konuyorlar ,
    Dev siyah kelebekler.

    Çeviren:Murat Acar
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •