• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Georg Christoph Lichtenberg (1742 - 1799)


    Hayatı ve Eserleri
    Lichtenberg , 1 temmuz 1742'de , küçük bir ülke olan Hessen - Darmstadt'ın başkenti , Darmstadt'ın yakınlarındaki Ober - Ramstadt'ta doğmuştur.Ailenin 17. çocuğu olan Lichtenberg'in babası bir köy papazıdır.Çocukların on üçü bebek yaşlarında ölmüştür.Lichtenberg de , çocukken geçirdiği bir kaza sonucu kambur kalmıştır.

    Baba Lichtenberg şehir vaizliğine atanınca , aile ; 1745 yılında , Darmstadt'a taşınır.Bu görevden sonra , baba Lichtenberg , ülkenin en yüksek din görevine atanır.Edebiyat , müzik , matematik , fizik , astronomiye meraklı olan baba Lichtenberg , 1752'de ölür.Lichtenberg aynı yıl liseye başlar.Derslerinde başarılı olur.Edebiyata ve matematiğe olan işgisini geliştirir ve arkadaşlarına matematik konulu konferanslar verir.

    Liseden sonra , anne Lichtenberg , burs için devlete başvurur.Burs başvurusu kabul edilir ve Lichtenberg , 1763'te , Hannover Prensliğindeki Göttingen üniversitesinde eğitime başlar.Üniversitedeki ilk yılında , kendisinin ; müsvedde , çöp , karalama ya da düşünce defteri diye tanımladığı not defterini tutmaya başlar.Yazar , tuttuğu bu notlara ; su birikintisi , pislik , dağınıklık gibi yakıştırmalarda bulunmuş ve bu notlar'ın " Beş paralık doğrular" olduğunu savlamıştır.Bu defterler ; bilimsel ve bireysel nitelikli notlar , şiirler , fıkralar , okunacak kitap listeleri , çeşitli yazarlardan alıntılar , matematik hesapları , çizimler ve çeşitli karalamalar içeriyordu.

    Lichtenberg'in üniversitedeki ilk öğretmenleri , Kastner ve Meister'dir.1766'da , Göttingen'de bir yayınevi ve kitabevi açan Johann Christian Dietrich'le dostluk kurar ve ona yayınevi çalışmalarında yardımcı olur.

    Lichtenberg , 1767'de üniversiteyi bitirir.1770'in ortalarında , iki İngiliz öğrenciyle birlikte İngiltere'ye gider ve burada bir ay kalır.Gezi dönüşünde , üniversitede yardımcı profesörlüğe getirilir.Bu arada ; Hannover , Osnabrück ve Stade şehirlerinin ölçümlerini yapmakla görevlendirilmiştir.Osnabrück'te yazar Justus Möser'le tanışmış ve onun evinde ;felsefe , doğa bilim konulu toplantılara katılmıştır.Lichtenberg 1774'te , Göttingen Bilimler Topluluğu üyesi olmuştur.Aynı yıl , İngiltere'ye ikinci bir gezi yapmış ve burada kurduğu birçok dostluğu "İngiltere'den Mektuplar" adlı eserinde anlatmıştır.Bu eserdeki alaylı yergiler , çok görkemlidir.

    Lichtenberg , 1775'te Göttingen'e dönmüş ve önceleri matematik ; sonraları ise , doğa bilimleri ve astronomi profesörü olarak çalışmıştır.Üniversitenin asli profesörüdür artık.İngiltereden getirttiği ders araçlarıyla , bilimsel araştırmalar yapmıştır.Çeşitli uçurtmalarla , havadaki elektriği ölçmüş ve kendi adını taşıyan bir elektrik biçimi (figürü) bulmuştur.Üniversitenin ilk fizik kürsüsünün kurucusu olan Lichtenberg , ayrıca , paratoner tekniğini geliştirmiş ve hidrojenin havadan hafif olduğunu keşfetmiştir.

    1777'de , "Göttingen Cep Takvimi" adlı , kadınlara yönelik bir dergi çıkarmaya başlamıştır.Derginin editörlüğünü üstlenmesi dışında , 22 yıl boyunca , bu dergiye 230 makale de yazmıştır.Bu makaleler arasında ; yergiler , kitap tanıtımları , batıl inanışlar , moda , düğün hazırlıkları gibi konuların yanı sıra , ressam Hogarth'ın gravürleriyle ilgili açıklamalar da vardır.

    Zamanın ünlü fizyonomisti Lavarter'in ; insan kişiliğinin , yüze bakılarak okunabileceği savı "Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang)" akımının da ilgisini çekmişti.Lichtenberg , bu sav üzerine , derginin 1778 yılındaki sayılarından birinde , "Fizyonomlara Karşı , Fizyonomi Üzerine" adlı bir yazı yazar.Bu yazı çok ses getirir.

    Lichtenberg'in , o dönem için yeni sayılabilecek ruhbilim araştırmaları da vardı.Ona göre ; beden , ruh ile dünya arasında yer almakta ve her ikisinden etkilenerek , onların izini taşımaktaydı.Psikoloji alanındaki notları , çağdaşı Georg Forster'ın iç gözlemleri kadar , ayrıntılı ve kapsamlı değilse de ; bilinç altının işlevi , rüyaların önemi , eğitimin rolü gibi konularda , çağının çok üstündeydi.Yazar , çağdaşı olan Voss'un , güzel yazı yazma işi (Ortografi) konusunda yaptığı buluşlar hakkında , bazı yergiler de yazmıştır.

    Lichtenberg , 1777'de , Maria Dorothea Stechard adında , 13 yaşındaki bir kızla tanışır.Lichtenberg'den okuma yazma öğrenip , ev işlerine bakan bu kız ; 3 yıl sonra , onun evine taşınır ve birlikte yaşamaya başlarlar.

    Lichtenberg , 1780'de , Georg Forster ile birlikte "Göttingen'in Bilim ve Edebiyat Dergisi" adlı bir dergi yayınlamaya başlarlar.Dergi ; bilimsel , ancak herkesçe anlaşılan bir dergi olmasına karşılık başarılı olamaz ve kısa sürede kapanır.

    1782'de , Lichtenberg'in papaz takdissiz karısı , genç yaşta ölür.Yazar oldukça sarsılır.1784'te , yine toplumun alt kesiminden gelen , Margarethe Kellner'i yardımcı olarak evine alır.Bu olay , Göttingen'de skandal olarak değerlendirilir.1786'da , Georg Cristoph doğar.1788'de , saray danışmanlığına atanır.1789'da , kızı Luise doğar.Aynı yıl , Lichtenberg , ağır bir hastalık geçirir.Çocuklarının ve karısının geleceğini sağlamlaştırmak için ; karısıyla , kilise nikahıyla evlenmeyi kabul eder.1781'de oğlu Christian Wilhelm doğar.1793'te , Londra'daki "Royal Society" 'ye üye seçilir.

    1794'te , Hogarth'ın gravürleri üzerine yazdığı eski yazılarını derlemeye başlar."Hogarth'ın Gravürlerinin Ayrıntılı Açıklaması" adını alan eser , 1799'da tamamlanır.Bu eser Hogarth'ın yapıtlarının en etkileyici yorumlarından biridir.Lichtenberg ayrıca , "Alman romanı üzerine" adlı bir eser yazar.Bu eser , Lavater ve onun konuşma biçimine yönelik eleştiri getiren bir eserdir.1795'te , kızı Auguste Friederike doğar.Aynı yıl Petersburg bilimler akademisine seçilir.1797'de , oğlu August Heinrich doğar.

    Lichtenberg'in son yılları umutsuzluk içinde geçer.Kendini , edebi eserleri okumaya verir.Sık sık hasta olur.Zaten bir hastalık hastası olan yazar , bu hastalıklardan çok etkilenmektedir.Giderek içine kapanan yazar , 1799 başlarında yatağa düşer.24 şubat'ta ise , Göttingen'de zatürreden ölür.



    Aforizmalar

    "Aforizmalar" , gerçek bir günlük şeklinde yazılmıştır.Birçok bilgi ve gözlem , doğrudan doğruya yazarın bakış açısını yansıtmaktadır.Ancak tümü , olağanüstü ayrıntılar ve karşıtlıklar.üzerine kuruludur ve yazarın psikolojisinin ürünüdürler.Lichtenberg , bu yapıtında , bilinçli yergici ama yavanlığa düşmeyen bir ahlakçı olarak görünür.

    "Aforizmalar" 'da , insan doğası üzerine , felsefi birtakım düşüncelerin de izlerini görmek olasıdır.Deha üzerine , zeka ve bilim üzerine , Tanrı ve ruh üzerine , iyilik ve kötülük üzerine , duyumların göreceliği üzerine pek çok düşünce vardır.Diğer bazı gözlemleri ise ; psikoloji , ahlak , politika , edebiyat ve estetik üzerinde yoğunlaşmıştır.

    Lichtenberg , gördüğü ve tanık olduğu olayları , anekdotlar şeklinde ayrıntısıyla anlatmaktadır.Ayrıca , rüyalar ve onların yorumları üzerinde de ayrıntısıyla duran Lichtenberg ; bilgece özdeyişler ve kendi yaşam deneyiminin ürünü olan formüller geliştirmiştir.Ancak , sistematik bir düzenden yoksun olduğu için , sezgisel ve karmaşık bir duyarlılığı açığa vuran "Aforizmalar" 'daki düşüncelerin ; aynı zamanda , anlamlı bir esnekliğe sahip oldukları söylenebilir.Bu nitelikler , Lichtenberg'i , büyük Fransız ahlakçılarına yakınlaştırmaktadır.



    Sanatı

    Lichtenberg , eserlerini daha çok özdeyişler şeklinde yazmıştır.Yaşadığı dönemin çekişme konularıyla ilgili yergiler yazmıştır.Onun yergilerinde , kuşkucu bir ruh baskındır.Mizahi ve yergi yazıları dışında kalan yazıları ; Lichtenberg'in , ateşli bir eleştirmen olduğunu ortaya koyar.Psikolojik gözlemlerinde ve araştırmalarında , ilgi çekici özellikler vardır.Ayrıca , o , Alman dilinin en önemli biçemcileri arasında yer alır.

    Yazar , "Dahiler kuşağı" 'na bağlı olduğu halde ve tam anlamıyla bir "Aydınlanma Çağı Çocuğu" olduğu halde ; "Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang)" oluşumuna katılmamıştır.O , bu hareketin fantastik duygusallığına ve düşsel ya da gerçek , her türlü mistisizme karşıydı.Dünya ve toplum gerçeğinin , bilimsel bir şekilde çözümlenmesinden ve uzun vadeli çalışma süreçleri içinde düzeltilmesinden yana bir düşünür olan Lichtenberg ; Öznelliğe dayalı olan , "Fırtına ve Coşku" hareketine eleştirilerini yöneltiyordu.Ancak , bu eleştiriler , Rousseau ve Herder gibi hareketin kuramcılarına değildi.Örneğin onun eleştirileri ; 12 eylül 1772'de , bir grubun bir koruya giderek şapkalarını meşe yapraklarıyla süsledikten sonra , el ele tutuşarak , bir ağacın etrafında dans etme saçmalıklarına veya 1773'de , Klopstock'un doğum günü kutlamasında , Wieland'ın eserlerinin yakılması gibi güç gösterilerine yönelikti.

    Lichtenberg , din konusunda özgürce düşünebilen birisiydi.Ancak , din dışı bir inanışa da kendisini kaptırmış görünmektedir.Acıları ve çektiği sıkıntılar , sonunda , bir hastalık hastalığı olarak su yüzüne çıkmıştır.Yani , her olayı , inanılması güç sonuçlara bağlamasının nedeni budur.Lichtenberg , edebiyat dünyasını yakından izlemekte ve özellikle Swift , Defoe , Fielding , Sterne ve Smolett gibi İngiliz yazarlarını ; toplumu gerçekçi bir gözle inceleyen , eleştiren ve yeren yönleri dolayısıyla , o dönemin Alman yazarlarına üstün görmektedir.Ancak , kendisi , İngiliz mizahçılarıyla çağında yarışabilmiş tek Alman yazardır.

    Kant , Lichtenberg'e çok değer veriyordu.Schopenhauer , onda yetkin bir düşünür görmüştü.Schopenhauer'e göre ; Lichtenberg , başkalarıyla değil , kendi kendine konuşan bir düşünürdü.Nietzsche ise , Lichtenberg'in "Aforizmalar" 'ını ; Eckermann'ın , "Goethe ile Konuşmalar" adlı eseriyle bir tutmuş ve bu eser için , " Alman düzyazısının hazinesi demiştir.



    Kaynakça

    -Aforizmalar Lichtenberg

    Dost Kitabevi/2000

    -Dictionnaire Biographique des Auteurs

    Laffont-Bompiani/1964

    -Le Nouveau Dictionnaire des Oeuvres

    Laffont-Bompiani/1994

    -Filozoflar Ansiklopedisi Cemil Sena

    Remzi Kitabevi/1976
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  2. #2
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Kendini Hissetmenin Farklı Renkteki Çeşitleri

    Ruhumuz , her an rengini değiştiren bir bukalemundur.Bazen herşeyi siyah melankolik giysiler içinde görürüz.Düşünceler , beyin odalarındaki sümüklüböcekler gibi , yavaş ve ağır kanlı sürünürler.Keder , acı , keyifsizlik gibi her türlü çirkin Harpya'lar (Mitoloji de isimleri "Kapıp kaçanlar" anlamına gelen ; kadın yüzlü , geniş kanatlı , sivri pençeli , saldırgan kuşlar) hareketlenir ve zavallı yaşam sevincimizi , bilincin bir köşesinden diğerine öylesine fırlatırlar ki ; böylesine bir işkenceden sonra o , uysal ve sessiz olur.Sanki hiç dayak yememiştir ve yuhalanmış zavallı bir yazar gibi ; soğukkanlı ve gerçek bir sabırotu sabrıyla , her taraftan tokatlanmaya izin vermiştir.

    Bir başka kez ise , her şey , şiddetli bir fırtınaya kapılır.Ruh ; pantolonlarını ve gömleklerini , Vezüv'ün lav ve külünü attığı gibi çabuk çıkarır.Ve her biri , ötekine öylesine uygundur ki ; her şey , bir kalıptan çıkmış gibidir.Elbette bu yaratma arzusuyla , bazen komşunun birkaç penceresi kırılır.Veya kalb hedef alınmasına rağmen , geceliğe isabet eden birkaç yanlış atış yapılır.Ancak , dehanın tarzı budur.Etrafına vurur.Bu arada bir sineğin öldürülmüş olması veya bir beynin parçalanmış olması , sonuçta aynı kapıya çıkar.

    Bir başka zaman ise , ruh , bir devlet üniforması kuşanır ve sanki Bucephalus (Büyük İskender'in savaş atı) oradaymış gibi geçit töreni yapar.O zaman , gökyüzü başımıza yıkılır.Yeryüzü de yıkılırsa , her yer harabeye döner.Böylesine yetkin bir şey , savaşta çok olağandır.Veni , Vidi , Vici...Bazı yeni çevirilere göre ; topları gördüm , uzaklıklarını ölçtüm ve çekilme emri verdim.

    Bir başka zaman , yeşil bayrak çekilir.Ruhun o geniş alanı , sevimli bir misafir odasına dönüşür.Gelinip , gidilir ; gülünür , şaka yapılır.Her tarafta Rafael yüzleri , Mozart'sı harmoniler ve özlemli unutmabeni'ler vardır.Eski filozoflar arasındaki bir tarikatın , "En yüksek iyilik" dediği gibi.Eh! İnsanlar o kadar da aptal değildir.

    Ama hişt! Akıl çağında yaşıyoruz ve bu zamanda böyle bir şey olamaz.Bu dünyevi zamanların sonunda , yeni bir durum moda olmuştur ve bu ; tartışmasız hepsinin arasından en güzelidir.Yakub'un merdiveninde (Yakup peygamber'in rüyasında gördüğü,yerden göğe uzanan ve meleklerin inip çıktığı merdiven -Tevrat : Tekvin 28.bölüm) , dürüst kişiler , birkaç basamak daha yukarı çıkabilir.Bunlar oldukça çoktur.Hele ellerinde iyi bir teleskop bulunursa , artık , dünya hiç hesaba katılmaz.Siriüsler , Orionlar , Kategoriler , x , y ve karekökten başka bir şey görülmez.Güneş ışıklarının ilerleyişi ölçülür ve bu ölçüm ,öylesine yapılır ki ; zavallı duygu güçsüzleşir ve körlenir.Bu sırada erkek kardeşi olan akıl ; bir yarı-Tanrı gibi , bir yıldızdan diğerine uçar.Bu uğraş , yeterince yücedir.Ama ne yazık ki , benzeri göksel yemekler , ölümlü dünyamızı besleyecek kadar yeterli değildir.

    Baylar!Şimdi toplayalım!Önce , karanlık melankolik siyah ; sonra , parlak karşıt renkler.Daha sonra , yumuşak sevimli yeşil ve en sonunda , sade arı beyaz.İşte , kendinizi nasıl hissettiğinizin tüm renk öğretisi!Bu temel renklerin her birinin , farklı nüansları vardır.Şimdilik , yalnızca ilk 3 türden bazı örnekler inceleyeceğiz ve siyah ile başlayacağız.



    No : 1(Keyifsizlik)

    Gerçek bir moda renk.İnsan buna o kadar alışır ki ; artık , bir giydiği zaman , bir daha çıkaramaz.Elbette , bu tarz bir takım,biraz dar oturur.Ve dahiyane atılımlar , bununla pek iyi yapılamaz.Buna karşın , hareketler , daha fazla okul tarzı kimliği kazanırlar.Oldukça metodik bir tarzda , kendinden memnun bir havaya girilir.

    Yüz kasları , sol ve sağda gerginleşir.Devamlı kırışmak isteyen alın , örnek bir şekilde yeniden düzleşir.Tamamiyle komik bir şey söylenmek istenir ve düşünceler , öylesine sanatsal , törpülenmiş gelir ve öylesine bir İspanyol ciddiyeti ile sunulur ki ; ağız enine genişlemek yerine , daha çok uzunluğuna genişler ve böylece , her zaman kolayca mezar ve mezar yerlerini anımsatan bir çeşit yarık oluşur.

    Aslında , mesleğinde ilerlemiş bir bilim adamına ve hatta bir Stoacıya onur verecek bir görüntü ortaya çıkar.En çekici eğlenceden bile vazgeçecek kadar , özgeci ve ölçülü davranılır ve öylesine keskin bir filozofik bakış atılır ki ; kurnaz olmayan bir göz , aydınlık noktalardan başka bir şey görmediği yerlerde , lekeler ve karanlık görür.Arkadaş ve akrabalar arasındaki cılız sohbetten usanılmış bir halde , en sonunda , çalışma odasına gidilir ve kalem ele alınır.

    Bu sırada , tüm bir tütün desteği yakında durmalıdır.Önce birkaç tanesi kesilir.Sonra birkaç tanesi çiğnenir.Daha sonra ; birkaç mendil kullanılır , birkaç kez aşağı yukarı yürünülür , bir pipo yakılır.Ancak,kafanın içindeki bulut hala gitmek istemez.En sonunda , beklenen düşünce nakli başlar.

    Ama bu düşünceler , öylesine acınacak şekilde derlenmiş , bozulmuş ve kırılmış haldedirler ki ; bunun için yüzler , gözyaşlarını tutamaz bir halde görünürler.Düşüncelerin hepsi , garip yaratıklardır.Hepsi aynı ölçüte göre şekillendirilmiştir.Sanki , yalnızca bir veya en fazla birkaç beyin odacığı açık gibidir.Diğerleriyse kapalıdır ve yorumları , sıkı bir şekilde tutmaktadırlar

    Aranıp taranıp,hiçbir şey bulunamaz.Yeni bir şey söylendiği sanılıp ; aslında,kendini tekrar edilir.Zavallı duygu , tamamiyle harekete getirilmek istenir ve her taraftan kıstırıldığının farkına varmadan bir balık kadar soğuk kalır.Bu durumda yapılabilecek en iyi şey , bir eleştiri yapmaktır.Herhangi bir şaka daha başarılı olacaksa bile ; bu şaka , kendini kemiklere kadar yiyip bitiren bir acılığa dönüşür.Böyle bir şey uyuşuk kalmış yaşam sevincini yeniden hareketlendirir.Zavallı insancıklar!O zaman yanlış yöne dönüp , güneye gideceklerine kuzeye giderlerse , zarardan kendilerini sorumlu tutmalıdırlar.




    No:2(Can sıkıntısı)

    Biraz eşek grisine kaçar.Birçok etikete sahip olan insanların en çok sevdiği renktir.Gerektiğinde kullanılması için , bir örnekçiğimiz var.Çok kez yapılagelen bir söyleşi :

    Konuşmacı X-Sayın saray danışmanı , bu kadar açık olduğum için özür dilerim.

    Saray danışmanı Y-Lütfen saygılarımla!Benim için büyük bir onur.Oturmanızı dileyebilir miyim?O zamandan beri nasılsınız?

    X-Umduğunuz gibi,halen çok iyi.

    Y-Sayın babanız ve sayın anneniz de herhalde sağlıklıdır.

    X-Umduğunuz gibi,tanrıya şükür herşey öyle.İkisi de saygılarını sunar.

    Y-Çok teşekkürler.

    X-Sayın saray danışmanı da , hep iyi olmuştur , umarım.

    Y-Bu saygılı soru için teşekkürler.

    ( Kısa bir sessizlik )

    Y-Sayın konuşmacı uzun zamandır mı buradasınız?

    X-Dünden beri.

    Y-Nereden geliyorsunuz?

    X-Wetzlar'dan.

    Y-Demek öyle!

    ( Uzun bir sessizlik.Saray danışmanı bir kağıt parçasını fitil şeklinde çevirmeye başlar.Bay X , saat zinciriyle oynar.)

    Y-Bu uzun kış akşamları , hava o kadar erken kararıyor ki.

    X-Ya , elbette.Neredeyse , gündüz aydınlıkta gözler görmüyor.

    ( Kısa bir sessizlik.Saray danışmanı kolundaki bir iplik parçasını yere atar.)

    Y-Katherine! Sobaya bir baksana.Sayın konuşmacı , sayın babanızın davası ne durumda?

    X-Hala boşlukta.Dört hafta önce yanıt geldi.Sanırım , birkaç sene içerisinde belki yanıta yanıt gelir.

    Y-Evet belki.İşler çok yoğun.

    ( Kısa bir sessizlik )

    Y-Sayın konuşmacı.Bugünkü gazeteleri okudunuz mu?

    X-Özür dilerim , daha okumadım.

    Y-Yaa! Kehl bombardımanı (Karl Herzog'un , 1796 ekiminde yaptığı ve 4 ay süren kuşatması)hala devam ediyor.

    X-İnsanın aklına , neredeyse hiç taş üstünde taş kalmadığı geliyor.

    Y-Evet elbette , tüm toplar hedefe çarpmıyordur.Ve Eriha trompetleri (Yeşu peygamberin , Allah'ın emriyle 7 gün boyunca , Eriha şehri etrafında , 7 kahin'e , koç boynuzundan 7 boru çaldırması ve ses üzerine ; bütün kavmin yüksek sesle bağırmasıyla , şehrin duvarlarını yıkması ve şehri ele geçirmesi olayına gönderme -Tevrat:Yeşu 6.bölüm),(derin bir iç çekme ile) ne yazık ki , artık moda değil.

    ( Kısa bir sessizlik.Mimiklerde gittikçe daha çok belirgin uyuşukluk izleri.)

    X-Sayın saray danışmanı.Rahip U.'nun bugünkü vaazını dinlediniz mi?

    Y-Elbette , (Eli ,biraz uzunca olan ağzının önünde)oldukça güzeldi ve(Bezgin bir sesle)oldukça dokunaklı.

    ( Çok uzun bir sessizlik.X , alnını siler.Saray danışmanı Y'nin yanak kaslarında , sürekli bir titreme vardır.X , saate bakarak ayağa kalkar.)

    Y-Aceleniz mi var? Ama böyle olmaz sayın konuşmacı.

    X-İzninizle.Zaman öylesine çabuk geçiyor ki!

    Y-Ziyaretinizin verdiği şeref için , Size teşekkür ederim.Sayın konuşmacı , sizi sağlıklı görmek beni çok sevindirdi.Her zaman kendinizi sağlıklı hissetmenizi dilerim.İzin verirseniz ; saygılarımı , sayın babanıza ve sayın annenize iletin.

    X-( Bitmez tükenmez saygı sunumlarından sonra geri çekilmeye hazırlanmış olarak.)

    Saygıyla teşekkür ederim.Lütfunuza ve arkadaşlığınıza sığınarak ; dilerim,biraz daha rahatlamış olarak , huzurlu bir gece geçirirsiniz.

    Sosyal bir söyleşi işte böyle bir şeydir ; Yorgun yaşam sevinci için şifa.Doğanın bu duygu renginin , öylesine belirgin izlerini taşıyan insanlar vardır ki ; salt onlara bakmak bile , en keyifli ruhsal durumunuzu fosilleşme sürecine sokar.Bu insanlarla görüşmekten , aman sakının!Onlar ; silkelemeye ne kadar uğraşırsak , o kadar sıkıca kanımızı emmeye devam eden sülüklerdir.




    No:3 (Endişe)

    Kızıl-Siyah ya da neredeyse pas rengi gibi bir renk tanımlar onu.Kılıç sesleri.Ruh , kışkırtmak ister , ama o lanet olası toplar!Onlar bir olmasa!Bununla beraber , ancak bir defa ölebiliriz.Elbette , bir bacak veya kolun eksik olması önemlidir.Ve tüm topların hedefi vuramamasının verdiği avuntu ise , uygulamada pek etkili olmaz.Böylece ruh , devamlı kendi kendini moronlaştırır.Koltuk değnekleriyle , kafatasını açmaya yarayan ameliyat aletleri arasında bocalar.Ancak , kısa sürede kendini toplar.

    Brütüs'ler , Friedrich'ler ortaya çıkar ve erkeklik şerefi , onur,cesaret ve başka yüce şeylerden , öylesine istekle söz ederler ki ; zavallı yürek , kısa sürede en kuvvetli ateşle yanar ve ardından bir buz parçası haline döner.Şimdi iç giyim , böylesine hırpalanmış ve düğümlenmişse ; Hırka buna ne yapsın?Uygulamada , duyudan fazlasını ilgilendiren bazı çarpıcı fizyolojik değişimler vardır.Ancak,onlardan söz etmemeyi , en akıllıca bir iş olarak görüyoruz.Fantazi , duygudan daha canlı şeyler çizer.Kafadaki hayaller , çoğunlukla yirmi gözden daha etkilidir.

    Bu rengin , ince bir sıvasını devamlı taşıyan insanlar vardır.Bu kişiler,sınırsız bir güvensizlik nedeniyle , devamlı bir şekilde , kendilerine işkence ederler.İnsanların büyük bir bölümünün , kendilerine büyük saygı duydukları her yerde , komik duruma düştüklerine inanırlar.Yakışıksız veya kırıcı bir şey söyleme korkusuyla kekelerler ve zor bir şekilde , sözcükleri ardı ardına sıralarlar.Komplimanlara ; genelde , kahve ve çay masalarını kırıp dağıtmalar eşlik eder.Huzursuz bir kızıllık , her an yüzlerinden akar.Çift anlamlı her soru,onların aklını karıştırır.Çok daha az yapılan her işte bile başarılı olamazlar çünkü.

    Çeviren: Ayla Sevim Uhri


    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •