Adın eskidi anımsamalarımdan. Artık bulutsuz iniyor bu kente yağmurlar.
Ruhum yüreğime sıkkın, yüreğim bana dargın, suskun ve bıkkın, kırık dökük düşüncelerim de sen...
Her şey bu kadar eskimişken sen hala dargın mısın bilmem? Ama bir kaos ver ki bende yaşanan bir bilsen; neler yıkılıyor, neler devriliyor içim de bir görsen.
İçim de harabeler çoğalıyor, molozları kaldıramıyor yüreğim.
O benim yanlışım diyorum, yüreğim huysuzlanıyor; sürgülüyorum aykırı düşüncelerimi, yüreğim salıyor geri.
Her şey eskidi, papatyalar kaç bahar geçirdi sensiz. Son saksıya da yetişemedin yine...
ve biliyorum ki, sen hala dargınsın bana. İçin çözülemeyecek kadar mı buz tuttu? Zaman bu kadar azlık ifade etmemeliydi oysa ve mesafeler de bu kadar yalın durulmamalıydı.
Yüreğim iklimsizliğin de üşümeye alıştı. Bakışların ifadesiz şimdi, sesin âline bana. İnsan her acıdığın da bir ah! çeker de rahatlar ya, gamsızlığın uyuşturdu hislerimi. Ahlar acılarıma yardım değil, varlığın huzurum değil ki şimdi.
Bırakma bana hüzünlerini. Varlığın bu kadar soyut, acın bu kadar somutken taşıyamam gerçekliğini!
Şimdi bir hayal kadar silik olan sen,sevdiğin mekanlara dalıyor gözlerim.
Ama; sana ulaşamadan donuyor bakışlarım. Ama yok artık seni düşünmek, ne de özlemek...
Sen hiç unuttun mu; izlediğin halde , hatırlayamayarak gecenin ve gündüzün rengini? Bak, ben unutuyorum seninle birlikte her şeyi. Her insan hüzün olmaz ya bilirim.
Ama; yine de olmaz, yine de inanmaz artık yüreğim insanın sadakatine.
Neden san ki, yolları hala seninle özdeşleştiriyorum ki, neden her kentin sonun da özlemim olarak bakıyorsun ki bana
Semayı sensiz izlemek, günü sensiz karşılamak, görüntüyü öksüz bırakmak gibi bir şey. Ama; yine de yok artık seni düşünmek, ne de özlemek!.. bakma, öylesine yazıyorum işte; belki de defolu düşündüğüm içindir bu saatler de öylece tekrarlanıyorsun ben de...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

