20 KALA
Saat... 20 kala
Deli bir müzik uğulduyordu başımda
Bir yas müziği
Gelmeyişinin şerefine
Kalkıyordu kadehler
İnsanlar
Hep gelmeyişini konuşuyordu
Kuru bir fırtına gibiydi ruhum
Dışarıda dinmemecesine bir yağmur
Yağıyordu oysa
Ağzımda çiğniyordum saniyeleri
Biliyordum vücuduna sarılmıştı
Pişmanlık ahtapotu,
Ellerimin sıcaklığından
Korkmuştun belki de
Belki de gerçekten sevmenden
Kuru bir fırtına gibiydi ruhum
Dışarıda yağmur yağıyordu oysa
Saat 20 kalayı çoktan geçiyordu
Bekleyebilirdim yıllarca
Bütün 20 kalalar için
Yeter ki gelseydin
Deli bir müzik çalıyordu
Çığlık gibi
İçimdeki yalnızlığı büyütüyordu
Öfkeli bir yolculuktu damarlarımda
dolaşan kan gibi Sana lanet edemiyordum
Beddua da edemiyordum
Kıyamıyordum
Şizofren bir dünyanın
Saplantısı vardı beynimde
Darmadağınıktı herşey
Saçların gibi
20 kala
Durmuştu sanki kalbim
Yağmur uzuyordu
Gün ikindiyi aşmıştı
Akşam alıcı bir kuş gibi ensemdeydi
Bir kırlangıç uçtu
Bir şimşek çaktı
İçimde parçalandı bir yıldırım
Bütün inançlarım
Ellerinin sıcaklığında kaybolmuştu
Gafil avlanan yaralanmış birav Gibiydim
Avcısı sendin
Belki de bilmeden vurduğun
Bir av
20 kalayı çoktan geçmiş miydi
Bilmiyordum
Akşam kararıyordu
Masadaki mum sönmüştü
Delice yağmur yağıyordu
Küçüklüğümde bana
Saatleri çok iyi öğretmişlerdi
Dakikaları, saniyeleri de
Şimdi
Zamanı öğretenlere de
Kızıyordum
20 kala gelmemiştin
Çatlayan göğün altında
Yalnız ölmek istemiyordum
Beraber ölmeliydik
Bütün çocukluğum
Gençliğim de ölmeliydi
Bir
Yıldız kümesinde buluşmalıydık,
İki yıldız yanyana
Işığın hep yüzüme vurmalıydı
Ay da olmak istemiyordum
Güneş de
Sıradan bir yıldız olmalıydım
Seninle
Saat
20 kalayı çoktan geçmişti
Lacivert bir uyku inmişti gözlerime
Beyaz bir rüyayı yaşıyordum şimdi
Sen
Bulutsu bir beyazlık içinde uçuşuyordun
İnce bir gülümseme vardı yüzünde
Dağılmıştı saçların
Göl yeşili gözlerin
İnce
Söğüt dalı endamınla
Ellerinin aksi yüzüme vuruyordu
Kumrular kadar
Güzel ve yalnızdın
Yalnız olmalıydın
Bense
Annesini arayan çocuk gibiydim
Tüm hayatımı kucaklamanı istiyordum
Bu olanaksız değildi
Sevginin büyüklüğüne inanıyordum
Evren yıkılsa sevgi kalacaktı
Gözlerimi araladığımda
Yoktun
Bir yağmur tanesi olsam belki
Saçlarına düşerdim,
Bir resim olsaydım odanda
Belki arada bir bakardın
Şimdi ise yoktun
İnce parmaklı ellerin
Bahar gözlerin de yoktu
Dürülü bir bohça gibiydim
Yıllardır açılmamış sandıkta
Yapraklarına düşen güneş olamamıştım
Güneşin
Ve
Güllerin
de
mi
modası geçmişti yoksa?
Kanadı kırık bir kuş gibi çökmüştü
Acın içime
Çırpındıkça düşünüyordum
Gelseydin eğer bir daha kaybetmemek
İçin
Dudaklarından öpecektim kapatıncaya
Kadar,
Kanımın büyüsünü katacaktım kanına
Saat 20 kalayı çoktan geçmişti
İlk kez
Sevmemiştim acının bal tadını
Acı
Salt bir Acıydı
Saat
Artık hiç bir vakti göstermiyordu...
çünkü yanımda O yoktu.
Ama birgün mutlaka saat 20 kalacaktı.
Ogünü sabırsızlıkla bekleyecegim


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
