• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    nofear_noescape adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-10-2005
    Mesajlar
    48
    Karizma Gücü
    0

    KoŞma Dur Bİr Dakİka!...



    Koşturuyoruz,delicesine.... dur durak beklemeden, hep bir sonraki adımımızın derdinde hayatı nasıl yaşadığımızı bilemeden. Gün oluyor, sabah başlayan curcuna günlük hayatın vazgeçilmez gereklerini yerine getirmeden öteye gidemeden bitiveriyor. Bir de bakıyoruz ki akşam olmuş bile. O da ne? Daha yapacak yığınla işimiz var, keşke birkaç saatimiz daha olsaydı. İnanın 24 saate sığdıramadıklarımızı ilave olarak istediğimiz o birkaç saate de sığdıramazdık. Bu döngü böyle sürüp gider, hayat bir anlamda monotonlaşmaya başlar. Her gün hep aynı şeyleri yaptığımızın farkına varırız nasılsa.

    Sabah aynı saatte kalkıp hazırlanmalar, işe, okula, atölyeye koşuşturmalar yada evdeki günlük yaşam. Akşam olunca yine aynı çılgın tempo. Bir gün, yeni bir gün daha. Mutlu olup olmadığımızı, gerçek isteklerimizi bir an bile düşünmeksizin kendimizi kaptırdığımız aynı rutin tablo.

    Durun bir dakika ve durup düşünün...Ne yapıyorum, neredeyim, bu koşturmacanın içinde mutlumuyum, sevdiklerime yeterince vakit ayırabiliyormuyum, ya kendi isteklerim? Hobilerim, yıllardan beri yapmak isteyip de yapamadıklarım? Suç kim de? Suç bu kısır döngü içinde insanın kendini kaybedercesine çalışmaya kaptırması mı? Yoksa içinde bulunduğumuz şartlar ve var olma savaşı mı?Aslında yanıtını vermek zor, ama bir gerçek var ki o da küçük yaşlardan itibaren ilkokul, lise, üniversite iş hayatı, evlilik, çocuk....derken durup dinlekmeksizin kendimizi bir engelli koşuda buluveriyor olmamız. Yüksek performans gösterip engelleri birer birer aştığımız sürece kendi kendimize verdiğimiz itici güçle daha çok, daha çok diyoruz. Peki ama nereye kadar? Önümüze aşamadığımız ilk engel çıkana değin bu soruyu kendimize sormuyoruz bile.

    Çoğumuz büyük şehirlerdeyiz, ama o şehrin tadını yeterince çıkarabiliyor muyuz dersiniz? Sinema,tiyatro, müzikholler, sergiler, açılışlar, davetler, toplantılar... Hangisine , ne sıklıkta katılabiliyoruz ki?

    Yaşamak için, toplumda var olmak ve sorumluluklarımızı yerine getirmek için deliler gibi çaba gösteriyoruz. Bu arada yıllar bir su misali akıp gidiyor, farkına bile varamıyoruz. Zamanı çok çabuk tükettiğimizi en iyi çocuklarımızın büyümelerinden anlıyoruz belkide. Ama bu arada geçip giden yıllarla, eşimizi, sevdiklerimizi ne kadar ihmal ettiğimizi, evimize ve kendimize yeterince vakit ayıramadığımızı, hatta çocuklarımızın sevilesi en tatlı yaşlarını göremeden büyüttüğümüzü fark edemiyoruz.

    Halbuki aşık olarak evlendiğimiz insanla bir ömür geçirip, her şeyden çok sevdiğimiz çocuklarımızı boyumuza getirmişiz. Ne mutlu bize! Ama hayatın keyfini yeterince çıkarabildik mi bu arada, bu yoğun tempoda. Yoksa ne olup bittiğini anlayamadan yıllar 20, 30, 40, 50, 60 derken geçip gitti mi? Aynaya en son ne zaman baktınız, kendinizi gerçekten görmek ve yüzleşmek için. Hayır aynalar yalan söylemiyor. Saçlarınızdaki aklar, yüzünüzdeki kırışıklıklar sizin, ama unutmayın hangi yaşta olursanız olun, o yaş en güzel yaştır ve doyasıya yaşanmalıdır.

    Bugünkü aklımızla, düşüncemizle ve kafa yapımızla bir 10 yıl öncesine dönmek... Hangimiz istemez ki? Ne de keyifli olurdu böylesi, ama olanaksız. O halde hayatı yaşarken yaşayalım. Yaşarken değerini, anlamını vermeye çalışalım. Her anın , her dakikanın keyfini çıkaralım.

    Çünkü insan dünyaya bir kez gelir ve önündeki sadece bir sahnelik perdedir. Ne bir fazla, ne de az, sadece tek bir sahne...Ne o siz hala koşuyormusunuz?



    alıntı
    biliyorum sahtekarlıklarını, beni küçük düşürmek için yaptıklarını.korkutsunlar beni başarabilirlerse eğer ama vazgeçmem inandıklarımdan.
    gördüğün ne ki,kendi sefilliğinden başka ne olabilir ki
    yürüyorum buralarda dilediğim gibi ve söylüyorum düşlerimi
    *hangi melek bu , çiçeklerle bezenmiş yatağımdan kaldıran beni
    -ve görecekler korkmadığımı
    *yalvarıyorum asi ölümlü, dökülsün sözler dudaklarından.senin sesin büyülüyor beni ve görünüşün olmalı kamaştıran gözlerimi
    seviyorum seni

  2. #2
    rumayy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-07-2005
    Mesajlar
    804
    Karizma Gücü
    0
    güzeldi alıntıda olsa ellerine sağlık

  3. #3

    Red Devil (Amy Lee Fan)
    Hanedan_JK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-12-2003
    Mesajlar
    2,507
    Karizma Gücü
    0
    teşekkürler dostum...
    Bu Ne Büyük AŞK
    TF - Beşikt
    AŞK


    Uçurtmalar, rüzgar kuvvetiyle değil, bu kuvvete karşı uçtukları için yükselirler.

    ...Bu düny@d@ z@tén y@ndık,céhénnémdé yorg@n ilé y@t@rız !...



  4. #4
    cylmz35
    Ziyaretçi
    Güzel yazı, paylaşımın için sağol..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Son Dakİka
    2005 Konuları bölümünde ScaNDaL tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 17.10.05, 15:40
  2. Son Dakİka...
    2005 Konuları bölümünde infinity tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 02.07.05, 14:15
  3. Son Dakİka ! Marmarada Deprem!!!
    2005 Konuları bölümünde polat06 tarafından açılmış
    Yanıt: 11
    Son Mesaj: 07.04.05, 17:34

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •