• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    09-10-2009
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0
    İbrahim, ne yahudi idi, ne de Hıristiyan'dı: ancak, o hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden de değildi. Doğrusu, insanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir. (Al-i İmran Suresi, 67-68)

    Hz. İbrahim, Kuran'da kendisinden sıklıkla bahsedilen ve Allah'ın insanlara örnek gösterdiği bir peygamberdir. Putlara tapan kavmine Allah'ın mesajını getirmiş ve onları uyarıp korkutmuştur. Kavmi ise Hz. İbrahim'in uyarılarını dinlememiş, aksine ona cephe almıştır. Kavminin baskıları artınca Hz. İbrahim, eşi, Hz. Lut ve beraberindeki birkaç kişiyle beraber bir başka yere göç (hicret) etmek zorunda kalmıştır.

    Kuran'da, öncelikle Hz. İbrahim'in Hz. Nuh'un soyundan geldiği belirtilmektedir.


    Alemler içinde selam olsun Nuh'a. Gerçekten biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz. Şüphesiz o, bizim mü'min olan kullarımızdandı. Sonra diğerlerini suda boğduk. Doğrusu İbrahim de onun (soyunun) bir kolundandır. (Saffat Suresi, 79-83)

    Hz. İbrahim'in zamanında Mezopotamya ovasında, Orta ve Doğu Anadolu'da yaşayan birçok kavim, göğe ve yıldızlara tapıyorlardı. En büyük tanrıları Ay tanrısı "Sin" idi. Ay tanrısı uzun sakallı ve elbisesinin üzerinde hilal şeklinde ay bulunan bir insan suretinde canlandırılıyordu. Ayrıca bu kavimler bu tanrılara ait birçok kabartma resim ve heykelcik yapıyor ve bunlara tapıyorlardı. Oldukça yaygın olan bu inanç, özellikle Yakındoğu'da kendisine oldukça uygun bir yaşam sahası bulmuş ve bu sayede uzun zaman varlığını sürdürmüştü. Bölgede yaşayan insanlar MS 600'lü yıllara kadar bu tanrılara tapmaya devam ettiler. Bu inancın bir sonucu olarak, Mezopotamya'dan Anadolu'nun içlerine kadar olan bölgelerde "Ziggurat" ismiyle bilinen ve hem gözlem evi hem de tapınak olarak kullanılan yapılar inşa edilmiş ve buralarda başlıca Ay tanrısı "Sin" olmak üzere çeşitli tanrılara tapınılmıştı...1

    Günümüzde ancak arkeolojik kazılarla belirlenebilen bu inanç şeklini, Kuran'da bulabilmek mümkündür. Kuran'da belirtildiğine göre, Hz. İbrahim bu ilahlara tapmayı reddetmiş ve sadece tek gerçek ilah olan Allah'ı tanımıştı. Kuran'ı Kerim'de Hz. İbrahim'in bu davranışı şöyle anlatılır:

    Hani İbrahim, babası Azer'e (şöyle) demişti: "Sen putları ilahlar mı ediniyorsun? Doğrusu, ben seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.

    Böylece İbrahim'e, -kesin bilgiyle inananlardan olması için- göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.

    Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim rabbimdir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demişti.

    Ardından Ay'ı, (etrafa aydınlık saçarak) doğar görünce: "Bu benim rabbim" demiş, fakat o da kayboluverince: "Andolsun" demişti, "Eğer Rabbim beni doğru yola erdirmezse gerçekten sapmışlar topluluğundan olurum."

    Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: "İşte bu benim rabbim, bu en büyük" demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım."

    Gerçek şu ki, ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim. (Enam Suresi, 74-79)

    Kuran'da Hz. İbrahim'in doğduğu ve yaşadığı yer hakkında ayrıntılı bir bilgi verilmez. Ancak verilen önemli bir bilgi, Hz. İbrahim ve Hz. Lut'un aynı zamanda ve yakın coğrafyalarda yaşadıklarıdır. Çünkü Lut kavmine gönderilen melekler, Hz. Lut'u ziyaret etmeden önce Hz. İbrahim'e gelmişler ve karısına bir çocuk müjdesi vermişlerdir.

    Kuran'da Hz. İbrahim hakkında bahsedilip de, Eski Ahit'te bahsedilmeyen bir konu Kabe'nin inşaasıdır. Kuran'da Kabe'yi Hz. İbrahim'in oğlu İsmail ile beraber inşa ettikleri anlatılmaktadır:
    İbrahim, İsmail'le birlikte Evin (Ka'be'nin) sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin; (Bakara Suresi, 127)

    Bugün Kabe'nin geçmişi hakkında bilinen yegane şey ise, buranın çok eski zamanlardan itibaren kutsal bir yer olarak kabul edildiğidir. Bu nedenle, Kabe'ye peygamberimiz öncesindeki cahiliye döneminde putların yerleştirilmesinin, Hz. İbrahim tarafından tebliğ edilen ilahi dinin zaman içinde yozlaştırılmasının ve dejenere edilmesinin bir sonucu olduğunu söylemek mümkündür.


    Eski Ahit'te Hz. İbrahim'in Doğum Yeri

    Hz. İbrahim'in doğduğu yerin neresi olduğu sorusu her zaman için üzerinde tartışılan bir konu olmuştur. Hıristiyanlar ve Museviler Hz. İbrahim'in Güney Mezopotamya'da doğduğunu söylerlerken, İslam dünyasındaki yaygın kanı, İbrahim peygamberin doğum yerinin Urfa-Harran civarı olduğudur. Eldeki bazı yeni bulgular, Musevi ve Hıristiyan tezlerinin tam olarak doğruyu yansıtmadığını göstermektedir.

    Museviler ve Hıristiyanlar, Hz. İbrahim'in doğum yerinin Güney Mezopotamya olduğunu söylerlerken dayanakları, Tevrat'tır. Tevrat'ta Hz. İbrahim'in doğum yerinin Güney Mezopotamya'daki Ur şehri olduğu söylenmektedir. Hz. İbrahim, bu şehirde doğup büyüdükten sonra Mısır'a gitmek için yola çıkmış, Türkiye sınırları içinde bulunan Harran bölgesini geçerek uzun bir yolculuk sonunda Mısır'a varmıştır.

    Oysa yeni bulunan bir Eski Ahit nüshası, bu bilginin doğruluğu hakkında ciddi şüphelerin oluşmasına yol açmıştır. Zira bugüne kadar bulunan en eski Eski Ahit nüshası olarak kabul edilen MÖ 3. yüzyıla ait bu Yunanca kopyada, "Ur" şehrinin ismi bile geçmemektedir. Bugün birçok Eski Ahit araştırmacısı, "Ur" kelimesinin bir yanlış yazılma veya sonradan eklenme olduğunu söylerler. Buna göre Hz. İbrahim, Ur şehrinde doğmamış, belki de hayatında hiç Mezopotamya bölgesine gitmemiştir.

    Ayrıca şu bilinmektedir ki, zaman içinde bazı yerlerin isimleri ve kapsadıkları bölgeler değişebilmektedir. Günümüzde Mezopotamya ovası dendiği zaman, herkes kabaca Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kalan Irak topraklarının güney kesimlerini anlamaktadır. Oysa günümüzden 2000 yıl önce Mezopotamya olarak tanımlanan yer, daha kuzeyde, neredeyse Harran'ı da içine alan ve Türkiye topraklarına kadar uzanan bir bölgeydi. Bu sebeple Eski Ahit'te yazan Mezopotamya Ovası ifadesinin doğru olduğunu kabul etsek bile günümüz Mezopotamyası ile 2000 yıl öncesinin Mezopotamyası'nın aynı yerler olduğunu düşünmek yanlış olacaktır.

    Hz. İbrahim'in doğum yeri olarak gösterilen Ur şehri hakkında ciddi şüpheler ve anlaşmazlıklar varsa da, Hz. İbrahim'in yaşadığı yerin Harran ve çevresi olduğu konusunda bir fikir birliği vardır. Hatta Eski Ahit üzerinde yapılacak kısa bir inceleme, burada bile Hz. İbrahim'in doğum yerinin Harran olarak gösterildiğine dair bazı ifadeler ortaya çıkartır. Örneğin Eski Ahit'te Harran bölgesine "Aram bölgesi" ismi verilmektedir (Tekvin, 11/31 ve 28/10). Hz. İbrahim'in soyundan gelen kişilerin ise kendilerini bir "Arami'nin oğlu" olarak tanıttıkları söylenmektedir. (Tesniye, 26/5) Hz. İbrahim'in bir Arami olarak tanınıyor olması, onun bu bölgede hayatını sürdürdüğünü göstermektedir.

    Nitekim İslami kaynaklarda da Hz. İbrahim'in doğum yerinin Harran ve Şanlıurfa olduğu yönünde güçlü bir kanı vardır. "Peygamberler şehri" olarak nitelendirilen Şanlıurfa'da Hz. İbrahim'le ilgili birçok hikaye ve efsane bulunmaktadır.


    Eski Ahit Neden Değiştirildi?

    Eski Ahit ve Kuran iki ayrı Hz. İbrahim'den bahseder. Kuran'da Hz. İbrahim putperest bir topluluğa elçi olarak gönderilmiştir. Kavmi göğe, yıldızlara, aya ve çeşitli putlara tapmaktadır. O ise kavmiyle mücadele eder, onları batıl inanışlarından geri çevirmeye çalışır, bu nedenle de başta babası olmak üzere tüm kavmin düşmanlığı ile karşılaşır.

    Oysa bunların hiçbiri Eski Ahit'te yer almaz. Hz. İbrahim'in ateşe atılması, kavminin putlarını kırması gibi olaylar da Eski Ahit'te bulunmaz. Hz. İbrahim'in Eski Ahit'teki konumu, daha çok Yahudilerin atası şeklindedir. Eski Ahit'teki bu tablonun "ırk" kavramını ön plana çıkartmak isteyen Yahudi önde gelenleri tarafından çizildiği ise açıktır. Kendilerinin Allah tarafından ebediyen seçilmiş ve üstün kılınmış bir halk olduklarına inanan Yahudiler, bilerek ve isteyerek Kutsal Kitaplarını tahrif etmişler ve söz konusu inanış doğrultusunda eklemeler ve çıkarmalar yapmışlardır. Bu sebepten dolayıdır ki Eski Ahit'te anlatılan Hz. İbrahim, sadece Yahudilerin atasıdır.

    Eski Ahit'e inanmakta olan Hıristiyanlar da Hz. İbrahim'in Yahudilerin atası olduğunu düşünürler; ancak bir farkla: Hıristiyanlar'a göre Hz. İbrahim bir Yahudi değil, bir Hıristiyan'dır. Irk kavramını Yahudiler kadar önemsemeyen Hıristiyanlar'ın bu tutumu, bu iki dinin arasında bir çatışmaya ve tartışmaya yol açmıştır. Allah, Al-i İmran Suresi, 65-68. ayetlerinde bu tartışmalara şöyle bir açıklama getirir:
    Ey Kitap ehli, İbrahim konusunda ne diye çekişip tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?

    İşte sizler böylesiniz; (diyelim ki) hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hiç bilginiz olmayan bir konuda ne diye tartışıp-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.

    İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan'dı: ancak, O hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden de değildi.

    Doğrusu, insanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir. (Ali İmran Suresi, 65-68)

    Kuran'da Hz İbrahim, Eski Ahit'te yazandan tamamen farklı olarak kavmini uyarıp korkutan ve onlarla mücadeleye girişen bir kişidir. Küçük yaşlardan başlayarak putlara tapmakta olan kavmini uyarmış ve onlara bu davranışlarından vazgeçmelerini öğütlemiştir:
    İbrahim de; hani kavmine demişti ki: "Allah'a kulluk edin ve O'ndan sakının, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır." (Ankebut Suresi, 16)

    Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de (elçilerin çağrısını) yalanlamışlardır. Elçiye düşen ise, yalnızca açık bir tebliğdir. (Ankebut Suresi, 18)

    Kavminin Hz. İbrahim'e olan cevabı ise onu öldürmeye teşebbüs etmek olmuştur:
    Bunun üzerine kavminin (İbrahim'e) cevabı yalnızca: "Onu öldürün ya da yakın" demek oldu. Böylece Allah onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için ayetler vardır. (Ankebut Suresi, 24)

    Kavminin kötülüklerinden kurtarılan Hz. İbrahim bu olaylardan sonra hicret etmiştir:
    Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık. (Enbiya Suresi, 70)

    Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım. (Meryem Suresi, 48)

    -----------------------------------------------------------------------------------
    DİP NOTLAR
    1. Everett C. Blake, Anna G. Edmonds, Biblical Sites in Turkey, İstanbul: Redhouse Press, 1977, s. 13.

    çoooooooooooooooooook uzun bir yazı

    parmaklarım koptu

  2. #2
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Çok güzel bir paylaşım olmuş çok teşekkürler. İnşallah hepimiz, ibrahim peyganberin inandığı gibi inarız, bir olan ALLAH'ın dini islamda buluşuruz.

    Zaten şirk koşulmadığı takdirde, bu durum otomatik gerçekleşiyor. ALLAH'a inanlar miliyetinden, ırkından, meshebinden, tarıkından ve şeriatinden ayrılıp islamda birleştiğinde bu zaten meydana geliyor.

    Bunlara inananlarda zaten kendi yaratmış oldukları putların peşinden gidenlerdir. Kuran bunu çok güzel açıklamaktadır. Bu yukarıda ki açıklamada bunun en güzel örneklerindendir. AMA BUNCA BÖLÜNMÜŞLÜĞE RAĞMEN YETMEMİŞ GİBİ BÖLMEYE VE PARÇA PARÇA ETMEYE DEVAM ETMEKTEDİRLER. HEMDE ALLAHI BAHANE EDEREK.
    Bu mesaj en son " 23.04.10 " tarihinde saat 10:47 itibariyle RAMAZAN TOPTAŞ tarafından düzenlenmiştir...
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  3. #3
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Çok güzel bir paylaşım olmuş çok teşekkürler. İnşallah hepimiz, ibrahim peyganberin inandığı gibi inarız, bir olan ALLAH'ın dini islamda buluşuruz.

    Zaten şirk koşulmadığı takdirde, bu durum otomatik gerçekleşiyor. ALLAH'a inanlar miliyetinden, ırkından, meshebinden, tarıkından ve şeriatinden ayrılıp islamda birleştiğinde bu zaten meydana geliyor.

    Bunlara inananlarda zaten kendi yaratmış oldukları putların peşinden gidenlerdir. Kuran bunu çok güzel açıklamaktadır. Bu yukarıda ki açıklamada bunun en güzel örneklerindendir. AMA BUNCA BÖLÜNMÜŞLÜĞE RAĞMEN YETMEMİŞ GİBİ BÖLMEYE VE PARÇA PARÇA ETMEYE DEVAM ETMEKTEDİRLER. HEMDE ALLAHI BAHANE EDEREK.

    Sen ne dediğini biliyormusun?.

    Yoksa sürekli bir serhoşluk hali mi var üzerinde?..

    Durmadan kopyalayıp yapıştıdığın ayetleri-inanmandan geçtim- hiç okumuyormusun?.
    Ya da komiklik olsun diye mi yazıyorsun bunları?..Öyleyse en masumu bu olur amma bunun da yeri değil..

    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  4. #4
    Searcher1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-05-2008
    Mesajlar
    1,465
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    İbrahim peygamber'in karısı Sara, İbrahim'in baba bir, ana ayrı kızkardeşidir. İbrahim karısı Sara ile Mısır'a geldiğinde, karısının güzelliğinden dolayı kendisine zarar gelebileceğinden korkarak karısını kızkardeşim diye tanıtır. Nitekim, firavun İbrahim'in karısını görüp beğenir ve onu sarayına alır fakat, İbrahim'in karısı olduğunu öğrenince, İbrahim'e kızar ve ona bir cariye ile bazı değerleri eşyalar vererek Mısır'ı terketmesini ister. İbrahim aynı taktiği Gerard kralına da uygular ve ondan da bazı değerler eşyalar alır. Zamanla İbrahim ve karısı yaşlanır, fakat İbrahim'in çocuğu olmaz. Kocasının çocuk özlemini gören karısı Sara, İbrahim'in cariyesi ile birleşip çocuk sahibi olmasına rıza gösterir. İbrahim'in cariyeden bir çocuğu olur, daha sonra da karısından bir çocuğu olur. İbrahim İlk oğlu İsmail'i tanrıya kurban etmek ister.

    Ayrıca bu İbrahim tanrı ile konuştuğu halde hala kalbinin tatmin olması için Allah'tan delil isteyen peygamberdir. İbrahim tanrı ile konuştuğu halde delil istiyor, biz hiç konuşup görmediğimiz halde istemişiz, çok mu?

    Bakara Sûresinin 260 . Ayetinde
    Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

  5. #5
    Kapkarışık adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-01-2008
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    5
    Evet İbrahim'in karısı Sara'yı kızkardeşim diye tanıtması mevzusunu şahsen bende bu bölümde tartışmıştır.Allah'ın yalan söyleyip firavunu kandıran İbrahim'e kızmayıp Firavn ülkesini cezalandırması oldukca çelişkili bir durum.
    -''Bayım,görüşlerinize katılmayabilirim ama,görüşlerinizi açıkca söyleyebilmeniz için canımı bile verebilirim.

    Adı aklıma gelmeyen Fransız Filozof

  6. #6
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı egdt1970 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    Sen ne dediğini biliyormusun?.

    Yoksa sürekli bir serhoşluk hali mi var üzerinde?..

    Durmadan kopyalayıp yapıştıdığın ayetleri-inanmandan geçtim- hiç okumuyormusun?.
    Ya da komiklik olsun diye mi yazıyorsun bunları?..Öyleyse en masumu bu olur amma bunun da yeri değil..

    Ben ne dediğimi biliyorum. Çünkü başka hiçbirşey demiyorum. Açık anlaşılır ve basit. Nemi ALLAH'ın dini bir o dinin ismide islam, inananıda mümindir. Bunun anlaşılmayacak neyi var. Başka birşey demişsem göter.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  7. #7
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Searcher1 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    İbrahim peygamber'in karısı Sara, İbrahim'in baba bir, ana ayrı kızkardeşidir. İbrahim karısı Sara ile Mısır'a geldiğinde, karısının güzelliğinden dolayı kendisine zarar gelebileceğinden korkarak karısını kızkardeşim diye tanıtır. Nitekim, firavun İbrahim'in karısını görüp beğenir ve onu sarayına alır fakat, İbrahim'in karısı olduğunu öğrenince, İbrahim'e kızar ve ona bir cariye ile bazı değerleri eşyalar vererek Mısır'ı terketmesini ister. İbrahim aynı taktiği Gerard kralına da uygular ve ondan da bazı değerler eşyalar alır. Zamanla İbrahim ve karısı yaşlanır, fakat İbrahim'in çocuğu olmaz. Kocasının çocuk özlemini gören karısı Sara, İbrahim'in cariyesi ile birleşip çocuk sahibi olmasına rıza gösterir. İbrahim'in cariyeden bir çocuğu olur, daha sonra da karısından bir çocuğu olur. İbrahim İlk oğlu İsmail'i tanrıya kurban etmek ister.

    Ayrıca bu İbrahim tanrı ile konuştuğu halde hala kalbinin tatmin olması için Allah'tan delil isteyen peygamberdir. İbrahim tanrı ile konuştuğu halde delil istiyor, biz hiç konuşup görmediğimiz halde istemişiz, çok mu?

    Bakara Sûresinin 260 . Ayetinde
    Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
    O devirlerde bilim o kadar ileri degildi. Su kaynasa bile kaç derece kaynadığını bilmiyorlardıki maddelerin özelliklerini bilipte bu maddelere çzellikleri kim vermiş diyebilsinler. Onlarda kendilerince delil istemişler. ALLAH'DA ONLARI İKNA EDEBİLECEK ŞEKİLDE DELİLİLER GÖSTERMİŞ.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  8. #8
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Kapkarışık tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Evet İbrahim'in karısı Sara'yı kızkardeşim diye tanıtması mevzusunu şahsen bende bu bölümde tartışmıştır.Allah'ın yalan söyleyip firavunu kandıran İbrahim'e kızmayıp Firavn ülkesini cezalandırması oldukca çelişkili bir durum.
    Bu hanımı ile ilğili dedikleriniz nerde yazıyor. Bunu ögrenebilirmiyim.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  9. #9
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ben ne dediğimi biliyorum. Çünkü başka hiçbirşey demiyorum. Açık anlaşılır ve basit. Nemi ALLAH'ın dini bir o dinin ismide islam, inananıda mümindir. Bunun anlaşılmayacak neyi var. Başka birşey demişsem göter.
    Demişsin de ya şu cümlelerine ne diyelim?.
    RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi.
    Çok güzel bir paylaşım olmuş çok teşekkürler. İnşallah hepimiz, ibrahim peyganberin inandığı gibi inarız, bir olan ALLAH'ın dini islamda buluşuruz.

    Zaten şirk koşulmadığı takdirde, bu durum otomatik gerçekleşiyor. ALLAH'a inanlar miliyetinden, ırkından, meshebinden, tarıkından ve şeriatinden ayrılıp islamda birleştiğinde bu zaten meydana geliyor.

    Bunlara inananlarda zaten kendi yaratmış oldukları putların peşinden gidenlerdir. Kuran bunu çok güzel açıklamaktadır. Bu yukarıda ki açıklamada bunun en güzel örneklerindendir. AMA BUNCA BÖLÜNMÜŞLÜĞE RAĞMEN YETMEMİŞ GİBİ BÖLMEYE VE PARÇA PARÇA ETMEYE DEVAM ETMEKTEDİRLER. HEMDE ALLAHI BAHANE EDEREK.
    İftira atabilmek için ayet mi uydurmaya başladın Ranazan?.Biraz iz'an ve biraz düşünce..
    Bak Allah ne buyuruyor bu hususta.
    Şunu da not olarak koyalım; TARİK=YOL demektir
    maide 48.
    Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu
    olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allâh'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma!
    Sizden her biriniz için bir şeri'at ve bir yol belirledik. Allâh isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdikleri içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  10. #10
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı egdt1970 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Demişsin de ya şu cümlelerine ne diyelim?. İftira atabilmek için ayet mi uydurmaya başladın Ranazan?.Biraz iz'an ve biraz düşünce..
    Bak Allah ne buyuruyor bu hususta.
    Şunu da not olarak koyalım; TARİK=YOL demektir
    maide 48.
    Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu
    olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allâh'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma!
    Sizden her biriniz için bir şeri'at ve bir yol belirledik. Allâh isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdikleri içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.
    ALLAH GÖZLERİ VARDIR GÖREMEZLER, KULAKLARI VARDIR DUYMAZLARDA DİYOR SENDE BU AYETTİN MANASINI HİÇ DÜŞÜNDÜNMÜ KİMLERMİŞ BUNLAR. Bu ayette kast edilen islamı parçalayında yollara ayırın demek degil. Bu ayet peyganberimize sesleniyor ve onun gitiği yolun tarık olduğunu yani ayrı bir yol olduğunu söylüyor ve devam etmesini istiyor. Onlarla bizim aramızdaki durumların öbür dünyada hak olarak ortaya çıkacagını söylüyor. Ordaki kast edilen tarık, sizin tarık degil. Peyganbere verilen ve önceki peyganberlerede verilen islam yolunu kast ediyor. ve Bu yol verilmesine ragmen yoldan çıkanlarla bu yol üzerinde olanların durumları hakkında hükmün öbür dünyada ALLAH huzurunda belli olacagını söylüyor. O kastedilen yolun yani tarığın yolcuları tanrı üçtür diyorlar. Eger sizlerde dört diyor ve birde vesileci eklemek istiyorsanız buyrun ALLAH'ın yolları boldur. Buyur seçimini yap. Zaten bu dünyaya geliş amacımızda kendi seçimimizi kendimizin yapması içindir. Öyle olmasa idi sadece şeyhler gelir kendilerine tabi olacaklar için seçim yapar giderlerdi.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. alparslan TÜRKES in hayati
    2005 Konuları bölümünde salut tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 01.09.05, 18:05

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •