Çığlıklarla tükenen zamanlardan geçiyorum. Ellerim titriyor, damarlarımdan keskin bir bıçağa teslim edilmiş gibi boşalıyor kelimeler...
Görkemli şehirlerin altında tükeniyorken kalblerimiz rengi atmış bir gecede oturup kaleme alıyorum ikindi vakitlerini, yani tükenmişlikleri... Eylülün ilk tuallerini seyrediyorum sessizce...
Yeni bir doğum bulabilmek zormuş hayalleri incelten bu koca şehirde...
Şimdi hüzün mevsimleri yaşıyor şehrimin kimsesiz sokakları.
İşte yine yağmur yağıyor.
Her yağmur yağdığında yollar ıslanıyor ve çamurlu yollar saltanatını devam ettiriyor.
Her günüm, geçen her bir anım kuru bir yaprak gibi savruluyor boşluğa.
Narin ırmaklar kadar süzülüyor hayat...
Pencereler bile birbirine dönük bu şehirde.
Yüreğimin sızıntıları, coşkularımı, ümitlerimi ayağa kaldırıyor.
Susarak anlatıyoruz belki anlatılması gerekenleri.
Gökyüzü bir maviyi daha kaybediyor bu gün göğünden...
Gözlerimin kanatlanan tuhaf gölgesi durmadan yükseliyor.
Boynumuza sarkıtılmış bir urgan gibi duruyorken hayat, bir ömür daha geçiyor..
işte bu şehrin yağmalarından...
Evet gül insanlar size sesleniyorum yani yüreğinize...
Görkemli şehirlerde de olsa onurlu bir yürüyüşün ayak sesleridir kopan fırtına..
Cennet meyvelerini biriktirme vaktidir bu an.
Ey kalbin gözyaşları!Ağla ve kabart toprağını...
Güller açsın kırış kırış olmuş tertemiz yüreklerde...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

