• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9

    Tartışma Çanakkale Savaşları'nda Önemli Kişiler

    ÇANAKKALE DE TÜRK TARAFINDAKİ SUBAYLAR

    KUZEY GRUP KOMUTANI; TÜMGENERAL ESAT PAŞA (BÜLKAT)

    KUZEY GRUP KURMAY BAŞKANI;YARBAY FAHRETTİN (ORGENERAL ALTAY)

    KUZEY GRUP HRK.Ş.MD.;BİNBAŞI ÇOLAK KEMALETTİN SAMİ (KORGENERAL)

    KUZEY GRUP KH.KUR.;BİNBAŞI OHRİLİ KEMAL

    KUZEY GRUP KH.KUR.;YÜZBAŞI BURHANETTİN

    19.TÜMEN KOMUTANI;ALBAY MUSTAFA KEMAL

    19.TÜMEN KOMUTANI;YARBAY ŞEFİK (ALBAY AKER)

    19.TÜMEN KURMAY BAŞKANI;BİNBAŞI İZZETTİN (ORGENERAL ÇALIŞLAR)

    19.TÜMEN KURMAYI ;YÜZBAŞI HAYRİ

    57 ALAY KOMUTANI ;YARBAY HÜSEYİN AVNİ (ARI BURNU):

    57.Alay,alay komutanından, en son erine kadar, şehit olmuştur.Çanakkale Zaferi sonrası, Kemalyeri'nde düzenlenen madalya töreninde, 57.Alay çağırıldığında ,Alayın kanlı sancağı başka bir alaya mensup erler tarafından tören alanına getirilmiş,göz yaşları içerisinde,kanlı alay sancağına madalyası takılmıştır.Ruhları şad olsun.

    18.ALAY KOMUTANI;BİNBAŞI MUSTAFA:

    Bu muharebelerde şehit oldu.

    27.ALAY KOMUTANI;YARBAY ŞEFİK (ALBAY AKER)

    27 ALAY KOMUTANI;BİNBAŞI HALİS (ATAKSOR)

    2.TABUR KOMUTANI;YÜZBAŞI MUSTAFA BOLULU:

    72.ALAY KOMUTANI BİNBAŞI MEHMET MÜNİR

    16.TÜMEN KOMUTANI ALBAY RÜŞTÜ (TÜMGENERAL SAKARYA)

    16.TÜMEN BAŞKANI YÜZBAŞI M.NAZIM (ŞEHİT ALBAY)

    125.ALAY KOMUTANI YARBAY ABDÜLREZZAK (ALBAY)

    47.ALAY KOMUTANI BİNBAŞI TEVFİK:

    6-7 Ağustos'ta şehit oldu.

    48.ALAY KOMUTANI BİNBAŞI HÜSEYİN İLHAMİ

    70.ALAY KOMUTANI YARBAY SAİP

    5.TÜMEN KOMUTANI YARBAY HASAN BASRİ (ALBAY SOMEL)

    5.TÜMEN KURMAY BAŞKANI YARBAY M.ARİF (AYICI)

    13.ALAY KOMUTANI YARBAY ALİ RIZA

    14.ALAY KOMUTANI YARBAY ALİ RIFAT

    14.ALAY KOMUTANI BİNBAŞI İSMAİL HAKKI (OKTÜRK):

    10 Ağustos'ta şehit oldu.

    15.ALAY KOMUTANI YARBAY İBRAHİM ŞÜKRÜ:

    6-7 Ağustos'ta şehit oldu.

    15.ALAY KOMUTANI BİNBAŞI VEYSEL (ALBAY ÖZGÜR)

    ANAFARTALAR GRUP KOMUTANI ALBAY AHMET FEVZİ

    ANAFARTALAR GRUP ALBAY MUSTAFA KEMAL (ATATÜRK)

    ANAFARTALAR GRUP KURMAY BAŞKANI BİNBAŞI HAYRİ (TÜMGENERAL TARHAN)

    ANAFARTALAR GRUP KURMAY BAŞKANI BİNBAŞI İZZETTİN (ORGENERAL ÇALIŞLAR)

    9.TÜMEN KOMUTANI ALBAY KANNEN GİESSER (ALMAN):

    7 Ağustos'ta yaralandı.Yerine bir süre Yarbay Cemil vekalet etti.8 Ağustos'ta Yarbay (Pötrih) atandı.

    9.TÜMEN KOMUTANI YARBAY PÖTRİH (ALMAN)

    9.TÜMEN KURMAY BAŞKANI (ALBAY,CONK)

    9.TÜMEN KURMAYI YÜZBAŞI REFİK

    25.ALAY KOMUTANI YARBAY NAİL KISIKLILI:

    8 Ağustos'ta şehit oldu.

    26.ALAY KOMUTANI BİNBAŞI KADRİ:

    15Ağustos'ta şehit oldu.

    64.ALAY KOMUTANI YARBAY SERVET (TUĞGENERAL YURDATAPAN)

    2.ALAY TOPÇU ALAY KOMUTANI YARBAY İZZET

    ANAFARTALAR BÖLGE KOMUTANI YARBAY WİLMER (ALMAN)

    ANAFARTALAR BÖLGE KURMAY BAŞKANI BİNBAŞI HAYDAR (ALBAY ALGANER)

    GELİBOLU J.TABUR KOMUTANI YÜZBAŞI KADRİ

    BURSA J.TABUR KOMUTANI BİNBAŞI TAHSİN

    31.ALAY KOMUTANI YÜZBAŞI M.ŞEVKİ (GENERAL DOĞAN)

    32.ALAY KOMUTANI BİNBAŞI KAZIM

    TAYFUR BIG KOMUTANI YARBAY HAMDİ

    4.SV ALAY KOMUTANI YARBAY HAMDİ

    4.TÜMEN KOMUTANI YARBAY CEMİL (TÜMGENERAL CONK)

    4.TÜMEN KURMAY BAŞKANI BİNBAŞI ALAATTİN (TÜMGENERAL KOVAL)

    10.ALAY KOMUTANI YARBAY KEMALETTİN

    11.ALAY KOMUTANI BİNBAŞI MEHMET EMİN

    TOPÇU GRUP KOMUTANI BİNBAŞI A.AZMİ (YB.HAVUNDAK)

    8.TÜMEN KOMUTANI ALBAY ALİ RIZA (PAŞA,SEDES)

    8.TÜMEN KURMAY BAŞKANI BİNBAŞI GALİP (KORGENERAL,TÜRKER)

    12.ALAY KOMUTANI BİNBAŞI BAYATLI ARİF:

    İstiklal Harbinde şehit oldu.

    23.ALAY KOMUTANI YARBAY RECAİ:

    10 Ağustos'ta şehit oldu.

    24 ALAY KOMUTANI BİNBAŞI NURİ (CONKER)

    24.ALAY 1.BÖLÜK KOMUTANI ÜSTEĞMEN FAHRİ (KORGENERAL BELEN):

    Birinci Dünya Harbine,başından sonuna kadar 24.Alay 1.bölük komutanı olarak iştirak etti.Çanakkale,Kafkas ve Suriye cephelerinde çarpıştı.

    28.ALAY KOMUTANI BİNBAŞI HUNKER (ALMAN)

    28.TABUR KOMUTANI BİNBAŞI REŞAT (ALBAY ÇİĞİLTEPE):

    Büyük Taarruz'da 57.Tüm. Komutanı iken emredilen saatte hedefi ele geçiremediği için üzüntüsünden intihar etti.

    41.ALAY KOMUTANI YARBAY FUAT

    33.ALAY KOMUTANI (11. TÜMEN) YARBAY SABRİ

    TOPÇU ALAY KOMUTANI BİNBAŞI SAFFET

    7.TÜMEN KOMUTANI ALBAY HALİL

    7.TÜMEN KUMAY BAŞKANI YÜZBAŞI ŞEMSETTİN (TANER)

    19.ALAY KOMUTANI YÜZBAŞI İRFAN

    20.ALAY KOMUTANI YÜZBAŞI HALİT:

    11 Ağustos 1915'te Bombatepe'de şehit oldu.Büyükanafartalar mezarlığında gömülüdür.

    21.ALAY KOMUTANI YÜZBAŞI YUSUF ZİYA:

    11 Ağustos 1915'te Asmadere bölgesinde şehit oldu.Büyükanafartalar mezarlığında gömülüdür.

    12.TÜMEN KOMUTANI YARBAY SELAHATTİN ADİL (TÜMGENERAL)

    12.TÜMEN KURMAY BAŞKANI BİNBAŞI SÜLEYMAN İLHAMİ

    34.ALAY KOMUTANI YARBAY MEHMET ALİ

    35.ALAY KOMUTANI YARBAY ABBAS

    36.ALAY KOMUTANI YARBAY MÜNİP (ALBAY ÖZSOY)



    ESAT PAŞA


    Esat Paşa (Mehmet Esat Bülkat) 18 Ekim 1862'de Yanya'da doğmuştur. Yanyalı Mehmet Emin Efendi'nin oğludur. Esat paşa 1890'da kurmay yüzbaşı olarak Erkan-ı Harbiye Mektebini bitirdi. Aynı yıl Almanya'ya giderek burada askeri görevlerde bulundu. Temmuz 1893'de Kıdemli yüzbaşı olarak İstanbul'a döndü. 05 Kasım 1893'de binbaşı oldu ve Osmanlı ordusunu düzenlemekle görevli Goltz Paşa'nın yardımcılığına atandı. Osmanlı-Yunan savaşı çıkınca 18 Nisan 1897'de Yanya Kolordusu kurmay başkanlığına atandı. Burada gösterdiği başarıdan dolayı 31 Ocak 1898'de rütbesi albaylığa yükseldi. 1899'da Harbiye Mektebinin ders nazırlığına, daha sonra da kurmay başkanlığına atandı. Harbiye mektebindeki hizmetlerinden dolayı 27 Kasım 1902'de Mirlivalığa (tuğgeneral) ve 17 Ocak 1906'da Ferikliye (tümgeneral) yükseltildi. 15 Temmuz 1907'de Selanik'teki 3. Ordu Komutan Yardımcılığına getirildi.

    1911'de Gelibolu'da 5. Nizamiye Tümeni, çok geçmeden de Tekirdağ'da 2. Kolordu ve 12 Temmuz 1911'de İşkodra Müretteb Kuvvetleri Komutanlığına atandı.

    İtalya'nın savaş ilan etmesi üzerine 16 Eylül 1911'de Yanya Bağımsız Tümen Komutanı ve seferberlik projesi gereği olarak 10 Ekim 1911'de Yanya Kolordusu komutanı oldu. Balkan Savaşlarında 5 Mart 1913'e kadar Yanya ve civarını üstün düşman kuvvetlerine karşı savunarak büyük bir kahramanlık gösterdi.

    16 Ocak 1913'de Tekirdağ'da 3. Kolordu Komutanlığına ve 1. Dünya Savaşında Gelibolu Yarımadasında 3. Kolordu ve Arıburnu Kuzey Grubu Komutanlığına atandı. Burada Çanakkale Boğazının kilidi sayılan Conkbayırını düşman kuvvetlerine karşı büyük fedakarlıklara katlanarak savundu. Çanakkale'deki hizmetlerine ödül olarak 15 Eylül 1915'de Tümgeneralliğe yükseltildi. Goltz Paşanın Bağdat Komutanlığına gitmesi üzerine 3 Kasım'da 1. Ordu Komutanlığına atandı. Almanya'nın doğu ve batı cephelerini görmek üzere 1917'de Berlin'e gitti ve burada incelemelerde bulundu.

    Yurda dönünce 21 Şubat 1918'de Bandırma'da 5. ordu komutanlığına ve 22 Haziran'da Batum'da 3. ordu komutanlığına atandı. Bundan sonra 2. Ordu genel müfettişliğinden 22 Kasım 1919'da emekliğe ayrıldı. Salih Paşa kabinesinde Bahriye Nazırlığı görevinde bulundu.

    Balkan savaşlarında Yanya'da gösterdiği müdafaa ve direnişi ile tanınan Esat Paşa Çanakkale'de de düşman kuvvetlerinin boğazı geçerek İstanbul'a varmasını önleyen kumandanlardan biri olmuştur.

    1862'de Yanya'da doğan Esat Paşa 2 Kasım 1952'de İstanbul'da öldüğünde 90 yaşında idi.

    ESAT PAŞA'NIN ÇANAKKALE SAVAŞLARINDA YERİ VE ÖNEMİ
    25 Nisan 1915'de İngiliz ve Fransız birliklerinin Seddülbahir ve Arıburun bölgelerinde karaya çıkarma yapmasıyla Çanakkale kara savaşları başlamış oldu. Haziran ayına kadar süren saldırılar Türk kuvvetleri tarafından karşılandı ve düşmanın geri çekilmesi sağlandı. Bunun üzerine tekrar saldırı kararı alan İtilaf Kuvvetleri haziran ve Temmuz ayı boyunca Türk mevkilerini sürekli ateş ve bombardıman altında tuttular.

    Bu sırada Gelibolu'daki savunma hattı iki kısma ayrılmıştı. Esat Paşa Arıburun Kuzey Grubu komutanı olarak kardeşi Vehip Paşa'da Güney Grubu Komutanı sıfatıyla düşmanın kuvvetli saldırılarına karşı direniş göstermekte idi. Kuzey Grubu komutanı Esat Paşa Haziran ve Temmuz aylarında İngiliz ve Fransız birliklerinin Arıburnu'na yaptıkları taarruzlar karşısında zor şartlar altında düşmanı karşılamış ve geri püskürtmüştür.

    Bundan sonra Ağustos ayında düşman kuvvetleri Conkbayırı denen mevkii üzerine harekete geçmiş ve burayı ele geçirmek için hazırlıklara başlamıştır .6 Ağustos'ta başlayan düşman taarruzu Conkbayırını korumakla görevli Esat Paşa emrindeki Türk kuvvetleri tarafından karşılanmış ve düşman yenilgiye uğratılmıştır .

    Ağustos sonuna kadar devam eden savaşlar sonunda İtilaf Kuvvetleri mevki yönünden çok önemli olan Conkbayırını ele geçirememiş ve Çanakkale'den geçerek İstanbul'u işgal etme emelleri suya düşmüştür. Özellikle Conkbayırı savaşlarında büyük kahramanlık gösteren Esat Paşa Mustafa Kemal'inde bu bölgede Anafartalar Savaşlarında zafer kazanmasında büyük paya sahiptir. Çünkü Mustafa Kemal'in Anafartalar Kumandanlığına atanmasını sağlamış ve onun burada yeteneğinin görülmesi ve dünyaca tanınan bir asker olması bu sayede mümkün olmuştur. Esat Paşa İtilaf Kuvvetlerinin Çanakkale Boğazını geçerek

    İstanbul'a gelmesini önleyen üç önemli kumandandan biri olarak ortaya çıkmaktadır .Diğer iki kişi Çanakkale Müstahkem Mevki komutanı Cevat Paşa ve Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşa'dır.

    Esat Paşa'nın Çanakkale Hatıraları (4 cilt) ve 1912-1913 Balkan Harbi adlı iki önemli eseri vardır.

    Albay Mustafa Kemal



    Anafartalar Kahramanı'nı anlatmaya gerek var mı?


    Otto Liman Von Sanders


    17 Şubat I855’te Stolp’da (bugün Polonya’da Slupsk) doğdu, 22 Ağustos 1929’da Münih’te öldü. 1874’te Essen muhafız birliğinde subaylığa başladı.1911 ‘de generalliğe yükseldi.

    I.Dünya Savaşı yaklaşırken, Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri liderleri ateş hattında sağ kalabilmenin çarelerini arıyorlardı. Ordunun ıslahı düşünülüyordu. Osmanlı ordusunda yenilik yapmak için Almanya’dan istenen kurulun başkanı olarak 14 Aralık 1913’te İstanbul’a geldi. Önce, Osmanlı Ağustos 1914’te I. Kolordu komutanı oldu. 1914’e kadar Osmanlı ordusunda bazı reform çalışmaları yaptı. Almanya ile yapılan anlaşma gereğince mareşallik rütbesine yükseltilen Sanders, Mart 1915’te de Çanakkale’de V. Ordu komutanı oldu. Bu atanma ile Çanakkale’deki tüm idari yetkiyi eline alan von Sanders, düşmanın çıkarma yapacağı noktaları tahminde yanıldı ve yaklaşık dokuz ay süren bu savaşlarda komutanlık görevini sürdürdü.

    1917-1918 yıllarında bu kez Filistin Cephesi’nde IV., VII. ve VIII. ordulardan oluşan Yıldırım Orduları Grubu komutanlığına getirilen Liman Von Sanders, İngiliz generali Allenby’nin saldırılarına karşı koyamadı. Eylül 1918’de Filistin Cephesi yarılınca kuvvetlerini Halep’e kadar çekti. Bundan sonra Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı’nı Mustafa Kemal yürüttü.

    Mondros Mütarekesi’nden sonra bir süre İstanbul’da gözaltında tutuldu. Alman askerlerinin geri gönderilmesi çalışmalarını üstlendi ve daha sonra kendisi de Almanya’ya döndü. Son yıllarını anılarını yazarak geçirdi

    Sanders, Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından (30 Ekim 1918) hemen sonra Türkiye'den ayrıldı. Sanders'in Türkiye ile ilgili iki eseri vardır, Malta’da savaş suçlusu olarak bulunduğu süre içinde yazdığı "Türkiye'de Beş Sene" ve "Milleti Müselleha". 1929 yılında Münih'de öldü.

    Ezineli Yahya Çavuş

    Ezineli Yahya Çavus Balkan Harbine katılmıs, her Türk askeri gibi o yenilginin ıstırap ve mahcubiyetini yüreginden atamamıstır. I.Dünya Savası için seferberlik ilan edildiginde gönüllü yazılmıstır. Çanakkale Cephesi’nde 9. Tümen, 26. Alay, 10. Bölük ikmal eri olarak 5 manga askerin basında 25 Nisan 1915’te Seddülbahir, Ertugrulkoyu savunmasında büyük bir kahramanlık örnegi sergilemistir. Kıta çavusu oldugu halde Ertugrulkoyu’nun 10. bölügünün 1. takımını komuta ediyordu.

    Yahya Çavus, Harapkale’deki sargı yerinde tabur komutanı Binbası Mahmut Sabri Bey’le karsılasır. Komutanının dinlenme istegini kabul etmez. Yahya Çavus geceli gündüzlü savasını haziran baslayana kadar sürdürür. Zıgındere’deki bir süngü hücumunda sehadet mertebesine erer. Yahya Çavus’un Mustafa oglu, Hanife Dudu’dan olma, 1887 dogumlu Çanakkale Ezine Koçali köyü nüfusuna kayıtlı oldugu; 05.01.1914 dogumlu Muharrem Canbaz adında bir oglu oldugu nüfus kayıtlarında tespit edilmistir. Yahya Çavus’
    un ölüm kaydında 23 Mayıs 1331 (5 Haziran 1915) Maydos (Eceabat) yazılıdır.

    Yahya Çavus hakkındaki bilgilerin çogu kendisinin tabur komutanı Binbası Mahmut Sabri’nin raporunda bulunmaktadır. "Seddülbahir muharebeleri" adını alan raporu kendisi hastanede savastan bir buçuk ay sonra hatıra olarak yazmıstır. Harbiye bakanlı müstesarlıgına vermistir. Bu raporu yazan sahıs imzasını koymamıs sonradan yapılan incelemede Binbası Mahmut Sabri
    oldugu anlasılmıstır. Aslı simdi Harp Tarihi Encümeni’ndedir. 2. Ordu Müfettisi 1. Ferik Fahrettin bunu incelemistir.

    Ertugrulkoyu Çıkarması

    V kumsalı Ertugrul Tabyasının karsısına isabet ediyordu. Düsman buraya Albion Zırhlısı himayesinde genis ölçüde asker tahsis etmisti. Seçilen çıkarma alanı her tarafta kayalıklarla çevrili idi. Buralarda makineli tüfeklerimiz yuvalanmıstı. Düsmanın karaya çıkmasını engellemek amacıyla dikenli teller kıyı boyunca yerlestirmisti. Ertugrulkoyu’nu, 3. Taburun 10. Bölügü savunmaktaydı. Ingilizler yogun bombardımanları sabaha karsı 4:30 civarında baslatmıslardı. Yarım saatlik bu zaman diliminde yaklasık olarak 4650 top Ertugrulkoyu’na isabet etmisti. Buna ragmen birliklerimiz sükunetlerini bozmadan herhangi bir karsılık
    vermemislerdi. Bundan sonraki plan olarak Ingilizler bir kısım birliklerini dörder sandallı 6 kafile halinde karaya çıkarmayı düsünürken, diger kısmını da son günlerde Fransa’dan satın aldıkları River Clyde adlı kömür gemisine yüklemislerdi çıkarma için bu geminin iki yanına açılır kapanır iskeleler yapmıslardı. Modern Truva atı olarak nitelendirilen River Clyde 10 yasında bir
    kömür gemisi idi ve içinde 2000 kisiyi tasımaktaydı.

    Ertugrulkoyu sırtlarındaki 26. Alayın 10. Bölügünün bir takımını yöneten, koyun batı tarafına yerlesen ve koyu yandan gören bes manga askeri basında 10. Bölük ikmal (tamamlama) askerlerini Yahya Çavus komuta ediyordu. Ezineli Yahya Çavus, Balkan Harbi’ne katılmıs, her Türk askeri gibi o da yenilginin ıstırap ve mahcubiyetini yüreginden atamamıstır. I. Dünya Harbi
    için seferberlik ilan edilince gönüllü yazılmıstır. Çanakkale Cephesinde 9. Tümen, 26. Alay, 3. Tabur, 10. Bölgeye baglı 5 manga (45) askerin basında 25 Nisan 1915’te Seddülbahir Ertugrulkoyu savunmasında görev almıstı. Kendisi mahiyeti ile birlikte çıkarmanın gerçeklesecegi zamanı beklemekteydi.

    Ertugrulkoyu’nda Albion zırhlısının atesi altında ilk anda Dublin Taburu, sonra da River Clyde kömür gemisiyle de çıkarma sürdürülecekti. Plana göre harekata saat 6:00’ da baslanacaktı; fakat akıntının attıgı sandallar kırk bes dakikalık bir
    gecikmeyle kıyıya gelebildiler. Kıyıya 200 metre kala 10. Bölügün ani atesi baslamıstı. Yahya Çavus ve arkadasları çıkarma birliklerinin yanasmasını sabırla beklemis tam kıyıya çıkacakları sırada siddetli atese baslamıstı. Çıkarma kuvvetleri ilk agızda çok telefat verdiler. Sandalların büyük bir kısmı kaçtı, bir kısmı da devrildi. Sandalların bir kısmı battı; ancak birkaç kisi karaya
    çıkabildi. River Clyde gemisindeki iki taburdan baska durumu kurtaracak kuvvet yoktu.

    Gemi kıyıya yaklasırken, epey açıkta karaya oturmustu. Bundan dolayı kıyıya ulasabilmek için mavnalarla bir köprü kurmak gerekiyordu. Bunu saglamak için saglanan çalısmalar bir türlü sonuç vermedi; çünkü 10. Bölügün yogun atesi ve
    özellikle Yahya Çavus’un basında bulundugu takımın yandan atesi ile gemiden dısarı çıkan askerler birer birer vuruluyordu. Bes manganın basında bulunan bir subay gibi birligini yönetmekteydi. 3000 kisilik düsman kuvveti durdurulmustu. Ingiliz Generali Napier teknede bulunan ve duraklayan askerlerine: “Niçin duruyorsunuz?” diye bagırdıgında kimse ona cevap vermemisti. Zira
    kömür gemisinden çıkmak isteyenler vurulmus, kaplar ve iskeleler de ölü ve yaralılarla dolmustu. Sag kalanlar generale yaklasmamasını, buraya çıkmanın imkansız oldugunu söylüyordu. Geminin önüne yerlestirilen makineli tüfeklerin himayesi altında kıyı ile gemi arasında kurulan geçit, iki yandan birliklerimizin makas atesi altına alınmıstı. 3. Fransız Tugayı komutanı askerlerini
    cesaretlendirmek için ileri atılmıstı. Kuvvetlerimizin açtıgı ates sonucu alnından vurularak öldürülmüstü. Ögleye dogru Seddülbahir üzerinde uçus yapan Ingiliz pilotu Samson, deniz suyunun kıyı kesiminin kıpkırmızı kesildigini görünce meraklanıp telsizle rapor etmisti. Üç saatlik çarpısma sonucunda çıkarma araçlarıyla kumsala çıkabilen Irlanda Taburunun sag kalan 200 askeri, kıyıda bir toprak parçasına tutunmaya çalısmıslardır. Savunmayı pekistirmeyi amaçlayan 3. Tabur, ihtiyattaki 11. Bölükten iki piyade takımını 10. Bölügün emrine vermisti.

    Ikindiden sonra Ezineli Yahya Çavus’un basında bulundugu bes mangalık siperin yok edilmesinin gerekli olduguna düsman tarafından karar verilmis olmalı ki, bir kısım donanması oraya ates açtı ve siperleri dümdüz etti. Bu nedenle Yahya
    Çavus ve geride kalan arkadasları baska tarafta mücadelelerine devam ettiler. N e çare ki batıda Tekekoyu’ndan çıkan düsman kuvvetleri saat 15:00’de Aytepe’yi almayı basardılar. Bu durumda Ertugrul tabyası arkadan sarılmıs oluyordu. Bu haber Yahya Çavus’a ulasınca komutasında bulunan takımın kalanları ile süngü takarak düsmana dogru ilerledi. Kendisine haber gelmezden
    evvel oradaki manga erlerinden, dördünü sehit ve ikisinin yaralı olması üzerine, düsman makineli tüfegini kurmustu ve Yahya Çavus’a atesle karsılık vermisti. Aytepe’nin düsman tarafından alınması ve havanın kararması nedeni ile yanında bulunan iki arkadası ile Harapkale’de ki bölügüne dönmeye mecbur oldu.

    Ertugrul tabyası ile Ertugrulkoyu’nun düsmanın her türlü atesini karsı 12 saat savunduktan sonra yerinden ayrılmıstı. Yahya Çavus’un benzerlerinden üstün derecede mükafatlandırılması sart idi. Ne yazık ki, bölük subayının sehit olması ve tabur komutanının yaralanıp hastaneye getirilmesi yüzünden Yahya Çavus’un kahramanlıgı kayıtlarda yer almalı. 9. Tümen komutanı Halil Sami Bey saat 15:30’da ihtiyatta bulunan 25. Alayı da Seddülbahir Cephesi’ne göndererek orada kahramanca çatısan Mehmetçigin imdadına yetismisti. Böylece karaya çıkmıs bulunan düsman kuvvetlerinin ilerlemesine mani olmustu.
    V sahiline yapılan çıkıs hareketi saat 09:00’da durdurulmustu. Kum sırtının arkasında kalanlar, kımıldayacak durumda degildi. Kömür gemisinde kalan bin kisi hava kararıncaya kadar ve yahut W sahilinden yapılacak bir ileri hareketi Türk müdafaa tertibatlarını kusatıncaya kadar, mahpus kalmıstı.

    25 Nisan gecesi süngü hücumu yapılmıs daha fazla düsman çıkarılmasına meydan verilmemisti. 26 Nisan’da Seddülbahir köyü ve Haraptepe saat 13:30’da Ingiliz kuvvetlerinin eline geçti. Aynı saatlerde daha batıda Gözcübaba Tepesi de Dublin taburunun sabahtan itibaren yaptıgı hücumlar sonunda ele geçirilmisti.daha sonra 27 Nisan’da Ingilizler yeni bir saldırıda bulundularsa da Türk savunma mevzilerini 700-800 metre ilerisinde Zıgındere-Eski Hisarlık hattında durduruldular.Temmuz 1915 sonuna kadar, çok kanlı geçen, gögüs gögüse süngü hücumları ve karsı hücumlarla süren Kirte-Kerevizdere-Zıgındere
    muharebeleri, özellikle Türk birliklerinin,müttefik donanmasının atesinden korunmak amacıyla, gece yaptıkları süngü hücumları biçiminde olmustu. Sekiz gün, geceli gündüzlü süngü hücumlarıyla geçen Zıgındere muharebesi, iki taraf içinde kayıpların en fazla olanı ve en kanlı geçenidir. Bu bölgedeki hareket agustos ayıyla beraber mevzi muharebesine dönüsür. Böylece isgal kuvvetleri
    3-4 km.lik bir arazide çakılıp kalmıs, Alçıtepe ve Kirte ele geçirilememis, durum
    bosaltmaya kadar böylece devam etmistir.

    Yahya Çavus Anıtı


    Seddülbahir köyünün kuzeybatısında ve Ertugrulkoyu’na hakim düzlügün üzerinde bulunur.Yahya Çavus ve takımı adına 1962’de yapılmıstır. Ingiliz tarihçisi Aspinal Oglander: “Yahya Çavusların destanlarını yazmak için sözler yetersizdir.” ifadesini kullanmıstır. Onlar için en güzel sözü 1962’de Çanakkale valisi olan Namık Sevik Bey söylemistir. Sehitligin yeni düzenlemesi 19
    Agustos 1992’de açılmıstır.

    Onbaşı Seyit


    Seyit Onbaşı, 1889 yılının Eylül ayında Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Abdurrahman, annesinin ki Emine idi.

    Seyit, 1909 yılının Nisan ayı başlarında askere alındı. 1912'de Balkan Savaşları'na katıldı. Savaş bitiğinde terhis edilmedi ve topçu eri olarak Çanakkale Cephesi'nde görev aldı.

    İngiliz Queen Elizabeth (Kraliçe Elizabeth) zırhlısının attığı top mermileriyle, batarya komutanı ve iki er hariç bütün personeli şehit olan Rumeli Mecidiye Bataryası 3.Top numara erlerinden, hayatta kalan diğer akrabası Niğdeli Ali' nin yardımıyla 275 Kg.lık(215 okka) top mermisini, Mataforası (Mermi Vinci) bile bozulmuş olan topun 2 metre yüksekteki namlusuna 2 defa üst üste yerleştirip ateşleyen, attığı ikinci mermiyle İngilizlerin komuta gemisi olan Ocean zırhlısını Kara Burun Mevkiinde batırıp Çanakkale Muharebelerinin seyrini değiştiren Koca Seyit gerçekleştirdiği bu büyük kahramanlık karşılığında verilen Onbaşı rütbesinden başka para, altın, izin gibi hiç bir karşılık talep etmemiştir. Önceki talep ettiği çift tayın hakkını aldığında, diğer arkadaşları yararlanamadığı için lokmalar boğazında düğümlenip vazgeçmiştir.

    Olaydan sonra mevzi bölgesine gelen Amiral Cevat Paşa' nın isteği üzerine fotoğrafını çekmek için aynı ağırlıktaki başka bir mermiyi kaldırmayı deneyip,k aldıramayınca "Paşam! Karşımda düşman olsun yine kaldırırım" der.

    Daha sonra karşılaştığı 10. Fırka ( Tümen) komutanı Mustafa Kemal' in " O koca gülleyi kaldırdığın gibi beni de kaldıra bilirmisin?" sorusuna "Sizin büyüklüğünüz, ağırlığınız gülle ile ölçülemez. Sizi ben değil dünya birleşse kaldıramaz" cevabını verir.


    Koca Seyit'in memleketindeki anıtı


    Koca Seyit'in Gelibolu Yarımadasın'ndaki anıtı

    Seyit Onbaşı 1918 sonbaharında köyüne döndü. Sanatı olan ormancılık ve kömürcülüğe devam etti. 1934 tarihinde yürürlüğe konan soyadı yasasıyla "Çabuk" soyadını aldı. 1939 yılında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle vefat etti.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  2. #2
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Sir Ian Hamilton


    Asker bir babanın oglu olan Ian Standish Monteith Hamilton 16 Ocak 1853’te Hamilton, 1853’te Yunanistan’a baglı Korfu Adası’nda dogdu.

    Gordon Iskoç Alayı’nda görev yapan babası Hint birliklerinden olusan alayın komutanlıgına atanınca aile Hindistan’a gitti. Fakat Hamilton çocuklugunun büyük kısmını Argyllshire’da geçirdi. Cheam ve Wellington’da tahsilini tamamladıktan sonra asker olmaya karar verdi. Hamilton, askeri egitimini tamamladıktan sonra orduya katıldı. Altı ay süreyle Hanoverli sürgün bir generalin Dresden’deki egitimine katıldıktan sonra, Hindistan’a gitti (1872 - 1879). Güney Afrika (1881), Mısır (1884-1885) ve yeniden Güney Afrika’daki Ingiliz birliklerinde (1899-1902) çesitli görevler aldı. Güney Afrika Savası’nda
    gösterdigi basarılardan dolayı Hamilton’a korgeneral rütbesi verildi. Daha sonra Ingiltere’ye dönen Hamilton önce Lord Kitehener’ın Kurmay baskanlıgı sonra da Saray Süvarileri Muhafız Alay Karargah komutanlıgı görevine getirildi. 1904 Rus-Japon Savası sırasında gözlemci olarak Japonya’ya gönderilen Hamilton, savas sonrasında hatıralarını yayınladı.

    1910 yılında Akdeniz Orduları baskomutanlıgına atandı. 1915’de Çanakkale’de Fransız ve Ingiliz Kara Kuvvetleri baskumandanlıgına tayin edildi. 13 Mart’ta, Anadolu kıyılarına kara kuvvetleri çıkarma göreviyle Londra’dan hareket etti. 16 Mart’ta Mondros’a geldiginde emrindeki sefer kuvveti 17.000’i Fransız 75.056 asker, 132’si Fransızlara ait 140 top ve 8 uçaktan olusuyordu. Ian Hamilton’ın emriyle, Bogaz’ı geçmek isteyen Müttefik donanma Çanakkale’de basarısızlıga ugrayınca Gelibolu’ya asker çıkarma kararı alındı.

    Ancak çıkarma 25 Nisan’da bu karardan bir ay sonra gerçeklestirilebilmisti. Ne varki bu girisim de basarısızlıkla sonuçlanınca agır elestirilere hedef olan Hamilton, görevden alınarak Ingiltere’ye çagrıldı (Ekim 1915). Bundan sonraki askerlik yasamında geri hizmetlerde görev yapan Ian Hamilton 1947 yılında Londra’da öldü.

    YAPITLARI:
    A Staff Ofıcer’s Scrap Book,1905-1907, (“Bir Kurmay Subayının Güncesi”) ;
    Compulsory Service, 1910, (“Zorunlu Hizmet’);
    Gallipoli Diary,1920 (GeliboIu Günlügü”);
    When 1 Was a Boy, 1934, (“Çocuklugumda”);
    Jean, 1942;
    Listening for the Drums, 1944, (“Trampetleri Dinlerken”).

    Winston Churchill


    Winston Churchill, 30 Kasım 1874’te Oxfordshire Blenheim Satosu’nda dünyaya geldi. Blenheim Satosu Churchil’in büyükbabası olan 7.Marlborough Dükü’ne aitti. Malborough Dükleri Ingiliz aristokrasinin en büyüklerindendir. Churchill’in babası Lord Randolf Churchill parlak bir siyasetçidir ve 25 yasında Muhafazakar
    Partiden milletvekili olmustur. Lord Randolf, ABD’li bir kadın olan Jeanette Jerome ile evlendi. Jeanette Jerome Newyorklu bir tüccarın kızıydı. Lord Randolf ve esi, Victoria Ingiltere’sinin aristokrat sosyetesi ile siyaset
    dünyasının en ilgi çekici çiftlerinden biri sayılıyordu.

    Churchill çocukluk yıllarında ailesinden bekledigi yakınlıgı ve ilgiyi bulamamıstır. Churchill daha sonra annesi için sunları demisti: “O, benim için aksam yıldızı gibi parladı. Onu çok seviyordum, ama uzaktan”. Churchill’in sefkat buldugu kisi dadısı Mrs Everest’ti. Churchill onun için : “Dadım benim sırdasımdı” diye yazmıstır. Bu ortam içerisinde Churchill anne ve babasının yüzünden mutsuz bir çocukluk geçirdi.

    Churchill’in ilk egitim hayatı basarısızdı.Hatta ilkokuldaki on bir çocugun içinde, basarıda on birinciydi. Bu sıralar Churchill gelecegi ile ilgili halasına söyle yazmıstır: “Eger iki hayatım olsaydı ,birinde asker digerinde politikacı
    olurdum.” Bu sözden de anlasılacagı gibi Churchill, Harrow Koleji’nden sonra askeri okula gitmeye karar verdi. Sandhurst’teki Kraliyet Askeri Okulu’na girdi.
    Lord Randolf, 24 ocak 1895’te , 47. dogum gününden üç hafta önce öldü. Üç gün sonra Bladon’a gömüldü. Churchill, Subat 1895’te babasının ölümünden dört hafta sonra 4. Husar birligine katıldı. Bundan sonra serüvenler yasamak, kısa sürede ün kazanmak istegi ile bagımsızlık savası sırasında iki ay Küba’da kalarak Londra’da çıkan Daily Graphic gazetesi için muhabirlik yaptı.

    1897’de The Story Of Malakand Field Force (Malakand Kuvvetlerinin Öyküs&#252 adıyla yazdıgı kitabı genis ilgi gördü. Bu ömrü boyunca aralıklarla sürdürdügü yazarlık yasamının baslangıcı oldu. 1879-98 yıllarında Savrola adlı kitabını yazdı. Yine hem asker hem muhabir olarak Lord Kitchener’in Nil Seferine katıldı. The River War (Irmak Seferi)’da bu seferi canlı bir dille anlattı. Hindistan’a gitti, fakat, oradaki tek düze askerlik yasamından sıkıldı.

    1899’da politikaya atılmak ve yazarlık yapmak amacıyla ordudan ayrıldı. İngiltere’ye döndügünde Muhafazakar Parti’den seçimlere katıldı, ama seçilemedi. Güney Afrika’daki Boer Savası (1899-1902) ‘nda Londra’da yayımlanan Morning Post gazetesi adına muhabirlik yaptı. Güney Afrika’daki ilk ayında Boerlerin pusuya düsürdügü bir zırhlı trenin kurtarılmasında
    oynadıgı rolle ün kazandı. Fakat kendisi Boerlerin eline düstü. Bir ay sonra esir kampından kaçması tüm Ingiltere ’de ününü artırdı. Ingiltere’ye bir kahraman olarak geri döndü.

    1990’de Oldham’dan katıldıgı seçimleri kazanarak parlamentoya girdi. Kısa sürede Avam Kamarasının dikkatini çeken üyelerden oldu. Siyasi yasamında Lord Randolf Churchill (1906) adlı yapıtında da anlasılacagı gibi babasını örnek aldı. 27 Temmuz 1900’de Churchill’in, Captain George Cornvallis-West ile evlendi. Lady Randolf, oglundan sadece on altı gün büyük olan ve kendisinden de yirmi yas genç olan biriyle evlenmisti. 1904’te Sömürge Bakanı Joseph Chamberlain’in gümrük yasası ikileme yol açtı. Churchill bu yıl Muhafazakar Parti’den ayrılarak Liberal Parti’ye geçti. Balfour ve Chamberlain’e karsı cüretkar çıkıslarıyla dikkat çekti. 1906’da Manchester bölgesinden büyük oy farkıyla seçildi. Liberallerin kurdugu yeni hükümette sömürge isleriyle ilgili Devlet Bakanlıgı Müstesarı oldu. Güney Afrika için uzlasma ve öz yönetim politikasını yetkin bir biçimde savunarak övgü topladı.

    1908’de Herbert H. Asquith basbakanlıga getirildi. Asquith, Churchill’in enerji ve yeteneklerinden etkilenmisti ve onu Ticaret Bakanlıgı’na getirdi. Churchill, 1908’de Buchingham Sarayı’nda, Clementine Hozier ile tanıstı. O sıralar , Churchill onun için : “Benim için bu kadar entelektüel özelliklere ve asil hislere sahip bir kızla tanısmak büyük bir mutluluktur.” demistir. Churchill ve Clementine Hozier 15 Agustos 1908’de nisanlandılar, 9 Eylül 1908’de evlendiler.
    Evlendiklerinde Churchill 33, Clementine 23 yasındaydı. Churchill’in evliligi fırtınalı meslek hayatının gerisindeki huzur ve mutluluk kaynagı oldu.

    Churchill Ticaret Bakanlıgı’nda liberalizm içindeki toplumsal reforma yönelik hareketin öncülügünü yaptı. Asgari ücretleri saptamayla yetkili ticaret kurulları olusturdu. Issizlikle mücadele için devlet denetiminde is bulma merkezleri kurdu.

    1911’de kabinede içisleri bakanı oldu. Cezaevi sisteminde önemli reformlar yaptıysa da bu görevinden daha çok sanayi kesimindeki huzursuzluk ve grevlerle ugrasmak zorunda kaldı. Fırsat buldugunda dramatik tavır
    alma egilimiyle kamu düzeninin bekçiligini astı ve örgütlü isgücünün hep kuskuyla baktıgı biri olarak da bunun bedelini agır ödedi.

    24 Ekim 1911’de, 36.dogum gününden bes hafta öncesinde Deniz Kuvvetleri Bakanlıgı (Firs Lord Of The Admirality)’na getirildi. Churchill, Amirallik Birinci Lordlugu’na getirilisiyle ilgili olarak sunları demistir: “Bu büyük bir sorumluluk ve simdi ofisin önemini, yerel ve uluslar arası politikaları, üç yıl önce yaptıgımdan daha iyi degerlendirebiliyorum. Her zaman orduya ve donanmaya özel bir ilgim olmustur.”

    Churchill, amiralligi boyunca donanmayı her zaman savasa hazır duruma getirmeyi hedefledi. Amiral Fisher’in yardımıyla deniz savası filosu kurmayı tasarladı. Büyüyen alman deniz gücüne karsı üstünlük saglayabilmek için kabinede Ingiltere tarihinin en büyük donanma bütçesini basarıyla savundu. 1911’den savasın baslamasına kadar geçen üç yıllık sürede donanmayı büyük bir hızla gelistirdi. Kalemi kadar konusma yetenegi de olaganüstü olan Churchill, etrafındakileri kısa zamanda etkisi altına alması ile tanındı ve basarılı oldu.

    Fakat Çanakkale harekatı Churchill’in siyasi hayatında basarıya dogru giden çizginin duraklamasına neden oldu. Bu başarısızlığın mimarı olarak nitelendirilen Churchill, İngiliz halkı karşında çok zor bir durumda kaldı ve muhaliflerinin de zorlamasıyla görevinden ayrıldı. Ancak 1917’de Cephane Bakanlığına ve Harbiye Bakanlığına getirildi. 1924'te tekrar Muhafazakar Partiye girdi. Maliye Bakanı oldu (1924-1929).

    1939'da bir kez daha Bahriye Nazırlığına ve 1940'ta N. Chamberlain'ın yerine Başbakanlığa getirildi. İkinci Dünya Savaşında izlediği savaş politikası ve Roosevelt ile kurduğu iyi ilişkiler onu İngiliz tarihinin en önemli devlet adamları arasına soktu. Gene bu dönemde Müttefik Devletlerin Balkanlar'a kaydırmağa çalıştığı strateji konusunda Ruslarla çalıştı. Ancak S.S.C.B.'nin burada hakim duruma geçmesinden de çekiniyordu. Bu yüzden savaşın başından itibaren stratejik önemi büyük olan Türkiye'yi savaşa sokmağa çalıştı. Kahire ve Adana'da Türk yöneticileriyle bu konuda yaptığı görüşmelerde, Türkiye'nin istediği askeri yardımı vermeğe de yanaşmadı. Savaş sonrası Avrupa ülkelerinin birleşmesini sağlayan Kuzey Atlantik Paktı, Avrupa Konseyi gibi kurumların oluşması için büyük çaba gösterdi. 1951 seçimlerinde tekrar iktidara geldi. 1955'te görevlerini A.Eden'e bırakarak siyasetten çekildi.

    Son yıllarını daha çok yazarak ve resim yaparak geçirdi. 1953 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. 1963’te Amerikan Devleti, kendisine onursal vatandaşlık verdi. 1965 yılında, 90 yaşında öldü ve Blenheim Palace’a gömüldü.

    Başlıca Eserleri
    Life of Lord Randolph Churchill (Lord Randolph Churchill'in hayatı, 1906);
    The World Crisis (Dünyanın geçirdiği Buhran, 4 cilt 1923-1929),
    Marlbrough (4 cilt, 1933-1938);
    War Memories (Savaş Anıları, 6 cilt, 1948-1954)

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  3. #3
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    MUSTAFA FEVZİ ÇAKMAK (1876-1950)


    1 . MUSTAFA FEVZİ ÇAKMAK'IN AİLESİ VE ÖĞRENİM HAYATI

    Fevzi Çakmak'a; Fevzi Paşa, Müşir Fevzi yada Mareşal Çakmak da denir. Cumhuriyet Ordularının iki mareşalinden -ötekisi Atatürk - biridir. Mustafa Fevzi Çakmak, 1876 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Çakmakoğullarından, Tophane kâtiplerinden Ali Sırrı Efendi ; annesi ise Varnalı Hacı Bekir Efendi'nin kızı olan Hesna Hanım dır. Fevzi Çakmak'ın babası Ali Sırrı Efendi, albay rütbesiyle Medine'de bulunduğu dönemde ölmüş ve Medine'ye gömülmüştür. Ali Sırrı Efendi ile Hesna Hanımın biri kız ve üçü erkek olmak üzere dört çocukları olmuştur. Osmanlı Ordularında topçu albayı olan Ali Sırrı Efendi, çocuklarını asker yapmayı istemekteydi. Nitekim erkek kardeşleri de Fevzi Çakmak gibi asker olmuş fakat kardeşlerinden Muhtar bey 1912 Balkan Savaşı'nda, Nazif Bey Çanakkale Savaşında ve en küçük kardeşi olan Sami Bey ise askeri ortaokula devam ettiği sırada genç yaşta vefat etmişlerdir.

    Mustafa Fevzi, öğrenim hayatına beş yaşındayken İstanbul'da Sadık Hoca Mahalle Mektebi 'ne yazılarak başlamıştır. Mahalle Mektebi'ndeki iki yıllık öğreniminin ardından Sarıyer'deki Hayriye Mektebine devam etti. Mustafa Fevzi on yaşına geldiğinde, Rüştiye Mektebi 'ne yazılarak orta öğrenimine başladı. Bu okuldaki bir yıllık öğrenim ardından Soğuk Çeşme Askeri Rüşdiyesi 'ne yazıldı ve 1890 yılında Kuleli Askeri İdadisine girdi. Bu okuldan 1893 yılında mezun olan Mustafa Fevzi 29 Haziran 1893 tarihine Pangaltı Harbiye Mektebi 'ne kaydoldu. 28 Ocak 1896 tarihinde Erkan-ı Harb (kurmay) sınıfına ayrılarak; Harb Okulunu başarıyla tamamladıktan sonra 25 Aralık 1898 tarihinde Harb Akademisi'nden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olup, orduya katıldı.

    2. FEVZİ ÇAKMAK'IN BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ FAALİYETLERİ

    Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle orduya katılan Fevzi Bey'in ilk görev yeri; 25 Aralık 1898'de atandığı Erkân-ı Harbiye Dairesi (Genelkurmay) IV. Şube idi. Bu görevin arkasından 11 Nisan 1899'da Rumeli'ye gönderilerek Metroviça'daki XVIII. Fırka Kurmaylığ ı'nda görevlendirildi.XVIII. Fırka Kurmaylığı görevi ile Arnavutluk'a gelen Fevzi Bey'in ilk işi bölgeyi iyice tanıyıp kendisine verilen görevi eksiksiz yerine getirebilmek için çalışmalara ve hazırlıklara başlamak oldu. Fevzi Bey yüzbaşı rütbesinde gönderildiği Rumeli'de, 14 sene sürekli olarak kalarak 6 Şubat 1901'de Kolağası , 20 Nisan 1902' de Binbaş ı , 19 Temmuz 1906'da Kaymakam ( Yarbay) ve nihayet 17 Aralık 1907'de Miralay (Albay) rütbesine yükseldi. Fevzi Bey, 29 Aralık 1908'de Kosova'ya bağlı Taşlıca Mutasarrıfı ve Nizamiye 35. Liva (Tugay) K. ' lığına atandı. 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilanında sonra 7 Ağustos 1909'da çıkarılan Tasviye-i Rütbe-i Askeriye Kanunu ile Fevzi Bey'in rütbesi Miralaylıktan, 19 Ağustos 1909'da Binbaşılığa indirildi. 19 Ocak 1910 tarihinde Fevzi Bey'in rütbesi Tugay K.' lığına yeterli gelmeyince ordu açığına alındı. Fakat 27 Nisan 1910 yılında Taşlıca Mutasarrıflığı uhdesinde kalmak üzere Müretteb Kosova Kolordusu Karargâh ı'nda görevlendirildi. Bu görevden sonra Fevzi Bey, 3 Haziran 1910'da Mürettep Kosova Kor. Kurmay Başkanlığı 'na atandı ve 29 Eylül 1910 yılında Binbaşılığa indirilen rütbesi yeniden Kaymakamlığa (Yarbay) yükseltildi. Fevzi Bey kaymakam rütbesiyle, 15 Ocak 1911 tarihinde Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi V. Şubes i 'nde görevlendirildi. Bunu takip eden yıllarda Batı Rumeli'yi özellikle İtalyanlara karşı savunmak amacıyla oluşturulan Garp Ordusu Kurmay Başkanlıg ı 'na (18 Nisan 1911) ve daha sonra da 6 Ekim 1911'de İpek Mutasarrıflığı 'nda görevlendirildi. Fevzi Bey, 19 Ekim 1911'de İstanbul'a dönerek Genelkurmay'daki görevine devam etti. Ayrıca Dahiliye Nazırı Hacı Adil'in başkanlığındaki bir heyetle 11 Şubat 1912'de Rumeli Vilayetleri için (Kosova, Selanik ve Manastır) ittihaz olunan kararın tatbikatına geçmek üzere görevlendirildi.

    Fevzi Bey, Balkan Savaşı'nın çıktığı dönemde (3 Temmuz 1912'de) 21. Yakova Nizamiye Fırkası K. Vekilliğine , daha sonra da Balkan Harbi Seferberliği'nin başlangıcında Vardar Ordusu K.' lığı Harekât Şubesi Müdürlüğü 'ne getirildi. Ordu Kurmay Başkanı Albay Halil'in İstanbul'a gitmesi üzerine de 10 Mayıs 1913'ten itibaren Kurmay Başkanlığı'na vekalet eden Fevzi Bey, Rumeli Vilayetleri'ndeki Türk egemenliğini sona erdiren Balkan Harbi'nin sonunda, 22 Haziran 1913 tarihinde İstanbul'a geri döndü. Fevzi Bey, 1913 yılının 6 Kasımı'nda Miralay (Albay) rütbesine terfi etti ve iki sene kıdem zammı alarak 2 Mart 1914 yılında Mirliva (General) rütbesini aldı. Bu dönemden sonra Fevzi Bey, kolordusu ile birlikte Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nde görev aldı.

    3. ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE FEVZİ ÇAKMAK

    Fevzi Paşa'nın, Balkan Savaşları çıktığı dönemde 21. Yakova Nizamiye Fırkası K. Vekilliği 'nde; 6 Ağustos 1912'de Kosova Kuvay-ı Umumiye Kurmay Başkanlığ ı'nda; 29 Ekim 1912'de de Balkan Harbi Seferberliği'nin başlangıcında Vardar Ordusu K. I. Şube Müdürlüğü 'nde görevlendirildiğini daha öncede belirtmiştik. Sırp Cephesi'nde Vardar Ordusu Harekât Şube Müdürü olarak bulunan Fevzi Paşa'nın başarılı askerî faaliyetlerine rağmen, Garp Vilayetleri'nde 10 Mayıs 1913'den itibaren Türk Hakimiyeti sona ermiştir. Fevzi Paşa, Güney Gurubu Komutanlığı'na bağlı V. Ordu K. olarak 13 Temmuz'da katıldığı II. Kereviz Dere Muharebesi 'nde İngiliz ve Fransızlara karşı savaştı. Fevzi Paşa'nın Komutasındaki V. Kolordu K.' lığına bağlı IV. - VII. Tüm. Komutanlıkları cephede ve VI. Tüm. Komutanlığı ise geride bekletilmekteydi. Bu muharebeler esnasında V. Kor. Komutanlığına bağlı, VII. Tüm. Cephesi'ne yapılan İngiliz taarruzları başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Fransızlar ise IV. Tüm. Cephesi'ne taarruz etmiş fakat beklemedeki VI. Türk Tüm.'nin bölgede kullanılması üzerine düşman fazla ilerleme gösterememiştir. 13 Temmuz'da cepheye gelen Fevzi Paşa'nın komutasındaki XIII. ve XIV. Tümenler muharebeye katılmamış fakat 21 Temmuz'dan itibaren cepheye gelerek, I. Tüm. hariç yıpranmış ve yorulmuş eski tümenleri değiştirmişlerdir. Ayrıca II. Ordu Tümenleri'nin bölgeye (Kereviz Dere-Zığın Dere) gelmeleri üzerine VI. ve VII. Tümenler, Saros Gurubuna gönderilmiştir.

    Fevzi Paşa, V. Kolordu Komutanı olarak 6 - 13 Ağustos 1915 tarihindeki muharebelere katılmıştır. Düşman Kirte istikametinde yapacağı taarruzlar doğrultusunda Alçıtepe'yi almayı planlıyordu. Fakat Türk direnişi karşısında amacına ulaşamayan düşman çok fazla ilerleyememiştir. 6 Ağustos'ta düşmanın taarruz ettiği Arıburnu - Conkbayırı bölgesine gönderilen VIII. ve IV. Tüm. ile yetinmeyen Vehip Paşa, 9 Ağustos'ta Fevzi Paşa'nın komuta ettiği V. Kor. Komutanlığına bağlı V. ve XIV. Kolorduların son ihtiyatları olan 41. ve 28. Alayları da bu bölgeye gönderdi. Bölgeye gönderilen bu iki alay Conkbayırı'nın düşman eline geçmemesine ve Alb. Mustafa Kemal'in 10 Ağustos tarihinde Conkbayırı taarruzuna yardımcı oldu. Eylül 1915 - 9 Ocak 1916 Mevzi Muharebeleri 'nde rahatsızlığı nedeniyle Anafartalar Kurmaylığı'ndan Alb. Mustafa Kemal'in 10 Aralık 1915'te ayrılması üzerine bu göreve Fevzi Paşa getirilmiştir. Bu muharebelerde V. Kolordu Komutanı olarak görev alan Fevzi Bey'in komutasındaki XIII. Tüm. 21 Ekim 1915'te Keşan'a hareket etti. XIV. Tümen ise 12 Ocak 1916'da bölgeden ayrıldı.

    Anafartalar Grup Komutanı olarak Eylül - 20 Aralık 1915 Mevzi Muharebeleri Kuzey Grubu'nda bulunan Fevzi Paşa, Alb. Mustafa Kemal'in rahatsızlığı nedeniyle cepheden 16 Aralık 1915'de ayrılması üzerine bu göreve getirildi. Anafartalar Grup Komutanlığına bağlı II. Kor. Kh. ve IV. Tüm. 16 Ekim 1915'te cepheden ayrılarak Keşan'a gönderildi. II. Kor. Kh.'nın bölgeden ayrılması üzerine yerine XVI. Kor. Kh. teşkil edildi. Düşmanın 18 Aralık'ta başlatıp; 20 Aralık gecesi tamamladığı tahliyeden sonra bu bölgedeki birlikler Trakya'ya sevk edildi. Yeni getirilen birliklerden Çanakkale Grup Komutanlığı teşkil edildi. Fevzi Paşa'nın komutasındaki Anafartalar Grup Komutanlığına bağlı Tümenlerin bölgeden ayrılış tarihleri:

    XIX. Tüm. 19 Ocak 1916

    XV. Tüm. 17 Ocak 1916

    XII. Tüm. 16 Ocak 1916

    VII. Tüm. 15 Ocak 1916

    XI. Tüm. 9 Ocak 1916

    IX. Tüm. 14 Ocak 1916

    VIII. Tüm. 13 Ocak 1916

    4. FEVZİ ÇAKMAK'IN 1915 SONRASI ASKERÎ VE SİYASÎ FAALİYETLERİ

    Fevzi Bey, Rus taarruzlarının yoğunlaştığı bir dönemde -19 Nisan 1916 - Doğu Cephesi'ne bağlı III. Mıntıka K.' lığına atandı. Daha sonra 7 Eylül 1916'da II. Kafkas Kor. K. 'lığında görevlendirildi. Böylece Fevzi Paşa, Ruslara karşı başarılı saldırılarda bulunarak; Rusların İskenderun ve Basra Körfezlerine inme planlarını tamamen ortadan kaldırdı. 5 Temmuz 1917'de Diyarbakır'da II. Ordu K. 'na atanan Fevzi Bey Şark Cephesi'nde harekât kısmen normale dönünce önce Suriye 'ye sonrada Sina ve Filistin Cephelerine gönderildi. Daha sonra Fevzi Paşa, Kanal Cephesi'nden saldıran İngilizleri durdurmak üzere Mustafa Kemal'den boşalan Halep'teki VII. Ordu K. 'na tayin edildi. Bu cephede gösterdiği başarılardan dolayı Fevzi Bey'in rütbesi 28 Temmuz 1918'de Ferik (Korgeneral)'liğe yükseltildi. Ancak bir süre sonra Fevzi Bey'in hastalanması üzerine bu göreve Mustafa Kemal Paşa tayin edildi ve Fevzi Bey İstanbul'a döndü.

    Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Fevzi Paşa, Ahmet Tevfik Paşa Kabinesi'nde 24 Aralık 1918'de Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti 'nde (Genel Kurmay Başkanlığı) görev almıştır. Ayrıca Fevzi Bey, Mustafa Kemal'in IX. Ordu Müfettişi olarak Anadolu'ya geçmesini hazırlayanlardan biri olmuştur. Bu dönemde Yunanlıların bir zırhlısının İzmir'e geldiğini ve bazı askerlerin karaya çıktığını haber alan Fevzi Bey, karaya çıkacak askerlere ateş edilmesi emrini vermesi nedeniyle; işgalci devletlerin ve özellikle İngilizlerin hükümete yaptıkları baskı sonucu 14 Mayıs 1919'da görevinden azlettirildi. 28 Nisan 1919'da Rumeli'ye giden Heyet-i Nasiha içerisinde bulundu. Daha sonra 14 Mayıs 1919'da I. Ordu Kıtaatı Müfettişliği 'ne atandı. 3 Kasım 1919'da Meclis-i Vükela kararlarıyla Sivas'a gitmesi karalaştırılan heyete dahil edildi. Ancak Fevzi Paşa'nın Milli Mücadeleyi bastırmak ve Mustafa Kemal'i tutuklatmak üzere geldiği söylentileri Sivas'ta Fevzi Paşa aleyhine bir hareketin doğmasına neden oldu. Fakat Fevzi Paşa ile görüşen Kâzım Karabekir onun böyle bir düşüncesi olmadığını anlamıştır. Fevzi Paşa Sivas'tan döndükten sonra 31 Aralık 1919'da Askerî Şura Üyeliği 'ne atanmıştır. Daha sonra Ali Rıza Paşa ve Salih Paşa kabinesinde, 3 Şubat 1920 'de Harbiye Nazırı olarak görev aldı. 3 Mart 1920'de Ali Rıza Paşa'nın istifasıyla açığa alındı ve 8 Mart 1920 tarihinde kurulan Salih Paşa kabinesinde tekrar Harbiye Nazırı olarak görevlendirildi. Fakat 8 Nisan 1920'de kabinenin istifasıyla Fevzi Paşa'nın görevi son buldu. İngilizler, İstanbul'u resmen işgal edince Fevzi Paşa İstanbul'da yapılacak bir şey kalmadığını düşünerek 27 Nisan 1920 'de gizlice Ankara'ya gitti. 3 Mayıs 1920'de Feke Kazası Belediye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından TBMM'ne Kozan Milletvekili olarak girdi. Daha sonra kurulan ilk hükümette Milli Müdafaa Veki li, İcra Vekilleri Heyeti Müşirliğe Başkanlığı ve Ankara'da kurulan Meclis hükümetinin ilk başkanlığını yaptı. Fevzi Paşa bu son görevinde iken düzenli ordunun kurulmasında önemli hizmetleri oldu.

    Fevzi Paşa hakkında Divân-ı Harp tarafından 24 Mayıs 1920'de verilen idam kararı, 27 Mayıs 1920'de pâdişah tarafından onaylandı. II. İnönü Savaşı'nın kazanılmasından sonra 3 Nisan 1921 'de 1.Ferik 'liğe (Orgeneral) terfi eden Fevzi Paşa, İsmet İnönü'nün yerine 5 Ağustos 1921'de Milli Müdafaa Vekilliği 'nden istifa ederek Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliğine getirildi. Fevzi Paşa gerek II. İnönü gerek daha sonra yapılan Eskişehir-Kütahya, Sakarya ve Başkumandanlık Meydan Savaşları'nda gösterdiği başarılardan dolayı rütbesi 31 Ağustos 1922'de, Müşir liğe (Mareşal) yükseltildi. Fevzi Paşa, 27 Ekim 1922'de Genel Kurmay Başkanlığı'nın yanı sıra Batı Cephesi K. ' lığına atandı. Bu dönemden sonra siyasete de atılan Fevzi Çakmak BMM'nin ikinci döneminde İstanbul Milletvekili seçildi. Ayrıca yeni İcra Vekilleri Heyeti'nde 14 Ağustos 1923 yılında Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekilliği 'ne seçilerek; 30 Ekimde kurulan ilk Cumhuriyet Hükümeti'nde yerini korudu. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekilliği'nin kaldırılmasıyla; Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği 'ne atanan Mareşal Fevzi Çakmak 30 Ekim 1924'e kadar askerlik görevinde bulundu. 31 Ekim 1920'de askerlik görevini, siyasete tercih ederek İstanbul Milletvekilliği'nden istifa etti. Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisliği görevini 23 yıl yaptıktan sonra 12 Ocak 1944'de Askerî ve Mülkî Tekaüt Yasası'na göre Tahdit-i Sin yani yaş haddinden dolayı emekliye ayrıldı. VIII. Dönemde TBMM'de Demokrat Parti listesinden bağımsız aday olarak İstanbul Milletvekili seçildi. 5 Ağustos 1946'da Meclise katılan Fevzi Paşa, partisinden ayrılarak; 19 Temmuz 1948'de Millet Partisi'nin kurucu üyeleri arasında yer aldı.

    Mareşal Fevzi Çakmak sağlam karakterli, dinine bağlı bir komutandı. Geniş bir kültüre sahip olan Fevzi Paşa tarih ve edebiyata meraklıydı. İngilizce, Fransızca, Arapça ve Farsça yanında bazı balkan dillerini de bilmekteydi. Fevzi Paşa, politikadan hoşlanmadığı gibi ordunun da politikadan uzak durması için çaba göstermiştir. Fevzi Paşa'nın Harb Akademisi'nde verdiği konferanslar kitap halinde Garb-i Rumeli'nin Suret-i Ziya ve Balkan Harbinde Garp Cephesi Harekâtı adıyla yayımlanmıştır. Ayrıca Büyük Harpte Şark Cephesi Harekâtı adlı bir eseri de vardır.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  4. #4
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    MUSA KAZIM KARABEKİR (1882-1948)


    1. MUSA KÂZIM KARABEKİR'İN AİLESİ VE ÖĞRENİM HAYATI
    Asker, Milli Mücadele Kahramanı ve siyaset adamı olan Musa Kâzım Karabekir miladi 1882 - Rumi 1298 - yılında İstanbul'un Küçük Mustafa Paşa semtinde dünyaya gelmiştir. Babası, Osmanlı Ordusu'nda paşalığa kadar yükselmiş olan Mehmet Emin Paşa, annesi ise Hacı Havva Hanımdır. Mehmet Emin Paşa görevi nedeniyle pek çok şehir dolaşmış ve son görev yeri olan Mekke'de kolera hastalığına yakalanarak; 1893 yılında vefat etmiştir. Kâzım Karabekir'in annesi ise Mehmet Emin Paşa ölünce İstanbul'a göç etmiş ve 1917'de İstanbul'da vefat etmiştir. Kâzım Karabekir, ailesiyle birlikte Mekke'ye göç etmeden önce İstanbul'un Zeyrek semtinde İlkokula başlamıştı. Böylece öğrenim hayatı boyunca Kâzım Zeyrek adıyla anıldı. Çünkü soyadı kullanımının olmadığı bu dönemde örenciler okullara kaydedilirken oturdukları il, ilçe veya semt adlarıyla çağrılırlardı. Kâzım Karabekir'de İstanbul'da ailesinin oturduğu Zeyrek semtinden dolayı Kâzım Zeyrek adıyla anılmıştır. 1894 yılında İstanbul'da Fatih Askeri Rüştiyesi'ne giren Kâzım Karabekir, 1896 yılında bu askeri ortaokulu bitirerek, 1897 yılında da Kuleli Askeri İdadisi'ne girdi. Kâzım Karabekir, Askeri Lise'yi 1899'da bitirdi ve ardından askeri lisenin devamı niteliğindeki Pangaltı Harbiye Mektebi ' ne 14 Mart 1900 tarihinde girdi. Harbiye'den 6 Aralık 1902'de Mülazım-ı Sâni (Teğmen) rütbesiyle, piyade sınıfının birincisi olarak; 1318 - P.1 sicil numarasıyla mezun oldu. Kâzım Karabekir, bu okulun ardından Harb Akademileri'nin karşılığı olan ve kurmay subay yetiştiren Erkan-ı Harbiye Mektebi ' ne devam ederek, 5 Kasım 1905'te bu okulu Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle bitirdi. 10 Kasım 1905'te Edirne'deki II. Ordu'ya daha sonra da 11 Ocak 1906'da III. Ordu'ya verilen Kâzım Karabekir; XIII. Süvari Topçu Alayı, XV. Süvari Avcı Taburu ve Manastır Mıntıka K.' lığı Erkan-ı Harbiyesi'nde görev aldı.

    2. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINA KADAR ASKERÎ FAALİYETLERİ
    Daha öncede belirttiğimiz gibi askerlik görevine Manastır'da başlayan Kâzım Karabekir, stajını tamamladığı bu bölgede Manastır Mıntıkası Kurmay Başkanlığı'nda görev aldı. Daha sonrada Manastır Mıntıka Müfettişliği'ne tayin olan Kâzım Karabekir bu görevi sırasında Rum ve Bulgar çeteleri ile yapılan çatışmalarda bulundu ve Bulgar çetesinin imhasında gösterdiği başarılardan dolayı 19 Ağustos 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) rütbesine yükseltildi. Kâzım Karabekir bu başarısının ardından 6 Eylül 1907'de İstanbul Harb Okulu Tabiye Öğretmen Yardımcılığı'na atandı. 19 Kasım 1908 tarihinde Edirne'deki II. Ordu'nun III. Piyade Tümeni Kurmay'lığında görev alan Kâzım Karabekir, 31 Mart Vakası'nın meydana gelmesi üzerine Harekât Ordusu'na katılarak Mürettep II. Fırkanın Kurmay Başkanı olarak İstanbul'a geldi. 1 Nisan 1910'da Arnavutluk Ayaklanması'nın bastırılması için düzenlenen Mürettep Kolordu'da I. Şube Müdürü ve 15 Ocak 1911'de X. Edirne Tümeni Kurmay Başkanlığı'nda görevlendirildi. Soyadı kullanımının gerçekleşmediği bu döneme kadar Kâzım Zeyrek olarak anılan Kâzım Karabekir, 15 Nisan 1911'de Harbiye Bakanlığı'na verdiği dilekçe ile atalarının ismi olan Karabekir namını soyadı olarak aldı. Kâzım Karabekir, 9 Nisan 1912'de Bulgar Hududu Edirne Kısmı Komiserliği'ne atandı ve 27 Nisan 1912'de Binbaşı rütbesine yükseltildi. I. Balkan Savaşı sırasında Edirne/Kale Muharebeleri'nde (18 Ekim 1912 - 26 Mart 1913 ) X. Tümenin Kurmay Başkanlığı'nı yapmıştır. Bu savaş sırasında Edirne Kalesi'nin teslim olması ile 28.500 kişi Bulgarlar tarafından esir edildi. Kâzım Karabekir'de 22 Nisan 1913'te Bulgar'lara esir düştü. 21 Ekim 1913'te Bulgaristan ile imzalanan antlaşma sonucu esirlikten kurtulan Kâzım Karabekir; 2 Aralık 1913'te Balkan Savaşı sırasında, Rus halkının uğradığı zararın tespiti için oluşturulan Türk - Bulgar - Rus karma komisyonunda Türk Temsilcisi olarak bulunan Kâzım Karabekir daha sonrada General Liman Von Sanders başkanlığında, Türk Ordusu'nun ıslahı amacı ile gönderilen Alman Askeri Heyeti İstanbul'a gelince, 11 Ocak 1914'te Genel Kurmay İstihbarat Şubesi Müdür Yardımcılığı'nda görevlendirildi. 28 Mayıs 1914'te Birinci Dünya Savaşı öncesinde Kâzım Karabekir, uzunca bir dönem Avrupa'ya gönderildi. Bu görev Viyana, Münih, Hamburg, Paris ve İsviçre'yi kapsıyor ve buralardaki Askeri Ataşelerin nasıl çalıştıklarını yerinde incelemek amacını taşıyordu.

    3. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI BAŞLARINDA KÂZIM KARABEKİR
    Avrupa'nın genel bir savaşa sürüklendiği bu dönemde Kâzım Karabekir görevli olarak Paris'te bulunmaktaydı. Fakat bu durumu fark eden Kâzım Karabekir, 14 Temmuz 1914'te İstanbul'a geri dönerek; 3 Ağustos 1914'te Genel Kurmay II. (İstihbarat) Şube Müdürü olarak görevlendirildi. Karabekir'in savaş konusundaki düşünceleri;

    ¨ "İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kuvvetlendirmek,

    ¨ Boğazlardaki kuvvetleri desteklemek,

    ¨ Savaşa girmekten mümkün olduğunca kaçınmaktı. "

    Kâzım Karabekir, Genel Kurmay'daki görevini devam ettirirken, Konya'ya bir soruşturma sebebiyle gönderilmişti. 29 Kasım 1914'te "Üç Yıl Hazerî Kıdem Zammı" alarak; 9 Aralık 1914'te Yarbay rütbesine yükseltildi. Yarbay Kâzım Karabekir, 6 Ocak 1915'te Mürettep I. Kuvve-i Seferiye K.'ı olarak İran Harekatına gönderildi. Karabekir, Halep'e geldiğinde, III. Ordu'nun Sarıkamış'da büyük bir felakete uğramış olduğunu, komutasına verilen kuvvetlerin Doğu Cephesi'ne kendisinde Süleyman Askeri Bey'in yerine Irak Havalisi Kuvvetleri K.' lığına ve Basra Valiliğine atandığını öğrendi. Böylece Süleyman Askeri Bey'in yerine geçmek üzere İstanbul'a geldi.

    4. ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE KÂZIM KARABEKİR
    Karabekir Paşa, 6 Mart 1915 tarihinde İstanbul'a gelince V. Kolordu'ya bağlı İstanbul - Kartal'da bulunan XIV. Tümen K.' lığına atanmıştır. Bu görevde bulunduğu esnada Kâzım Karabekir, Maramara Denizi ve Karadeniz kıyılarının tahkimatı ile uğraşmıştır. Ancak XIV. Tümen'in Çanakkale'ye - Gelibolu'ya - gönderilmesi ile bu bölgede Seddülbâhir ve Kereviz Deresi'ndeki (12-13 Temmuz 1915) savaşlarda bulunmuştur. Kâzım Karabekir'in Kereviz Dere'de bulunduğu sıralarda Fransızlar, Haziran'dan itibaren Zığın Dere ve Kereviz Dere bölgelerinde taarruzlar yapmakta idi. Fransızların amacı; Türk Ordusu'nun dikkatini güney bölgesine çekmekti. Böylece Ağustos ayında Anafartalara yapılacak olan çıkarmanın başarısını garanti altına almak istiyorlardı. Fransızların planı amacına ulaştı ve Türk Kuvvetleri'nin çoğu güney bölgesine kaydırıldı. Bu amacın gerçekleşmesi için İngilizler I. Tüm. ile Türk kanadına, Kereviz Dere bölgesine, 12 Temmuz sabahı saat 07:00'de taarruza başladılar. Türk Tüm.'leri batıdan itibaren XI., I., VII. ve IV. Tüm.'ler cephede, VI. Tüm. geride bekletilmekte idi. VII. Tüm. cephesine taarruz eden İngiliz Tüm.'nin her iki günündeki taarruzları da başarısızlıkla sonuçlandı. IV. Tümen cephesine taarruz eden Fransızların taarruzları ise beklemedeki VI. Tüm.'inde bölgede kullanılması üzerine gelişme gösteremedi. Birkaç metrelik ileri geri hareketler şeklinde gelişen muharebede oldukça fazla kan döküldü ve Türk kaybı 9700 kişiye ulaştı. Karabekir, Kereviz Dere Muharebeleri sırasında V. Kolordu Komutanlığına bağlı - yarbay rütbesiyle - XIV. Tümen Komutanı olarak bulunmaktaydı. Bu görevi sırasında 6 -13 Ağustos 1915 Muharebelerinde de görev almıştır. Bu muharebeler sırasında düşman Arıburnu ve Anafartalar bölgesine, çıkarma ile takviye ederek yapacağı taarruza karşılık güney cephesinden Türk Kuvveti kaydırılmasın diye 6 - 7 Ağustos günleri bu cephenin merkezine Kirte istikametine taarruzlar düzenlediler. Ancak her iki taarruzda zayiat verilerek püskürtüldü. Sonraki küçük çaptaki taarruzlarda sonuçsuz kaldı. Bundan sonrada bu cephede düşmanın tahliyesine kadar mevzii muharebeleri devam etti. böylece düşman, çıkarmanın ilk günü almayı plânladığı Alçıtepe'yi ele geçiremedi. Her yönden sayıca üstün olmasına karşın Türk direnişi karşısında sadece 5. Km. ilerleyebildi. Bu muharebeler sırasında düşmana karşı 3,5 ay başarıyla savaşan Karabekir, askerî kişiliği açısından takdir toplayarak Muharabe Gümüş Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi. Ayrıca Almanya'dan da İkinci Rütbeden Kron Dö Braş Kılıçlı Nişanı aldı. Kâzım Karabekir Paşa, Eylül 1915 - 9 Ocak 1916 Mevzi Muharebeleri'nde Güney Grubu Komutanlığına bağlı II. Bölge Komutanlığı'nda XIV. Tümen Komutanı olarak görevlendirildi. Muharebeler devam ettiği sırada XIV. Tümen 11 Ocak 1916'da bölgeden ayrıldı.

    5. 1915 SONRASI ASKERÎ VE SİYASÎ FAALİYETLERİ
    Çanakkale Cephesindeki taarruz savaşlarının, siper muharebelerine dönüşmesi ile birlikte Karabekir Paşa, Gelibolu'dan alınarak 26 Ekim 1915'te İstanbul'daki I. Ordu Kurmay Başkanlığı'na atandı. Daha sonrada VI. Ordu Kurmay Başkanı olarak Irak Cephesine gönderildi. Bu arada Kâzım Karabekir Paşa, Gelibolu'daki başarılarından dolayı "Üç Yıl Savaş Zammı" alarak 14 Aralık 1915'te Miralay ( Albay ) rütbesine yükseltildi. Miralay Kâzım Karabekir, Almanya'dan ikinci kez "Alman Demir Salib Nişanı" alarak; 24 Nisan 1916'da Kut'ül Amara'yı kuşatmakta olan XVIII. Kolordu K. olarak görevlendirildi. Bu cephedeki başarılarından dolayı Kâzım Karabekir'e 8 Şubat 1912'de yeniden "Altın Muharebe Liyakat Madalyası" ve "İki Yıllık Kıdem Zammı" verildi. Kâzım Karabekir, Cafer Tayyar ile o yıllarda yapılabilen karşılıklı yer değiştirme - becayiş - usulü ile Kafkas Cephesindeki II. Kor. K. olarak atandı. Bu Kolordu; Van Gölü'nün güney mıntıkası, Bitlis, Muş, Murat Çayı ve Palu Doğusu'na kadar olan geniş bir araziyi müdafaa etmekle yükümlüydü. Bu dönemde Osmanlı Devleti, toplam dört kolordusu olan iki ordusunu Van gölü ile Karadeniz arasında bulundurmaktaydı. Bu orduların en aşağı tarafta olanı Kâzım Karabekir'in komutanı olduğu II. Kolordu idi. Bu kolorduda on aya yakın bir süre görev yapan Kâzım Karabekir bölgedeki başarılarında dolayı 23 Eylül 1917 padişah iradesi ile yeniden "Kılıçlı İkinci Mecidi Nişanı" aldı. 31 Ekim 1920'de Ferik ( Korgeneral ) rütbesini aldı. 3 Aralık 1921'de TBMM Murahhası sıfatıyla Gümrü Antlaşması'nı imzaladıktan sonra; 18 Ekim 1921'de biten Kars Konferansı'na Türkiye Baş Murrahası olarak katıldı. Ayrıca bu konferansa başkanlık yaparak; 13 Ekim 1921'de Kars Antlaşmasını imzaladı. 15 Ekim 1922'de Ankara'ya gelen Kâzım Karabekir, Edirne Milletvekili sıfatı ile meclis çalışmalarına devam etti. 17 Şubat 1923'de - Türkiye'de ilk defa - toplanan İzmir İktisat Kongresine başkanlık yaptı ve 29 Haziran 1923'de TBMM'nin İkinci Devresi'nde İstanbul Milletvekili seçildiği dönemde; Doğu Cephesi komutanlığı görevini de fiili olarak devam ettirmekte idi. 21 Kasım 1923'de "Milli Mücadelemizde Siyasi ve Savaş Yararlılığı" görülenlere verilen yeşil ve kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kâzım Karabekir, 21 Ekim 1923'de son askeri görevi olan I. Ordu Müfettişliği''ne atandı. 26 Ekim 1924'de bu görevinden istifa ederek sadece siyasi alanda faaliyet gösterdi.

    Kâzım Karabekir, 17 Kasım 1924'de TPCF (Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası) kurucuları arasında yer alarak; bir süre sonrada bu partinin başkanı oldu. İsmet (İnönü) Bey Hükümeti'nin Takrir-i Sukün Kanunu çıkarmasından sonra Doğuda Şeyh Sait İsyanı çıkmış ve bu isyanda TPCF'nin de rolü olduğu iddia edilmişti. Böylece 5 Haziran 1925'de Bakanlar Kurulu kararı ile TPCF kapatıldı. Ayrıca Kâzım Karabekir, bu dönemde Mustafa Kemal'e düzenlenen (İzmir'de) suikast ile ilgili olarak İstiklal Mahkemesi'nde yargılanıp, beraat eti. Kâzım Karabekir TBMM'nin ikinci Dönemi sona erince milletvekilliğine son verilmiş ve ordu açığında iken 5 Aralık 1927'de emekli olmuştur. Bu dönemden sonra uzun bir süre politikadan uzaklaşarak inzivaya çekilen Karabekir Paşa, yönetimle olan anlaşmazlığı yüzünden sıkıyönetim altında tutulması istenen 84 kişilik listenin başında yer aldı. Belki de en sıkıntılı yıllarını bu dönemde geçiren Kâzım Karabekir, sıkıntılı günlerin ardından 1939'da İstanbul Milletvekilliği'ne seçildi. 1943 - 1946 yıllarında milletvekili olarak yerini korudu ve 5 Ağustos 1946'da yapılan BMM başkanlık seçimlerimde Meclis Başkanı seçildi. Kâzım Karabekir, 26 Ocak 1948 yılında - 66 yaşında iken - geçirdiği bir kalp krizi sonucu, Ankara'da vefat etti.

    Kâzım Karabekir Paşa, askerlik yaşamı boyunca önemli başarılar kazanmış bir Türk Komutanı ve siyasi bir kişiliktir. Bulgarca, Fransızca, Almanca ve Rusça bilen Kâzım Karabekir'in Sırp-Bulgar Seferi, Osmanlı Ordusunun Taarruz Fikri, Ermeni Mezalimi, Erkân-ı Harbiye Vezaifinden İstihbarat, İstiklâl Harbimizin Esasları, Cihan Harbine Neden Girdik? Nasıl Girdik? Nasıl İdare Ettik?, İttihat ve Terakki Cemiyeti, Paşaların Kavgası, Paşaların Hesaplaşması, Ermeni Meselesi, Sarıkamış-Kars ve Ötesi, İstiklal Harbimiz I-II gibi yayınlanmış eserleri vardır.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  5. #5
    freefikir adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2005
    Mesajlar
    38
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Çanakkale Savaşları'nda Önemli Kişiler

    aydınlatıcı bilgiler için teşekkürler

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    26-02-2006
    Mesajlar
    178
    Karizma Gücü
    0
    GErçekten güzel bir araştırma çok sağol

  7. #7
    KroniK_Öğrencİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2006
    Mesajlar
    3,041
    Karizma Gücü
    6
    güzle bir bilgi tşk....
    'DeviL_MasteR'dı.....Olcak Yine.

    Y.O.K
    .Dikkat OKS Mağduru.




    8 HaziraN

  8. #8
    don_carlione adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2006
    Mesajlar
    2,471
    Karizma Gücü
    0
    cok güzel hocam...canakkale mahserinin üzerine iyi gitti bu arastırma....
    ulaşmak isteyen profilimden msn adresimi ekleyerek ulaşabilir...iyi forumlar....

    :bjk1:

  9. #9
    TF ****** efsane_lipton adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-12-2007
    Mesajlar
    1,370
    Karizma Gücü
    5
    &#199NAKKALE DE TÜRK TARAFINDAKİ SUBAYLAR
    Bu başlığı Çanakkale'deki bazı Türk subaylar olarak değiştirsek sanırım daha doğru olur. Çünkü yukarıdaki listede Türk tarafında savaşan alman subaylara yer verilmemiş, ayrıca bütün subayların ismi de yok Alay ve Tabur komutanı seviyesinde subayların adı geçiyor. O yüzden "bazı türk subaylar " demek daha doğru olur.


    57 ALAY KOMUTANI ;YARBAY HÜSEYİN AVNİ (ARI BURNU):

    57.Alay,alay komutanından, en son erine kadar, şehit olmuştur.
    Sanırım gözünüzden kaçtı yoksa bir de size 57. alayın hepsi şehit olmadı diye uzun uzadı yazılar yazmayalım.

    Rumeli Mecidiye Bataryası 3.Top numara erlerinden, hayatta kalan diğer akrabası Niğdeli Ali' nin yardımıyla 275 Kg.lık(215 okka) top mermisini,
    Havranlı Seyit ile Niğdeli Ali'nin akraba olduğunu ilk kez burda okudum. Bu konuda daha ayrıntılı çalışma ve kaynağınız var mı?
    bbbb Bu ülkenin çocuklarına ateş edip öldürmek “demokratik hak” kabul ediliyorsa, parti liderine girişmek niye “ırkçılık” oluyor?Başbakan geçmiş olsun diye aramış Ahmet Türk'ü, ki aramalı. Peki, Deniz Baykal'a niye geçmiş olsun yok?Taş atmak,yumurta fırlatmak şiddete girmiyor mu?Light linç olur mu?

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •