• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    кemalist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2005
    Mesajlar
    11,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10

    Millî Birliğimizin Manevî Mimarları ve HACI BEKTAŞ VELİ

    Millî Birliğimizin Manevî Mimarları ve HACI BEKTAŞ VELİ

    In this article we get some information about Hacı Bektash Veli’s journey from Horasan to Anatolian. Hacı Bektash, who became known in those days, helped greately with the establishment of the Ottoman Empire and the Yeniceri Ocagı within the problematic Anatolian.

    These ideas of Hacı Bektash, which spread out along with the Ottoman Empire, Freedom in the Balkans, Peace and Trust are dealt in this article. Bektashı groups, being influenced under Hurufilik and later on degenerated, are expressed in this paper, according to Hacı Bektash Veli and Yunus Emre and Mevlana's ideas.


    Ecdâdımızın İslâm ile tanışmaya başlaması, M. VIII. yüzyıla tekâbül eder. Türkler arasında önceleri fert bazında başlayan ihtidâ hareketleri, Abbasiler döneminde kendilerine devlet kademelexrinde muhtelif görevler verilerek ordusuxnun kurulması ile yeni bir ivme kazanmış ve nihayet X. yüzyılın sonlarında Karahanlılar Devleti'nin kurucusu Satuk Buğra Han'ın 200.000 kişiyle birxlikte Müslüman olmasından sonra İslâm Dini Türkler arasında hızla yayılxmaya başlamıştır.

    Türkler tarafından İslâm'ın bu şekilxde hızla kabul edilmesinde, bu Din'in milletimizin karakterine uygunluğunun yanı sıra, o devirde yetişen tasavvuf ehli insanların irşad ve faaliyetlerinin de şüphesiz çok büyük rolü olmuştur. Bu hususta en fazla etkili olan mutasavvıfların başında, Türk-İslâm Birliğinin sembol isimlerinden "Hz. Türkistan" veya "Pir-i Türkistan" ünvanlarıyla da meşxhur olan Ahmet Yesevi Hazretleri gelxmektedir.

    Bugün hâla bütün Türk-İslâm âlexminde te'siri hissedilen bu büyük mutaxsavvıf, irşâd faaliyetlerini Orta Asya'da yürütmüştür. Ancak O'nun dergâhında maddi ve manevi ilimleri tahsil ederek yetişen, O'ndan ilim, feyz ve ilham alan yüzlerce gönül ehli insan; yine O'nun işaret ve delaletiyle başta Anadolu olmak üzere dört bir yana dağılmak suxretiyle Türkleştirme ve İslâmlaştırma çaxlışmalarına başlamışlardır. Bahâaddin Nakşibendi, Şeyh Edebali ve Hacı Bekxtaş Veli'ye kadar bir silsile takip edip Mevlânâ, Taptuk Emre, Yunusu Emre. Emir Buhâra, Hacı Bayram-ı Veli ve Akxşemseddin ile devam eden bu mümtaz talebeler, hem Türkistan ve Orta Asya'yı, hem de Anadolu'yu bir güneş gibi aydınlatmışlardır. İ'lâ-i kelimetullah etrafında daimî bir gönül, fikir ve hedef birliğinin oluşmasında son derece büyük ve olumlu katkı ve hizmetlerde bulunan Yesevî yolunun bu idealist yolcuları, Türk Dünyası'nın ve Türk-İslâm Birliğinin adeta manevi mimarları olxmuşlardır.

    Bu zevâttan Hacı Bektaş Veli, Yesevi Ocağı'nda yetişip Yüce Dinimizi insanlaxra telkin etmek, Anadolu'nun ebedi Türk yurdu olması için Türk-İslâm Birlixğini tesis etmek göreviyle Anadolu'ya gönderilen Horasan erenleri zincirinin en büyük ve en önemli halkalarından biridir.



    M. 1248'de (bazı kaynaklara göre 1209-1210'da) Horasanım Nişabur kenxtinde doğan Hacı Bektaş* (Ö. 1271 veya 1337), babası Seyyid İbrahim Sâni taraxfından yetiştirilmek üzere, o zaman Nixşabur'un en meşhur âlimi ve Yesevi derxvişi olan Lokman-ı Perende'ye teslim edilmiştir. Bu zâtın rahle-i tedrisinde yetişen Hacı Bektaş, Ahmet Yesevi'nin ğ maneviyat âleminde; "Sulucakarahöxyük'ü (bugünkü Hacı Bektaş ilçesi) sana yurt verdik." emrini alarak Basra, Bağxdat, Necef ve Hicaz bölgelerini dolaşıp hac farizasını ifâ ettikten sonra görev mahalline gelmiş ve kendisine verilen mukaddes vazifeyi ifaya başlamıştır.

    O'nun gelişi sırasında Anadolu, doğuxdan gelen Moğol istilası, iç ayaklanmaxlar, Selçukluların taht kavgaları ile perixşan olmuş ve beyliklerce parsellenmişti. Anadolu'nun işgâlinden önce de Orta Asya, Belh, Buhara, Harzem ve Nişabur Moğollar tarafından istilâ edilmiş, katlixam ve zulümden kaçan mutasavvıflar ile Türkmen aşiretleri kitleler hâlinde Anaxdolu'ya göçmüş ve burayı kendilerine yurt edinmişlerdi. Göç eden topluluklar içinde her sınıf ve mezhepten insanlar olduğu için bu yığılma, sosyal problemxler yanısıra inanç ve fikir kargaşalığını da beraberinde getirmiş, halk iç çatışxmalarla çeşitli dini ve etnik gruplara bölünmüştü. Siyasî. içtimai, ekonomik ve sosyal buhranın verdiği korku ve şaşxkınlık içinde bunalan insanlar, kendileri için bir dayanak ve manevî sığmak aramaya başlamışlardı.

    İşte böyle olumsuz bir ortamda, Şeyh Ahmet Yesevî ocağından aldıkları hak ve hakikat meş'alesiyle Anadolu'ya gelen Horasan erenlerinden Hacı Bektaş Veli, Mevlânâ (Ö. 1273), Ahi Evrân (Ö. 1280), Yunus Emre (Ö. 1320) ve diğer tasavvuf ehli ve gönül eri insanlar; Anadolu'da hoşgörülü, güler yüzlü, tatlı sözlü ve yuxmuşak bir İslâm anlayışı ile muhtelif din ve mezheplere mensup bütün insanları kucaklamak suretiyle halk üzerinde etkili olmuşlar, yapıcı ve birleştir ki telxkinleriyle insanları kaynaştırmışlar ve siyasi ve içtimaî istikrarın sağlanmasınxda çok önemli vazifeler ifâ etmişlerdir.

    Tarihi kaynaklarımızda "Gâziyân-ı Rum, Abdâlân-ı Rum, Bâciyân-ı Rum, Dervişân-ı Rum" diye isimlendirilen bu gönül sultanları, Anadolu'ya sadece yerxleşecek bir vatan bulmak amacıyla değil, aynı zamanda İslâm'ın ölmez sesixni duyurmak, "Diyâr-ı Rum" olan Anaxdolu'yu ebedi müslüman Türk yurdu yapmak gayesiyle gelmişlerdi. Bu manexviyat büyükleri, ordulardan önce hudut boylarına gelip yerleşmişler, maddi fextihten önce oraları manen fethetmişler ve orduların hareketlerini kolaylaştıracak maddî ve manevî sebepleri hazırlamışxlardır. Savaşlarda maiyetlerindeki bir avuç kendilerini seven gruplarıyla en önde düşmanla savaşmak suretiyle de orduların maneviyatını yükseltmişlerdir.

    Bu alperenler bir yeri fetheder etmez bir kısmı oraya yerleşmiş, diğer kısmı da ilerlemeye devanı ederek, İslâm'ın sexsini daha da ileriye götürmeye çalışmışxlardır. Fethedilen yerlere yerleşen mutaxsavvıflar, yerleşim birimlerinin en merkezi yerlerine camiler, onun etrafına medreseler ve tekkelerini yaparak İslâm'ın mührünü vurduktan sonra derxhal İslâmi eğitim ve öğretimi başlatxmışlardır. Ayrıca, hasthane, kervansaxray, imârethane, çeşme, köprü ve yollar inşa ederek İslâm kültür ve medeniyetixnin yerleşmesini sağlamışlar, İslâmi ve insâni değerleri yaşamak ve üstün ahlâk örnekleri sergilemek suretiyle de İslâm'a ilgi ve cazibeyi temin etmişler, böylece herhangi bir zorlama olmadan pek çok insanın ihtidasına vesile olmuşxlardır. Bu durum; halkı bu insanlara ve tekkelere yöneltmiş, beylerin ve sultanxların dahi onların nüfuzlarını kabul etxmeleri sonucunu doğurmuş, bu da yöxnetenlerle yönetilenler arasında bir kaynaşma ve dayanışma meydana getirxmiştir.

    İşte Osmanlı Devleti'ni cihan devleti yapan, bu ruh ve anlayış üzerine kurulxmuş olmasıdır. İnsan ve bütün canlıları sevgiyle kucaklayan bu ruh, maddî fextihten önce gönülleri fethederek, Anadoxlu'yu bize vatan yapmış, Anadolu ve Ruxmeli'de Türklük bu sayede kökleşmiş, gelişmiş, Avrupa'nın ortalarına kadar gixderek oralara dahi damgasını vurmuşxtur. Bugün, Batı Trakya, Romanya, Bulxgaristan, Makedonya ve Bosna xHersek'teki İslâm varlığı, o günlerin haxtırası ve izleridir. Bu gönül ehli insanlaxrın, maddî müdahaleleri ve manevî fextihleri olmasa idi, üzerinde bu gün güvenle yaşadığımız topraklar Türk ve müslüman olarak kalabilir miydi?

    Anadolu'nun ebedî Türk yurdu yapılxmasında unutulmaz hizmetler yapan bu sembol isimler arasında fikirleri ve düxşünceleriyle gönüllerimizde taht kurup manen ölümsüzleşen Hacı Bektaş Veli'nin şüphesiz müstesnâ bir yeri varxdır. O da, atalarımızın kanlarıyla gerxçekleştirdiği Anadolu'nun fiili fethini manevî fetihle perçinleyen, müslüman Türk halkını hoşgörü ve sevgi yoluyla birleştirip kaynaştıran mürşitlerimizxdendi.

    Tüm hayatı boyunca ve eserlerinde dini ve ahlakî değerlere, insan sevgisine önem veren Hacı Bektaş, insanların karxdeşçe geçinmelerini öğütlemiş, ehli beyt sevgisini öne çıkarmış, ama ırk ayrımına karşı olmuş, edep, namus ve şerefin önemini vurgulamış, her müslümanın eline, diline, beline sahip olması prensixbini getirmiş, bütün tarikat ve mezhep mensuplarına kucak açmış, Anadolu ve Rumeli Türk-İslâm Birliği'nin sağlanmaxsı yönünde sayısız hizmetler yapmış, "Bir olalım, diri olalım, iri olalım." dixyerek müslümanları birlik ve beraberlixğe çağırmıştır.

    Büyük veli güzel öğütleri, ahlakî ve insanî değerleri esas alan düşünceleri, yapıcı ve aydınlatıcı görüşleri ile umutxsuz halkın gönlünü bir ışık gibi aydınxlatmış ve güler yüzlü, toksözlü telkinlexriyle pek çok insanın müslüman olmasına vesile olmuştur.

    Ünü ve düşünceleri, sadece Anadolu ile sınırlı kalmayıp Balkanlar, Tuna kıyıxları ve Arnavutluk'a kadar yayılmış, her tarafta kurulan tekke ve zaviyelerle uzun yıllar insanlara ilham kaynağı olmuş, hükümdarlara, halka ve akıncılara rehberlik etmiştir.

    Kendisini Türk-İslâm ve insanlık daxvasına adayan büyük düşünürümüz, meşhur "Makalat" isimli eserini Arapça yazmış, ama tarikat lisanı olarak Türkxçe'nin kullanılmasını sağlamış, Yesevixlerde olduğu gibi Türkçe şiir ve ilâhilexrin okunmasına önem vermiş, böylece edebiyat, musikî, nükte ve hiciv yönünxde eserler verilmek suretiyle Türk dilixnin bugüne kadar yaşatılmasında önemli hizmetlerin ifa edilmesini temin etmiştir.

    Hacı Bektaş'ın Ahiliğin kurucusu Ahi Evran ile yakın dostluğu ve tasavvuf Türk halk edebiyatının unutulmaz temxsilcilerinden Yunus Emre ile irtibatı (Yunus'un şeyhi Tapduk Emre Hacı Bektaş'ın mürididir.), Anadolu'da ticaret ve şehirciliğin ilerlemesine, meslek haxyatının örgütlenmesine, iktisadi, askeri ve dinî hayatın gelişmesine çok büyük katkılarda bulunmuştur.

    İşte bu olumlu katkı ve hizmetlerinxden dolayı Bektaşilik Osmanlı Sultanlaxrının da değer verdikleri, saygı duydukxları bir yol hâline gelmiş, hatta Orhan Gazi'nin kurduğu yeniçeri ocağındaki manevi nüfuzu ve etkisi çok uzun yıllar devam etmiş, XIV. yüzyılın ikinci yansında bu teşkilat tamamen Bektaşi ana nelerine bağlanmış, XV. yüzyılda da resmen bu tarikatla birleşmiştir. Yeniçerilerin savaşa atılırken söyledikle Yeniçerilerin savaşa atılırken söyledikle Yeniçerilerin savaşa atılırken söyledikleri, "Allah Allah, eyvallah, baş uryan, sine püryan... Allah Allah, nûr Muhammed Nebi, pirimiz, hünkarımız Hacı Bektaş Veli..." şeklindeki gülbank, tamamiyle bir Bektaşi deyişi idi.

    Yeniçeri ordusunun böyle bir tasavvuf anlayışıyla terbiyesi, Hacı Bektaş Veli nin manevî eğitimiyle yoğurulması, bu ordunun kuruluşunda, manevî hayatında ve zaferlere ulaşmasında son derece müspet tesirler yapmıştır. Bir zamanlar, geçtikleri yerlerde yedikleri üzümlerin bedellerini çıkınlarına koyup üzüm dallarına asacak kadar yüksek bir ahlâkî seviyeye sahip olan askerler, bu anlayış ve bu ruhla terbiye edilmişlerdi.

    Ama ne yazık ki, zamanla bir çok faydalı kurum gibi Bektaşilik de kötü niyetli kişiler tarafından dejenere edilmiş, bozulmuş, bilhassa hurufi fikirlerin sızmasıyla asli özelliğinden uzaklaştırılmıştır. Bugün Bektaşiler arasında gerçek Bektaşi düşüncelere sahip kardeşlerimiz olduğu gibi, Hacı Bektaş Veli'nin va'z ettiği düşünce ve fikirlerden uzaklaşmış ve Bektaşilik adına bozuk anlayışı benimseyenler de maalesef mevcuttur.

    Bu nedenle, bugün dahi müslüman Türk âleminde görüşleri, düşünceleri ve fikirleriyle müslüman Türk âleminin kaynaşmasında bir oluşturan Ahmed Yesevileri, Hacı Bektaşları, Yunus ve Mevlânâları orijinal fikirleriyle insanlarımıza tanıtmalı, bozuk anlayış ve güçlü bir şekilde tesisinde O'nların ruhaniyetinden, fikirlerinden ve düşüncelerinden azamiî derecede istifade etmeliyiz.

    (*) Asıl adı Mehmet veya Muhammed’dir. Oğuz Türkçe’sinde “Sıra arkadaşı, akran, bey ve prens” gibi manalara gelen “Bektaş” lakabı kendisine sonradan verilmiştir. Ama adı Hatem Hatun’dur.

    Ne büyük yanılgı; Kimileri 70 yıl önce öldün sanıyor...Kimileri de hala var gücüyle 'öldürmeye' çalışıyor.

    Oysa Sen Bizimlesin Sonsuza Dek! 1881-193∞
    KaN KaRDeŞ
    Zopacı
    Âняa§
    EFE

  2. #2
    blackbuk adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2005
    Mesajlar
    642
    Karizma Gücü
    0
    çok güzel bir çalışma arkadaşım başarılar dilerim....
    Devlet-i ebedi müddet!
    Sonsuza kadar ADALET!
    Sonsuza kadar DEVLET!
    Sonsuza kadar HÜRRİYET!
    Sonsuza kadar MİLLET!


  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    19-01-2005
    Mesajlar
    5,532
    Karizma Gücü
    0
    redgamer dostum güzel bir çalışma.Yüreğine sağlık

    H.Bektaş Veli üzerine Prof.Dr Abdurrahman Güzelin güzel bir çalışması var ilginizi çeker düşüncesi ile aşşağıya bağlantı adresini ekledim.

    http://www.turkyasam.com/showthread.php?t=401090

    Esen kalınız

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •