• Reklam

Anket: Kitabın Değerlendirmesi

+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0

    Allahın Süngüleri "Reis Paşa" (Attila İlhan) Özeti, Konusu, Karakterleri, Yorumları

    Allahın Süngüleri "Reis Paşa"



    Yazarı : Attila İLHAN
    Yayınevi : Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
    Basım Yeri / Tarihi : İstanbul / 2002 - Aralık
    Sayfa Sayısı : 595

    KİTAP HAKKINDA
    Hedef Kitle
    Konusu itibarıyla tüm okurlar hedef kitle kabul edilebilir.

    Bakış açısı
    Bugüne kadar Ulusal Kurtuluş savaşı konusunda sayısız eser verildi. Edebiyatın hemen tüm alanlarında işlenen bu konuda kimi zaman hamasi olmayan, konuyu kendi yalınlığı içinde ele alan, abartılı övgüye kaçmayan, önyargısız eserler de çıkı. Bu alanda Doğan Avcıoğlu, Şevket Süreyya Aydemir, Hasan İzzettin Dinamo’nun yeri benim gönlümde ayrı. Bir de İlhan Selçuk’un Yüzbaşı Selahattin’in romanı. Duygu yüklü bir anlatımdı o kitap. Attila İlhan’ da gönlümde yerini aldı. Sinemasal bir anlatım, bir önderin basiretli kişiliğinde yer alan insani zayıflıkları, aşkları ve savaşın umutsuz günleriyle baş edebilen olağanüstü inançlı insanlar. Toptan bir çöküşün ve yok oluşun eşiğinden tüm güçlüklere karşın yeni bir dönem, yeni umutlarla bezenecek olan yeni bir ulusun ortaya çıkması. Resmi tarihin kuru ve hamasi anlatımından uzak, hainleri de, liderleri de önce insan olarak görebileceğiniz kareler. Kimi zaman sarsılmaz dostlukların sınandığı mücadele günleri, kimi zaman sadece düşmanla değil, kendinizle bile mücadele edeceğiniz günler. Tam bir roman anlatımıyla kahramanlar ete kemiğe büründürülmüş, adeta bizden birileri olmuş. İnandırıcılığı bazen size bu savaşın yan odanızda olduğu izlenimi verse de acımasız koşulları yaşar gibi olurken ürpermemek elde değil.

    En önemlisi dünün sıcak, dürüst, temiz ve inanç sahibi idealleriyle başarılan bir yeniden doğuş öyküsünün aynı güzel değerler etrafında bir kez daha yaşanamayacağının verdiği umutsuzluğun yanı başında böyle destansı bir öykünün kahramanlarıyla aynı topraklar üzerinde yaşama şansı bulmanın verdiği gurur ve bizler için gözünü kırpmadan hayatını kaybeden insanlara bir kez daha duyduğum saygı, sevgi ve hayranlıkla dolu bir borçluluk hissini yaşatıyor bizlere. O kadar ki, yer yer kullanılan ağdalı dili bile Attila İlhan’ın kendine has bir anlatım tekniği olduğunu fark ederek görmezlikten gelebiliyorsunuz.

    YAZAR HAKKINDA
    İlk Gençlik Yılları


    15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayınlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkanlarıyla yayınladı.


    Paris Yılları
    1949 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nazım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette aktif rol oynadı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan bir çok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde sıklıkla başı polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Bir kaç kez gözaltına alındı.

    İstanbul - Paris - İzmir Üçgeni
    1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem Attilâ İlhan'ın Fransızca'yı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlar.

    Sanatta Çok Yönlülük
    1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra, tekrar İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan sinema çalışmalarına ağırlık verdi. Onbeşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler serisinden Bıçağın Ucu yayınlandı. 1968'te evlendi, 15 yıl evli kaldı.

    İstanbul'a Dönüş
    1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak 'ı Ankara'da yazdı. 81'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından beri köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesi'nde sürdürmektedir. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri dönüş yaptı. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu. [/COLOR] [/B]

    ESERLERİ
    Şiir kitapları: Duvar (1948), Sisler Bulvarı (1954),Yağmur Kaçağı (1955), Ben Sana Mecburum (1960), Bela Çiçeği (1962), Yasak Sevişmek (1968), Tutkunun Günlüğü (1973), Böyle Bir Sevmek (1977), Elde Var Hüzün (1982), Korkunun Krallığı (1987), Ayrılık Sevdaya Dahil (1993).

    Romanları: Sokaktaki Adam (1953), Zenciler Birbirine Benzemez (1957), Kurtlar Sofrası (1963/64), Bıçağın Ucu (1973), Sırtlan Payı (1974), Yaraya Tuz Basmak (1978), Fena Halde Leman (1980), Dersaadet’te Sabah Ezanları (1981), Haco Hanım Vay (1984), O Karanlıkta Biz (1988).

    Gezi notları: Abbas Yolcu (1957).

    Deneme-anı türü: Hangi Sol (1970), Hangi Batı (1972), Faşizmin Ayak Sesleri (1975), Hangi Seks (1976), Hangi Sağ (1980), Gerçekçilik Savaşı (1980), Hangi Atatürk (1981), Batının Deli Gömleği (Gazete yazıları, 1981), İkinci Yeni Savaşı (1983), Sağım Solum Sobe (Gazete yazıları, 1985), Yanlış Erkekler Yanlış Kadınlar (1985), Ulusal Kültür Savaşı (1986), Sosyalizm Asıl Şimdi (1991), Aydınlar Savaşı (1991), Kadınlar Savaşı (1992), Hangi Edebiyat (1993), Hangi Laiklik (1995),Hangi Küreselleşme (1997), Bir Sağ Kırmızı Karanfil
    (gazete yazıları, 1988).

    Senaryosunu yazdığı Sekiz Sütuna Manşet (6 bölüm) 1982’de, Kartallar Yüksek Uçar (12 bölüm) 1984’te, Yarın Artık Bugündür 1986’da, Yıldızlar Gece Büyür (16 bölüm) 1992’de, Tele-Flaş (13 bölüm) 1993’de TV dizisi olarak oynandı. Atilla İlhan’ın Bütün Şiirleri Bilgi Yayınevi tarafından basılıyor (1983).

    Tutuklunun Günlüğü kitabıyla Türk Dil Kurumu 1974 şiir Ödülü’nü, Sırtlan Payı romanıyla da 1974-1975 Yunus Nadi Armağanı’nı kazandı.

  2. #2
    ifa3452 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-11-2005
    Mesajlar
    8
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Allahın Süngüleri "Reis Paşa" - Attila İlhan

    Bir kaç saat önce bu kitabın tanıtımını ben yapmaya çalıştım. Herhalde bu konu açıldığından dolayı olmadı. Halbuki arama yaptığımda çıkmamıştı.

    Neyse kitaba geçeyim.

    Üstad yazar da kötü olur mu?

    Attila İlhan'ın insanı alıp götüren üslubu, olayların içindeymişiz hissini veren hikayelemeleri, atmosferi yaşatan betimlemeleri ve dil oyunlarıyla, milli mücadeleyi roman havasına soktuğu kitap.

    Tarihsel kişilikleri etten-kemikten, kanlı-canlı anlatması kitabın en güzel yanı.

    Adeta tüm insanlığa 'bir kitap bu kadar güzel yazılıyor'u ispatlıyor.
    ADINI UNUTMAYA DEVAM EDİYORUM!!!

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •