• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    melusina adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2005
    Mesajlar
    525
    Karizma Gücü
    0

    Franz Kafka (3.7.1883 - 3.6.1924)

    Franz Kafka



    3.7.1883 - 3.6.1924


    "Labirent İçindeki İnsan"


    Avusturyalı yazar, roman ve öykülerinde insanın adı bilinmeyen, içyüzü anlaşılmayan güçlere teslim olmasını işlemektedir. Max Brod Kafka'nın son arzusuna karşı gelerek yapıtlarını ölümünden sonra yayınlanmak suretiyle Kafka'nın dünya çapında ünlenmesini sağladı.

    Kafka Alman asıllı Yahudi bir tüccarın en büyük oğlu olarak Prag'da dünyaya geldi. Öğrencilik yıllarında bile içine kapanık olan bu çocuğun yaşamında yazı yazmasının özel bir yeri vardı.
    15 yaşındayken yazdığı ilk öykülerini sonradan imha etti. Kafka liseyi bitirdikten sonra 1901'de kimya okumaya başladıysa da, sonradan Alman filolojisiyle sanat tarihi bölümlerine geçti ve en sonunda annesiyle babasının isteğine uyarak hukuk eğitimi aldı.

    1902: Max Brod ile Tanışması 1902 yılında tanıştığı Max Brod, Kafka'yı Prag'ın edebiyat çevrelerine tanıttı ve hayat boyu arkadaşı oldu. Kafka 1906'da hukuk doktoru olduktan sonra bir yıl mahkeme stajı gördü. 1908 ortalarında Bohemya Krallığı İşçi Kaza Sigortaları Kurumuna hukuk danışmanı olarak girdi. Brod ile birlikte aralarında Paris, Weimar ve Zürih kentleri de olmak üzere, büyük yolculuklara çıktı ve böylelikle bir aşk/nefret ilişkisiyle bağlı bulunduğu, doğduğu kente en azından zaman zaman sırtını çevirdi. 1912'de tanıştığı Berlinli sekreter Felice Bauer ile iki kez nişanlandı (1914 ve 1917).

    1912: Dikkate Değer Öyküleri 1912 yılında Kafka en çok tanınan öykülerinden ikisine imza attı. Bir baba ile oğlu arasındaki çelişkileri konu alan Dos Urteil (Yargı) adlı öyküsünü bir gecede yazdı. Oğul, düğünü arifesinde ruhsal açıdan babasına bağımlı olduğunu kabullenmek zorunda kalır ve babasının kendisi için verdiği ölüm kararına isteyerek boyun eğer. Die Venvandlung (Değişim) adlı öyküsünde de ailenin yıkıcı gücü konu alınmıştır. Gregor Samsa bir gecede çok ayaklı bir böcek haline gelir. Kendi kabuğuna çekilir ve yıllarca saçını süpürge ettiği ailesinin kendisiyle hiç ilgilenmediğine tanık olur. Bunun üzerine besin almayı reddeder ve babası tarafından da yaralanınca, ölür. Kafka 1912 yılında aynı zamanda, ölümünden sonra Amerika (1927) adı altında yayınlanan Der Verschollene (Yitik) adlı romanını yazmaya başladı. Bu yapıt, ABD'de tutunma çabaları sonuç vermeyen 16 yaşındaki Kari Rossmann'ın başından geçenleri anlatır.

    1914: Der Prozess 1914'te yazılıp 1925'te yayınlanan Kafka'nın en tanınmış romanı Der Prozess (Dava) hiçbir neden gösterilmeksizin dava edilmek üzere tutuklanan banka memuru Josef K.'yı konu alır. Her ne kadar tutuklanma nedenlerini araştırırken karmakarışık yargı mekanizmasını iyice tanısa da davasını yürüten yargıcı hiçbir zaman göremez. Davası bir yıl sürdükten sonra K. bir taş ocağında öldürülür. Bu yapıt, insanın adı belli olmayan otoritelerce güvensizliğe itilişini göstermektedir.

    Yine 1914'te In der Strafkolonie (Ceza Sömürgesi) adlı öyküsünü yazdı. Burada bir bilim adamı, kendisine ne gibi suçlar yüklediğini anlatan darbelerle yaralana yaralana korkunç bir biçimde öldürülür. Kafka 1917'de yavaş yavaş insana dönüşerek gelişmelerini anlatan bir maymunun öyküsü olan Bericht für eine Akademie (Bir Akademiye Rapor) adlı yapıtını tamamladı. Aynı yıl içinde akciğer tüberkülozuna yakalandı. İki yıl sonra da bir ayakkabı tamircisinin kızı olan Julie Wohryzek ile kısa süreli bir nişanlılık dönemi yaşadı.
    1919'da kaleme aldığı Brief an den Vater'de (Babaya Mektup) aşırı taleplerinden ömür boyu rahatsızlık duyduğu otoriter babasının baskısından kurtulmayı denedi. Ne var ki bu mektubu babasına hiçbir zaman postalamadı. Buna karşılık evli bir gazeteci olan Çekoslovakyalı Milena Jesenska ile 1920-23 yılları arasında çok sık mektuplaştı ve kendisine güncelerinin tümünü verdi.

    1929'dan Sonra: Das Schloss Sağlığı giderek bozulan Kafka 1922 ilkbaharında malulen emekli edildi. Yazar bu tarihten sonra üçüncü romanı olan Dos Schloss (Şah) üzerinde çalışmaya başladı. Hiçbir zaman tamamlanamayan bu romanı 1926'da yayınlandı. Burada K. adlı adam arazi ölçüm işleri için şatoya çağrılmakla beraber önceleri muhatap olabileceği hiç kimseyi bulamaz. Sonunda şato sekreterine ulaşabildiğinde yapılan görüşme sırasında yorgunluktan uyuyakalır. Birkaç defa sanatoryumda tedavi gördükten sonra Kafka, 1923/24 kışını sevgilisi Dora Diamant ile birlikte Berlin'de geçirdi. Ein Hungerkünstler (Açlık Cambazı) adlı öykü kitabının düzeltmelerini yaparken (1924) hastalığı şiddetlendi. Kafka aynı yıl içinde, 40 yaşında Aşağı Avusturya Klosterneuburg yakınlarında bir sanatoryumda yaşama gözlerini yumdu. Çoğu yayınlanmamış yapıtlarının ölümünden sonra yakılmasını vasiyetnamesinde istemesine karşın Max Brod yazarın bu arzusuna uymadı.


    Kaynakça: Yüzyılın 100 Yazarı (Yeni Binyıl)
    Dünya yuvarlak.Hayat da öyle.En derini aynı zamanda da en yükseğidir hayatın.Nerden baktığına bağlı.Nerede doğduğuna.Dogdugun yerden ne kadar uzaklaştığına bağlı.Elindeki şişede ne kadar hayat kaldığına bağlı.

    “Gün olur..gelecek bir gün kalmaz artık..
    Eınsteın güler uzayın bir yerinden..
    Zamanlara sinekler üşüşür..
    Ve seni anlamaları, insanların
    Beklenti senfonisine dönüşür..”

    İlhan İrem

  2. #2
    NaciG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-08-2005
    Mesajlar
    911
    Karizma Gücü
    0
    Kafka için yanında patlayan bombanın sesini duymaz ama bir saatin tiktakları onu rahatsız eder derlermiş.

    İlk okuduğum kitabı değişim idi. Hamamböceğine dönüşen bir insanın acılarını okumuş ve bir payli hüzünlenmiştim. Bu kitabında insanın topluma yabancılaşması sorununu çok güzel işlemişti...

  3. #3
    hamurabi31 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-09-2005
    Mesajlar
    215
    Karizma Gücü
    0
    Franz Kafka benim için en önemli beş yazardan biri. Benim de ilk okuduğum kitabı "Değişim"di. İlk okuduğumda on dört yaşındaydım ve hiçbir şey anlamamıştım. Fakat on yedi yaşına gelince bir kez daha okudum onu ve ondan çok büyük derecede etkilendim. Anlatmak istediği şeyi o kadar güzel bir makyaj altında vermiş ki, romanın estetiği karşısında saygıyla eğiliyorum. Şu sıralar da "Günlükler" isimli kitabını okuyorum. İlginçtir, bana yaşam sevinci veriyor satırları. Kendi ne kadar buhranlı ise ben o kadar mutlu oluyorum. Belki de bu benim hayat felsefemden dolayıdır, imzamda belirtiğim gibi. Sonuç olarak,her insanın Franz Kafka ile tanışması gerekir. O çok özel biri...
    Ey hayat!!! Ölüme şükret.... Seni onun sayesinde seviyorum

  4. #4
    adal adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-04-2005
    Mesajlar
    330
    Karizma Gücü
    0
    her insanın Franz Kafka ile tanışması gerekir..Doğru saptama.özellikle Aforizmaları.

  5. #5
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0
    Kafka'nın yaratısı üzerinde onurlandırıcı değerlendirmelerden oluşma bir piramit yükselir. Ben bu piramide yeni bir taş eklemek gibi bir haddini bilmezlik yapacak değilim. Katkım, yalnızca bazı sorunlara ilişkin notlar düşmek.

    Yapılması gereken şey, Franz Kafka'yı aziz ilan edilmekten korumak; en az bunun kadar önemli bir iş de, Kafka'yı dogmatik aşırılıklara kayanlar karşısında savunmak. Bir aziz değildi Kafka, aziz olmanın çok ötesindeydi: Bir büyük yazardı. Yapıtları da, bir çağın son modası olmanın çok ötesindedir; doğrudan dünya yazınıdır. Thomas Mann'ın deyişiyle, bu yapıtlar "dünya yazınının en okunmaya değer ürünleri arasında yer alır."

    Bu yaratı, besinlerini ve zehrini çökmekte olan Habsburg İmparatorluğu' ndan almıştır. Bu nedenle de -eşine az rastlanır bir çelişki oluşturarak- yöreselliğin sınırlarını aşmış, vatansızlaşmıştır. Max Brod, Franz Werfel'e arkadaşının yapıtlarını ilk kez okuduğunda, Werfel şöyle demişti: "Tetschen-Bodenbach'ın ötesinde Kafka'yı anlayan tek kişi çıkmayacaktır." Yaşadığı dönem, Kafka'yı pek değerlendiremedi. Ölümünden sonra gelen ün ise olağanüstü oldu.

    Mistik bir nihilist, gerçeklerin ve aklın ötesinde kalan evrenin sözcüsü diye övülen ve ilence uğrayan Kafka, gerçekte daha çok bir mizah ustasıydı. Büyük peygamberler de çoğu kez birer mizah sanatçısıdırlar; mizah sanatçılarının arasından da peygamberlerin çıktığı görülmüştür. Kafka'nın fantastik mizah sanatı, geleceği peygamberlere özgü bir kehanet gücüyle önceden somutlaştırmıştır. Karl Kraus'un Nestroy için söyledikleri, Kafka'nın özünede uymaktadır: "Nestroy, küçük çevresini gelecekteki olayları önceden somutlaştırarak ve ancak gelecek için gösterilebilecek bir titizlikle ele alır. Kendi mizah mirasına şimdiden sahip çıkar."

    Kılı kırk yaran bazı kişilerce Kafka, yalnızca küçük ayrıntıları görmüş, büyük bağlamı algılamamış olmakla suçlanır; bunlara göre Kafka, dünyayı sarsan gök gürültülerine değil, duyulması olanaksız seslere kulak vermiştir. İnsan, uyumadan hemen önce bir "çelişki" konumuna girer: Gök gürültüsünü duymazken bir saatin tiktaklarını algılar. Kafka'nın tiktaklarını duyduğu saat -sonradan ortaya çıktığı gibi- bir saatli bombaydı. Bu bomba, yıldırımın düşmediği evi havaya uçurdu. Küçük ayrıntı, yıkıma götüren büyük bağlamın habercisiydi.

    Kafka,bedensel bir hastalık sonucu yaşamını yitirdi. Onun ardından hayatta kalan ailesi ise onyıllar sonra, geleceğini Kafka'nın önceden sezmiş olduğu toplumsal bir hastalıktan , Hitler'in Üçüncü Reich'ından ötürü öldü.


    Ernest Fischer - Franz Kafka
    Çev: Ahmet Cemal, BFS Yayınları, İstanbul,1985,1.baskı
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  6. #6
    title=
    Kayıt Tarihi
    22-07-2004
    Mesajlar
    7,476
    Karizma Gücü
    0
    Aforizmalar / Franz Kafka

    Sorun şu: Yıllar önce bir gün, tabii oldukça üzgün bir halde,
    Laurenziberg yamaçlarında oturuyordum. Yaşamdan dilediklerimi gözden
    geçiriyordum. En önemli ya da bana en çekici geleni, bir yaşam görüşü kazanma
    dileğiydi (ve -bu tabii ki onun zorunlu bir kısmıydı- yazarak bu hayat
    görüşünün doğruluğuna başkalarını ikna etmekti); öyle ki yaşam yine kendi
    doğal, keskin iniş çıkışlarını koruyacak ama aynı zamanda aynı açıklıkta bir
    hiç, bir rüya, bir boşlukta dolanıp duruş olarak kabul edilecekti. Güzel bir
    dilekti belki, ama eğer doğru dürüst dilemiş olsaydım ınu. Diyelim ki binbir
    çabayla elde edilmiş üstün bir ustalıkla bir masayı çatmak dileği gibi
    olsaydı, ama aynı zamanda hiçbir şey yapmamak, ama öte yandan insanların,
    "çekiç sallamak onun için bir hiçti" değil de "çekiç sallamak onun için
    gerçekten çekiç sallamaktı, ama aynı zamanda bir hiçti" diyecekleri bir şeydi,
    bu vasıtayla çekiç sallayış daha da gözüpek, daha da kararlı, daha da gerçek,
    ve ne bileyim, daha da çılgınca bir hale gelirdi. Ama bu şekilde bir dilekte
    bulunulamazdı, çünkü dileği dilek değildi, bir savunmaydı sadece, hiçliğe yer
    bulunması, bu hiçlik'e, ilk bilinçli adımlarını yeni yeni atmaya başladığı ama
    şimdiden kendisinin bir öğresi olduğunu hissettiği bu boşluğa bir canlılık
    verme isteğiydi. İşte o an gençliğin aldatıcı dünyasına bir tür elvadaydı;
    gerçi gençlik onu hiçbir zaman doğrudan doğruya aldatmamıştı, ama çevresindeki
    otoritelerin sözleriyle aldanmasına neden olmuştu. Ve böylece "dileğinin"
    zorunluğu ortaya çıkmıştı.

    Yalnız kendi kendisini kanıtlayabiliyor, tek kanıtı kendisi, tüm
    düşmanları anında alt ediyor onu, ama onu yalanlayarak değil (o yalanlanamaz!)
    kendilerini kanıtlayarak.

    İnsanların birlikteliği şuna dayanır: İnsan, kendi varlığının gücüyle
    aslında kendi içlerinde yadsınamaz olan başkalarını yadsıyormuş gibi görünür;
    bu da o insanlar için tatlı ve rahatlatıcı, ama gerçeklikten, ve dolayısıyla
    süreklilikten hep yoksun.

    Bir zamanlar anıtsal bir topluluğun bir parçasıydı. Yüksek bir
    merkezin çevresinde, inceden inceye düşünülmüş bir düzenle, askerliği,
    sanatları, bilimleri ve elsanatlarını temsil eden simgesel figürler
    dizilmişti. Bu çok sayıda figürlerden biri de oydu. Şimdi ise topluluk
    dağılalı uzun bir süre oldu, en azından o, topluluktan ayrıldı ve kendi
    yolunda ilerliyor. Artık uzunca bir süredir eski mesleği bile elinde yok,
    hatta bir zamanlar neyi temsil ettiğini bile unutmuştur. Galiba asıl işte bu
    unutuş bir çeşit hüzüne, güvensizliğe, huzursuzluğa, kaybolup giden
    zamanların, şimdiki zamanı bulandıran, bir çeşit özlenmesine yol açıyor. Ama
    yine de bu özleyiş, insanın yaşama gücünün önemli bir öğesidir, ya da belki de
    o gücün ta kendisidir.


    Taşrada Düğün Hazırlıkları - 102. Aforizma / Franz Kafka
    Çevremizdeki acıları bizim de çekmemiz gerekmektedir. Hepimizin ortak bir vücudu yoktur, ama ortak bir büyümesi vardır: bu ise, şu ya da bu biçimde acılar içinden çekip götürür bizi. Nasıl ki çocuk belli bir gelişim sonucu yaşamın tüm evrelerinden geçer(her evrede, istek ve korku bakımından bir önceki için erişilmez görünür aslında), yaşlanır ve sonunda ölürse, biz de bunun gibi(insanlıkla aramızdaki bağ, kendimizle aramızdaki bağdan güçsüz değildir) yaşadığımız dünyanın tüm acılarından geçerek gelişiriz. Bu konuda adalete yer yoktur, acılardan ürkmeye ya da acıları üstünlük diye yorumlamaya yer yoktur.
    KAPALI

  7. #7
    sütlükahve adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-03-2006
    Mesajlar
    10
    Karizma Gücü
    0
    Aha benim adamımı yazmışsın..

    Kafka, yalnız adamdır.

    Kafka için birçok zaman bir saatin tiktakları bile bomba etkisi yapmıştır...

    Değişim romanında ailesi tarafından istenmeyen bir insanın bir sabah nasıl hamamböceğine dönüştüğü ve nasıl acı içinde öldüğü anlatılır..

    Anladığım kadarı ile acı çekerek acı çektirmek bu olsa gerek.. Ölüyorum ama sizi de arkamda gözü yaşlı ve vicdani bir sorgulama içerisinde bırakırım..

    Bu yorum beleşti, bundan sonrakileri bir ara konuşalım, sen yabancı değilsin

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •