• Reklam

Anket: Kitabın Değerlendirilmesi

+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0

    Baudolino - Umberto Eco

    Baudolino



    Yazarı : Umberto ECO
    Yayınevi : Doğan Kitapçılık
    Basım Yeri / Tarihi : İstanbul / 2003 - Şubat
    Çevirmen : Şemsa GEZGİN
    Sayfa Sayısı : 538


    KİTAP HAKKINDA
    Kitap okurken, kitap kahramanlarıyla aranızda duygusal bir bağ oluşuyorsa ve onları –sanki gerçek kişiler gibi- seviyor yada nefret ediyorsanız, önce Baudolino’yu tanımalısınız. Baudolino öncelikle usta bir yalancı. Yalanlarının asıl kaynağı ve en büyük destekçisi ise insanların hurafe inançları. Baudolino insanların bu zayıf yönünü çok iyi kullanıyor. Yalanlarına çevresindekileri inandırmayı başarıyor. Yalanlarının hemen hemen hiçbirisi kötülük amacı taşımıyor. Üstelik kötü bir insan değil. Sevdiklerine karşı vefalı ve dürüst bir insan. (Gerçi gençlik döneminde, Psikopoz Otto’nun büyük emekler ve yıllarını vererek, perşomenlere hazırladığı tarih bilgilerini kazıyıp, kendi kafasına göre doldurması affedilir şey değil. Buna rağmen babasının içki çanağını –kutsal Gradal- diye, yutturmasına bir itirazım yok.)

    Elinize 540 sayfalık bir kitap aldığınızda, ve bu kitabı Umberto Eco’nun yazdığını düşündüğünüzde çok fazla şey bekleyeceksiniz. Ama kitabın ilk yarısında, ne Baudolino da nede Umberto Eco’da hayat yok. Ama derin tarih bilgisi, tarih severleri etkileyecektir.

    KİTABIN YAZILIŞ TARZI;
    Kitap Baudolino’nun, hayat hikayesini tarih yazarı Niketas’a anlatmasıyla oluşuyor.Baudolino ile Niketas’ın karşılaşması Konstantinopolis’te, Latinlerin Konstantinopolis’i işgali sırasında olur. Baudolino kendi yazdıklarını kaybetmiştir. Ve Niketas’ın kendisini dinleyerek tarihi yeniden yazmasını istemektedir. Niketas’ın sorularıyla, geçmiş değerlendirilir. Ayrıca olayların olduğu gibi anlatılmayıp, Baudolino’nun ağzından, bir tarih yazarına anlatılması, bu kadar abartının aslında Baudolino’nun yalanları olabileceği fikrini doğuruyor.Aynı tereddütü Niketas’da duyuyor çünkü, Baudolino, bir yalancı olduğunu Niketas’tan saklamıyor. Ve malisef gerçeği asla öğrenemiyorsunuz.

    “Sevgili Hipatia gerçek misin? Baudolino’nun hayali mi? ”

    Kitap bölümlere ayrılmış. Toplam 40 bölümden oluşuyor. Bu da; okumayı bir nebzede olsa rahatlatıyor.

    KİTABIN HİKAYESİ;
    Baudoline fakir bir köylü çocuğu iken (ve Aziz Baudolino’yu gördüğü gibi yalanlar uydururken) köye gelen bir yabancının dikkatini çeker. Bu yabancı tarafından evlat edinilir. Baudolino sonradan bu kişinin İmparator Friedrich Barbarossa olduğunu öğrenir.Baudolino hayatı boyunca Friedrich’in güvenine asla ihanet etmez. Manevi babasının eşine duyduğu büyük aşkı bağrına basar. Bu aşktan suçluluk duyar.Yeri geldiğinde Friedrich’e de yalanlar söylemekten geri kalmaz ama, bu yalanlar daima imparator’un lehinedir.

    Baudolino’nun ana misyonu Rahip Johannesi bulmaktır.Yıllarını bu hayale adar. Rahip Johannes’den gelen mektup, rahip Johannes’e hediye edilecek Gradal kadar sahtedir. (Mektubu kendisi yazar, babasının içki çanağını Kutsal Gradal olarak tanıtır.) Ama ana misyona başlayabilmek için ne yazık ki kitabın yarısının bitmesi, ve Baudolino’un orta yaşı geçmesi gerekiyor. Baudolino’dan ve Umberto Eco’dan umudu kestiğiniz bir anda, sanki sihirli bir değnek kitaba dokunuyor ve bir sonraki sayfayı merakla bekler oluyorsunuz. Kitabın en okunur ve en heyecanlı, en fantastik yanları, İmparator Friedrich’in ölüp(yada öldürülüp) , Baudolino’nun Rahip Johannes’e gitmeye karar vermesinden itibaren başlıyor.Nihayet sabrınızın ürününü, bundan sonra almaya başlıyordunuz.

    KİTABA DAİR:
    Umberto Eco, bu kitabı yazmaya karar verdiğinde İstanbul’a gelmiş ve gezmişti. Yaptığı ayrıntılı tasvirlerden,11.12. yüzyıla dair eserleri özellikle incelemiş olduğu anlaşılıyor. (Örneğin bir Yerebatan Sarnıcı.) Ve bunun yanında İstanbul’un coğrafi yapısını da gayet güzel incelemiş, incelemelerini başarılı bir şekilde kitaba aksettirmiş.

    Romandaki kişilerin psikolojik yapılarını gayet güzel oturtmuş. Okuduğunuzda, kimi sevip kimden nefret edeceğinize, kime gıcık olacağınıza, kolayca karar verebilirsiniz. Ayrıca yağmalar, savaşlar, inançlar konusunda, toplum psikolojinin genel yapısını da gayet güzel ifade etmiş. (yağma, savaş, kör inanış; hiçbir tarihte, hiçbir millette değişiklik göstermiyor sanırım)

    YAZAR HAKKINDA
    Bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen Umberto Eco, 20 yüzyılın en önemli düşünce adamlarından biridir. Dünya kamuoyunun gündemine, Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi büyük yankı uyandıran romanlarıyla giren İtalyan yazar, aynı zamanda Ortaçağ estetiği ve göstergebilim dalının yaşayan efsanelerindendir. 1932 yılında doğmuş olan Eco, 1971'den bu yana Bologna Üniversitesi'nde profesör olarak çalışıyor ve yapısalcılık sonrası göstergebilim gelişmelerine önemli katkılarıyla tanınıyor. Eco yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Thomasçılık akımı ve bu akımın estetik anlayışı üzerine yaptı. Ortaçağa olan ilgisi daha sonra Gülün Adı romanıyla edebiyat çalışmalarına da yansıdı. 1962'de Torino Üniversitesi'nde doçent, 1969'da ise Floransa Üniversitesi'nde görsel iletişim dalında profesör oldu. 1971'de Bologna Üniversitesi'ne geçti ve 1975 yılında bu üniversitenin Gösteri ve İletişim Bilimleri Enstitüsü'nün başına getirildi. Eco'nun çalışmaları 1960'ların ortasından itibaren avantgarde yapıtlara, kitle kültürüne yönelmiştir. Son dönemlerde ise, güncel olay ve olguları da ele alan çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar arasında edebiyat eleştirileri, tarih ve iletişim yazıları önemli bir yer tutmaktadır. Roland Barthes'dan sonra “ayrıntıların anlamı” ya da “ayrıntıların sosyolojisi” adı verilen bir anlayışın en önemli isimlerinden birisidir.

    ESERLERİ
    Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Foucault Sarkacı, Gülün Adı, Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik, Ortaçağı Düşlemek, Önceki Günün Adası, Somon Balığıyla Yolculuk, Yanlış Okumalar, Yorum ve Aşırı Yorum, Beş Ahlâk Yazısı

  2. #2
    syhgndlf adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    1,628
    Karizma Gücü
    0
    elbet benden daha yalancı biri çıkacaktır ve bunları yazacaktır
    bu cümle bitirmişti beni,

    kitapta
    istanbula haçlıların yaptığı olaylar,
    tarihçilerin yarısının tarihi isteklerine göre nasıl değiştirdiğini anlıyorsunuz.

    bunlar kitabın görünen tarafları, bunun yanında Baudolinonun yaşadığı aşkları kesinlikle siz de yaşayacaksınız kitabı okurken.... siz de hipatia ya aşık olacaksınız ya da beatris e .. bunun yanında hristiyanlıktaki mezheplere genel bir bakış da var kitapta bunlara dikkat etmek gerekiyor okurken..

    unutulmayan yerleri ise savaşlardaki komedi durumlar..
    MEHMEDİM

    Gayrı anlatılmaz bu savaş bence
    Dağ taş konuşmuştu kendi dilince
    Hücum diye bir ses duydum ilk önce
    Sonra allah allah dedi mehmedim

    Ne ana ne sıla ne yar hayali
    Bir gör mehmetteki kükremiş hali
    Kırpmadı gözünü yağmur misali
    Mermi yedi havan yedi mehmedim
    Can askerim

    Öyle bir iman öyle ihlaski
    Secde eder cümle can ve bitki
    Bir temmuz akşamı allah şahitki
    Şaha kalkmış vatan idi mehmedim

    Bu akşam yıldızlar saramış gibi
    Tepeler titreşir hava kış gibi
    Bir dağın sırtında dağ varmış gibi
    Omuzlamış bir mehmedi mehmedim
    Can askerim



    Mesaj SAYIM =1903

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •