• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    DeepBLue7 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-07-2005
    Mesajlar
    4,089
    Karizma Gücü
    0

    Yakılası Mektuplar...

    Güz Güneşim... Hani keyfini çıkarmak, tadını almak için... Sohbetin, yakınlaşmanın.. Bir iskemle çekersin ya altına .. Ya bahçedesindir, ya salaş kır kahvesinde, yada bir bacağını altına alabileceğin özel köşende .. Gülüp eğlenmenin, neşenin, içini coşturmanın zamanı mı olur? Hele diline bir şarkı da dolanmışsa .. İyisi mi, sen git bir parka , dur koz helvacıyla, baloncunun yakınında... Bayılırsın ya çocuklara bakmaya... Demin takıldı bir yere gözlerim, anladım ki seni çok özledim; Merhaba Güz güneşim..!.. Ne zamandır yine aklıma düşüyorsun, yaz iki satır diyorum kendime, yaz da anlat .. Gökyüzü ile yeryüzünün arasında insan nasıl da kalakalırmış elleri böğründe, iki bacağının üstünde öylece .. Yaz da anlat .. Şimdi bir rüzgar mı değdi saçlarına, bir ışık mı düştü üstüne, belkide bir iyilik yaptın az önce .. Sen yine tatlı tatlı gülümse Güz güneşim, sen yine gülümse .. Hani oyuncular lafın kendilerine ne zaman geçeceğini çok iyi bilirler ya .. Ezberler tamam , rol tamam. Bir tık, başlarsın yaşamaya. Oyun yaşaya yaşaya , roller oynaya oynaya; Bu böyle devam devama, alışmışsındır , bir soluk, bir tık, baştan bir daha, bir daha... Dinlemeyi de mi unuttum ne?... Doğruluk güzel bir şey demiştin ya bana ?.. İşte senin yüzünden bindim Adalet Treni\'ne yerleştim önlerde bir yere... Şimdi, nerede ineceğimi bir bilsem güz güneşim!.. Eskiden bilirdim, sadece; Bu doğru , bu yanlış... Onları da, binerken trene, bıraktım emanete... Hani kalabalık bir masada susamışlar olur da , senden bir bardak isterler ya?.. Sen de dolduracaksındır bardakları, işte burası çok anlamlı!... Ya sadece bir bardaklık su varsa elinde?... Ne yapacaksın?.. İstersen sen de bin Adalet Trenine, otur önlerde bir yere... Şöyle bir oyun olsa beş kişilik ; Biri zayıf ve çelimsiz, sadık... Diğeri; İşini bilir ve hazır cevap... Sen ayrı, ben ayrı; Kalanı da bir yalancı... Bunlar çıksalar bir dağa, tabiat bizlerle kucak kucağa... Zayıf ve çelimsiz hemen yem olur avcının tuzağına. Arkadan işini bilir ve hazır cevap var, avcının avucunda... Yalancıysa, ne sana ne bana, at bir kenara... Geriye ne kaldı güz güneşim?.. Bak bakalım etrafına. Doğa senle benle kucak kucağa. Bak yine tatlı tatlı gülümsüyorsun. Güz güneşim.. nasıl oluyor da hep benden önce, iyilikleri güzellikleri yakalıyorsun?.. Galiba yine yanıldım; Susadın da su istedin sandım. Sana yine yazmaya çalışırım. Belki de bu sefer yaşanan güzellikleri anlatırım...

    Sen yoksun.. Ve sen yoksun can..! Sen yoksun, yıldızlar karanlık Ay küskün bu gece.... Yüreğimin atışında bir başkalık var Hiç birey eski tadında değil, Eski tadında değil şarkılar şiirler. Gülüşlerinde insanların bir tuhaflık var Aynalar dalgın, Aynalar dargın Sen yoksun ya.. Sen yoksun ya .. Zaman o gerçek zaman değil... Caddeler sakin, sokaklar sessiz Birer birer çekildi kalabalıklar... Koca şehri bir hüzün sardı Sen varken.. Dünyada canlılık vardı... Ve sen yoksun İçimi bir hüzün sardı.... Bu gece gene ağlayacağım..

    Bulutlar yücelerde yaşar sevdayı.. Zaman olur yağmur yağmur iner toprağa. Sevdası çiçek açar kıraç toprağın bakir bağrında, her düştüğü yerde gül açar, sümbül açar. Ben yücelerde taşırım sevdamı .Gözyaşı değildir yanağımdan süzülen, bir açmamış gül, doğmamış nergistir... Karanlık gecelerde ışık ışık savrulur sevdam. Umuttur korkulu yolcuların yitik hayallerinde. Kavrulan yürekler için, ıssız dağ başlarında bir yudum çoban çeşmesi... Yoksulun sofrasında aş, zalimin pervasızlığında kansız bir savaş. Çok zaman bir deniz feneri sessizliğindedir, sabırdır, tefekkürdür. Bazen, kayaları döven hırçın dalgaların öfkesindedir benim sevdam.Sevdamdır mevsimlere yön veren.. Kışın sukutuna inat, yazın bereketidir.Uçsuz bucaksız bozkırlarda yanık bir türkü, uykusuz gecelerde dillerden düşmeyen içli bir öyküdür benim sevdam ..Gece karanlığında içli bir ninnidir ana sütü aklığında.. Pembe bir rüyadır uyuklayan bebeğin tebessümüne yansıyan. Benim sevdam dervişin ölümcül teslimiyetidir. Ben sevdamı ışık ışık yıldızlara pay ettim. Keremlere aslılara, ferhatlara şirinlere ulaştım Bu çöller bağrımda yandı kurudu Göz yaşlarım sel sel olup akınca Nice deniz nice göller kuruldu... Dağlar engeldi arada amma Eğilip eğilip bana yol oldu Aleme sevdamı dağıtım bir bir.... Bir sana ulaşamadım .. Bir sana ulaştıramadım.. Okusan da yazacağım, okumasan da.. Bu acıyı haketmedim... Neden ... ? Ama yazmaya devam edeceğim.. Yazacağım .. Yazacağım.. Bitene tükenene kadar... Ne vakit ki kesildi arkası bil ki ... Bil ki........
    uA - HerYerdeyiZ




    Tek Çalışırım Hiçbir Derneğe ve Birliğe Üye Değilim
    Şubem Yoktur


    "..ben sevmeyi beceremedim, belki de sevilmeyi..
    benim sevmeye engel evcil acılarım vardı.."

    Yılmaz Erdoğan



  2. #2
    cylmz35
    Ziyaretçi
    Sen yoksun.. Ve sen yoksun can..! Sen yoksun, yıldızlar karanlık Ay küskün bu gece.... Yüreğimin atışında bir başkalık var Hiç birey eski tadında değil, Eski tadında değil şarkılar şiirler. Gülüşlerinde insanların bir tuhaflık var Aynalar dalgın, Aynalar dargın Sen yoksun ya.. Sen yoksun ya .. Zaman o gerçek zaman değil... Caddeler sakin, sokaklar sessiz Birer birer çekildi kalabalıklar... Koca şehri bir hüzün sardı Sen varken.. Dünyada canlılık vardı... Ve sen yoksun İçimi bir hüzün sardı.... Bu gece gene ağlayacağım..

    :A
    Çok güzel... Gönlüne sağlık..

  3. #3
    rumayy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-07-2005
    Mesajlar
    804
    Karizma Gücü
    0
    gönlüne ve parmaklarına sağlık çok güzel

  4. #4
    DeepBLue7 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-07-2005
    Mesajlar
    4,089
    Karizma Gücü
    0
    Yakılası Mektuğlar - 2-

    Önce ellerimi tut. Sonra senden başka kimseler bilmesin burada olduğumu. Ne cevap ver çalan telefonlara, ne de çalınan kapıları aç. Fark etmesin hiç kimse evde olduğumuzu. Koyu bir sessizlikte gizleyelim varlığımızı. Sen bana çocukken gizlendiğin odalardan bahset. Kaçtığın sokak köşelerini, uzun uzun aranışlarını, bulunca içtenlikli sarılışlarını anlat. Bense gizlenmekten vazgeçmeyişlerimi. Ben sana gidemediğim ülkelerden söz edeyim. Rüyalarımda tam kaçarken bacaklarımın tonlarca ağırlaştığını, adım atamadığımı, yakalandığımı, terlediğimi anlatayım. Sen bütün rüyalarımı hayra yor. Ellerini saçlarımın arasında gezdir. Gözlerimin üzerinde gezdir ellerini. Yaralarımın üzerinde gezdir, ellerin şifa olsun. Çocukken dizlerinde bir türlü geçmeyen, acı veren yaralarının nasıl iyileştiğini anlat. Ben görünmeyen yaralarımı anlatayım. Benim için kaygılan, acı çek, tedirgin ol, gözlerin dolsun... Benim için telaş et, ağla. Ben sana pişmanlıklarımı anlatayım. Sen yargılamadan teselli et. Gözlerimi kaçırayım gözlerinden, utanayım. Ellerinle tut yüzümü, gözlerini gözlerine çevir. Soluklarını hissedeyim yüzümde. Sesin dua olsun, yüzüme üfle. Ellerimi tut, senden başkası bilmesin burada olduğumu. Her kapı çalınışında tedirgin olayım. Başımı göğsüne yasla, eskiden kalma bir türküye sığınalım. Sen bana yol ol. Bütün tuzaklardan emin olayım. Sen bana sabah ol. Bütün karanlıklardan emin olayım. Sen bana tövbe ol...

    Sevdamı yazdım… Sevdamı rüzgarın kanatlarına yazdım. Her sabah gün ışımalarıyla dolsun odana diye... Saksında ki çiçeğin yapraklarında ürkek fısıltıları duyuyor musun. Sana, ölümsüz bir askın kırık nağmelerinden bir şarkı sunuyor anlıyor musun. Zaman aşımına uğramadan, duymadan hiç kimse, yalnız sana.... Yalnız sana söylenecek bu şarkı. Beni gün doğumu zamanlardaki serin rüzgarlardan sor. Sevdamı gün batımı öncelerindeki kir çiçeği kokan rüzgarlardan sor. Beni, sevdada yanmamış gönüllerde değil, sevda çöllerinde kaybolmuş gariplerden sor. Sevdamı kuşların kanatlarına yazdım... İpek böceğinin kozasına Yunus balığının göz bebeğine yazdım... Sevdamı pul-pul dağıttım göklere de yıldız oldu Beni mehtaplı gecede Solgun Ay’a Bulutlu gecede, hüznü yaşayan sulara sor.... Sevdam kır çiçeği oldu ıssız dağ yamaçlarında… Kaçamazsın....Kaçamayacaksın…!
    uA - HerYerdeyiZ




    Tek Çalışırım Hiçbir Derneğe ve Birliğe Üye Değilim
    Şubem Yoktur


    "..ben sevmeyi beceremedim, belki de sevilmeyi..
    benim sevmeye engel evcil acılarım vardı.."

    Yılmaz Erdoğan



  5. #5

    Kayıt Tarihi
    14-08-2005
    Mesajlar
    183
    Karizma Gücü
    0
    Çok etkili ve derinliği olan bir anlatım. Bu bir alıntı mı? Yoksa senin eserin mi music?
    Uzaklar beni çağırıyor,
    Artık gitme zamanı.
    ;D

    BYE BYE TÜRKÇE BİRLİĞİ


    GREENPEACE [Yeşil Barış] BİRLİĞİ

  6. #6
    DeepBLue7 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-07-2005
    Mesajlar
    4,089
    Karizma Gücü
    0
    Yakılası Mektuplar -3-

    Sensizlik Üzerine... boş zamanlarında ne yapıyorsun diye soruyorlar, seni düşündüğümü söylüyorum, şaşırıyorlar, kimisi gülüyor, anlam veremiyorum, oysa yanımda olmadığında boş zamanım oluyor, ve boş zamanımda seni düşündüğümü anlatamıyorum onlara. Bu şehir utanıyor artık benden ve içinde beni barındırmaktan. Penceremden gördüğüm her ışık, tek-tek ayıplıyor sakatladığın ruhumu. Oysa eskiden ne çok severdi beni. Yine de her kaldırım taşını ezbere bilirim, kaldırımlarını bana yaşatmamana rağmen. Yaşadığım her türlü yanıltının en son durağı bu şehir. Sokaklarında bana yer vermeyecek artık biliyorum. Bilmediğim; her şeyin nasıl bu kadar değişebildiği. Suçumun çok ötesindeyim şimdi. Ve artık savunmam oldu bu kocaman kalabalık. Şimdi ayaklarına kapanıyorum şehrimin ve tam gözlerinin içine bakıyorum. Bir adım daha geri çekiliyorum ve suçumu yakalıyorum tam ayak bileklerinden.

    Kurtuluşum olacağını umduğum bir anda hapsediyorsun beni, benden nefret eden bu şehre. Yozlaşan yüreğini küf tutmuş günahlarınla yakalamaya çalışsan da, biliyorsun, senin bulunduğun şehirde aslında kara bir çarşaf. Bazen düşünüyorum güzel olan neyim kaldı diye, yine de bulabildiğim tek şey sensin. Sen benden çoktan göç etmiş olsan bile... Biliyorsun, aldandığım tek şey masumiyetin değildi. Ama masumiyetindi beni peşinden sürükleyen. Yok, yok artık geri dönemem şehrine. Farkında mısın, gidebileceğim bir şehir bırakmadın bana. Düşman ettiğin her şehrin anısına seni bugün daha çok özlüyorum. Anlamsız ve gereksiz bir özleyiş. Bugünü hiç unutmayacağım. Mutlu olman dileğiyle Senin yokluğun diğer yokluklara benzemiyor. Uyutmuyor mesela, uyumuyor.

    İçin ürpererek titriyorken, eline aldığın bir bardak sıcak çay bile ısıtamıyor seni. Çayın simitle olan arkadaşlığı kadar kutsaldı sana sevdam. Ve simitten düşen her susam tanesi kadar korunmasız. Yine de güzel bir günün ardından gelen yağmur gibiydin benim için. Ve her yaz yağmuru gibi gelip geçtiğini sandın, yanıldın. Yanıltılarımız sürdü gitti günlerce... Avucumdaki iki çizgiden biri olmuştun ve ben nasıl ayrılabilirdim ki senden. Duyulan, yaşanılan ve çekilen her derdin üzerine kazıdım adını ve umudun adını değiştirdim senin yüzünden, sen bunu hiç bilmedin. Adını bile bilmediğim bir radyo istasyonunda, yarının bugünden daha güzel olması dileğini savuran gereksizler, tek çarelerinin bu olduğundan ne kadar da emindiler. Oysa sen böyle miydin... Bilirdin yarının bugünden farklı olmayacağını. Ve bizim tek derdimiz dündü...

    Ne sen acılarından bıktın ne de ben. Kan kaybeden ve tarifsiz bir dün değilmiydik ikimizde... Sen, güzel bir günün ardından gelen yağmur, yine şaşırtıyorsun beni bugün ve içinden geldiği gibi davranıyorsun yine; sonucunu hiç düşünmeden. Ne olurdu sanki çektiğim tüm acıların tek nedeni sen olsaydın. EYLÜLDE gelen sonbahar gibiydi gelişin. Ve gidişin, gidişinin tarifini yapsam neye yarar ki! Beni üzen tek şey; giderken bana hesap sormaman. İnanmadığın her ben için sana hesap vermeliydim ve suçlamalıydın beni suratsız bir suratla. Kendini benden alabiliyorsan, hiç durma... Ve bir elmayı sever gibi sev beni... Yarın sensiz bir sabaha daha uyanacağım. Ne bir telefon zırıltısı olacak ne de masum konuşmalar. Yok artık bir mum ışığına sarılıp yatmak ve hayal etmek güzelliğini. Neye yarar şimdi senli geçen günler. Sıradan bir telefonun bu kadar kutsallaşacağını bilemezdim. sayamadığım kırgınlıklarımın arasında kaybettim seni. Bir şeyleri anlatmanın zorluğunu çekiyorken ve anlamanı bekliyorken çekildin bu kıyılardan. Bir zamanlar benim gökyüzümde geziniyorken, şimdi kan kaybeden geçmişimin en önemli yarası haline geldin. Yine de utanma, suçlama kendini; nasıl dayanırım buna. Hadi bu gece de sen uyuma ve bir kez olsun sahip çık göz yaşlarıma. Hadi bu gece de sen karşıla sabahı benim yerime, benden önce, \"günaydın\" demeyi dene yeni doğan güne. Yarın yine de seveceğim seni. Ne yani, sen \"hayır\" dediğin için vaz mı geçeceğim benden. Ne kadar kolay söylemiştin... Gizlice girdiğin hayatımdan fırtınalar kopartarak çekip gidiyorsun. Gelişini hissetmedim ama gidişin yakıyor. Keşke gidişinde gelişin kadar sessiz olsaydı. Güneşini bulutların ardına gizliyorsun hakkın olmadan. Ve ben hakkım olmadan sevdim seni kendim yerine. Ürkekliğinin cezasını bana mı çektiriyorsun acaba...

    Ne garip; kendi suçumun altında eziliyorken senin suçunun cezasını yaşıyorum. Hem de bir sabahçı kahvesi soğukluğuyla... Yaşadığımız her kelime bir silahın şarjöründeki mermi gibi şimdi. Hesabını kim verecek bu cinayetin... Sen kaç yine, hiç durma buralarda. Ben bir süre daha buralardayım ve seveceğim senin yerine de. Sen kaç yine, ben korkmayacağım senin yerine... Seni yaşadığım her gün çığlık çığlığaydı sana. Anlatmak diyordum anlatmak, ölüm soğukluğu ve göçmen kuşlar karamsarlığında sevmekti seni. Yakalayamadığım gölgenin peşinden koştum hep. Bilmek istediğim tek şeydi senliliğin nereye çıkacağı. Ama ne garip, bir çift gözün dayanılmaz cinayetine ortak oldum şimdi. Yok işte, elimde kalan sensizliğimi bile alıyorsun damla-damla. Oysa kırık dökük sevdanın onarımı gibiydi sensizlik. Bilmek gibiydi, anlamak gibiydi, vurulmak gibiydi yokluğun... Ve kendimi her vurduğumda boşalan şarjörlerin yerini alan sen, yine dolduruyorsun boşalan beni.

    Ben, yaptığın kaçamağın hesabıyım belki. Ve söyleyemediğin her kar tanesi kelimenin kendisiyim. Zorladığın masumiyetini göklere çıkartıyorken sıradan bir kum tanesi gibi savuruyorsun sevdamı. Kim bilir kaç sevdanın devamlılığını sağlıyorsun hasret-hasret. Ben de burçağındayım şimdi sensiz kalan her yaşamın. Vurduğun her yürek atışı adına isyan etsem de sana, vurulmuşluğumu saklayamıyorum ne yazık. Bir defter yaprağı kırışıklığı hayatımın en önemli detayısın sen. Tek eksik, gelmeden gitmen oldu sensizliğime. Bende şimdi gittiğin yerdeyim, sensizliğimdeyim. İçime dertti bir kez olsun tutamamak ellerini. Hiç beceremedim hem ellerini tutup hem gözlerine bakmayı. Ya ellerini tuttum gözlerin terk etti; ya gözlerine baktım ellerim üşüdü. Adı ve yüzü olmayanların sevdasındayız ikimizde. Benim yüzüm yoktu senin adın... Kapkaranlık bir yüreksizliği aydınlatıyordu oysa ellerin. bulutlanan her gözyaşı gibiyim artık. Bilirsin birkaç damladan sonra gerisi gelir. Ağlamak diyorum yani, utanmak için bende kalan tek kaynak. Yine de sevdim sevgisizliğini. Ve yine de sevdim korkaklığın.. Ismarladığın her acı için sevdim seni...
    uA - HerYerdeyiZ




    Tek Çalışırım Hiçbir Derneğe ve Birliğe Üye Değilim
    Şubem Yoktur


    "..ben sevmeyi beceremedim, belki de sevilmeyi..
    benim sevmeye engel evcil acılarım vardı.."

    Yılmaz Erdoğan



  7. #7
    DeepBLue7 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-07-2005
    Mesajlar
    4,089
    Karizma Gücü
    0
    Yakılası Mektuplar -4-

    Kaybediyoruz birbirimizi. Ben bunları hak etmedim ki... İntikam almanın sırası mı şimdi, bırak gözyaşlarını bir kenara, sarıl ellerime sıkıca, neyi bekliyorsun? Derinliğinde kayboluyorum yokluğunun. Şimdi kim bilir hangi sokağındayım vurulmuşluğumun. Tüm sokak lambaları küskün bana. Onlara rağmen ayaklarım terk etmedi beni. Yine de çekip gitmişliğin süslüyor gönlümün en güzel duvarını. Yanına kar kaldığını sandığın masumiyetin bile terk edecek seni bir gün. Sarhoşluğun bile kurtaramayacak kirlenen gözlerini. Hadi yine git ve yine hislerini alma yanına. duygularını bir elbise dolabında bırak ve çık dışarı. İşte kaybettiğin umut, işte çaresizliğimin sebebi. Yine de ağlama... Gözlerimde konakladığın her gece için gözlerinden bir gülüş istiyorum şimdi. Cinayetinin vuslatında olsan da, gözlerin yalancı çıksa da, sıradan bir gülüş ver bana. Ver ki, onu koğuşuma götüreyim, diğerleriyle paylaşayım ve asayım onu hücremin güneş alan duvarına. Ve açtığım her pencerenin adı ol sen, yüzüme kapattığın kapıların isyanını yaşatsan da bende. Suskunluğunu çare haline getirdiğin her öykünde, sen biraz daha çocuklaşıyorsun. Ve yakışıyor sana çocukluk, beni sıradanlaştırmasına rağmen. Hadi ayrı şehrin yiğidi, hadi elleri umudum, hadi gözleri ölümüm, uyan hadi, neyi bekliyorsun... Kalk düşlerinden hasretime gel artık, götür kapıdan giren sensizliğini. Yapmadıklarını yap bir kez olsun. Tutunduğum her dalına lanet ediyorum belki; belki de küskünüm dalına tutunan her bir parçama. Niye getirdin beni buralara kadar... İçindeki kargaşayı öyle görüyorum ki... Sen de bilmiyorsun neyi neden yaptığını. Bencilliğinin aynasında göremiyorsun kendini. Kendin bilseydi ne çok kızardı sana kimbilir. Sen, kendine ve sana bir iyilik yap; ve bak bencilliğinin aynasına... Kokunu elimde taşıyorum artık. Hani derler ya; bu el artık hiç yıkanmayacak. Yok, o kadar iddialı değil, belki elindeki kokun bu geceden yok olacak. Ama silinemeyecek izler bıraktı yüreğimin duvarlarında gözlerin. Ve kaç günün ölümüne neden oldun sen. Yine de burkulmadı göz kapaklarım senin yüreğine. Her şeyi bırakıp gidiyor gibi göründüğümü biliyorum. Ama bilmiyorsun ki, en güzellerimi bırakıyorum senin yanında. Umarım kaybetmezsin onları...

    Kokun halen ellerimde; vurgun gibi, acı gibi, sır gibi, korkularımız gibi... Seninle ortak bir albüm yarattık ve o albümde bugünün fotoğrafının yeri çok farklı olmalı. Sen şimdi umudu simgeliyorsun kocaman harflerle. Anlam veremediğin her duygu kadar anlamlıyım sana. Bugün resmini almayı ne kadar çok istedim bilemezsin. Korktum, söyleyemedim sana. Halbuki biliyorsun, yerini çoktan ayırdım... Şimdi yine boş kalmayacak, o kalabalık odanın en tenha köşesi. Artık ıslak gözlerle seyretmiyorum bu şehri; denizi, kız kulesini... yakalayamadığım varlığını hissetmek, kabus dolu bir rüyadan uyanmak gibi. Evet, ellerinden çaldığım koku halen ellerimde. Yine de ne kadar ürkektim. Sanki dokunmak istemiyormuş gibi görünmek istedim, neden bilmem. Belki kendi özgür acılarımı dindirmek için, belki de sıradan bir çelişkiye cevap bulabilmek için. Kokun üzerimde olacak bu gece. Ve dilek tutmak için, gökyüzünden bir yıldızın kaymasını beklemeyeceğim artık...

    Bazen neyin daha zor olduğunu düşünüyorum; yokluğunun mu yoksa varlığının mı... Cevapsız bir soru daha. Yine de bugün gibi varsayıyorum seni her gün. Her günüme mi acıyorum kendime mi. Ya da sıradan hayatımdaki sıra dışı sana mı... Kapısı açık bırakılmış bir odanın soğukluğu içinde bıraktın beni. Evet, ısıtılacak bir yürek sahibiyim belki ama soğukluğu hissetmekte güzel, dondurmadığı sürece. Elimde sadece senin yokluğun yok belki, belki de o kadar büyük ki yokluğun diğer yoklukları var ediyor. Küçük bir umut güzelliğiydi sesin. Gölgede kalan gözlerin bile gizleyemiyordu masum gülümseyişini. Bu, birkaç renkli balonun bir araya gelmesi gibiydi benim için. Ve kararmış bir gece lambasının altında olmayan fotoğrafın gibi. Sıradan bir hüzün karmaşasının arasında ağlamamı engelleyen... Ne çıkar diyorum birkaç damla gözyaşından. Ardından gelen yağmurlu bir gece bile olsa... Sıradan bir kahve falında bile beklentilerimi gerçekleştirirken, hayallerimi üşütmenin bedelini ödemiyorsun bana. Bu bedeli de bana yüklüyorsun ve yine çekiliyorsun rahatsızlığına. Seni \"belki, bilmiyorum, adeta, olabilir\" gibi kelimelerin azizliğine sığınmaya çağırmasam da, ben, gülümseyemiyorum artık bu kelimelere. Belki de bugün ebediyen sensiz kaldım, üzücü...

    Bunu göze almak korkutucu olduğu kadar rahatlatıcı. Rahatlatıcı çünkü, seni kendimden kendim uzaklaştırdım. Yani suçlanacak tek umut bende. Kısa bir yürüyüş gibi olmadın hiç. Ya da en azından böyle olsun istemedim. İstediğim, uzun bir yolu yan yana, yana-yana yürümekti. sen, ben ve korkularımız yani tutsaklığımız. Artık neyin önemi kaldı bilemiyorum; bir gökyüzü yalnızlığının mı yoksa bir cenaze kalabalığının mı... Hissettiğim sensizlik değil aslında; sadece içime kanayan yanını durdurma isteği. Nedenlerimi bir kenara dolduruyorum, biriktiriyorum bu aralar. Birikimlerin arasında sakladığım seni, senin dünyandan kopartıp alamıyorum bir türlü. Yine de duyulan sıcaklık çok farklı sensizliğin kıyılarında. Dünyanın sıradan dönüşü bile sıradanlığını kaybetmiş olmalı. Bir şeyleri istemenin en uzak tarafındayım şimdi. Pişmanlıktan korktuğun kadar korkuyorum ellerini tutamamaktan. Çaban boşuna bir çırpınış. Kendini engellemenin sınırındasın belki, belki de sen öyle sanıyorsun. Kendini kandırmak zordur çünkü, kendinsindir kendine yalan söyleyen.

    Bir düşün; bir gülü uzaktan koklamak ne kadar imkansızsa kendini kandırmakta öyledir işte. Sen, kendini kandırdığını düşünürsün ama aslında kendin kanmamışsındır...

    Saat hüzne beş var…. Bakma bana öyle. Gözlerinden korkuyorum sanma. Uzun mesele anlatamam. Bırak sevdalar yüreğimdeki eski zamanlarında uyusunlar. Ayak sesleri kesildi kaldırımlardan. Ne gelenim var artık, ne de hiç gelmeyeceğini bile-bile inatla beklediklerim. Şimdi daha kolay geceye sarılıp ağlamak. Şimdi karanlık daha da huzur bana... Bilmiyorsun, sana anlatmak imkansız. Bakışların aklıma paslı bir kurşun, bakışların bende ipten-kazıktan kurtulmuş ecinniler sürüsü. Darmadağın, param parça. Çaresizliğim kağıt gibi incelir. Ölüm sıcacık, şefkatli, sanki uzatsam elimi tutacak. Yedi kat yerin dibine de kalsın tutunacak dallar. Hiç gelmeyen, beklemekten yorulduğum bahar... Boşuna yorulma, anlatamazsın sen eski sevdaları. Her sevda güneşi beklerken tükenmektir. Sonsuz bir sabırla umutlanmak, ummak, beklemektir. Ayakların isyan edinceye kadar sokakları geçmektir. Bir aşağı, bir yukarı... Cılız bir umuda su vermek, zifiri karanlığında gerçeğin, düşlerden gökkuşakları yaratmaktır. Kırk yıl, bin yıl sabırla... Unutursun, zaman soldurur bütün renkleri, deme bana. Elimde değil, her aklıma düştüğünde içimde bir yerlerim acıyor. Yağmurlar hüznü ve aşkı anlatır. Usulca sokulur yokluğun yüreğime. Kara saplı kör bir bıçak olur. Vurur en derine, en zayıf yerine...

    Yağmurlarda yalnızlıklar demlenir, saçak altları kuşları ve beni bekler. Sabah olduğunda yoksun... Akşam üstü bu gün yine yoktun... Bütün saatler ya yokluğunu beş geçer, yada yokluğuna beş vardır. Zaman ne seni getirir bana, ne de yokluğunu siler içimden. Kırılmadım, sus söyleme. Ben unutamadım, bütün renkler soluyor ama, solmuyor katrandan koyu siyah... Anlatırsam bulutlarım mı dağılır? Sesim titrer, boğazım düğümlenir, göz yaşlarım bendini yıkar. Bırak gözünü seveyim. Sana çocuk yıllarımdan masallar söyleyeyim istersen. Kırk kilitli bir sandık yüreğim. Bırak esrarım olsun, mahremim kalsın. Sözcüklerle en umutsuzu bile aşkın Leyla olur Mecnunla. En fazla yetmiş satıra destan. En kanlısı, en yürek paralayanı ağıtlarla satılırdı. Yirmi beş kuruşa Cuma Pazarında. Zavallı etme beni... Bana öyle bakma. Ne anlatabilirim ne de unutabilirim. Bakışlarındaki kuşkuyu sil at. Ölüme kendi ellerimle teslim olmak düşüncesinde de değilim. Yaşadıklarım katarlarının vagonlarında gelmedi. Hep benim payıma düşen acıları, hüzünleri yaşamak sanıyorsun. Güzel günlerim oldu, mutlu zamanlar da yaşadım. Bende sevgilime özlemle sarıldım tenha buluşmalarımızda. Biz de aşk sözlerini, şiirleri, gözlerimizden söyledik. Kim ister bana söyle? Bütün şiirlerden ayrılıklar biriktirmeyi, bütün şarkılardan hüzünler sağmayı, bütün mevsimlerden yağmurları toplamayı, yerlerde sarı yapraklar savrulan sokaklarda yürümeyi. Kim ister söyle bana? Bütün çiçeklerin ömrünün tomurcukta bitmesini, denizlerin hep kıyılarda öfkeyle haykıran dalgalarını, dallarda üşüyen suskun kuşları, kömür kokan gri sokakları, çocukların şarkı söylemediği bahçeleri, boynu bükük salıncakları. Çaresizlikler sıska umutların çocuklarıdır. Kim ister? Sen dostum, sen iki gözüm, kapımın sesinden tanıdığım...

    Bu gün çıkamam seninle kendi dehlizlerimden. Üzgünüm, söküp çıkaramadım gülüşlerimi dudaklarımdan. Üzgünüm, içimde bir şeyler kanıyor, gözlerim ağlamaya kurulmuş, tetikte bekliyor. Arkanı döndüğünde belki yağmurum başlayacak...

    Yaşamaksa seni sevmek ben hiç ölmedim SENİ SEVİYORUM.......


    ------ The End ------


    aylan Bu şuan ki benim yazdım fakat bir arkadaşımın olanda var içinde sadece bana ait değil yani..
    uA - HerYerdeyiZ




    Tek Çalışırım Hiçbir Derneğe ve Birliğe Üye Değilim
    Şubem Yoktur


    "..ben sevmeyi beceremedim, belki de sevilmeyi..
    benim sevmeye engel evcil acılarım vardı.."

    Yılmaz Erdoğan



  8. #8
    by_fernando adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-08-2005
    Mesajlar
    396
    Karizma Gücü
    0
    ellerine sağlık dostum..gerçekten etkileyici
    UYARI: BU SİTE BAĞIMLILIK YAPAR TEDAVİSİ YOKTUR!

    Geri geldim uzun yıllar sonra ama bıraktığım ailemi bulamadım nerdesiniz!!!!!!

    Bende admin olurum belki birgün

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    24-09-2005
    Mesajlar
    4
    Karizma Gücü
    0
    yıllar öncesi "Lacivert" kullanıcı adı ile (2000-2002) yılları arasında yazdığım ve nette yayınladığım yakılası mektuplar serisi 10 tane..

    bir çok forumda hala beyeni ile okunması ve benimsenmesi mutlu etti beni..

    kendim bile çoktan unutmuşken birden karşıma çıkmaları da ayrıca şaşırtmaya devam ediyor..))

    sevgiyle dostça kalınız..

  10. #10
    saliha adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-05-2006
    Mesajlar
    11,844
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Alıntı whoysuz tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    yıllar öncesi "Lacivert" kullanıcı adı ile (2000-2002) yılları arasında yazdığım ve nette yayınladığım yakılası mektuplar serisi 10 tane..

    bir çok forumda hala beyeni ile okunması ve benimsenmesi mutlu etti beni..

    kendim bile çoktan unutmuşken birden karşıma çıkmaları da ayrıca şaşırtmaya devam ediyor..))

    sevgiyle dostça kalınız..
    bu güzel mektupları , satırları yazan siz olamazsınız. Zira burada güzel bir anlatım ve güzel bir Türkçe görüyorum . Lakin siz"beğeni" yazmayı dahi beceremiyorsunuz.
    mazeretim var

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •