Alzheimer ve aşk acısı
aJudi Dench "Iris" filminde, Alzheimer olan Iris Murdoch'ı canlandırıyordu.
Alzheimer kendini terk etmektir. İnsanın kendinin kendisini terk etmesi en büyük ayrılık acısıdır aslında
Kafamızın içindeki elektrik sinyalleri ile örülmüş o muhteşem iletişim ağı, bizi geçmişten geleceğe taşıyan ve tüm varoluşumuzun en ince detayına kadar sahip tanığı, yoktur artık. Elektrik devresinin sigortası atmıştır ve her yer kapkaranlıktır.
Birisi kocaman bir silgi ile ve hiç itina göstermeden sanki silip süpürüyor tüm beynimizi. O tüm öğrendiklerimiz, okuduklarımız, gördüklerimiz ve tanıdıklarımız, bir bir veya topluca uzaklaşıyorlar hayatımızdan ve biz giderek geriye dönüyoruz; bilmediğimiz, daha çok görecek şeyleri olan, daha hiç kimseleri tanımadığımız o çocukluk günlerimize.
Bu felaketin adı Alzheimer (bunama hastalığı). Üstelik beyindeki iletişim ağ kapasitesi ne kadar zenginse Alzheimer denilen felaket o kadar daha çok tahribat yapıyor doğal olarak. Bu nedenle entelektüel beyinlerde daha çabuk fark edilebiliyor.
Alzheimer bir yaşlılık hastalığı değil, çünkü öyle olsaydı tüm yaşlılarda görülürdü. Bazı yaşlılarda görülme nedenleri yıllarca araştırıldı ve hâlâ araştırılıyor. Bu hastalığın birçok nedeni olabileceği kanısı var, bir başka deyişle kesin nedeni bilinmiyor. Yani şimdiye kadar öne sürülen ve ispatlanmaya çalışılan beslenme, genetik travma vs. gibi nedenlerden başka bir şey olabilir. Bence, sağlıklı ve iyi kullanılmış bir bedenle, çok geç yaşlara kadar dinamik ve diğer birçok yaşlıya göre daha genç yaşıyorsak, bu aynı zamanda ruhumuzu ve hafıza dinamiğimizi de nasıl kullandığımıza bağlı. İyi kullanılmış ve korunmuş beyinsel aktive ileri yaşlarda bir Alzheimer riskini azaltacak belki de ortadan kaldıracaktır. Tabii ki beyinsel aktivasyon sadece hafızayı canlı tutma egzersizleri, bellek testleri ve beyinsel faaliyetler değildir. Ruhsal davranışlarımızın (mutsuzluklarımız, üzüntülerimiz, ayrılıklarımız) doğrudan beyinsel faaliyetlerimizi etkilediği, günümüzde son yıllarda yapılan MR tetkikleri ile ispatlandı. Örneğin bitmiş bir aşk ilişkisi akut evrede (ilk 4 ayda) beyin elektriksel aktivasyonlarında değişiklikler yaratıyor. İşte bizler buna yıllarca takılıp aşk acılarımızı kalbimizden ve ruhumuzdan çıkarmayarak belki de Alzheimer'e yaldızlı bir davetiye çıkarıyoruz. Kafamızı devamlı kemiren düşüncelerimiz beynimizin sağlam hücrelerini de kemirmeye başlayınca, yavaş yavaş sönüyor ışıklar. Kimbilir belki bazı Alzheimer'lı hastaların geçmişlerinde biten bir aşk öyküsü vardır kafalarından atamadıkları.
Alzheimer kendini terk etmektir. İnsanın kendinin kendisini terk etmesi en büyük ayrılık acısıdır aslında. Kendimizi terk etmemek için düşünce kanallarımızı mümkün olduğunca açık tutmalı ve takıntılı düşüncelerle düşünce kanallarımızı tıkamamalıyız.
Aşk acısı ile asfalyalarınızı artırmayın, tam tersine yeni aşklar ve umut dolu yarınlarla düşünce kanallarınızı temizleyin ve ışıklandırın. Yani asla kendi kendinizi terk etmeye müsaade etmeyin.
CİHAN GÖKTAN: Dr
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

