• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    15-10-2005
    Mesajlar
    287
    Karizma Gücü
    0

    Onay Alzheimer ve aşk acısı..

    Alzheimer ve aşk acısı

    aJudi Dench "Iris" filminde, Alzheimer olan Iris Murdoch'ı canlandırıyordu.
    Alzheimer kendini terk etmektir. İnsanın kendinin kendisini terk etmesi en büyük ayrılık acısıdır aslında



    Kafamızın içindeki elektrik sinyalleri ile örülmüş o muhteşem iletişim ağı, bizi geçmişten geleceğe taşıyan ve tüm varoluşumuzun en ince detayına kadar sahip tanığı, yoktur artık. Elektrik devresinin sigortası atmıştır ve her yer kapkaranlıktır.
    Birisi kocaman bir silgi ile ve hiç itina göstermeden sanki silip süpürüyor tüm beynimizi. O tüm öğrendiklerimiz, okuduklarımız, gördüklerimiz ve tanıdıklarımız, bir bir veya topluca uzaklaşıyorlar hayatımızdan ve biz giderek geriye dönüyoruz; bilmediğimiz, daha çok görecek şeyleri olan, daha hiç kimseleri tanımadığımız o çocukluk günlerimize.
    Bu felaketin adı Alzheimer (bunama hastalığı). Üstelik beyindeki iletişim ağ kapasitesi ne kadar zenginse Alzheimer denilen felaket o kadar daha çok tahribat yapıyor doğal olarak. Bu nedenle entelektüel beyinlerde daha çabuk fark edilebiliyor.
    Alzheimer bir yaşlılık hastalığı değil, çünkü öyle olsaydı tüm yaşlılarda görülürdü. Bazı yaşlılarda görülme nedenleri yıllarca araştırıldı ve hâlâ araştırılıyor. Bu hastalığın birçok nedeni olabileceği kanısı var, bir başka deyişle kesin nedeni bilinmiyor. Yani şimdiye kadar öne sürülen ve ispatlanmaya çalışılan beslenme, genetik travma vs. gibi nedenlerden başka bir şey olabilir. Bence, sağlıklı ve iyi kullanılmış bir bedenle, çok geç yaşlara kadar dinamik ve diğer birçok yaşlıya göre daha genç yaşıyorsak, bu aynı zamanda ruhumuzu ve hafıza dinamiğimizi de nasıl kullandığımıza bağlı. İyi kullanılmış ve korunmuş beyinsel aktive ileri yaşlarda bir Alzheimer riskini azaltacak belki de ortadan kaldıracaktır. Tabii ki beyinsel aktivasyon sadece hafızayı canlı tutma egzersizleri, bellek testleri ve beyinsel faaliyetler değildir. Ruhsal davranışlarımızın (mutsuzluklarımız, üzüntülerimiz, ayrılıklarımız) doğrudan beyinsel faaliyetlerimizi etkilediği, günümüzde son yıllarda yapılan MR tetkikleri ile ispatlandı. Örneğin bitmiş bir aşk ilişkisi akut evrede (ilk 4 ayda) beyin elektriksel aktivasyonlarında değişiklikler yaratıyor. İşte bizler buna yıllarca takılıp aşk acılarımızı kalbimizden ve ruhumuzdan çıkarmayarak belki de Alzheimer'e yaldızlı bir davetiye çıkarıyoruz. Kafamızı devamlı kemiren düşüncelerimiz beynimizin sağlam hücrelerini de kemirmeye başlayınca, yavaş yavaş sönüyor ışıklar. Kimbilir belki bazı Alzheimer'lı hastaların geçmişlerinde biten bir aşk öyküsü vardır kafalarından atamadıkları.
    Alzheimer kendini terk etmektir. İnsanın kendinin kendisini terk etmesi en büyük ayrılık acısıdır aslında. Kendimizi terk etmemek için düşünce kanallarımızı mümkün olduğunca açık tutmalı ve takıntılı düşüncelerle düşünce kanallarımızı tıkamamalıyız.
    Aşk acısı ile asfalyalarınızı artırmayın, tam tersine yeni aşklar ve umut dolu yarınlarla düşünce kanallarınızı temizleyin ve ışıklandırın. Yani asla kendi kendinizi terk etmeye müsaade etmeyin.

    CİHAN GÖKTAN: Dr

    kaynak

  2. #2
    oread-1 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-09-2005
    Mesajlar
    128
    Karizma Gücü
    0

    Paylaşımın için teşekkür ederim Michaud..

    Başlığı görüce ilk aklıma, bu gün manşetleri süsleyen;

    "10 yıldır Alzheimer olan eşini daha fazla acı çekmemesi için vuran Profilo Holding Genel Koordinatörü İhsan Vardal intihar etti." haberiydi.


    Konu 3 gün önce açılmıştı. Beni şaşırtan da bu oldu..

    Yazıda olasılık olduğu söylensede, bence; Alzheimer hastalığının nedeni; bilinçaltının; aşk acısı ve ya dengi bir acıdan bedeni ve ruhu kurtarma çalışmasıdır. Böyle bir acı ile karşılaştığımızda kendimizden çok şey kaybettiğimizi hissederiz. İstesekte istemesekte bu acı durum; uyku düzenimizden, gözümüzün ferine; yaşama isteğimizden, manevi dayanaklarımıza kadar "biz" olan ne varsa tümüne olumsuz yansır.


    Elbette doğru olan; acılar kaşısında güçlü olabilmektir.


    Hangimiz; sevdiği tarafından ihanete uğradığında; ruh ve beden sağlığı için acı çekmemeyi başarabilmiştir? Bu acıyı defalarca çekmiş olmama rağmen, bir kez olsun, ayakta durabilmiş değilim. Bu acının bir çözümü var. Her defasında yıkılmama ve çok kayıplar vermeme rağmen bir kez olsun bu çözümü denemedim. Kim; sevdiğiyle var olduğu kişiyi, sevmemeyi tercih edebilir ki? Ben denemeyi bile düşünmedim ama başka çaresi de yok. Ya bu acıları çeker, ruh ve beden sağlığınızı hiçe sayacaksınız ya da sizi varettiğine inandığınız sevginizi feda edeceksiniz... ben acı çekiyorum, siz?
    Bu mesaj en son " 19.10.05 " tarihinde saat 19:47 itibariyle oread-1 tarafından düzenlenmiştir...
    ATAM SEN RAHAT UYU.
    BEKÇİSİYİZ BİZ BU MİLLETİN.
    :9 TürkForumcu

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Alzheimer yüksek eğitimlilerde daha hızlı ilerliyor
    2006 Konuları bölümünde Ali tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 17.02.06, 14:13
  2. Alzheimer, büyük ölçüde kalıtsal
    2006 Konuları bölümünde Radikal Haber Ajansi tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 09.02.06, 07:28

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •