• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    angel_nili
    Ziyaretçi

    marx'ın 254. sayfada geçen şu sözünü nasıl anlamak gerekir..

    Varlıklarının toplumsal üretiminde, insanlar, aralarında, zorunlu, kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurarlar.

  2. #2
    Misafir vadigar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-01-2005
    Mesajlar
    854
    Karizma Gücü
    0
    yani toplu olarak yaşamanın gerektirdiği asgari müştereklerin varlığından bahsediyor
    toplumla uyum içerisinde yaşayabilmek için bir takım kabullenmesekte uymamız gereken kurallar var...muhtemelen bundan bahsediyor...
    şu an daha iyi bir örnek aklıma gelmedi...mesela sigara içme yasağı...topluma açık yerlerde malum cezai yaptırımı var...bu tiryaki bir insanın muhtemelen hoşuna gitmeyebilir...ama toplumsal katılım(kamu düzeni) için istemesekte uymak zorundayız bu yasağa...
    ...vay be...marx da yorumlarmışım

  3. #3
    angel_nili
    Ziyaretçi
    Alıntı vadigar tarafından gönderildi.
    yani toplu olarak yaşamanın gerektirdiği asgari müştereklerin varlığından bahsediyor
    toplumla uyum içerisinde yaşayabilmek için bir takım kabullenmesekte uymamız gereken kurallar var...muhtemelen bundan bahsediyor...
    şu an daha iyi bir örnek aklıma gelmedi...mesela sigara içme yasağı...topluma açık yerlerde malum cezai yaptırımı var...bu tiryaki bir insanın muhtemelen hoşuna gitmeyebilir...ama toplumsal katılım(kamu düzeni) için istemesekte uymak zorundayız bu yasağa...
    ...vay be...marx da yorumlarmışım

    ilk deneme için fena sayılmaz

  4. #4
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0
    Yüzeysel bir açıklama yaparsak;
    İnsanlığın gelişimi süreci, ekonomik yapıyı oluşturan sanayi ilişkilerine göre biçimlenir. Her üretici kendi sınırlarını(kurallarını) çizer. Sonucunda toplumda insanlar arasında sınıf farklılıkları doğar.(İşçi kesimi, Zengin kesimi gibi...) Bu sınıfsal ilişkiler üretici mekanizmayı oluşturur. İşte bu mekanizma toplumu oluşturur. Toplum içerisinde ise insan ilişkileri kaçınılmazdır.
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  5. #5
    NaciG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-08-2005
    Mesajlar
    911
    Karizma Gücü
    0
    Bu yazıyı bir yerden buldum. Ama anlamak için kırk kere okumak gerek...

    Yani biraz daha basit anlatsaydı da herkes anlasaydı ne olurdu..

    Yani ben anladım da anlamayanlar için diyorum.


    “Varlıklarının toplumsal üretiminde, insanlar, aralarında, zorunlu, kendi iradelerine bağlı olmayan belirli ilişkiler kurarlar”

    Marks’ın burada, elbette, bu ilişkilerin iradeden bağımsızlığı ve üretici güçlerin gelişme derecesine bağlılığı vurgulayarak; Hobbes veya Rousseau’nun, biliçli bir eylemi ve bilinci başa koyan (“İnsan insanın kurdudur” veya “Toplumsal sözleşme” hatırlansın) idealist yaklaşımı ters yüz etmektedir, ilişkiyi ayakları üzerine koymaktadır ama bu ters yüz edilmiş ilişki içindeki “insan” kavramı, tam da Burjuva aydınlanmasının bir kavramıdır. Marks, tamı tamına burjuva uygarlığının ürünü olan bir kavramı, insan kavramını kullanmaktadır tüm tarihsel süreci açıklayan temel kavramını açıklarken.

    Marks, bu “insan” kavramın kendisini sorgulamamakta; Üretim İlişkileri’ni, bu burjuva uygarlığının “İnsan”larının ilişkisi gibi açıklamakta hatta bu “insan” kavramını bütün tarihe yaymaktadır. Marks, Tarih’te İnsan olmadığını unutmuş bulunuyor ya da göremiyor. Çünkü “insan”, yani toplumu ya da “üretim ilişkilerini” yaratan birey olarak insan; tam Marks’ın bu alıntıda kullandığı anlamıyla ; burjuva toplumunun bir buluşudur ve bu anlamda “insanlar”, top topu birkaç yüz yıldır vardırlar.

    Tarihsel Maddeciliğin temel kavramlarından biri olan, Üretim İlişkileri kavramının “İnsanlar arası ilişki”yle bir ilgisi yoktur. Burada yepyeni bir öz, son derece yüksek bir soyutlamanın ürünü olan “Üretim İlişkileri” kavramının, açıklanırken, eski biçimler, aydınlanmanın biçimleri içinde ortaya çıkması söz korusudur. Tıpkı otomobilin, ilk önceleri, atsız bir at arabasına benzemesi gibi.

    “Toplumsal Üretim”deki insanlar arası ilişkilerle, “Üretim İlişkileri” aynı şey değildir.

    Üretim İlişkileri, bir soyutlamadır ve bu soyutlama, toplumsal üretimdeki insanlar arasındaki ilişkinin karşılığı değildir. Bizzat Marks, Kapital’de, bir Traktör’ün kendi başına bir “şey”, bir makine olduğunu; onun kapitalist üretim ilişkileri içinde bir üretim aracı olduğunu gösterir örneğin. İnsan da, ancak belirli Üretim İlişkileri içinde var olabilir. Yani Üretim İlişkileri, İnsanlar arasındaki toplumsal üretim ilişkisi değildir veya Üretim İlişkileri, insanlar arasındaki toplumsal üretim ilişkileri tarafından yaratılmaz; tam tersine; üretim ilişkilerinin, “insanlar arasındaki toplumsal ilişkiler” veya “insanlar (bireyler) arası ilişki” gibi görünmesine yol açan ve bunların biçimini belirleyen bizzat “Üretim İlişkileri”dir.

    Bir işverenin işçiyle; bir devletin iki yurttaşının birbiriyle, bir cemaatin veya topluluktan iki insanın birbiriyle ilişkisi somut bir ilişkidir; üretim ilişkisi soyuttur; derinden ve alttan işleyendir; görünmeyendir. Toplumda, somut olan soyuttan çıkar; soyut olan somuttan değil. Bizzat Toplumun analizinin nasıl yapılması gerektiğine dair satırlarında Marks kendisi bunu açıklamaktadır[1]. Marks üretim ilişkilerini bireyler veya insanlar arası ilişki ile açıklamaya kalktığında bizzat kendi dedikleriyle çelişmektedir.

    Burada problemli kavram bizzat “İnsan” kavramının kendisidir. Ve bu kavram, burjuva uygarlığının bir kavramıdır; tıpkı din kavramının, bir inanç olarak burjuva uygarlığının bir kavramı olması gibi.

    Marks’ta yepyeni bir öz, eski biçimler içinde; “Üretim İlişkileri”; toplumsal üretimde insanlar arası ilişkiler biçiminde kendini ifade ederek ortaya çıkmaktadır. İlk otomobillerin at arabası biçiminde yapılması gibi.,

    Marks’ın satırlarındaki insan kavramı, modern Burjuva uygarlığının peygamberleri olan; J. J. Rousseau veya Hobbes’ların insan kavrayışından farklı değildir. “Toplumsal Sözleşme”nin yerini “Üretim İlişkileri” almıştır; bilinçli bir sözleşmenin yerini; irade ve istemlerden bağımsız; üretici güçlerin düzeyinin belirlediği bir ilişki almıştır ama, insanlar hala tıpkı Hobbes veya Rousseau’nun İnsan’ı; modern burjuva uygarlığının insanı, olmaya devam etmektedir Marks’ın satırlarında. Tıpkı toplumsal sözleşmeyi yapan bireyler ve insanlar gibi; ilişkiye giren insanlar ve bireyler söz konusudur Marks’ın önsözündeki ifadesinde. Ortaya çıkan bir “Leviahtan” veya “Toplu Sözleşmesi” değil; “Üretim İlişkileri”dir ama, o “insanlar arasındaki ilişki”den çıkmaya devam etmektedir.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •