• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    ygt18 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-09-2005
    Mesajlar
    32
    Karizma Gücü
    0

    Giybet kanser gibidir

    Giybet kanser gibidir




    Giybet, din kardesinin isitince üzülecegi bir kusûrunu arkasindan söylemekdir. Ya’ni belli bir mü’minin aybini, onu kötülemek için arkasindan söylemek, giybet olur. Meselâ, bedeninde, nesebinde, ahlâkinda, isinde, sözünde, dîninde, dünyâsinda, hattâ elbisesinde, evinde bulunan bir kusûr arkasindan söylendigi zaman, bunu isitince üzülürse, giybet olur. Kapali söylemek, isâret ile, hareket ile bildirmek, yazi ile bildirmek de, hep söylemek gibi giybetdir. Bir müslümanin günâhi ve kusûru söylendikde, elhamdülillah biz böyle degiliz demeleri, giybetin en kötüsü olur. Birisinden bahs edilirken, elhamdülillah, Allah bizi hayâsiz yapmadi gibi, onu kötülemek, çok çirkin giybet olur. Falanca kimse çok iyidir, ibâdetde su kusûru olmasa, dahâ iyi olurdu demek giybet olur. Bid’atleri, mezhebsizligi yayarak ve âsikâre günâh islemege devam ederek, müslümanlarin dogru yoldan ayrilmalarina sebeb olani, bunun zararindan korunmalari için müslümanlara tanitmak giybet olmaz ise de bunu fitneye sebep olmayacak sekilde bildirmelidir.
    Giybet kanser gibidir. Girdigi vücud iflâh etmez. Bugün insanlarin çogunun giybet kanserine yakalandiklari müsâhede edilmektedir. Bu giybet âfetinin salgin haline geldigi herkesce mâ’lûmdur.
    Allahü teâlâ Kur’ân-i kerîmin Hucûrât sûresi, 12. âyet-i kerîmesinde, sû-i zandan kaçinmayi emr etmekde, birbirini çekistirmeyi men etmekde, giybeti ölü kardesinin etini yemege benzetmekdedir.

    Bazi hadîs-i seriflerde buyuruldu ki:
    “Giybetden uzak olunuz, çünki giybet zînâdan fenâdir. Zînânin tevbesi kabul edilir ama, giybet edilen helâl etmeyince tevbesi kabul edilmez.”
    “Mi’rac gecesi Cehennemi bana gösterdiler, etleri parça parça edilip, agizlarina kondugu birtakim insanlar gördüm. Kendilerine bu kokmus etleri yiyin diyorlardi. Bunlarin kimler oldugunu sual etdim. Cehennem meleklerinin reîsi Mâlik, bunlar giybet edenlerdir, giybet edenler seytânin dostlaridir, dedi.”

    “Cehennemden en son çikarilan kimse, giybetden tevbe edendir. Yani tevbe ederken helâllesmeyendir. Cehenneme girenlerin ilki ise giybetden tevbe etmeden ölen kimsedir.”
    “Bir giybet edeni, Allahü teâlâ, on sey ile cezalandirir:
    1- Rahmetinden uzak eder. 2- Meleklerden uzak eder. 3- Taatini, iyiliklerini yok eder. 4- Resûlullahin ruhunu ondan çevirir. 5- Allahü teâlâ ona gadab eder. 6- Ruhunu teslim ederken onu bas asagi eder. 7- Kabir azabini siddetli eder. 8- Ölüm zamaninda amellerini sevâbsiz birakir. 9- Cehenneme yakin eder. 10- Cennetden uzak eder.”

    “Bir kimseyi tiksindirecek bir sözü dinlemek, dogru olsa da o kimseyi giybet olur.”
    “Giybet, insanin sevâbini, iyi amellerini, atesin kuru odunu yakdigi gibi yakar.”

    “Kiyamet günü, bir kimsenin sevâb defteri açilir. Ya Rabbi! Dünyâda iken, su ibâdetleri yapmisdim. Sahifede bunlar yazili degil, der. Onlar, defterinden silindi, giybet etdiklerinin defterlerine yazildi, denir.”
    “Kiyamet günü bir kimsenin hasenât defteri açilir. Yapmamis oldugu ibâdetleri orada görür. Bunlar seni giybet edenlerin sevâblaridir, denir.”

    Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâma vahy eyledi ki, “Giybet edip tevbe eden kimse Cennete en son gidecekdir. Giybet edip, tevbe etmeyen kimse Cehenneme en önce girecekdir.”
    Giybet, hem Allah huzurunda ve hem de insanlarin hakki olmasi bakimindan çok büyük mes’ûliyeti mûcib bir hata ve büyük bir günâhdir. Giybet edenlerin dili, kiyamet günü fecî bir manzara arz ederek bütün mahlûkat arasinda mahcûb ve rezîl olacakdir.
    Giybet söylemek veya dinlemek çalgidan ve oyundan daha büyük günahdir. Ibâdetlerin sevâbini yok eder. Zahmet çekerek, sikintilara katlanarak ibâdet yapip da, bunun sevâbini yok etmek, akilsizlik, cahillik ve ahmaklik degil midir? Ibâdetler Allahü teâlâya arz olunurken bunlari giybet ve faidesiz sözlerle sahibimizin karsisina çikarmak kadar edebsizlik olur mu?

    Halid bin Rebi’ hazretleri anlatir:
    “Dostlarim bir müslümani giybet etdiler, ben mâni olmadim. O gece rü’yada siyah bir kimsenin, pis kokulu domuz etini bir tabaga koyup getirdigini ve önüme koyup yüksek sesle, “Hadi ye!” dedigini gördüm. “Ben müslümanim, müslüman domuz eti yemez,” dedim. “Ama müslümanin etini yersin, o bundan bin kat harâmdir” diyerek o etden bir parça kesip agzima koydu. Uyandim, o et agzimda idi ve pis pis kokuyordu. Kirk gün onun pis kokusunu agzimda duydum.”

    Ibni Sîrîn hazretleri, “Seni giybet ettim, hakkini helâl et” diyen birisine söyle cevab verdi:
    “Allahü teâlânin harâm etdigini ben nasil helâl ederim.”

    Bu sözle, önce Allahü teâlâya tevbe et ki, benim helâl etmemin faydasi olsun demek istedi.
    Ibrâhim Edhem hazretleri, bir yemege da’vet edilmisdi. Sofrada, çagirilanlardan birinin bulunmadigi söylenince, o agir kimsedir, denildi. Ibrâhim bin Edhem, giybet edildi, buyurdu ve çikip gitdi.
    Hasen-i Basrî hazretlerine, birisinin kendisini giybet etdigini haber verdiler. Ona bir tabak helva gönderip, (Sevâblarini bana hediyye etdigini isitdim. Karsilik olarak bu tatliyi gönderiyorum) dedi. Imâm-i A’zâm Ebû hanîfe hazretlerine de, birisinin kendini giybet etdigini söylediler. Ona bir kese altin gönderip, (bize verdigi sevâblari artdirirsa biz de karsiligini artdiririz) dedi.
    Yapilan kötüleme yalan ise, iftirâ ise, zarari söyliyene olur. (Onun sevâblari bana verilir. Benim günâhlarim ona yüklenir) demelidir. Iftirâ etmek, giybet etmekden dahâ fenâdir.

    Yaninda giybet yapildigini isiten kimse, buna hemen mânî olmalidir. Hadîs-i serîflerde buyuruldu ki:
    “Din kardesine, onun haberi olmadan yardim eden kimseye, Allahü teâlâ dünyâda ve âhiretde yardim eder.”
    “Yaninda, din kardesi giybet edilince, gücü yetdigi halde ona yardim etmiyen kimsenin günâhi, dünyâda ve âhiretde kendine yetisir.”
    “Bir kimse, dünyâda din kardesinin hakkini korursa, Allahü teâlâ, bir melek göndererek, onu, Cehennem azâbindan korur.”

    Giybet yapilirken, orada bulunan kimse, korkmazsa, söz ile, korkunca, kalbi ile red etmezse, giybet günâhina ortak olur. Sözünü kesmesi veyâhut kalkip gitmesi mümkün ise, bunlari yapmalidir. Eliyle, basiyla, gözüyle men etmesi kâfî gelmez. Açikça, sus, demesi lâzimdir.
    (Giybet edene sus diyene yüz sehid sevâbi verilir.) buyuruldu.

    Insani giybet etmege sürükliyen sebebler çokdur. Bazilari sunlardir:
    Ona karsi düsmanlik, yaninda olanlarin fikirlerine uymak düsüncesi, sevilmiyen bir kimseyi kötülemek, kendisinin o günâhda bulunmadigini bildirmek, kendinin ondan üstün oldugunu bildirmek, hased etmek, yaninda bulunanlari güldürmek, sakalasmak, onunla alay etmek, ummadigi kimsenin harâm islemesine hayretini bildirmek, buna üzüldügünü, ona acidigini bildirmek, harâm isledigi için onu sevmedigini bildirmek.
    Giybet, insanin sevâblarinin azalmasina, baskasinin günâhlarinin kendine verilmesine sebeb olur. Bunlari, her zaman düsünmek, insanin giybet etmesine mânî olur.

    Giybet ederken baskasindan söz tasinirsa ayri bir günâha daha girer. Hadîs-i serîflerde buyuruldu ki:
    “Söz tasiyan (nemmam) Cennete giremez.”
    “Sizin en fenâniz söz tasiyanlar, aranizi bozanlar ve insanlari birbirine düsürenlerdir.”
    Buna fitne çikarmak denir. Büyük günâhdir.

    Giybet insanlarin aralarinin açilmasina, darginliklara sebeb olur.Hadîs-i serîfde buyuruldu ki:
    (Iki kimse birbirlerine dargin olarak ölürlerse, Cehennem yüzü görmeden Cennete giremezler. Cennete girerlerse bile birbirleriyle karsilasamazlar.)

    Giybet etmenin keffâreti, üzülmek, tevbe etmek ve onunla helâllesmekdir. Affetmezse, onu övmeli, sevdigini bildirmeli, yalvarmali, gönlünü almalidir. Helâl etmezse hak yine onundur. Pisman olmadan helâllesmek, riyâ olur, ayri bir günâh olur. Ölüyü ve zîmmî olan kafiri giybet de harâmdir.
    acohsny

  2. #2
    avala adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    248
    Karizma Gücü
    0
    aşkolsun birader! bu çok hassas konuyu ele aldığın için teşekkür ederim..ne yazık ki bu pisliği yapmaktan hazzeden birçok gafil var..
    karşı karşıya yapılan münazaralarda da mantıklı konuşanla başa çıkamayanların,durduk yerde muhatabının fiziki ya da davranışsal kusurunu ortaya atması da acizliktir......avala......
    _____________________________________________
    _____________________________________________


    ........BİRİMİZ HEPİMİZ........

    .........HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN.........

    :3

    _____________________________________________
    _____________________________________________

  3. #3
    Xtreme-Power adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2004
    Mesajlar
    1,585
    Karizma Gücü
    0
    Bir kimsenin gıyabında hoşlanmayacağı bir söz söylemek, çekiştirmek; meydanda olmama, kaybolma hâli.

    Gıybet, bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek, başka bir deyimle, kendimize söylendiği zaman hoşlanmayacağımız bir şeyi, din kardeşimiz hakkında arkasından konuşmamız anlamına gelir. Halk arasında dedikodu, gıybet ile aynı anlamda kullanılır.

    Gıybet, insan veya insanla ilgili birtakım şeyler üzerinde olur. Kişinin bedeni, nesebi, ahlâkı, işi, dini, dünyası, elbisesi, evi, bineği... dedikodu konusu olabilir. Gözün şaşılığı, saçların döküklüğü, uzun veya kısa boyluluk, siyah veya sarı renkte olmak... Bunlardan alaylı bir şekilde bahsedilmesi sözkonusu kişinin kalbini kırar.

    Kur'an ve Sünnet, gıybeti yasaklamıştır: "Bir kısmınız diğerlerinizin gıybetini yapmasın. Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bundan tiksindiniz değil mi?" (el-Hucurat, 49/12); "Gıybet, kardeşini hoşuna gitmeyecek şekilde anmandır" (Tirmizî, Birr, 23; Dârimî, Rikat, 6; Mâlik, Muvatta, Kelâm,10; Ahmed b. Hanbel, II, 384, 386).

    Başkalarına kardeşinin ayıplarını anlatmak onun hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek demek olduğundan, ancak dil ile söylemek haram olmuştur. Kaş-göz işareti yapmak, imâ, işaret ve yazı gibi gıybet anlamı ifade eden her hareket de gıybettendir. Meselâ elle birisinin uzun veya kısa boyluluğuna işaret etmek, bir şahsın ayıpları hakkında yazı yazmak gıybettir. Gıybeti tasdik etmek de gıybettir. Gıybet yapılan yerde susan kişi gıybete ortak olmuş olur. Diliyle gıybetçiye karşı duramayanın kalbiyle inkâr etmesi gerekir. (İmam Gazzâli, Zübdetü'l-İhya, Trc: Ali Özek, İstanbul 1969, 362, 363). Allah Resulu şöyle buyurur: "Bir kimse yanında hakarete maruz kalan bir mümine gücü yettiği halde yardım etmezse, Allah o kimseyi kıyâmet gününde insanların önünde rezil eder" (Tebarâni).

    - "Her kim gıyabıda kardeşinin kusurlarını söyletmezse, kıyâmet gününde Allah da onun kusurlarını örtmeyi tekeffül eder" (İbn Ebi'd-Dünya).

    - "Ey kalbiyle değil, sadece diliyle iman edenler topluluğu! Müslümanların gıybetini yapmayınız, ayıplarını araştırmayınız. Zira kim kardeşinin ayıp ve kusurlarını araştırırsa Allah do onun kusurlarını araştırır. Allah, kimin kusurunu araştırırsa onu evinin içinde bile olsa rezil ve rüsva eder (Ebû Dâvud, İbn Ebî Dünya).

    İslam dininde kardeşlik olgusunun, "Müminler ancak kardeştir. İhtilaf ettikleri zaman, iki kardeşinizin arasını düzeltin; ve sakının ki, merhamet olunasınız" (el-Hucurat, 49/10) ilâhi buyruğu ile kurulmuş olması, İslâm toplumunu bu iman kardeşliği üzerinde yükselen güçlü bir toplum yapmaktadır. Böyle bir toplumda gıybet yoktur. Çünkü, Hz. Peygamber (s.a.s)'in buyurduğu gibi, "Mümin müminin aynasıdır. Mümin iki el gibidir, birisi diğerini temizler." Bu ölçüler, toplumu fitne ve bozgunculuktan uzak tutar.

    Gıybetin sebepleri:

    1. İntikam duygusunu tatmin, 2. Arkadaşlara muvafakat, 3. Gösteriş ve büyüklük; başkalarını küçültme, kendini büyütme, 4. Kıskançlık, 5. Hoşça vakit geçirmek, güldürmek için başkalarının ayıp ve kusurlarının ortaya serilmesi, 6. Küçük düşürmek için alay (Gazzâlî, İhyâu Ulûmiddin, Trc: Ali Arslan, İstanbul 19'72; VI, 522 vd).

    Gıybetten korunmak için kişinin öncelikle kendi kusurlarıyla uğraşması gerekir. Şuralarda gıybet câizdir:

    1) Haksızlık karşısında: "Hak sahibinin söz hakkı vardır" (Buhârî, Müslim).

    2) Fetva istemede: Utbe kızı Hind, Resulullah'a gelerek kocası Ebû Süfyan'ı cimriliğiyle, çok az nafaka bırakmasıyla çekiştirmiş ve kocasının malından haberi olmadan alıp alamayacağını sormuştu. Allah Resulu de "Sana ve çocuğuna yetecek miktarda, iyilikle al" buyurdu.

    3) Bir kimseyi kötülükten menetmek:

    4) Kişiyi meşhur olan lakabıyla anmak.

    5) Kişinin fısk-u fücûrunu alenen yapması, yaptıklarından dolayı gurur duyması, yaptıklarının söylenmesinden dolayı üzüntü duymamasıdır. Yaptıklarıyla övünmesi yüzünden onları anmak gıybet sayılmaz.

    Gıybetçinin günâhtan kurtulması için pişmanlık duyması, tövbe etmesi, gıybetini yaptığı kimse ile helâlleşmesi gerekir. Gıybeti yapılan da merhametli davranır, affeder. Düstur: "affa yapış(mak), iyiyi emret(mek), cahillerden uzak ol(maktır) (el-A'râf, 7/ 199).

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •