Adam duruyordu odanın en karanlık yerinde günlerden pazartesiydi.Kızmıştı bir şeylere belliydi duruşundan ,işe de gitmemişti.Oysa pazartesileri erkenden kalkar ,giyinir ,kahvaltısını eder hiç uyandırmadan karısını giderdi.Akşam kaldığı yerden devam ederdi ev hayatına.Otururlardı televizyon izlerlerdi.Yemeğin verdiği ağırlıkla koltuğunda uyuyakalırdı.Karısının onu uyandırıp yatağına götüreceğini bilirdi çünkü.
Bugün o diğer günlerden farklıydı ama.Öğle vaktindeydi adam şehirdeki bütün diğer insanlardan farkı yoktu zaman konusunda.Elinde bir sigara duruyordu ama sigara çoktan bitmişti ,külleri yerde ...Kendi kendini içmiş bitirmişti kendi kendine.
Karısı evde yoktu.Odalardan hiç ses gelmiyordu artık.Ne bir sevgi sözcüğü ned de ayak sesi hiç bir şey yoktu.Oysa öylemiydi eski pazartesiler .Akşamları beraber yemek yerlerdi.İşten gelince birbirlerini öperlerdi.İkisi de çalışıyordu , bu hayat şartlarına uyum sağlamak için kendilerini yaşlanana kadar yormayı seçmişlerdi.Evleri rahattı , şehir manzaralı 3 oda 1 salon ve umut dolu...Bütün eşyaları beraber seçmişlerdi.Kütüphanedeki kitapları bile beraber almışlardı.Önce adam okurdu ,sonra kadın.Yemekte kitabı konuşurlardı ve yaptıklarından bahsederlerdi gün içinde.Yemek bitince bulaşıkları beraber yıkar ,bir kahve içerlerdi.Neşeleri yerindeyse bir de tavla oynarlardı...
Üstünlük kurma amaçlı bir hayat değildi onların ki ,ki bunu da tavla oynarken de göstermezlerdi ,sadece günün stresini uzaklaştırırdı evlerinden.İşle ilgili yorumlar yaparlar birbirlerine ,dedikodulara verdikleri kulaklardan çıkan yorumları paylaşırlardı ve yatılırdı.Gece olunca her yeri karartıp birbirlerine sarılırken uyku anını beklerlerdi.İşte o an çok mutlu bir hayatım var derdi adam içinden.Her gece böyle olurdu taa ki bugüne kadar.
Adam kıpırdamıyordu sanki yıllardır böyle duruyordu.Yerdeydi ve şimdiye kadar odanın o bölgesini hiç kullanmamıştı hatta ayak bile basmamıştı oraya şimdiye kadar...Bir keresinde çok yaklaşmıştı oraya karısını su tabancasıyla ıslatırken.Çok eğlenmişlerdi o gün ,üst kattaki komşunun oğlundan aldığı su tabancasıyla heryeri ıslatmışlardı kendileri de dahil.Bir anlık çocukluk işte ,evin içinde koşuşturmalar ,bağırışmalar takip etmişti arkalarından onlar birbirlerini ıslatmışlardı dışardaki güneşe inat.Sonra sarılmışlardı.Kadının kafası adamın omzunda dans etmişlerdi.Radyodan gelen ince bir keman sesi eşliğinde sevgi sözcüklerinin ardı arkası gelmiyordu...Radyodan da müziğin sonu. Durdular ,birbirlerine baktılar ,öpüştüler.İkiside huzurluydu .Gözleri yıllardır alışıktı suratlarına....
Adam hala oradaydı.Belki de son defa duracaktı orada.Sonra telefonu çaldı ,titreşimli olanlardan...Çaldı ..Çaldı...Yere düştü telefon ,titreşe titreşe ,eğimli bir yerde duruyordu çünkü.Bir kitap vardı küllüğün üzerinde yatay yatırılmıştı üzerinde bir kağıt ,kalem ve telefon .Düşünce telefon sustu...
O telefonu karısıyla beraber almışlardı.En son çıkan modeldi.Paraya kıyıp almışlardı.Her hafta telefonlarını değiştirirlerdi.Karısı telefona ruj izini bırakırdı bilerek,kocasının her an onu hatırlamasını isterdi.Telefon açınca kocasının yanağına değerdi adamın."öptüm" diye bitirirlerdi konuşmalarını bu arada adamın yanağı ruj izi olurdu .Adam utanmazdı bundan aksine hoşuna giderdi .Görenler ruj izini elleriyle anlatmaya çalışırdı adam da biliyorum der gibi kafasını öne eğerdi.Karım da ne kadar yaratıcı derdi içinden...
Aynı lisede okumuşlardı o zamanlardan belliydi halleri.En yüksek notları karısı alırdı ve sınıfın en güzel kızıydı.Herkez sulanırdı üst sınıflardan gelip hal hatır soranlar bile olurdu tenefüslerde.Adam lise hayatı boyunca umursamadı dersleri , karısına duyduğu aşk o zamanlarda adama şiir ve hikayeler yazdırdı.Geçerdi karşısına o okurdu karısı dinlerdi sonunu söylemezdi ama hiçbir zaman bitirmedim derdi konuyu kapatırdı hep.Aslında çok yakışıklıydı ama kimseye yanaşmazdı.
Tanışmaları da şans eseri olmuştu.Lise 2 nin ilk günü derse geç gelince karısı ,yanında oturmak zorunda kalmıştı önce istememişti ama ikinci günden sonra alıştı kendisine.Sonrası zaten kimsenin inanamayacağı şekilde gelişti.Bir kış günü kimsenin göremeyeceği şekilde karların altında öpüştüler...Aradan aylar geçti ,yıllar geçti evlendiler ...
Adam hala duruyordu ,hava kararmaya başlamış ve hatta evin en karanlık yeri daha da karanlık bir hale gelmişti ,siyahtı .
Telefon tekrar çaldı ,yerde biraz debelendi ,etrafında sanki sırtüstü kalmış bir böcek gibi döndü.Gene sustu.Biri sürekli arıyordu ,iş arkadaşıydı belki.İşe gitmeyince sebebini merak etmişti....
Kim o telefonu alıpda açıklayabilir ki karsının kendisini terkettiğini...O güzel günlerin artık olmayacağını...Kim kime ilk bağırdığını ve kim bavulu toplayıp gittiğini kim açıklayabilir ki....Telefon titriyordu mozartın melodisiyle güzel bir orkestra olmuştu titremenin sesi...
Adam duruyordu aradan epey bir zaman geçmişti suratında aynı kızgınlık ifadesiyle bekliyordu .Zilin çalmasını mı acaba ,yoksa başka bir telefon sesini mi?....Kim bilebilirdi ki kendini öldürdüğünü...kim bilebilir ki acaba o kadar güzel anının hayatında hep yaşamak istediği bir hayal olarak kalacağını....Adam yalnızdı.Duruyordu....Son sözleri ölü bulundu.Kimseye duyuramadı aşkını.....
27.05.2004


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla