İmparatorluk
Yazarı : Michael HARDT, Antonio NEGRI
Yayınevi : Ayrıntı Yayınları
Çevirmen : Abdullah YILMAZ
Basım Yeri / Tarihi : İstanbul / 2001 - Eylül
Sayfa Sayısı : 423
KİTAP HAKKINDA
Yeryüzü özellikle 16. ve 17. yüzyıllardan itibaren bambaşka bir hal aldı: Adına “Coğrafi Keşifler” denen; Eski Dünya uluslarının (İspanya, Portekiz, İngiltere, Almanya, Fransa...) Yeni Dünya’yı ve Afrika’yı keşifleriyle başlayan ve önce oradaki halklarla ticaret yaparak, daha sonra onları asimile ederek ve en sonunda da soykırıma tabi tutarak köleleştirdikleri bugünkü “Batı”nın zenginliğinin kaynağı olan bir sömürgecilik dönemi... Ve devamında günümüzde adına Yeni Dünya Düzeni veya Küreselleşme denen yeni sömürgecilik dönemi. Onun görünürdeki lideri de18. yüzyılın sonunda doğan A.B.D..
İşte elimdeki kitap bunun tam da böyle olmadığını söylüyor. Sanal-gerçek bir oluşummuş gibi dursa da eski sömürgecilik kavramının dayandığı toprak egemenliği ve merkeziyetçilikten farklı olarak merkezsiz ve topraksız bu yeni egemenlik aygıtına İmparatorluk adını veriyor. Ulus üstü öznelerin gerek hak(?) , gerek konsensüs, gerekse zor yoluyla meşruluk kazandığı; kamikaze kapitalizmin alabildiğince vahşileştiği ve her şeyi içselleştirerek “dışarı” diye bir yer bırakmadığı bu düzeni inceliyor, irdeliyor ve küreselleşen iktidara karşı küreselleşen muhalefete yol gösteriyor.Irak’ta, Arjantin’de, Filistin’de, Bosna’da yaşananları görüp umutsuzluğa kapılan insanlığa –İmparatorluk’a karşı çıkacak olan Çokluk’a- evrensel yurttaşlık haklarıyla yeni ve güzel bir dünyayı yeniden üretmenin tarifini yapıyor.
Kitap, İmparatorluk ve Çokluk kavramlarını temel aldığı dört ayrı bölümden oluşuyor. Peki İmparatorluk ne? Birinci bölüm bu merkezde dönüyor. İmparatorluk’un sadece A.B.D.’den oluşmadığından bahsediyor yazarlar. Amerikalı kapitalistler kadar onların Avrupalı muadilleri de, Rusya'nın servetlerini yolsuzluğa borçlu zenginleri kadar Arap ülkelerinin, Asya yada Afrika ülkelerinin çocuklarını Harvard'da okutup paralarını Wall Street'e yatıran zenginleri de 'kolektif sermaye' imparatorluğunda yer alıyorlar.Ve elbette İmparatorluğun diğer parçası olan Birleşmiş Milletler, I.M.F., Dünya Bankası gibi tüzel kuruluşlar ve onlara bilinçli/bilinçsiz payanda olan Sivil Toplum Kuruluşları (Uluslararası Af Örgütü, Sınır Tanımayan Doktorlar) . “ Imparatorluk sadece ve sadece kapitalist: O 'kolektif sermaye'nin, Yirminci Yüzyıl iç savaşını kazanmış olan gücün düzeni.”
İkinci ve üçüncü bölümler modernlikten post modernliğe, sömürgecilikten İmparatorluk’a geçişin hikayesini anlatıyor. Bu arada “modern” Avrupa’nın düşünce tarihinden epeyce bahsederek günümüz dünyasının nasıl bir temele dayandığını gösteriyor. Manga Carta’dan engizisyona, coğrafi keşiflerden aydınlanmaya kadar... Daha sonra derebeylikler, ulus-devletler ve küresel emperyal otoriteye geçiş. İkinci ve üçüncü bölümler arasındaki “İntermezzo” bölümü İmparatorluka karşı koyabilecek figürlerin gölgelerini göstererek karşı imparatorluğun küresel vizyonunu anlatıyor.
Dördüncü Bölümse Çokluk’tan bahsediyor. İmparatorluk’a karşı yaşaması, örgütlenmesi, üre(t) mesi gerekenlerden. Haklardan: Küresel Yurttaşlık Hakkı, Yeniden Sahiplenme Hakkı... Çokluk’un üretirken İmparatorluk’un hızla çürümesinden. Seattle’dan Cenova’ya uzanan isyan dalgasının önümüzdeki dönemde güçlü bir örgütlenmeye dönüşeceğinden. Bu bölümü okurken kavramların tam anlamıyla içinin doldurulamadığını, aklınızda soru işaretleri kaldığını görebilirsiniz. Zaten yazarlar 2004 yılında yayımladıkları “Çokluk” adlı kitapla, bu kitabın bir nevi devamını yazıp o boşluğu doldurmaya çalışıyorlar. (ÇOKLUK:Michael Hardt/ Antonio Negri, Çeviren: Barış Yıldırım, Ayrıntı Yayınları, 2004, 382 sayfa)
Kitap güzel. Kapak çok şey anlatıyor. I. İntifada’da İsrail’in son teknoloji ürünü tanklarına dünyanın en eski cephanesi taşla karşı duran Filistinli çocuğun fotoğrafı...Yalnız kitabın basımıyla ilgili hatalar olduğu aşikar. Örneğin benim elimdeki kitap ilk basım ve orijinal. Buna rağmen içinde sayfalar eksik! Altı-yedi sayfası boş! Değerlendirme tablosundaki “kitabın kalitesi” puanı o yüzden 3, hatta 2,5 tan! !
Kitabın anlatımı ve çevirisi iyi. Yalnız kitabı okumak isteyenlerin bir kaç handikapı olacaktır. Birincisi konusu gereği içerdiği teknik terimler ve bazı yerlerde daha iyi anlatabilmek için aslı gibi bırakılmış orijinal kavramlar. Küreselleşme,marksizm, kapitalizm gibi konuların hazmedilmiş olması, en azından ortalama bir fikir sahibi olunması kitapta söz edilen kavramların anlaşılması için önemli bir şart...Bir de tabii kitabın kalınlığı ve yazarların çok uzun cümleler kullanmış olması yorucu. Ayrıca Türkçe’nin –bence- bilim dili olarak yaşadığı eksikliğin getirdiği sıkıntı da hissediliyor. Bunları göze alabilen veya zaten bu tarz kitaplara aşina olanlar için sorun olacağını zannetmiyorum. Kitapta bolca yer alan dipnotlar okuru yeni yolculuklara çıkartabilecek olması ve yol göstericiliği sebebiyle yararlı diye düşünüyorum. Zaten birkaç sayfa okuyan “kim bu Deleuze” ya da “Foucault da kim ola ki? ” diyecektir mutlaka.
Kitabın orijinali 2000 basımlı. Dolayısıyla anlatım takvimsel olarak Birinci Körfez Savaşıyla Bosna Savaşı’nın ortasına yerleşiyor. Bu göz ardı edilmemeli. Buradaki bir başka konu da yazarların kitabı yazdıkları dönemde belirttiği kimi simgelerin (İkiz kuleler, Pentagon v.s.) 11 Eylül saldırıları sonucu yıkılması veya tahrip olması ama buna rağmen İmparatorluk’un eskisinden de şiddetli olarak korku, baskı,”şok ve dehşet” e devam etmesi. Yani bu merkezi figürler önemli simgeler ama tek başlarına İmparatorluk’un soyut kavramına simge olmakta yeterli değiller.
YAZARLAR HAKKINDA
ANTONIO NEGRİ: 1933 yılında İtalya'nın Padua kentinde doğdu. 1959 yılında Hukuk Felsefesi profesörlüğü unvanını kazandı. 1967 yılına dek Padua Üniversitesi'nde asistan olarak görev yaptı ve aynı yıl Devlet Doktrinleri profesörü oldu. O dönemler Negri, Quaderni Rossi (Kızıl Defterler) dergisinde yazılar yazar. Ayrıca bir felsefe dergisi olan Aut-Aut ve hukuk felsefesi üzerine makaleler yayımlayan Critica del Dritto gibi dergilere de katkıda bulunur.
Negri, 1973 yılında dağılacak olan Potere Operaio çevresinde, autonomia hareketinin (komünist hareketin profesyonel kadrolar değil, aşağıdan örgütlenecek isçi konseylerinin önderliğine bırakılmasını, otonom olmasını savunan akım) en ünlü kuramcısı olarak ön plana çıkar.. Silahlı komünist örgüt Kızıl Tugaylar'ın faili olduğu Aldo Moro cinayetinden sonra İtalyan solu devlet terörüne maruz kalır, hallaç pamuğu gibi atılır. Bu yoğun eziyet döneminde Negri 7 nisan 1979'da Kızıl Tugaylar'ın politik kadrosuna önderlik etme iddiasıyla tutuklanır sonra da Moro'nun kaçırılması ve öldürülmesini planladığı iddia edilir.7 Nisan 1979'da hakkında hazırlanan iddianamenin mahkemesi ancak 24 şubat 1983'te baslar. Haziran 1983'te Radikal Parti'den aday gösterilen Negri, hapiste iken, Milano’dan milletvekili seçilir. vekil dokunulmazlığı sayesinde 8 Temmuz 1983'te hapisten çıkar, 19 Eylül 1983'te Fransa’ya kaçar, Paris’te felsefe ve siyaset bilimi hocalığına başlar. Bu arada milletvekilliği düşürülecek, yokluğunda suçlu bulunacak, delil yokluğuna rağmen 30 yıl hapse mahkum edilecektir.
1997'de gönüllü olarak İtalya’ya ve hapse döner. hakkındaki 'devleti yıkmak için silahlı ayaklanma' suçlaması düştüğü halde 'silahlı örgüt üyeliği”nden 13 senesi vardır yatacak, Rebibbia cezaevi'ne girer. Bir kaç sene sonra cezası ev hapsine dönüştürülür, Nisan 2003'te de tamamen serbest kalır.
MICHAEL HARDT: Duke Üniversitesi'nde edebiyat profesörüdür. Kendi yazdığı Gilles Deleuze: An Apprentices hip in Philosophy (1993) kitabının yanında, Antonio Negri ile birlikte Labor of Dionysus: A Critique of the A Critique of the State-form (1994) kitabını da yazmıştır. Paolo Virno ile birlikte Radical (2000) kitapların editörlüğünü yapmıştır.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla