Fransız Teğmenin Kadını
Yazarı : John FOWLES
Yayınevi : Ayrıntı Yayınları
Çevirmen : Aslı BİÇN
Basım Yeri / Tarihi : İstanbul / 2000- Ocak
Sayfa Sayısı : 425
KİTAP HAKKINDA
John Fowles’ın meşhur romanı, “Fransız Teğmenin Kadını” aşk denizi içinde boğulmak üzere olan bir aşığın göremediği halde inandığı ve bir gün mutlaka ulaşacağına emin olduğu sevgilisinin hayali çerçevesinde bir çok med-cezir sahneleri ile tasvir edilmiş bir İngiliz Viktorya Dönemi eseridir.
Viktorya dönemi İngiltere’de varlık ve ün kavramlarının had safhada önemli olduğu, kadınların zayıf ve “ideal bir koca” bulma arayışları içinde olup sonradan kaybolduğu ve erkeklerin sosyal statü olarak daima en üst seviyede bulunduğu bir dönemdir. Asil erkeklerin ellerinde bastonları ile gezindiği ve kadınların balon etekleri ile çeşitli davetlere katıldığı, hemen hemen tüm izleri 18. yüzyılda kalmış olan bir zaman sürecidir.
John Fowles, böyle değişik bir dönemde yaşanmış olan aşk hikayesini, Viktorya döneminin bilinen özelliklerini de yansıtarak, okurken yavaş yavaş ve derinden etkileceğiniz, hüzünlü bir aşk, daha doğrusu sonsuz bir saplantı ve tutkunun bir insana neler yaşatabileceğini anlatmıştır bu romanda…
Charles’ın Dünyası: İnanç ve Tutku
İnanç, göremediklerinize inanmaktır; bu inancın ödülü ise inandıklarımızı görmektir. Bu romanda John Fowles, Charles karakteri ile bu sözün ne derecede doğru olduğunu, tüyler ürperten tasvirleri ile yansıtmaktadır okuyucuya. İnançla hayal arasında nasıl sıkı bir bağlantı vardır şeklinde çeşitli sorular oluşturmaktadır okuyucunun hayal dünyasında…
John Fowles, “Fransız Teğmenin Kadını” adlı o mistik romanında, Charles adlı zengin bir soylunun Sarah adında bir hizmetçiye bir anda aşık olup, onun ortadan kaybolmasından sonra içindeki o nerden geldiği belli olmayan büyük bir inançla yıllarca izini sürmeye başlar bu esrarengiz kadının....
Nerde olduğunu bilmeden, şehir şehir dolaşarak, günlerce, aylarca sürer bu arayış...
Ne olursa olsun Charles’ın içindeki inanç bitmez, tek dayanağı odur çünkü...
Göremediği bir şeye inanmıştır ve ne yazık ki,
Başka güvenebileceği bir şey kalmamıştır...
Ne olursa olsun sevdiği kadını bulacaktır, onu göremese bile ona inanmaktadır, onun yanında olmasa bile onu sonsuz bir aşkla sevmektedir....
Peki siz olsanız ne yapardınız?
Kısa bir süre içinde gördüğünüz bir insana çılgınlar gibi aşık olduğunuzun biraz geçte olsa farkına varsaydınız ve ona koşarak gittiğinizde yerinde bulamasaydınız, üstelik nereye gittiğine, kimin yanında olduğuna dair en ufak bir detay bile öğrenemeseydiniz, ama ne olursa olsun içinizde bir inanç olsaydı?
Ben bu kitabı okurken Charles istediği kadar inançlı ve inatçı olsun, ne olursa olsun Sarah’ı asla bulamayacak ve bu kayboluşun etkisi bir kabus gibi çökecek onun yaşamına diye düşünüyordum...
Ama öyle olmadı...
Yüreğindeki inanç, Charles’ı sevdiği insanı bulmak için zorladı, gidebileceği her yere gitti, bakabileceği her yere baktı, girip çıkmadığı yer kalmadı...
Gazetelere ilan verdi, özel dedektifler tuttu, yolda gördüğü herkese onu sordu....
Bu arayış, romanda okuyucuyu öyle derin düşüncelere ve merak duygusuna sürüklüyor ki, kitabı elinizden bırakmak çok zor görünüyor…
İnandıklarınızı Görebilmek
En sonunda Charles, günün birinde Londra’da Sarah’ı bulmaları için tuttuğu özel dedektiflerden onun bulunduğuna dair bir telgraf aldı, koşa koşa gitti ona, içindeki inancın bir gün gerçekleşmiş olmasının verdiği sevinç ve hüzünle....
Onun yanına geldiğinde gördü ki, karşısında artık sevdiği insan yoktu...
Evet, görmediği bir şeye inanmıştı yıllarca ve bunun ödülü olarak en sonunda onu görebilmişti...
Ama acı bir hüsranla bitti bu inancın sonu, Sarah onu çılgınlar gibi sevdiğini bildiği halde Charles’a “uğraşacak yeni ve daha güzel şeyler” bulduğunu, hatta yaşamında başkasının olduğunu söyleyerek bu inancı, bu yarınlara umut veren sevgiyi bir anda yok etti...
Charles, onca zaman göremediği bir şeye yürekten inanmış ve bunun ödülü olarakta onu en sonunda görebilmişti, ama tüm bu umut, çaba ve inanç onun hayatını mahvetmekten başka bir işe yaramadı...
Bu trajedinin sonu şu cümlelerle anlatılıyordu:
“Hayat, gizemli kurallar ve gizemli seçimler nehri, ıssız bir kıyı boyunca akıyordu; diğer ıssız kıyı boyundaysa Charles şimdi yürümeye başlamıştı, kendi cesedinin taşındığı bir cenaze arabasının ardından yürüyen bir adam gibi. Mutlak bir intihara doğru mu yürümektedir? Sanmam; çünkü, sonunda kendinde bir inanç zerreciği bulmuştur, üzerinde bir şeyler inşa edebileceği gerçek bir benzersizlik...hayatın bir simge olmadığını, tek bir bilmece ve onu bilememekten ibaret olmadığını, tek bir yüzü olmadığını ve zarlar bir kere kötü gelmişse hemen bırakılamayacağını anlamaya başlamıştı....”
Saplantının Sonu ve Tutkunun Ölümü
Evet, Charles’ın inancı gerçekleşmişti ama boşa çıkmıştı...
İnanmanın ona verdiği ödül acı bir deneyimden başka bir şey olmamış, belki onu daha güçlü ve olgun yapmış belki de insanlara ve sevgi kavramı üstüne güvensiz ve olumsuz bir bakış açısı kazandırmıştı...
Hayatta her şey gelebilir insanın başına, kesin olan tek bir şey vardır ki, tüm inançlarınıza, umutlarınıza, beklentilerinize, hüsran ve hayal kırıklıklarınıza rağmen dünya dönmeye devam ediyor ve inancınız bir kez olsun boşa çıktıktan sonra her şeyden vazgeçmek yapılabilecek en basit şey oluyor...
Charles’ın Yaşamından Alacağınız Dersler
Belki size az şeyle yetinmek gibi görünebilir tüm bunlar, ama ne kadar inanırsanız inanın, sonunda elde edeceğiniz ödül sizin istediğiniz gibi olmayabilir...
Bir gün taparcasına sevdiğiniz insanın karşısına çıkıp onu ne kadar sevdiğinizi, onun için her şeyi göze alabileceğinizi söylediğinizde size hiç ummadığınız bir şekilde karşılık verebilir...
Belki içinizdeki inanç hüsran dolu bir hayal kırıklığına, belki de eşi benzeri bulunmayan bir mutluluğa sebep olabilir, ama tam olarak ne olacağını kimse bilmez...
Charles sevdiği insanı bulacağına inanmasaydı belki de içinde kalan sözlerle, hislerle ve yok olan sevgilisinin hayaliyle günden güne kötüye gidecek, belki de intihar edecekti...
İnandı ve buldu, ödülünü aldı...
Belki istediği ödül bu değildi ama hiç değilse içinde kalan tek bir şey olmadı, yapabileceği, söyleyebileceği her şeyi söyledi...
Sonra yaşamaya devam etti...
Böyle platonik bir aşkın acısından sonra bile bir “inanç zerreciği” buldu içinde...
Çünkü bir kere inanıpta hüsrana uğramak, bir daha hiçbir şeye inanmamanız anlamına gelmez, aksine sizi daha çok inanmaya ve kendinize güvenmeye teşvik eder...
Tabi bu görüş, bakış açısına göre değişir...
Hayat, öyle mistik, tuhaf, beklenmedik ve farklı kavramlar barındırır ki içinde, yaşayan varlıklar olarak bir şeylere inanmak, bir şeyleri umut etmek ve bir şeyler yapabileceğimize inanmaktan başka bir seçeneğimiz yoktur...
Her şey istediğimiz gibi olmayabilir, çünkü çoğu şey bizim kontrolümüzde değildir...
Kitap çeviri kalitesi olarak mükemmel olmakla birliklte, yazar Orhan Pamuk tarafından da okuyucuya tavsiye edilmiştir. Kitabın hedef kitlesi göz önünde bulunsurulursa, gizemli aşk ve sonsuz saplantı temaları üzerinde yoğunlaşmak isteyen ve bir aşk hikayesini okurken, umulmadık anda değişik bir tasvir ya da heyecan ile karşılaşmak isteyen okuyucular için idealdir.
Son Söz
John Fowles’ın “Fransız Teğmenin Kadını” adlı bu romanında sonuç olarak öğrenebileceğiniz ve kesinlikle etkilebileceğiniz gerçekleri derlemek gerekirse:
Hayatta,
her şey istediğimiz gibi olmayabilir, çünkü çoğu şey bizim kontrolümüzde değildir...
En azından inançlarımızı biz kontrol edebilir, ne olursa olsun sonunda göremediklerimize inanmanın ödülünü kazanmanın mutluluğunu yaşayabiliriz...
En azından sevgi ve saygımızı biz kontrol edebilir, ne olursa olsun en sonunda ulaşılmaz sandıklarımızı sevmenin ve belki de sevilmenin ayrıcalığını yaşayabiliriz...
“İnanç, göremediklerinize inanmaktır; bu inancın ödülü ise inandıklarımızı görmektir...”
Bu ödülün ne olacağını bilmeden, tatlı bir sürprizle mi yoksa sizi yıkmaya yetecek bir hüsranla mı karşılaşacağınızı bilmeden, inancınıza güvenerek yola çıktığınızda, bence kaybedecek fazla bir şeyiniz yoktur, en sonunda kazanacağınız ödül olumlu veya olumsuz da olsa, sizi daha farklı ve güçlü bir insan yapmaya yetecektir...


LinkBack URL
About LinkBacks

N
Alıntı Yaparak Cevapla