(Dünyanin düzelmesini isteyenler icin)
D Ü Z E N N A M E
düzeltenleri seven Allahin adiyla
NotBu bildiri, 8 yil önce Avrupa Kur'anistleri tara-
findan yayinlanmi$ olup sadece gazetelere ve yazarla-
rina gönderilmi$tir).
Ey ba$inda "akil" tasiyan varlik! Sen, "INSAN"sin. Ya-
ni "herhangi bir varlik" degilsin. Sana hic kimse önem
vermeyebilir. Veya kendini önemsiz ve vazifesiz sana-
bilirsin. Fakat sen, kendi kendinin veya $unun bunun
mali, mülkü ve kölesi degilsin. Senin bir Sahibin var.
Senin gercek Sahibin, seni Yaratan'dir. Öyle ise sen
kendini, senin veya senin gibilerin ölcüsüyle degil,
seni Yaratan'in ölcüsüyle ölc,tart.O zaman göreceksin
ki, sen bir "hic" degilsin. Yaradilmi$larin en güzeli
ve en güzel yaratilmisi olan sen, görev ve sorumluluk-
ca ve en üst rütbede $u görkemli kâinat kitabinin an-
layisli bir okuyucusu, yeryüzü ve gökyüzü sayfalarinin
hayretli bir seyircisi, kendilerine özgü dilleriyle
Yaratan'i anip yücelten varliklarin uzdilli ve bela-
gatli bir sözcüsü, yaratilmislarin usta bir bakani,
yerkürelilerin adil bir yöneteni ve Yaratan'in cok
saygin ve onurlu bir misafirisin. Bütün varliklari sa-
na boyun egdirmis oldugundan anlasiliyor ki, herseye
gücü yeten o Yaratici, sana cok önem vermektedir. Cün-
kü sen O'nun en kiymetli eseri ve aynasisin.Bunun icin
O'nun nazarinda senin pek büyük bir önemin var. Bu ö-
nem geregi olarak sana bir akil verilmis. Ta ki, sa-
hipligini yaptigin bili$ ve anlayi$ i$igi olan o akil
ile Yaraticina hitap edebilesin ve O'nun tarafindan
sana hitap olunabilsin. Tâ ilk insandan bu yana Yara-
ticin sana cok hitaplar etmis, pek cok kitaplar gönder-
mis. Simdi o hitaplar ve kitaplarin bu zaman insanla-
rina da i$iklanan yorumsal bir özetini okuyacaksin.
Okumalisin! Zira sen bilgisiz olarak dünyaya geldigin-
den ilk vazifen: "Okumak"tir. Ama neyi okuyacaksin?
Önce Yaratan'in bildirdiklerini okuyacaksin. Bu oku-
maktaki ilk ve esas amacin da, gercek insanliga ulas-
mak olacaktir. Bu ulasma icin de herseyden önce "dogru
bir yol"a muhtacsin. Bu yola erisebilmek de ancak Ya-
taticini dinlemen ve O'nun Düzeni'ne uymanla mümkündür.
Unutma! Sen, dogumlu ve ölümlü bir varliksin. Yani Ya-
ratici gibi öncesiz ve sonrasiz degilsin. Yeryüzünde
süreli bir ya$atiksin. Dogmuslugun icin bir kimlige ve
kiminlige, ya$amin icin dogru yola ve düzenlige ve ö-
lümlülügün icin de saadetli bir ebediyete muhtacsin.
Bunlari bilmeden, bulmadan ve kazanmadan ya$iyamazsin.
Inancsizca ve bilincsizce bir ya$am sürmek sana yaki$-
maz. Cünkü sen hayvan degil, seytan degil, "INSAN"sin!
Insan olu$un geregi olarak, insanliga ve insanlasmaya
muhtacsin. Yaratan'a ve Ötedünyasina inanc ile insan-
liga girersin. Onun Düzeni'ne uymak ve dogru yolunda
yürüyüp iyilikci olmakla da insanla$irsin. Insanligi
ve insanlasmayi kazanmadan önce sen nötr haldesin ve
sifir derecedesin. Nötr halden kurtulup derecenin yük-
selmesini istersen, yani "insanla$maya evet" diyorsan,
simdi gelecek sözleri dinle.
Eger senin cocugun: "Bana karismayin, ben kendi key-
fimce yasiyacagim, kimse bana karisamaz!" dese, ne
dersin? Herhalde onun haddini, hududunu bildirirsin,
degil mi?
Iste ey insan! Sen de o cocuk gibi: "Ben kendi keyfim-
ce yasiyacagim, kimse bana karisamaz!" diyemezsin.
Cünkü sen, bu dünyada tek basina yasamiyorsun. Bu dün-
ya mülkü de, senin mülkün degildir. Sen, toplumsal bir
varlik oldugun gibi, bu mülkün sahibi de ancak seni
Yaratan'dir. Madem sen toplumsal bir varliksin ve ma-
dem bu mülk, senin mülkün degidir; o halde, baskalari-
na karsi sorumlulugunu takinip, gercek mülk sahibini
taniyarak, O'nun izni dairesinde yasamak senin insan-
lik borcundur. Eger herkes kendi keyfince yasamaya
kalkarsa ne olur, bu dünya ne hale gelir! Dünya hic,
bir düzene girer mi? Hak bir düzeni varsa, bu dünyanin
düzeni bozulmaz mi? Düzeni bozuk bir dünyaya ise ka-
risiklik, anarsi ve terör hakim olacagini biliyorsun.
Netice ve sonucta bunlar da senin huzurunu bozmaz, gü-
zel yasamini cehenneme cevirmez mi, cevirmiyor mu?
-2-
Eger anarsi ve karisiklik icinde degil de baris,güven,
huzur icinde yasamak istersen, kendi keyfini birakip,
Yaratici'nin emir ve istekleri dairesinde yasamayi ka-
bul etmeli ve O'nun Düzeni'ne uymalisin. Gerci senin
devletin de dünyanin düzenini saglamaya calisir. Fakat
senin devletinin, herkesin basina bir polis dikecek ve
herkesin evine veya tepesine bir kamera yerlestirecek
durumu yoktur. Bu durumu olmadigindan herkes istedigi
sucu rahatlikla isleyebilir, dünyanin düzenini bozabi-
lir. Ama sen,Yarata'in yasam yasasina uyarak ve O'nun,
senin bütün yaptiklarini bildigini ve kaydettirdigini
ve kötülüklerine de ceza kesecegini bilerek kalbine ve
kafana bir gizli polis koyabilir, tepene de görünmez
bir kamera yerlestirebilirsin. Madem bu mümkündür, öy-
le ise kendi keyfini birakip, Yaratan'in yasasina uy-
mali ve O'nun ceza vericiligine inanmalisin. Bu uyma
ve inanma ile hem devletine yardim etmis hem de top-
lumsal baris ve güvenligi saglamis olursun. Bu olumlu
hareketin de seni kücük bir devlet haline getirir, mâ-
nevî ve icsel bir büyüklük kazanirsin. Madem büyüklük,
insana yakisan bir olgu ve olumluluktur, o halde Yara-
tan'in cezasina inanmali, Düzeni'ne uymalisin. Uymali-
sin ki, dünyamiz yeni ve güzel bir düzene kavussun,
toplumsal baris saglansin. Cagimiz, "Mutluluk Cagi"
olsun.
Uyman gereken düzen'in esasi ise: HAK ve ADALET ve
NAMUS'tan ibarettir. Simdi bunlarin ne oldugunu birer
birer görelim.
H A K K nedir?
-Yaratan'in indirdigi ve bildirdigi gercek olan ve ge-
rekeni gereken yere koymak olan Hakk; Yaratan'in, ya-
ratilisin ve yaratilmislarin yasasina uymak ve hakla-
rini vermektir. Onlarin haklarini vermeyen, hakli ola-
maz, hak isteyemez.
YARATAN'in sende olan ilk ve esas hakki, O'na inanmak
ve baglanmaktir. O'na inanip baglanan, gercek sahibini
bulmus olur, öksüzlük ve sahisizlikten kurtulur. Unut-
ma! Ölümlü ve zulümlü insanlar senin gercek sahibin o-
lamaz. Ölümü ve zulmü olmayan bir sahibi arayip bulmak
senin ilk isin olmali. Yeryüzü ve gökyüzündeki varlik-
larin kime ait oldugunu sormak ve onlar icindeki sa-
natli yapilarin ustasiz olamayacagini düsünmek, seni
gercek sahibine götürecektir. Sahibini bulmadan, ge-
rekli inanci kazanmadan dünyada el atacagin hersey te-
melsiz, degersiz, anlamsiz ve ebediyetsiz kalacaktir.
Bunun icin Yaratan'a ve Ötedünyasina inanci olmayanlar
her an kayiptadir.
YARATILIS'in sende olan hakki, bilim ve teknige hâkim
olup, dünyanin denge ve düzenini saglamak ve korumak-
tir. Denge ve düzeni korumak ise; Hakk'a, Adalet'e ve
Namus'a uymakla birlikte israfciligi, kirletiliciligi,
bozgunculuk ve yikiciligi, ezme ve sömürmeyi terket-
mekle mümkündür. Unutma! Senin isleyecegin en kücük
bir suc ve günah, dünyanin denge ve düzeninde bozulma
ve sarsilmalar meydana getirir. Bazen bazilarinin is-
ledigi zulümler yüzünden de koskoca bir sehir, deprem
gibi bir felâketle yok edilir. Demek senin kücük bir
yikiciligin, büyük yikilislar meydana getirir. Eger bu
yikilislara meydan acmamak istersen zulüm ve kötülüge,
azginlik ve bozgunculuga yanasmamali, eger onlarin i-
cindeysen hemen onlardan cikmali ve uzaklasmalisin.
Sonra sigara, alkol ve uyusturucu gibi zehirli yikici-
lari da birakmalisin. Zira bir sigara dumaninin -kapa-
li bir yerde- on kisiye zarari vardir. Alkol ve uyus-
turucunun zararlari ise bütün topluma ulasir. Havayi
ve cevreyi kirletmek de sigara ile baslar. Allah ise,
bozgunculari ve sevmedigi gibi, pisletici ve kirleti-
cileri de sevmez. Eger sevilmek istiyorsan su ölcüyü
bilmeli ve ona uymalisin: Sana, faydasi zararindan
fazla olan seyler serbesttir; zarari faydasindan cok
olan seyler de Yaratanca ve yaratilisca yasaklanmistir
Zarari faydasindan cok olan seylerden ancak hayatî bir
tehlikeden kurtulmak veya cok önemli bir seyi elde et-
mek icin yararlanabilirsin. Bu ölcünün disina cikmak
senin de ve senin disindakilerin de aleyhine olacaktir
Dünyanin denge ve düzenini bozan en büyük israfcilik,
kirletilicilik, bozgunculuk ve yikicilik, ezme ve sö-
mürme ise; inancsizca ve ötedünyasizca bir yasam sür-
mektir.
-3-
Inancsizca ve ötedünyasizca bir yasam sürmek; dünya i-
le uyusturulmus olmaktir ki, böyle bir uyusturulmanin yaninda
esrar, eroin gibi uyusturucular cok kücük ve
zararsiz kalir! Zira, beyaz uyusturucu, altmis yillik
bir ömrü mahveder. Dünya ile uyusturulmak olan kara u-
yusturucu ise, ebedî bir hayati mahveder. Bunu icin
beyaz uyusturucudan cekinmen gerektigi gibi, kara u-
yusturucudan da daha cok cekinmeli ve ona mahkûmiyet-
ten kendini kurtarmalisin. Dünyanin denge ve düzen bo-
zukluklarinin asil sebebi de bu kara uyusturucudur. Bu
uyusturucudan kurtulmak istersen, kendine "kim" oldu-
gunu, "kimin" oldugunu ve dünyaya "nereden" gelip "ne-
reye" gidecegini sor; cevabini da Kur'anizm'den al ve
iste. Sonra kendine yepyeni Kur'anist bir yasam kur.
Uyanik bir yasam, kara uyusturucudan kurtulmakla müm-
kündür. Kara uyusturucudan kurtulmak demek, inanc ve
bilincle dünyaya hâkim olmak ve ona mahkûm olmamak de-
mektir.
YARATILMISLAR'in, bilhassa ve özellikle insanlik dün-
yasinin ve uygarliginin sende olan hakki ise; Hak ve
Adalet ve Namus ölcüleriyle medeniyet ve uygarligin i-
yi yönlerini almak ve korumak ve kötü taraflarini da
düzeltmek veya atmak. Sonra hakli devlete itaat edip
insan haklarini cignememek ve cignetmemek, insanlarin
hak olan haklarini haksizlikla kismamak ve örtmemek ve
zararli olacak olmasi disinda hak olan iyiyi, güzeli,
dogru, temiz ve faydaliyi yasaklamamak; harami helâl,
helâli haram yapmamak ve iyiligi emredip kötülükten
cekindirmek ve haksizliklara karsi mücadele etmektir.
Allah ve insan haklarini cignemek ve cignetmek cok bü-
yük bir haksizlik ve zulümdür. Haksizliklarla mücadele
ancak Hak Elcisi'nin kontrolü altinda yapilabilir.Hak'
in Elcisi ise, Kur'anizm'dir. Kur'anizm, Allah ve in-
san haklarindan sonra bitki ve hayvan haklarini da ko-
ruma altina alir.
A D A L E T nedir?
-Bir seyi dengede tutmak ve ortalamak olan Adalet;hak-
ki kadar haklinin hakkini ve haksizin cezasini vermek-
tir. Meselâ birisi sana haksiz yere bir tokat atsa,se-
nin de ona bir tokat atmak hakkindir. Kavgayi kesmek
icin istersen bu hakkini bagislayabilirsin. Eger iki
tokat veya onun attigindan daha siddetli bir tokat a-
tarsan, haksizlik etmis olursun. Haksiz yere bir insa-
ni öldüren, bütün insanlari öldürmüs gibi olur. Yani
haksiz öldürme cok büyük bir zulüm ve yikiciliktir.
Hem Hakk nazarinda bir insan ile bin insan birdir.Hak-
sizca bir kimseyi öldürmemeis veya bozgunculuk ve te-
cavüzcülük yapmamis bir insani öldürmenin cezasi, öl-
dürülmektir. Fakat adalet isini devlete birakmalisin.
Kimin hakli, kimin haksiz oldugunu ancak devlet ve a-
dalet karar verir. Cünkü cogu insan, haksizligini hak
yapabilir. Haksizliga ve anarsiye meydan acmamak icin
dâvâyi, adaletli Kur'anist devletin adaletine götürmen
gerekir. Allah'a ve hakli devlete baskaldirmanin ceza-
si ise, idam veya ebedî hapistir. Eger yakalanmadan
önce af diler, tövbe edersen cezan hafifler veya affe-
dilirsin, -sayet bir cinayet islememissen-.
Bunlar, bireysel ve hukuksal adalettir. Bir de, "top-
lumsal" ve "sosyal adalet" vardir. Sosyal adalet ise;
haksiz kazanc ve faizciligi terketmek ve her yil ihti-
yac fazlasi veya ticarette olan malindan yüzde üc veya
daha fazlasini devlet eliyle fakirlere ulastirmaktir.
Eger issizlik varsa, is saatlerini paylasmak gerekekir
Is sahibi olanlardan herkes -ilk care olarak- is saati
nin sekizde veya onda birini issizlere verse, issizlik
ortadan kalkar. Is saatini paylasmak istemeyenlerden
de, paylasilmasi gereken is saatinin geliri kadar bir
ücret alinip issizlere dagitilmalidir. Bu paylasima
razi olmanin dünyadaki karsiligi, sosyal baris ve ada-
lettir. Paylasmamanin karsiligi ise, sosyal savas ve
catismadir. Paylasmanin ötedünyadaki mükâfati, ebedî
bir cennettir. Paylasmamanin cezasi ise, cehenneme git
mektir. Demek paylasmak da, paylasmamak da her iki dün
yada karsiliksiz kalmiyor. Cünkü dünyanin dönüsü, in-
sanin yaratilis ve yasatilisi bosuna degildir.
-4-
N A M U S nedir?
-Irz, iffet, haya, edep gibi sir ve degerlerin genel
adi olan Namus ve Namus'tan maksat; kisaca aile ve
neslin korunmasidir. Yani nikâhsiz birlesimlere girme-
mek ve escinsellige yanasmamaktir. Sonra gencleri e-
gitmek ve cocuklari öldürmemektir. Namus'un korunmasin
da kadin ve erkege büyük görevler düsüyor. Buna göre
namuslulugu secen kadinlar, acik sacikligi terketmeli-
dir. Cünkü dünyanin bozulmasi, kadinin soyunmasiyla
(yani acik sacikligiyla) baslar. Kadinin acik sacikli-
gi ise nikâh yolunu kapatir, fuhushane yolunu acar ve
erkekleri ahlâksiz ve tecavüzcü yapar. Bundan da yine
en cok kadinlar zarar görür. Bu zarara ugramamanin ve
tecavüzcülükten korunmanin ve kurtulmanin caresi, er-
kekleri veya kadinlari evlere hapsetmek degil, sadece
acik sacik giyim kusam tarzini terketmektir. O halde
namuslu olmak ve tecavüzden korunmak ve toplumsal ba-
risa katkida bulunmak isteyen kadinlar, cinsel arzula-
ri tahrik eden kiyafet anarsisine son vermelidir. Na-
muslulugu secen erkekler de, eslerinin acik sacikligi-
na izin vermemeli ve ciblak giyimli kadinlardan yüz
cevirmelidir. Sonra nikâhlanmasi yasak olan ve nikâh-
lamak istemedikleri kadin ve kizlari "seviyorum" deyip
kandirmamalidir. Namusta en büyük tecavüzcülük iste bu
kandirmadir. Bu kandirmayi yapan ve ona bilinclice razi
olan, cok büyük bir cinayet islemis olur. Kadin hak
larini savunanlar ise, erkeklerin haklarini da düsünmeli ve
Yaratan'in haklarini da unutmamalidir. Yaratan'in haklarini cigneyenlerin hakciligina itibar edilmez.
Iste ey insan! Senin birinci vazifen: Okumak, ikinci
vazifen; HAKLI, ADALETLI ve NAMUSLU olmaktir. Yani ca-
hil ve inancsiz kalmamali; haksiz, adaletsiz ve namus-
suz olmamalisin. Iste senin dogrulugun ve dosdogru yo-
lun budur! Öyle ise egrilige ve egri yollara sapmama-
lisin. Yani keyfinin ardindan veya haksiz, adaletsiz
ve namussuz atalarin izinden degil; Hakli, Adaletli ve
Namuslu önderlerin pesinden gitmelisin. O kutsal ön-
derlerin bu zamandaki mânevî sahsi ise, Kur'anizm'dir.
Kur'anizm'in gösterdigi dogru yolun icsel ve ahlâksal
ve toplumsal boyutunda ise sunlar vardir:
AKLin geregi; aldanmamak ve aldatmamak, dogru ve ger-
cekci olmaktir. Bu da, bilgili ve inancli olmayi ge-
rektirir. Bilgi ile aldanmaktan kurtulur, inanc ile de
aldatmaktan sakinirsin. Seytana ve seytanlasmisliga
aldanan cennetten olur. Insanlari aldatan da cehenneme
gider, -eger tövbe edip düzelmezse-. Cennete götürecek
dogruluk ise; özünde, sözünde, fiil ve niyetindeki
dogrulugun birligiyledir. "Her sözün dogru olmali, fa-
kat her dogruyu söylemek dogru degildir ve senin hak-
kin olamaz". Buna göre ferdi ve toplumu hakarete ugra-
tacak, incitecek veya tehlikeye düsürecek haksiz dog-
rulari saklamalisin. Aile, devlet ve kurumlarin hak-
sizliga varmayan sirlari da gizlenir. Bir hakki koru-
mak ve kurtarmak icin haksizliga varmayacak oranda ya-
lan kullanabilirsin. -Meselâ dogruyu söylediginde hak
olan hakkin yanacaksa veya hakli bir kimseyi ölüm ve
tehlikeden kurtarmak icin-. Haksizlarin, yalan kullan-
maya haklari yoktur. Onlarin ilk yapacagi i$, haksiz-
liktan cikmaktir. Kim yalancilikla hakki olmayan bir
hakki elde ederse, Ötedünyada kendini cehennemde bulur
Tabii dünyada da neticesi hapistir. Savasta düsmana
karsi dogru olmak zorunda degilsin. Cünkü harp, hile
iledir. Bunlarin disinda sözünde, özünde, fiil ve ni-
yetinde ve isinde dogru olmak sarttir. Dogrulugun da
Hak ve Adalet ve Namus'a uygun olmalidir. Sözde dogru-
luk, sözünde durmayi da gerektirir. Sözünde durmak, e-
manete hiyanet etmemeyi de gerektirir. Isde dogruluk,
isi saglam, temiz ve vaktinde yapmayi, ölcü ve tartida
aldatmamayi gerektirir. Ayrica is ve calismada dogru-
luk, isi uzmanina birakmayi ve danismayi da gerektirir
Isi uzmanina birakmak, herkese kabiliyetine göre is
vermeyi ve kaldiramayacagi yükü yüklememeyi de gerek-
tirir. Danismak da; amir ve üstlere, Elciye ve ebeveyn
e ve Yaratan'a ve hakli kocaya itaati gerektirir. Yani
büyüklerden izinsiz is yapilmamali, büyükler de kücük-
lerin görüsünü almali, bilmeyenler bilene sormali, si-
yasetcilerin de bir meclisi olmali.
-5-
ÖKEnin geregi; kötülerle ve kötülüklerle savasmak,
zalimlere karsi sert ve kati, iyiler ve mazlumlara
karsi ise yumusak ve affedici olmaktir. Bu da; adalet-
li, merhametli ve cesur olmayi gerektirir. Adalet ile
zulme düsmekten, merhamet ile de vicdansiz olmaktan
kurtulursun. Cesaret ise seni, kahramanliga götürür;
zalimler karsisinda savasmaktan korkmaz ve kacmazsin.
Sana saldirmayana saldirmaz, saldirana karsi kendini
korur ve savunursun. Düsmanliga sevgi, sevgiye düsman-
lik göstermezsin ve göstermemelisin. Daima baristan
yana olmali ve barisi korumalisin. Haksiz savaslara
katilmamali, onlara karsi cikip engel olmalisin. Unut-
ma! Bütün kavga ve savaslarin asil sebep ve kaynagi;
haksizlik, adaletsizlik ve namussuzluktur. Baris ister
sen; Hakli, Adaletli ve Namuslu olmali, onlara sahip
cikip korumalisin.
Siyasetcilikte Öfke'nin geregi ise; diktatör degil,
demokrat; aciz degil, muktedir olmalisin. Yani yöne-
timde Hakk'a dayanip güclü olmakla birlikte insanca
bir yönetim ve yönetilmeden yana olmalisin. Hak ve A-
dalet ve Namus isikli Kur'anist Demokrasi'ye sahip
cikmali, aczibratörlük ve diktatörlükten kacinmalisin.
Yaratan'i dislayan yönetimleri, sen de kendinden dis-
lamalisin. (Aczibratörlük: Acizlik Yönetimi'dir.)
SEHVETin geregi; nikâhli olmaya özen göstermek ve ev-
lenmek, fuhus ve escinsellikten cekinmektir.Bununla da
neslini bozulmaktan, devletini yikilmaktan, kendini ve
toplumunu da AIDS gibi pis ve tehlikeli hastaliklardan
korumus ve kurtarmis olursun. (Eger; Namus ilkesine
uymayan ülkeler neden batmadi dersen, bunun cevabi su-
dur: Ülkeler iki sekilde batar. Ya icten, ya da distan
Ahlâksizliga, anarsi ve uyusturucuya mahkûm olmus ül-
keler, icten batmis ülkelerdir. Bunlarin distan ayakta
duruyor olmalari, onlarin batmadiklarina delil olmaz.)
Ey elbise giyen varlik! Sen, dünyaya bilgisiz olarak
geldigin gibi, ölcüsüz olarak da gelmis oldugundan, i-
kinci vazifen; ilkesi, Hak ve Adalet ve Namus olan
"dogruluk"tur ve "dogru yolu bulmak" tir. Bunun icin
hayatta en muhtac oldugun sey, "dogruluk"tur ve "dogru
yol"dur. Eger, Sen olan fertte dogruluk olmazsa, top-
lumda düzensizlik ve kaos olur. Bunun icin sosyal so-
runlarin cözümü ilk basta dogrulukla mümkündür. Dogru-
lugun esasi ise: Hak ve Adalet ve Namus'tur. Hak ve A-
dalet ve Namus ve onlara ait ilke ve gercekler, yara-
dilisin geregi oldugu gibi, Yaratan'in da emir ve is-
tekleridir. Öyle ise simdi de Hak ve Adalet ve Namus'
taki dogrulugun ne oldugunu görelim:
Hakk'in esasindan olan Inancta Dogruluk;Tanriyi birle-
mektir. Yani Tanri bir tektir; esi ve ortagi, oglu ve
kizi yoktur. Essiz ve ortaksiz, kizsiz ve ogulsuz Tan-
riya, Teslimciler, "Allah" der. Allah'a inanmis ve
teslim olmus kimselere de "Teslimci" denir.
Ey yaradilisi Teslimci olan, fakat kalp ve akli Tes-
limcilikten uzak olan insan! Bu dünyada bir tane Sen
oldugun gibi, bu kâinatta da bir tek Allah vardir. E-
ger iki tane Sen olsaydin, senin dünyan karmakarisik
olurdu. Iste bu kâinatin düzenligi de, Tanrinin tekli-
gini gerektiriyor. Koca bir ülkenin bir tek Basbakan
tarafindan yönetilmesi mümkün oldugu gibi, bir tek
Tanrinin da bu koca kâinati yaratip yönetmesi zor ve
imkânsiz degildir. Hem Tanrilik, ezelî ve ebedî, yani
öncesiz ve sonrasiz olmayi gerektirir. Bunun icin Tan-
rinin esi, ortagi; oglu, kizi olmaz. O'na es, ortak;
ogul, kiz isnad etmek, bilgisizliktir veya bilgide ya-
nilma ve noksanliktir. Bu noksanlikta israr edenler i-
cin Ötedünyada ebedî bir azap vardir. Ebedî saadet ise
yalniz Tanriyi birleyenlerin ve O'na hicbir seyi ve
hicbir kimseyi ortak kosmayanlarin, denk tutmayanlarin
olacaktir.
Hakk'in esasindan olan Bilim ve Bilincte Dogruluk;
dinsel ve dünyasal bilgileri birlikte okumak ve okut-
maktir, onlari birbirinden ayirmamaktir.Gercek din ve
gercek bilim birbiriyle barisiktir, catismaz. Catisma-
yi cikaran, insanlarin bozuk anlayisidir. Dinsel bi-
limlerle, yaratis ve yasatisin nicini ve kime aitligi
bilinir, ögrenilir. Ayrica madde ve kâinat ötesi bil-
giler de, dinsel bilimlerle elde edilir. Dünyasal bil-
gilerle de, yaratis ve yasatisin nasil yapilip isle-
tildigi ögrenilir. Bu iki bilginin birlestirilmesiyle
gercek bilim ortaya cikar. Ögrencinin kalp ve kafasini
doyurup aydinlatacak, onu süphe ve saplantilardan kur-
taracak ve onu yükseltip ilerletecek inancsal bilgi ve
bilgisel inanc da iste bu birlesik bilimdedir. Bunun
icin dinsel ve dünyasal bilimleri birbirinden ayiran
egitim sistemlerine "hayir" demelisin.
-6-
Adalette Dogruluk; yapilan kötülük ve haksizligin mis-
liyle cezalandirmadir. Veya misliyle cezalandirmanin
mümkün olmadigi ve olmayacagi hal ve vakitlerde de ce-
zanin seklini cevirmek ve degistirmek veya hakli tara-
fi ugradigi zarar miktarinca mükâfatlandirmaktir. Buna
göre meselâ; irza tecavüz edenin irzina tecavüz edil-
meyip, onun cezasi hapis veya dayak veya idam cezasina
cevrilir veya cevrilebilir. Hakk'in hukukunca irz ve
akil, can degerindedir. Kim bunlara kasdederse, cana
kasdetmis gibi olur. Cezasi da, cana kasdetmenin ceza-
si kadardir. (Yalniz Yaratan'in yasalarina itaat edil-
meyip acik sacikligin terkedilmedigi bir ortamda teca-
vüzcüye idam cezasi verilemez.) Bu cevirmeler gibi,ay-
ni sekilde Kur'anist Düzen'de de hirsizin eli kesilmez
cezasi, hapis cezasina cevrilir. Cünkü bakkaldan bir-
$ey calan kimse ile devletin milyarlarini calan bir
memura ayni ceza verilemeyeceginden, hirsizin elini
kesmek adaletsizlik olur. Allah ise, adaletsizlik is-
temez. Hirsiz ancak i$ledigi suc nisbetinde cezalan-
dirilabilir. -Eger o yerde aclik kitlik gibi bir durum
yoksa ve sosyal yardim kurumlari faaliyetteyse-. Hak-
siz öldürmelerde ise, "haksiz yere can alanin cani a-
linir". Bu da idami gerektirir. Idam cezasini ebedî
hapse cevirmek, hem devlete agir bir yüktür hem de öl-
dürülenin hakkina ihanettir. Fakat sen bu ihanete ka-
tilmamalisin; idama degil, haksiz öldürmege karsi cik-
malisin. Cünkü zalime merhamet edilmez. Zalime acimak,
merhamette egrilik ve sapmadir, hakki cignenene zulüm-
dür. Merhamette dogruluk, Hakk'in merhametinden fazla
merhamet etmemektir. Bunun icin zalim cezasini bulur.
Sava$ta düsman öldürülür. Eti yenmek icin hayvan kesi-
lir. Canin kurtulmasi icin kangren olmus kol ve bacak
kesilir.
Ey insan! Dogru Adalet'te en önemli bir ilke de sudur:
Rizasi olmadikca toplum icin fert, fert icin toplum
feda edilemez. Fakat fert ve toplum, hakli toplum ve
fert icin kendini fedaya hazir olmalidir. Fert ve top-
lumun kiymeti de bu fedakârliktadir. Sehitlik olan bu
fedakârligin Tanrisal ve Ötedünyasal ücreti ise, ebedî
bir cennettir.
Bundan baska bilmen gereken bir ilke de sudur: Hakk'in
hatiri yücedir, halklarin hatirina feda edilemez. Buna
göre, yakinligin olan kimselerin yakinligi, adalet et-
mede taviz verici sebep olamazlar. Bunun icin, suc is-
leyen baban dahi olsa, hak ettigi cezayi almada adale-
te engel degil, yardimci olmalisin. Sonra bir kimsenin
isledigi sucun cezasini, onun bir yakinina yüklememeli
ve cektirmemelisin. Sonra adaletin öngördügü cezadan
fazla veya eksik ceza talep etmemelisin. Sonra isledi-
gin veya islenmis bir sucu, sucsuz birinin veya biri-
lerin üzerine atmamalisin. Sonra ihtimallere göre ceza
kesmemelisin, -ancak tedbir alabilirsin-.Sonra ve hep-
sinin basinda ise, kanun koymadan ve uyari yapmadan
kimseye ceza verilemez ve vermemelisin. Fakat devletin
olmadigi yerde Yaratan'in hükmünün kanun oldugunu bil-
melisin. Adalette yapacagin egriliklerin dünyada ceza-
siz kalan karsiliginin Ötedünyada sana mutlaka verile-
cegini de hic unutmamalisin.
Adalete ait bir görevin de, sahitligi dogru yapmali ve
gizlememelisin. Cünkü senin dogru sahitliginle hak or-
taya cikar; suclu cezasini bulur, zulme ugrayan da
hakkina kavusur.
Namus'ta Dogruluk; bekâr kalmayip evlenmek ve nikâhla-
nip zina etmemektir. Evlenmeye hali, vakti ve firsati
olmayanlar, zina etmemek ve escinsellige yanasmamak
sartiyla bekâr kalabilir. Kadinlarin cogalip erkekle-
rin azaldigi bir yer ve vakitte erkekler birden fazla
kadin alabilir. Bundan baska eger bir kadinin, kadin-
ligini yapamayacak veya doguramayacak bir arizasi o-
lursa, bu halde de erkek -karisini bosamak yerine- i-
kinci bir kadin alabilir. Eger erkek her iki kadina da
gereken ilgi ve sevgiyi gösteremeyecekse, yani sevgide
adalet edemiyecekse, ikinci kadini almaktan vazgecer.
-7-
Hakta, Adalette ve Namusta dogruluk,"sevgide dogruluk"
u da gerektirir. Sevgi'de Dogruluk; Hak ve Adalet ve
Namus ölcüsüyle sevmektir. Buna göre sevdigini, Yara-
tan hesabina sevmelisin. Allah hesabina olmayan sevgi-
ler, meselâ Allah disindakileri Allah gibi veya Allah'
tan cok sevmek, haksiz sevgidir. Sonra sevgide "Ada-
letli" olmalisin. Meselâ namuslu ve itaatli karisini
veya dindar ve dürüst kocasini birakip onlarin asagi-
sinda olanlara yönelmek veya iki sevilmesi gerekenden
birisini askida birakmak, sevgide adaletsizliktir.Son-
ra sevgide "Namuslu" olmalisin. Mesalâ nikâhlanmasi
yasak olan kimselere cinsel birlesimli sevgi beslemek,
gayri mesru bir sevgidir, sevgide namussuzluktur.
Dogru sevgiye ait bir ölcü de sudur: Iyiligi, güzelli-
gi, masumiyet ve mükemmelligi olanlarin, sevilmek hak-
laridir. Kötüleri sevmeye mecbur degilsin. Cirkinlik
ve begenilmezlikleri de Yaratan'dan ötürü hos görebi-
lirsin. Gercek sevgi, karsiliksiz sevmek degil; Hakli-
ca, Adaletlice ve Namusluca sevmektir. En üstün sevgi
ise, acimaktir. Veya acimak, sevmekten üstündür.
Simdi dogrulugun ve dogru yolun ne oldugunu ögrendik-
ten sonra HÜRRIYET'in ne oldugunu da sorabilirsin. Öz-
gürlük ve hürriyet; seni yasatan Yaratici'nin, iyilik-
ci olman icin sana verdigi, fakat kötülük yapmana da acik
olan bir "serbestlik hakki"dir. O halde Hürriyet;
Hakli, Adaletli ve Namuslu olmaktir.Öyle ise Özgürlük;
haksizlik, adaletsizlik ve namussuzluk etmemektir. De-
mek Hak ve Adalet ve Namus, senin özgürlügünün siniri-
dir. Eger bu siniri cignersen, özgürlügün elinden ali-
nir, hürriyetini kaybedersin. Eger bu siniri korursan,
o zaman sana Tanrisal taraftan evrensel ve kâinat öte-
si mânevî bir özgürlük daha verilir, hürriyetinin ala-
ni genisler. Bu genislige sahip olabilmek icin "sakin-
maci" ve "korunmaci" olmalisin. Hak ve Adalet ve Na-
mus'un sInIrlarini, Yaratan'in azabindan korkup koru-
yanlara "korunmaci" denir. Bu sInIrlari cignemekten
sakinanlara da "sakinmaci" denir. Cennet de, Korunma-
cilar ve Sakinmacilar icindir.
Eger Hak'tan, siyasetcilikte uyman gereken yolu veya
hangi partiyi tutman gerektigini sorarsan, alacagin
cevap $udur: Hak ve Adalet ve Namus'a sahip cikan,
Kur'anizm'in gösterdigi sosyal baris ve adaleti yer-
lestirmek isteyen siyaset, senin siyasetindir. O halde
"hangi partiyi tutmaliyim" degil, "hangi politikadan
yana olmaliyim" demelisin. Inanc ve düsüncede birlik
meydana geldigi zaman particilige gerek kalmaz. Parti-
ler, siyaset icin bir aractir. Bu arac faydali oldugu
zaman kullanilir. Zararli olmaya basladigi zaman da a-
tilir. Sen, araclarin araci ve oyuncagi olmamalisin.
Öyle ise senin ücüncü vazifen; Birlik'tir, birligi
saglamak'tir. Hem, demokrasi demek, farklilik ve cesit-
liliklerin katilimi demektir, fakat insanlari partile-
re bölmek, onlari birbirine düsürmek demek degildir.
Öyle ise, siyasal gücü zayiflatan ve halki birbirine
düsman eden cok particilige son vermelisin.
Unutma! Demokrasi demek, insanca yönetmek ve yönetil-
mek demektir. Bu da, Hakk'in halka hâkimiyeti ve hal-
kin da Hakk'a itaatiyle olur. Tam ve gercek demokrasi
de budur. Yani ne halk, hakli devlete baskaldiracak,
ne de devlet, hakli halka tahakküm edecek; halk kendi-
ni, Hakk'in egemenligiyle yönetecek. Bu yönetimde dev-
let sadece bir araci ve düzenleyici olacak. Yoksa su-
nun bunun keyfine, falan atanin ilkesi, filan devletin
ideolojisine göre yönetim yapilmayacak.Yalniz onlarin,
Hakk'in ilkesine ve evrensel degerlere ters düsmeyen
yönleri kalabilir, alinabilir. Sunu da unutma! Ideolo-
jisiz devlet ve demokrasi olmaz. Ideolojisiz devlet ve
demokrasi, akilsiz bir ba$a benzer. Dinsiz devlet de,
kalbsiz bir beden gibidir. Bunun icin senin devletinin
ve demokrasisinin bir din ve ideolojisi olmali. Fakat
bu din, Teslimcilige; ideolojisi de mutlaka Hakk'a, Ada-
lete ve Namus'a dayanmali. Bu da ancak Kur'anizm o-
labilir. Bazi kimseler Kur'anizm'in elciligini inkâr
edebilir. Fakat Kur'anizm, Hak'tan aldigi isigi inkâr
edemez, dâvâsindan vaz gecemez. Onun görevi, Hak'tan
aldigi i$igi insanliga duyurmak ve yansitmaktir. Kur'
anizm bir akil'dir. Fakat onun Hak'tan aldigi i$ik, a-
kil üstüdür. Bu i$ik, Yaratan'a aittir.
-8-
Ey yeni bir düzen arayan ve isteyen insan!
Eger sosyal baris ve adalet icinde ya$amak istersen,
dogrulukta ve dogru yolda olmakta birlikte su ilkele-
ri de kendine rehber etmeli ve onlari toplumsal ya$an-
tina hâkim kilmalisin.
Birinci Ilke: Ekmek, emek edenindir. Yemek, calisanin-
dir. Fakat i$sizin ve caresizin de yemekte bir hakki
vardir.
Ikinci Ilke: Ben tok iken baskasi ac kalmamali. Veya
baskasi ac iken ben tok olmamaliyim. Yani hemen fakir
ve muhtacin yardimina ko$maliyim.
Birinci ilkenin ilk basamagi ile calismayi esas yapip
bütün haksiz kazanc kapilarini kapatmalisin. Bu kapat-
ma ile hayat carpisma ve catisma olmaktan cikar.
Ikinci ilke ve birinci ilkenin ikinci basamagi ile de
yardimlasma kapisini acarsin ve acmalisin. Bu acma ile
de hayat bir yardimlasma olur. (Demek senin dördüncü
vazifen: "Yardimlasma" dir.
Iste bu ilkeleri toplumsal ya$antina hâkim kilmak ve
egemen yapmakla sosyal baris ve adaleti kazanmis olur-
sun.
Ey insanlar! Yaratan'i bilip birleyerek Hakli, Adalet-
li ve Namuslu insanlar olunuz. Dogrulugun esasi budur.
Gercek yolunuz da budur. Ne zaman gelip catacagi belli
olmayan ölüm vakti gelmeden önce Yaratan'in bu sapmaz
ve saptirmaz yoluna uyunuz. Cünkü cok yakin bir zaman-
da hesaba cekileceksiniz. Size göre uzak olan,Yaratan'
a göre cok yakindir. Gercekte de bu böyledir. Simdiki
yasiniz yil kadar önce dünyada yok iken nasil -dolayli
olarak- sudan ve topraktan yaratildiysaniz, ölüp vücu-
dunuz toprak olduktan sonra da bu yaratilis tekrarla-
nacak ve sizler, ki$ta ölüp baharda dirilen bitkiler
gibi diriltilip Yaratan'a hesap vereceksiniz. Hesabi-
niz sorulurken "bugünümüzle karsilasacagimizi bildiren
bir haberci gelmedi" demeyiniz. Iste o günün haberini
simdiden ögreniyorsunuz. Büyük Yaratici, cin ve insan
topluluklarini dünya ve Ötedünyadan habersiz birakmaz.
Onlardan haberdar edebilmek icin de Elciler yollar.
Cünkü Yaratan, sizi ve dünyanizi bosuna yaratmamistir.
Elci göndermemekle bu yaratilisi bo$a cikarmaz. Cünkü
Yaratan, amaclik sahibidir, amacsiz degildir. Bu amac-
ligini göstermek icin Yeni Caglilara elci olarak Hak'
tan i$ik alan Kur'anizm'i göndermistir. Bu gönderme i-
le yasa ve buyruklarini tazelemek istiyor.
Ey insanlar! Sabitmis gibi görünen dünyanin su yaniti-
ci görüntüsü sakin sizi aldatmasin. Bu dünyada temelli
kalamazsiniz. Bir müddet sonra süreniz dolup baska bir
âleme gideceksiniz. Madem bu dünyada kalis yoktur, o
halde burada bulunus amacinizi bilmelisiniz. Cünkü si-
zi yas$tan Yaratici, sizi bosu bosuna yaratmamis ve
sizi basibos birakmamistir. Burada bir bulunus amaci-
niz vardir. O amaciniz ise; Yaraticinizi bilmek, inan-
mak ve O'na baglanip O'nun yolunda yürümek ve ya$amak-
tir. O'nun yolu ise: Hak ve Adalet ve Namus'tur. Hakk'
in geregi; inancli ve bilincli olmaktir. Adaletin ge-
regi, haksizligi kesmektir; keyfe ve kuvvete degil,
Hakk'a dayanmak ve azinlik da olsa haklilara uymaktir.
Namus'un geregi, nikâhsizligi ve fuhsu birakmaktir.
Kadin ise, örtünmek ve erkekler de kadinlari aldatma-
mak ve onlari haksiz yere bo$amamaktir.
+ + +
-9-
DÜZENNAME'NIN EK VE TAMAMLAMASI
Ey insan!
Sen, ölcüsüz olarak dünyaya gelmis oldugundan, hayatta
en muhtac oldugun sey, "dogru yol" dur. Fakat dogru
yolu nasil bulacaksin, kimden ve nasil isteyeceksin?
Saskinliktan kurtulmak istersin degil mi? Öyle ise de:
Allahim! Biz ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yar-
dim isteriz. Bizi dogru yola ilet. Kendilerine i$ik
verdigin Kur'anistlerin yoluna. Sapmis ve öfkene ugra-
mis inkârci ve ortakcilarin yoluna degil. Allahim!
Dogru yolu bulduktan sonra bizi saptirma, bizi dogru-
lukta sabit kil. Allahim! Bu duamizi kabul et.
Ey insan!
Senin birinci vazifen: "Okumak" tir.
ikinci vazifen : "Dogru olmak" tir.
ücüncü vazifen de: "Birligi saglamak" tir.
dördüncü vazifen ise: "Yardimlasmak" tir.
Demek Birinci vazife : Okumak.
Ikinci vazife : Dogruluk.
Ücüncü vazife : Birlik.
Dördüncü vazife : Yardimlasmak.
Öyle ise;
OKU, DOGRU OL, BIRLIK OL, YARDIMLAS.
Iste senin en önemli i$ ve calisman budur.
Hedefin ise, insanlasmak ve yirmibirinci asri
bir "Mutluluk Cagi" yapmaktir.
Artik karanliklar yok, Kur'anizm var (isik olarak).
irklar yok, Kur'anist kardeslik var.
dinler ve tarikatlar yok, Teslimcilik var.
partiler ve mezhep yok, birlik ve sevmek var.
$iddet ve kuvvetcilik yok, hakcilik ve Hakk'a
itaatcilik var.
cikarcilik yok, iyilikcilik var.
bencillik yok, bizcillik ve Allah rizasi var.
carpismacilik yok, yardimlasmacilik var.
ezme ve sömürme yok, kucaklamak ve paylasmak var.
nefse taparlik yok, Hakk'a taparlik var.
$eriat yok, KUR'ANIST DÜZEN var.
tanrilar yok, ALLAH var.
peygamberler ve mehdiler yok, Hz. Isa ve Mehdi-i
Azam var. Mehdi-i Azam ise, KUR'ANIZM'dir. Kur'
anizm, Hz. Muhammed'in sözcüsü ve Gercek Din'in
son yenileyicisidir.
Not: "Dünya bozulmus mu ki düzeltilsin" diye sorulabi-
lir. Cevap: Eger dünya ülkelerine ahlâksizlik, anarsi
ve uyusturucu hâkim olmussa; eger o ülkeler halki is-
sizlige düsmüsse; her yil milyonlarca insan acliktan
ölüyorsa; bir avuc insan refah icinde yüzüyorken büyük
bir kismi aclik ve fakirlige gömülmüsse; siyaset cik-
maza girmis, politika insanlari yönetemez hale gelmis-
se; hak ve hürriyetler ayaklar altinda kalmissa; dün-
yanin tavani delinmis, tabani da tahrip edilmisse; ha-
va teneffüs edilemez ve gida maddeleri de yenilip ici-
lemez hale gelmisse, ve herkes kendi bildigini okuyor
kimse kimseyi dinlemiyorsa, evet o dünya "bozulmus"
demektir! Dünyanin bozulmuslugu, insanin bozulmuslu-
gundandir. Dünyanin düzelmesi ise ancak insanin düzel-
mesiyledir. Ey Insan! Kendini düzelt ki, dünyamiz da
düzelsin. Fakat bu düzelim icin yalniz senin düzelmen
yeterli degildir. Hep birlikte bir düzelim gereklidir.
Bu da, Kur'anist bir inkilâp ile olur. Öyle ise haydi
Kur'anist Inkilâb'a! Bu inkilâpta birinci düsmanin: I-
nancsizlik, inkârcilik ve ortacilik'tir. Ikinci düsma-
nin: Irkcilik, ezmecilik ve sömürmecilik'tir. Bu düs-
manlara karsi silahin ise: Inancta; birlemecilik ve
Teslimcilik, düsüncede; birlik ve birlesmecilik, ve
yasamda; dogruluk ve yardimlasma'dir. Önce ic dünyan-
daki düsmani vurmali, sonra di$ dünyadaki düsmani de-
virmelisin. Inkilâbin kutlu olsun.
* * *


LinkBack URL
About LinkBacks
Bu bildiri, 8 yil önce Avrupa Kur'anistleri tara-
KEnin geregi; kötülerle ve kötülüklerle savasmak,
Alıntı Yaparak Cevapla