Gönlümün Yitik Yurdunda
Yazarı : Feridun ANDAÇ
Yayınevi : Can Yayınları
Basım Yeri / Tarihi : İstanbul / 2003 - Mayıs
Sayfa Sayısı : 119
KİTAP HAKKINDA
FERİDUN ANDAÇ: 27 Temmuz 1954'te Erzurum'da doğdu. İlk, orta ve liseyi bu kentte; yükseköğrenimini İstanbul'da, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde yüksek lisans yaptı. Lise ve üniversitelerde edebiyat, karşılaştırmalı edebiyat dersleri verdi; yaratıcı yazarlık/edebiyat seminerleri düzenledi. Özel kurum ve kuruluşlarda eğitim, halkla ilişkiler, idari işler,yayın-tanıtım, reklam işleri, insan kaynakları konularında yöneticilik; yayınevlerinde editörlük yaptı. Üniversitedeki görevinden ayrıldı (Haziran 2000) , yazarlığı tek uğraş edindi. Eğitim, kültür, sanat, edebiyat konularındaki inceleme, araştırma, eleştiri çalışmaları; öyküleri, deneme ve gezi yazıları birçok yazın/sanat dergisinde yayınlandı. Çeşitli ansiklopedilerde ve elektronik yayıncılık alanında tematik yazılar yazdı. Varlık, Adam Öykü, Hürriyet Gösteri dergilerinin yanı sıra Cumhuriyet gazetesinin sürekli yazarları arasında yer aldı. Halen, bu dergilerle birlikte, Cumhuriyet gazetesinde edebiyat konularını içeren yazılar yazan Andaç; Gerçekçilik Yolunda (1989) adlı yapıtıyla 1987 Akademi Kitabevi Eleştiri-Deneme Birincilik Ödülü'nü kazandı. `Işık Ol, Günüme Ağ' adlı denemesiyle 1994 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü'nü; Necati Cumalı ile yaptığı `Yazıya Adanmış Bir Ömrün Tanıklığında'adlı söyleşisiyle de PEN Yazarlar Derneği Onat Kutlar Edebiyat Söyleşisi Birincilik Ödülü'nü (2000) ve Kar Masalları adlı kitabıyla Ömer Asım Aksoy ödülünü aldı. Andaç,denemelerinde yaşamla yazının buluşma noktalarını yansıttı. İnceleme,eleştirilerinde edebiyatımızın oluşum serüvenini irdeleyerek, toplumun çağdaşlaşma sürecinde edebiyatın yerini/anlamını belirleyen yazar/yapıt/dönemlerin gelişme düzeyini göstermeyi amaçladı, edebiyatın tematik sorunlarını gündeme getirdi. Ayrıca yazın/sanat insanlarıyla yaptığı söyleşilerinde ise bu çabasını pekiştiren bir panorama sundu. Yazar, PEN Yazarlar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve Dil Derneği üyesidir.
ARKA KAPAK YAZISI: 'Günlerdir kaçaktım! Karanlığa kalmadan dönmeliyim, diyordum içimden. Ama buralardan kopamıyordum bir türlü. Beni tutan, buraya çeken bir şeyler vardı. Çıkıp o balkonu görmek, beyaz perdenin gerili olduğu açık alanı seyretmek, çocukluğumun yitik yurduyla buluşmak istiyordum. Kulağımda dikiş makinesinin tıkırtıları vardı. Çayın yanına katık ettiğim simide ise annemin çöreklerinin kokusu sinmiş sanki. Geceyi bu otelde geçirmeye karar verdim.'
Gönlümün Yitik Yurdunda; yazma serüveninin büyüsüne kapılmış bir yazarın geçmişe yaptığı, duygu ve özlem yüklü bir yolculuk. Buğulu bir dünyaya, pastel renklerdeki bir imgeler evrenine açılan bir pencere. Feridun Andaç, hayatın, yaşanmışlıkların, tanıklıkların izdüşümlerini hayal gücünün zengin hamuruyla yoğurup koyuyor önümüze. Çocukluğundan bugüne belleğinde yer eden, iz bırakan, kimliğini oluşturan her şey unutulmuşluğun düğümlü bohçasından çıkıp yerini buluyor öykülerinde. En çok da hüzünle dokuyor anlattıklarını, geçmişe ve geleceğe hayatın kanayan noktalarından bakarken. Belki de gönlünün yitik yurdunun -taşranın ve taşra hayatının, ilk gençliğinin, yazısının yurdunun- özlemidir; bir daha hiç buluşamayacağı sevgilere duyduğu ince sızıdır gönlünde, ona bu öyküleri yazdıran. Andaç'ın duygu evrenin kapılarını açmasıdır, peşini bırakmayan geçmiş anlar'dır; yitik zamanın peşinde bir yolculuktur ya da yalnızca bir avuntu.
İÇİNDEKİLER:
Babam ve Kiraz Ağacı
Maşatlıkta Kuş Sesleri
Gönlümün Yitik Yurdunda
Sana Gülümsemek Yakışıyordu
Çekerim Ayrılık Seni Bir Zaman
Bazı Anlar (Zülfüyâr)
İçimdeki Bülbül
Mürai Ağacı
Fuat Bugün Gelecek
Düğün ve Klarnet
Bakışımsız
RECEP ŞÜKRÜ GÜNGÖR’ün GÖNLÜMÜN YİTİK YURDUNDA’ya Dair Yazısı:
Feridun Andaç’ın öykülerinden oluşan Gönlümün Yitik Yurdundan isimli kitabı Can Yayınları tarafından yayımlanmış. Kapakta bulutlar, bisikletle çimenlikte giden bir adam, güneşin kızıllığı vurmuş bir bank ve kale girişine benzer bir kapı girişi... Arka kapakta kitap hakkında kısa bir tanıtım metni...
Bu kitap Andaç’ın Can Yayınları'ndan çıkan ilk öykü kitabı. Haldun Taner Öykü ödülünde de dereceye giren bu kitap on bir öyküden oluşmaktadır. Alınlık isimli son başlıktan anlaşıldığına göre kitaptaki öykülerin bir kısmı Adam Öykü’de, bir kısmı Yaşamdan İzler isimli kitapta, bir kısmı E’de, bir kısmı da Hece’de yayımlanmış. Birkaç öykü ise ilk defa bu kitapta okuyucunun karşısına çıkmış.
Pastel bir hüznün anlatıcısı olarak gördüm Andaç’ı bu öykülerde. Kırılgan, utangaç, o kadar da cesaretli, anlatırken terlediğini duyumsatan bir anlatıcı...
Babam ve Kiraz Ağacı isimli öyküde, anı öykü tekniği kullanılmıştır. Anlatım çocukça. Çocukluk yılları ve babanın her olduğu yaşların özlemle anıldığı, hatırlandığı bir öykü...
Gönlümün Yitik Yurdunda isimli öykü, kitabın en başarılı öykülerindendir. Çok yönlü, çağrışımlı, alaşımlı öykülerden oluşuyor. Kısa kısa ama birbirine bağlı öyküler bütünü. Geriye dönüşler, andırışlar... anlatım zenginlikleriyle başarılı bir öykü. Türkülere, sosyal gerçeklere (ihtilal gibi) gönderme yapıyor. Bu, öyküyü hem hayal hem de reel zemine götürüyor ki bu da öykü için iyi bir yol demektir.
Sana Gülümsemek Yakışıyordu isimli öykü, anlatıcı ve anlatanın, o ve öteki oluşunun öyküsü. Acılar, sevinçler, hayal kırıklıkları, arkadaşlıklar... beraberce yaşanan, hatırlanan güzel günler... ve yaşanmışlıkların yaşananlara yansıyışı...
Akıcı bir üslup, okutturan bir dil... Andaç, bu öykülerinde okuyucuyu, yaşanana ve okuyanın özeline çağırıyor.
Affan’ın şahsında nice kaderler yaşandığını biliyoruz.
Çekerim Ayrılık Seni Bir Zaman isimli öykü, iç içe ben öykü ve anlatıcı öykü. İçe doğru yolculuk... yaşamın gerçekliği ve hayalin verdiği ağırlıklar...
Birkaç anlatı tekniği kullanmış yazar. Bu, öyküye farklı bir açılım imkanı kazandırmış. Yazarın kültürel birikimi ve yelpazesi öykülerde açıkça görülüyor. Bu, bazı yerlerde pek hoşa gitmese de genelde rahatsız edici değil. Fakat, çok alıntı öykü için tehlikeli değil mi?
İçimdeki Babil isimli öykü, işçilikle beraber öğrenciliğin vurgulandığı bir öyküdür. Okurken hayatını kazanmak zorunda kalanların acısı da var öyküde. Çalışarak okumak, bir dönemde olduğu gibi günümüzde de vardır. Birkaç alıntı yapıyorum bu öyküden:
“İnsan öğretirken öğrenir, sevgi de öyle.” “Sev ki yaşadığını anlayasın.” “Andre Gide’nin Dünya Nimetleri, Lacloş’un Tehlikeli İlişkiler...”
Birçok öyküsünde olduğu gibi bu öyküde de aşk var. Unutulmayan ilk aşk... işçilerin bakışlarındaki derinlik... mazlum, ezik bakışları... “löküs içinde yaşıyorsunuz...” derken durduğu ironik yer...
Mürai Ağacı isimli öyküyü teknik bakımdan yeterli bulmadım. Çok kullanılan rüya tekniğini kullanmış.
Düğün ve Klarnet isimli öykü çocukluğuna yeniden döndüğü öyküdür. Özentinin, büyüklerin büyüklüğünün anlaşılmadığı ya da sihirli bulunduğu çocukluğa götürüyor okuyucuyu. Ustalık, bilgelik, öğreticilik ve türkü gibi geleneksel unsurlar Kerim Abi isimli kahramanın şahsında veriliyor. Aşk ve ustalık birleşince iyi bir kahraman tipi çıkmış ortaya.
Bakışımsız isimli öykü kullanılan imkanlar bakımından son derece modern bir öykü. Çağrışım, içsellik, duyarlılık, çocukluk, uzaklık, hasret.... başkalaşma ve yabanlaşmışlığın öyküsü...
Andaç kitabın girişine Pablo Neruda’dan şu cümleyi alıyor: “Yurduma kavuştum başka gözlerle.” Andaç da öykülerin sonunda yurduna döndüğünde başka gözlerle bakar ve başka gözler görür. Başkalaşmanın acısını duyumsar ve duyumsatır okuyucusuna.
ALİ Ç
LAK’tan:
…Feridun Andaç’ın ‘Gönlümün Yitik Yurdunda’sını okurken böyle bir pastel renkler cümbüşünün içinde bulmuştum kendimi. Besbelli yaşanmışlıkların izleriydi o öyküler. Memleketindeki bahçesini, evini bırakıp gelmiş bir baba, büyük kentte, yine eskisi gibi bir bahçe kurmak için ücra bir yeri mesken tutuyor. Orada bir bahçe yeşertiyor yenibaştan. Bir kiraz ağacı büyütüyor, sonra sırtını ağacın gövdesine yaslayıp, çevredeki kirlilikten söz ediyor. Buradan, bu bahçeden dışarıya adım atmak istemediğini, atınca, bir başka dünyayla karşılaşmanın dayanılmazlığını dile getiriyor. Ve yazar, babasının yıllarca kendisine yazdığı mektupları hatırlıyor; o mektuplarda, bu bahçeyi nasıl aşkla anlattığını. “Oysa” diyor anlatıcı, “Ben ülkeyi onun özleyip kurduğu böylesi bir bahçeye çevirmenin sevdasındaydım.” Bizler, ülkeyi bir bahçeye çevirmeyi düşlerken, babalarımızın kurduğu bahçelerin farkında olmadık yıllarca, tat almadık onlardan ve bir gün gördük ki o bahçeler çoktan tarûmar olmuş.
John Berger: “Benden uzakta olduğunda bile, benim için varsın.”