• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    g0g0g0g0 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    29
    Karizma Gücü
    0

    Onay birkaç sorum var,yardım edersenız sevinirim

    Birkaç soru sorucam arkadaslar cevaplarsanız sevınırım
    1) Dini vecibelerimizi,ibadetlerimizi tam anlamıyla laikiyle yapabılmemiz ıcın tek basına KURAN-I KERİM yeterlimidir?
    2) müslümanlıkta mezhepler acıkcası bnm aklıma yatmıo! bnm bıldıgım tek bir ALLAH (c.c.) var,tek KURAN-I KERİM var ve tek bir doğru yol var "İslam".mezheplerle ilgili dusuncelerınızı ve bılgılerınızı paylasırmısınız?
    3) Sakal uzatmak sevapmı? neden? "biliyorum sünnettir ama merakım nedeni!"
    4) bir yerde bıcaklanan bı ınsanın orucu egerbıcak mıdeye değdiyse bozulur değmediyse bozulmaz gibi bişey okudum böyle bişeyin aslı olabilirmi? nasıl bır zihniyet boyle bı dusunceyi (hangi kaynaklardan yararlanıp) uretebilir?
    5) şeriat denilen yonetim sistemi nedir? kadınların taslanarak oldurulebılecegıne,hırsızların elının kesılebıleceğıne,ALLAH'ın verdiği canın "yerine vekaleten"(töbe haşa boyle dusunmuyorum) haklı bi şekilde alınabileceğine ınanan bır toplum halk ırk her neyse,KURAN-I KERIM'de gecen,sapkınlıkları yuzunden ALLAH (c.c) tarafından helak edılen toplumlara benzermı?
    6) HZ.MUHAMMED (s.a.v) hazretlerımız savasta esır aldıgı kafırlere bıle ezıyet etmezken,hor gormezken,MEVLANA hazretleri "ne olursan ol yine gel" derken,Türkiye Cumhuriyeti ne ait bır semtte,sadece gıyımı orada yasayan ınsanlara benzemedıgı için;bir vatandasımızın,hor görülmesi,tehdit edilmesi,taciz edilmesi(cinsel anlamda değil),hatta linç girişimine maruz kalması güzellikler ve hosgoru dini İSLAMLA ne kadar bağlasabilir? bu eylemlerı yapan dusunen yada haklı goren dimalar acaba KURAN-I KERIM de gecen gözleri gercege,dogru yola kapalı ınsanlaramı ait?
    7) guzel dınımız İSLAM ı 4,5,6 cı sorularımdakı olayların yada durumların neden oldugu iftiralardan ve bu konularda rol alan ınsanların cahıllıklerınden korumak ıcın neler yapabılırız?
    "not: bu soruların altında bişiy aramayın,kesinlikle bi fesatlık yok,amacım sadece öğrenmek!"
    yardımlarınız için şimdiden teşekkur ederım
    Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır ,Toprak eğer uğrunda ölen varsa Vatandır !! " Mithat Cemal Kuntay"

  2. #2
    catafalq adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-02-2005
    Mesajlar
    716
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı g0g0g0g0 tarafından gönderildi.
    5) şeriat denilen yonetim sistemi nedir? kadınların taslanarak oldurulebılecegıne,hırsızların elının kesılebıleceğıne,ALLAH'ın verdiği canın "yerine vekaleten"(töbe haşa boyle dusunmuyorum) haklı bi şekilde alınabileceğine ınanan bır toplum halk ırk her neyse,KURAN-I KERIM'de gecen,sapkınlıkları yuzunden ALLAH (c.c) tarafından helak edılen toplumlara benzermı?
    İlk aklıma gelen cevap 5. soruyla ilgili...7. sorunda bahsettiğin gibi öncelikle cahillik önlenmeli.

    "Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir."Maide/38

    SİGARA İÇİP PERİŞAN OLANLARIN RESİMLERİ İÇİN TIKLAYIN...(+18)


    7 Manevi Hastalık ;
    Şehvet,Şöhret,Servet,Riyaset,Kibir,Ucup,Haset vl:


    SİGARAYI BIRAKMANIN 13 ALTIN YOLU


    DÜNYA ÖBÜR ALEMİN EKİM YERİDİR. HAYIR EKEN SEVİNÇ BİÇER. ŞER EKEN İSE PİŞMANLIK DEVŞİRİR.(S.A.V)

    Çok tatlı bir çocuk (sanırım 3 yaşında) çubuk kraker yerken görülür ve gören kişiyle arasında şöyle bir konuşma geçer ;

    - Aa canım mama mı yiyorsun sen?
    - Iııı dubuk.



    Düşünüyorum...{Super**85

  3. #3
    bluesnake adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-08-2005
    Mesajlar
    12
    Karizma Gücü
    0
    Allah'ın verdiği canı sadece Allah alır diye birşey yoktur. Savaşta düşman öldürülür. Nefs-i müdafaa için canınıza kasteden öldürülür. Toplum da insanları cezalandırmak maksatıyla da öldürülür (idam). Bunlar normaldir. Normal olmayan ise sebepsiz yere suçsuz insanları öldürmektir buna da cinayet denir ve Allah tarafından yasaklanmıştır.
    Bu bu şekilde düşünülmelidir. Yoksa yurdumuzda da hapishanelerde de onca insan yatıyor. Bu durum kaşısında nasıl Allah'ın verdiği özgürlüğü yalnız Allah alır demiyorsak idam hakkında da böyle dememiz yanlış olur düşüncesindeyim.
    Bir başka zıt düşünce ise cezalar insanları öldürmek için değil ıslah etmek için vardır. Fakat ıslah edilemeyen bireylerinde toplumdan çıkarılması gerekir diye düşünüyorum.

  4. #4
    cewiz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2005
    Mesajlar
    188
    Karizma Gücü
    0

    kısaca bir cevap

    arkadaşım soruların gayet guzel bildiğim kadarıyla cevaplıyayım öncelikle kuran tek başına yeterli değildir çunku en basitinden kuranda namaz kıl der ama nasıl kılınacağını yazmaz kaç rekat namazı ne bozar ne okunur bunları bulamazsın kuran özdur bunun açıklaması ise peygamberimizin sunneti ve hadisleridir kuranda da birçok ayet vardır eğer beni seviyorsanız peygamberi örnek alın,peygamberde sizin için guzel bir örnek vardır gibi...kuran da her şey yazsa idi belki 10 cilt olurdu ama kuran özdur...peygamberimizin hadislerini reddedenler hakkında hem peygamberimizin hemde imamı rabbani gibi buyuk din ustadlarının bir çok uyarısı vardır asla bu tuzağa düşmeyın..bu konu hakkında daha cok şey anlatabilrim ama kısaca yazdım diğer sorularınıza da uygun bir zaman da cevap yazarım acelem var
    BASİT İNSAN ŞİKAYET EDER.... ACİZ İNSAN İFTİRA EDER...ASİL İNSAN İDARE EDER...

    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    1) Kuranın tek başına yeterli olmayacağı ortadır zaten, Kuran yapılması gerekenleri söyler, Hz. Peygamberi örnek almamızdan da bahseder. İbadetlerle ilgili özellikle şekilsel açıklamalar yoktur. Mesela, namazın kılınış biçimini açıklamaz, orucu bozan durumları açıklamaz.
    2) Mezhepler tarihinden yüksek lisans yapan birisi olarak; buradaki cevap sınırlı kalabilir isterseniz ayrı bir başlık açın ayrıntılı olarak beraber inceleyelim; çok farklı bakış açıları var. Genişçe bahsetmek isterim.
    3) Bir şeyi yapmanın veya yapmamanın sevap olması niyete bakar. Bulunduğu ortam itibarıyla sakal bırakmasında bir engel bulunmayan insanlar "Peygamberimize benzemek amacıyla" sakal bırakırlarsa sevap olabilir. Allah bilir doğrusunu.
    4) Aslında mezheplerle ilgili bir başlık açılırsa bu soru da orada işlenebilir. Az da olsa değineyim. 4 imamdan sonra "ictihad artık ortadan kalkmıştır tarzı" bir inanış başladı. ve insanlar sadece mezhep imamlarının söylemlerine uygun fetvalar vermeye başladı. Bu, taassubu getirdi. Mezhepler yüzünden kavgalar edilmiş, cinayetler dahi işlenmiştir. ayrıca, insanlar artık sadece güncel olan mevzularda değil, ihtimaller üzerinde de münazaralar yaparlardı. halbuki bahsedilen imamlar sorun ortaya çıktığı zamanlar çözüm amaçlı fetvalar verir, talebelerini yetiştirme amacı haricinde ihtimali mevzular üstünde konuşmazlardı. Bahsettiğiniz mevzuda fetvanın verilmesi pek tabiki de yersizdir.

    5) Bu konuda çok uzun ele alınması gereken bir konu. Buraya bir iki cümle yazacağım ama eminim tepki toplayacaktır. İslam Hukuk Tarihinde görüyoruz ki; inançla ve ibadetle alakalı hükümlerinin dışında hepsi değiştirilebilir nazarıyla görülmüştür. daha 4 halife zamanından itibaren bunun örneklerini görüyoruz. Genişçe ayrı bir başlıkta incelenebilir.
    6) Kesinlikle bağdaşmaz. İnsanların yaptıklarıyla Allah ın dinini mahkum etmemek gerekir.
    7) Kaynaklar inceleyebiliriz. Bizim "asla" diyebileceğimiz bir konuda Peygamberin, halifelerin öyle demediklerini görünce zannedersem bazı şeyler yerli yerine oturacaktır.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    22-12-2004
    Mesajlar
    249
    Karizma Gücü
    0
    Soru sormadan önce site içersinde araştırma yapmanızı öneririm bu sorduğunuz sorular ve detaylı olanları kütüphane bölümünde sorular arşivinde detaylı olarak bulunmaktadır.

    1) Dini veciberimizi,ibadetlerimizi tam anlamıyla laikiyle yapabılmemiz ıcın tek basına KURAN-I KERİM yeterlimidir?
    Alıntı SORULARLAISLAMIYET.COM tarafından gönderildi.
    "Sünnet'i terk edip yalnız Kur'an ile amel etmek isteyenler" var bu konuda ne dersiniz?

    Cevap:

    Bazı ehliyetsiz insanları görüyoruz ki, yalnız Kur'an-ı Kerim'in getirdiği İlâhî hükümleri kabul edip, dinin diğer temel kaynakları olan Sünnet, İcma ve Kıyas'ı reddediyorlar. Maksatları ise, halkın itikadını bozmak ve saptırmaktan ibarettir. Bunlar, Kur'an'ı tek mezhep kabul edip, sünnet-i Peygamberiyeyi ve İslâm'ın diğer delillerini hafife alırken işlerine gelen hadisleri kabul edip, gelmeyenleri reddederler. Şuurlu müslümanları aldatamadıkları gibi takdir de göremezler, buna haklan da yoktur.

    Malumdur ki, müslümanlar Kur'an-ı Kerim'de nazil olan İlâhî hükümlere inanıp onlara uymaya mecbur oldukları gibi, hadislerle buyrulan dinî hükümleri de kabul etmeye mecburdurlar.

    Bunlar asırlardan beri tefsir, hadis, fıkıh ve diğer sahalarda yazılmış olan bütün ilim ve fikir ehlinin takdirini kazanan çok kıymetli eserleri hiç dikkate almazlar.

    Evet, Kur'an-ı Azimüşşanın gölgesine sığınarak yanlış yönlendirmede bulunan bir kimse hiç olmazsa şunu bilmelidir ki, bir müslüman ne kadar bilgisiz de olsa Kur'an'ı Azimüşşanın Allah kelamı olduğununa katiyyen şüphe ve tereddütü olmadığı gibi sünnet-i seniyyenin de İslâm'ın ikinci bir delili ve dayanak noktası olduğunu kesin olarak bilir ve öyle de inanır.

    Şu halde, "İslâm dininin esası yalnız Kur'an'dır, biz yalnız onda olan hükümler ile amel ederiz, onun haram dediğineharam, helal dediğine helal deriz" diyerek sünneti dikkate almamak ona kıymet vermemek Peygamberimizin değerini ve görevini idrak etmemektir. Kur'an'ı tebliğ eden ve en başta tefsir eden O'dur.

    Peygamberimiz (a.s.m.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:

    "Bana Kur'an-ı Kerim ve onunla birlikte, bir onun kadarı daha (yani sünnet) verildi."

    Başka bir hadis-i şerifte de, "Bir kişiye, koltuğuna yaslanmışken hadisim ulaşır da, aramızda Allah'ın kitabı var, ondaki helali helal, haramı da haram sayarız, derse (bilsin ki) Resûllullah 'm haram kıldığı da Allah 'm haram kıldığı gibidir." buyurulmuştur.

    Ulemanın bir kısmı şöyle der: Sünnetin getirdiği her hükmün, uzak veya yakın, Kur'anda aslı vardır. Sünnet, sonuçta Kur’ana’a ulaştırır. Onun öz halinde anlattığını açıklar, anlaşılmayan konuları ise açığa kavuşturur.

    Şatıbî, Kur'an ile yetinme fikrine sahip olanların sünnetten ayrılan nasipsiz kişiler olduğunu söyledikten sonra, "Bid'at ehlinden bir çoğu hadisi terk edip Allah'ın kitabını yanlış yorumlayarak hem kendileri sapıttı, hem de başkalarını sapıttırdılar." der.

    "Muhakkak ki, O zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz, şüphesiz O'nun hıfzedicisi de biziz." âyeti ile bu iki esastan Kur'an-ı Azimüşşan'ın lâfızları gibi manalarını da muhafaza etmeyi garanti altına almıştır. İslâm alimleri buradaki korumanın Kur'an'ı olduğu gibi sünneti de kapsadığını beyan etmişlerdir. Bu âyet-i kerime Kur'an'ın tefsir ve izahı mahiyetinde olan Peygamberimizin sünnet ve hadislerini de yani "Biz sana Kur'an'ı, insanlara indirilen hükümleri beyan etmen için indirdik" âyeti ile teminat altına almıştır. Çünkü âyette bildirilen "beyan" Kur'an'ın manasındandır. Bu beyan ise ancak Peygamberimizin sünnet ve hadisleri ile olur.

    "Resûlullah'ın size getirdiklerine yapışınız. O'nun size yasak ettiği şeylerden de uzak olunuz. Allah'dan korkunuz. Çünkü Allah'ın vereceği ceza ağırdır."

    Elmalıh Hamdi Yazır Hazretleri tefsirinde bu âyete şöyle meal verir:

    "Peygamber size her ne verdiyse onu alın, almayın dediğini almayın, yapmayın dediğini yapmayın ve Allah'dan korkun da Allah'ın ve Peygamberin emirlerine karşı gelmekten ve birbirinizin hakkını yemekten, devlete hıyanet eylemekten sakının...."

    Şu hale göre Kur'an sünnetsiz, sünnet de Kur'ansız düşünülemez. Bunlardan birini ihmal etmek, İslâm dinini anlamamaktan doğan bir hastalıktır ve bir dalalettir. Tabiri caiz ise Kur'an bir güneş ise sünnet-i seniyye onun ziyasıdır. Birisi için diğeri feda edilmez.

    Evet, nasıl Cenâb-ı Hakk, hafızlar ile Kur'an'ı hıfzetmişse, İslâm alimlerinin vasıtası ile de sünnet ve hadisleri muhafaza etmiştir.


    Mehmet Kırkıncı

    2) müslümanlıkta mezhepler acıkcası bnm aklıma yatmıo! bnm bıldıgım tek bir ALLAH (c.c.) var,tek KURAN-I KERİM var ve tek bir doğru yol var "İslam".mezheplerle ilgili dusuncelerınızı ve bılgılerınızı paylasırmısınız?
    Alıntı SORULARLAISLAMIYET.COM tarafından gönderildi.


    Soru : İslamiyet’teki mezheplerin farklı oluşunun hikmeti nedir?

    Cevap:
    Çeşitli kesimler tarafından gündeme getirilen konulardan biri de “mezhep” meselesidir. Mezhep meselesi bir taraftan İslam’da bir ayrılık unsuru gibi gösterilmeye çalışılırken, diğer taraftan bir takım demagojilerle saf zihinler bulandırılmak istenmektedir. Meselenin üzerine biraz eğildiğimiz zaman mezheplerin bir ihtiyaçtan doğduğu, hiç bir zaman ihtilaf unsuru olmadığı anlaşılacaktır.

    İtikat ve amel diye iki kısımdan meydana gelen İslam dininde, mezhepler, ameli (pratikte yaşanan) kısımları konu edinir. Birden fazla mezhebin meydana gelmesi, nazari prensiplerin mezhep imamlarınca farklı anlaşılmasından ileri gelmiştir. (Mektubat, 449 )

    Mesela Hz. Peygamber (asm.) efendimiz namaz kılarken mübarek alınlarına taş batar ve alınları kanar. Hz. Ayşe (ra.) validemiz taşı Peygamber (asm.) efendimizin alnından alarak yere atarlar. Peygamber (asm.) efendimiz yeniden abdest alarak namazlarını kılarlar. Hanefi mezhebi imamı, İmam Azam Ebu Hanife hazretleri ile Şafii mezhebi imamı, İmam Şafii hazretleri abdesti bozan meseleleri ele alırken bu meseleyi değerlendirirler. İmam-ı Azam hazretleri, “Peygamber (asm.) efendimizin alnına batan taş kan çıkardığı için Resulullah (asm.) efendimiz abdest almıştır.” hükmüne varırken; Şafii hazretleri abdestin bozulmasını Hz. Ayşe (ra.) validemizin Peygamber (asm.) efendimizin alnına dokunmasına bağlamıştır. Böylece Hanefi mezhebinde az bir kan abdesti bozan sebeplerden biri olurken, Şafii mezhebinde kadının temasıyla abdestin bozulması kaide olarak benimsenmiştir. Görüldüğü gibi her iki hüküm de doğrudur ve haklı bir gerekçeye dayanmaktadır.

    Mezheplerin doğuşu

    Peygamber (asm.) efendimize kadar itikadi noktalarda aynı olan şeriatlar teferruat kısımlarında değişerek gelmiş, hatta bir asırda ayrı ayrı kavimlere ayrı şeriatlar gönderilmiştir. Ancak Peygamber (asm.) efendimizle birlikte daha başka şeriatlara ihtiyaç kalmamış ve onun dini bütün asırlara kafi gelmiştir. Fakat teferruat meselelerde bir takım mezheplere ihtiyaç kalmıştır. Hak mezheplerin imamları bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmişler ve insanoğlunun bütün ihtiyaçlarına cevap vermişlerdir. Peygamber (asm.) efendimiz bir mucize olarak bu imamların geleceklerini ve büyük bir vazife yapacaklarını daha bunlar gelmeden haber vermiş ve bu mümtaz şahsiyetler de yapmış oldukları hizmetlerle Resulullah (asm.) efendimizi fiilen tasdik etmişlerdir...

    İslam mezhepleri -bir iki cüz’i mesele hariç- hiç bir zaman iç harp ve karışıklıklara yol açmamış ve bu mezheplerin imamları da birbirine daima saygılı olmuşlar, birbirlerini ret ve inkar etmemişlerdir. Ayrıca bir mezhep tesis etmek niyetiyle ortaya iddialı bir şekilde çıkmamışlar, daha sonra bir araya toplanarak bir mezhep haline getirilen içtihatlarını zaman ve ihtiyaç anında ortaya koymuşlardır.

    Mesela: İmam-ı Azam (H. 80-150) bir hadise ile ilgili olarak fetva verdikleri zaman, “Bu Numan bin Sabit’in (İmam-ı Azam) reyidir. Çıkarabildiğimiz reylerin en güzeli budur. Kim bundan daha güzelini ileri sürerse, doğruya daha yakın olan odur.” derdi.

    İmam Malik (Maliki mezhebi kurucusu. H.93-179), “Ben bir beşerim. Bazen hata, bazen de isabet ederim. Bu sebeple benim rey ve içtihadımı inceleyiniz. Kitap veya sünnete uygun bulursanız, kabul ediniz, bulmazsanız reddediniz.” demiştir. (Hayreddin Karaman, Fıkıh Usulü, 33)

    Hanbeli mezhebi kurucusu İmam-ı Hanbeli (H. 164-241) ve İmam-ı Şafii hazretleri (H. 150 - 204) de hiç bir zaman iddialı konuşmamışlar ve meslektaşlarını rencide edici sözler söylememişlerdir. Daha sonra bu büyük insanların rey ve içtihatları talebeleri ve alimler tarafından bir araya getirilerek Müslümanların gönül huzuru içerisinde ibadet yapmaları temin edilmiştir.

    Hak birden fazla olur mu?

    Bir zamanlar gazete sütunlarından Müslümanlara meydan okurcasına sorulan ve halen köşe bucak tekrarlanan bir soru vardır: “Hak bir olur; nasıl böyle dört mezhebin ayrı ayrı, bazan birbirine zıt hükümleri hak olabilir?”

    Bu soruya Bediüzzaman Said Nursi hazretleri özetle şu cevabı verir: “Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... İşte burada hak taadüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. “Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.” denilebilir mi?

    İşte bunun gibi İlahi hükümler mezheplere uyanlara göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her biri de hak olur, maslahat olur.

    Birbirinden farklı gibi görünen mezheplerdeki teferruat meselelerinin hangisini ele alsak, imamların dayandıkları noktaların hak ve hakikat olduğunu görebiliriz. Bu hususta İmam Şarani hazretleri “Mizan” isimli bir eser yazmış, mezhep imamları arasında bir mukayese yaparak hangi hükmü nasıl anladıklarını ortaya koymuştur.

    Bir misal:

    Mezhep imamları İslami meselelerde değil, uygulanış tarzında kendilerine göre haklı sebeplerle ihtilaf etmişlerdir. Mesela abdest alırken başa meshetmekte bütün imamlar ittifak etmişlerdir. Ancak meshin tarzında ve miktarında ihtilaf etmişlerdir.

    Abdesti bizlere farz kılan Rabbimizin, “Başınıza meshediniz.” emri “bi ruusikum” ibaresiyle gelmiştir. Dillerin en zengini olan Arapça’da çeşitli kelimelerin başına gelen ‘b’ harfi, bazen “güzelleştirmek”, bazan “bazı” manasını vermek, bazan da “bitiştirmek” manasını vermek için gelir. Abdest ayetinin “ruusiküm” kelimesinin başına gelen ‘b’ harfini mezhep imamlarının her biri ayrı manada anlamışlar ve bundan farklı bir uygulama ortaya çıkmıştır.

    Bunun içindir ki İmam-ı Malik hazretleri: “Başa meshederken, başın tamamı meshedilmelidir. Zira buradaki ‘b’ harfi kelimeyi güzelleştirmek için gelmiştir. Kendi başına bir manası yoktur” der.

    İmam-ı Ebu Hanife hazretleri ise: “Bu ‘b’ bazı manasına gelen ‘b’dir. Başın bir kısmı meshedilse kafi gelir” der.

    İmam-ı Şafii hazretleri ise: “Bu ‘b’ bitişmek manasına gelen ‘b’ dir. Sadece elin başa bitişmesi, birkaç kıla değmesi kifayet eder, mesh tamam olur” der. Hal böyle olunca mezhep imamlarının her birinin hak yolda oldukları, teferruattaki ayrılık gibi görünen hükümlerin bir ihtilaf konusu olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar ve kötü maksatlı olanların iddialarını havada bırakır...

    (Ahmed Şahin, Hayat ve Biz, 235)

    Alaâddin Başar (Prof. Dr.)

    Alıntı SORULARLAISLAMIYET.COM tarafından gönderildi.
    3) Sakal uzatmak sevapmı? neden? "biliyorum sünnettir ama merakım nedeni!"
    Soru : Sakal bırakmanın ve kesmenin hükmü nedir?

    Cevap:

    Sakal, Resûl-i Ekrem Efendimizin ehemmiyetli sünnetlerinden biridir. Hiçbir âlim farz olduğunu ileri sürmediği için, terkinde de farzın terki gibi bir hüküm verilmemiştir. Sakal sünnetinde Şafiî ile Hanefî arasında farklı görüş vardır. Şafiî ye göre sakal sünnettir. Kesimi ise sadece tenzihen mekruhtur.

    Hanefi de ve diğer iki mezhepte ise hüküm farklıdır. Sakalı kesmek tahrimen mekruhtur.

    Ahmet Şahin
    5) şeriat denilen yonetim sistemi nedir? kadınların taslanarak oldurulebılecegıne,hırsızların elının kesılebıleceğıne,ALLAH'ın verdiği canın "yerine vekaleten"(töbe haşa boyle dusunmuyorum) haklı bi şekilde alınabileceğine ınanan bır toplum halk ırk her neyse,KURAN-I KERIM'de gecen,sapkınlıkları yuzunden ALLAH (c.c) tarafından helak edılen toplumlara benzermı?
    Alıntı SORULARLAISLAMIYET.COM tarafından gönderildi.
    Soru : Şeriat nedir, ne değildir?

    Cevap:
    İnsan, bir kavramı reddederken de, kabul ederken de anlamını bilmelidir. Taraftar olmak veya olmamak ayrı meseledir.

    En çok tartışılan kavramlardan biri de “şeriat.” Bu konuda ekser insanların kafası bir hayli karışık..

    Önce, Şemseddin Sami Efendinin, dilimizin en esaslı lugati olarak bilinen “Kamus”una bakalım. Bu lügatta şeriat, “evamir ve nevahi-yi İlahiyye ve ayet ve hadis ve icma-ı ümmet esasları üzerine müesses kanun-u İlahi” diye tarif ediliyor.

    Tarifte iki unsur dikkat çekiyor. Biri, şeriatın “İlahi emirler ve yasaklar” oluşu. Diğeri, bu İlahi kanunların “ayet, hadis ve icma” denilen temeller üzerine kurulu bulunduğu.
    Ömer Nasuhi Bilmen ise, “Hukuk-u İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu” adlı eserinde bu ıstılahı şöyle açıklıyor:
    “Şeriat, din lisanında, Cenab-ı Hakk'ın, kulları için vazetmiş olduğu din, dünyevî ahkâmının heyet-i mecmuasıdır. Bu itibarla şeriat, din ile müradif olup, hem ahkam-ı asliye denilen itikadiyatı, hem ahkam-ı fer'iye-i ameliye denilen ibadet, ahlak ve muamelatı ihtiva eder.”

    “Şeriat, umumi manasına nazaran bir peygamber-i zişan tarafından tebliğ edilmiş kanun-u İlahi demektir. Ahkam-ı şer'iye denilince, bundan kanun-u İlahi hükümleri manasını anlamak lazımdır. Ve bununla asıl Kur'an'a, Hadise, İcmaa sarahaten müstenid olan hükümler kastedilmiş olur.”

    Bu ayrıntılı tarifteki temel noktalar şöyle sıralanabilir:
    1. Şeriatı, kulları için Allah koymuştur.
    2. Şeriat, dini ve dünyevi hükümlerin tamamıdır.
    3. Şeriat, “din” kelimesiyle eşanlamlıdır.
    4. Şeriat kavramının içinde, imani hükümlerin yanında ahlaka, ibadete ve günlük hayattaki işlere dair hükümlerin hepsi vardır.
    5. Genel anlamda, her peygamberin getirdiği İlahi kanunlara da şeriat denilir.
    6. Şeriat kelimesiyle, açıkça Kur'an'a, Hadise ve İcmaa dayanan hükümler kastedilmiş olur.

    Bir de asrımızın büyük müfessirlerinden Elmalılı Hamdi Efendinin, “Hak Dini Kur'an Dili” isimli pek kıymetli tefsirindeki şeriat tarifine bakalım:
    “Lugatte bir ırmak veya herhangi bir su menbaından su içmek veya almak için girilen yol demektir. Bunda, insanların hayat-ı ebediyeye ve saadet-i hakikiyeye ulaşması için, Allah Tealanın vaaz ve teklif ettiği ahkam-ı mahsusaya ve mezheb-i müstakime bilistiare ıtlak edilmiştir ki, din demektir.”

    Bu tarifte de dikkati çeken bazı önemli noktalar var:
    1. Şeriatı Allah koymuş ve kullarını sorumlu tutmuştur.
    2. Allah, şeriatı kullarının ebedi hayata ve hakiki saadete ulaşması için göndermiştir.
    3. Şeriat, müstakim, yani doğru yolun adı olup, hususi hükümlerden ibarettir.
    4. Şeriat, din demektir.
    Gerçeğe Doğru, C:3, Zafer Yayınları

    6) HZ.MUHAMMED (s.a.v) hazretlerımız savasta esır aldıgı kafırlere bıle ezıyet etmezken,hor gormezken,MEVLANA hazretleri "ne olursan ol yine gel" derken,Türkiye Cumhuriyeti ne ait bır semtte,sadece gıyımı orada yasayan ınsanlara benzemedıgı için;bir vatandasımızın,hor görülmesi,tehdit edilmesi,taciz edilmesi(cinsel anlamda değil),hatta linç girişimine maruz kalması güzellikler ve hosgoru dini İSLAMLA ne kadar bağlasabilir? bu eylemlerı yapan dusunen yada haklı goren dimalar acaba KURAN-I KERIM de gecen gözleri gercege,dogru yola kapalı ınsanlaramı ait?
    Dediğin yakıştırmayı kim hangi olaya binayen yaptı bilmiyorum eğer islam adnıa islamdan ayrı bir fiil ise bu kınanır lakin ben mevzuyu bilmiyorum sen konuyu birazda aç.
    [QUOTE]

  7. #7
    arghenecon adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2005
    Mesajlar
    110
    Karizma Gücü
    0

    Sevgili gogogo

    1-Kuran Allah C.C nin insanlara gönderdiği bir kitaptır.Ama Kuran sadece ne bir din kitabı,ne bir fen kitabı nede bir tarih kitabıdır.Hepsini içerir ama sadece biri değildir.İnsanları nasıl yaşayacaklarını,nasıl ibadet edeceklerini,tarihten ders almalarını belirtir.Nasılki bu ülkenin toplumsal yapıyı sağlamak için bir Anayasası var ama bu anayasa genel hatları belirtir,ama detaylar kanunlarda,tüzüklerde,yönetmeliklerde yazılıdır.Anayasaya aykırı bir kanun ya da bir yönetmelik yapamazsınız.İşte Kuran da bunun gibidir.Kuran Allah'ın anayasasıdır.Bu anayasaya uygun kanunlar ,tüzükleri,yönetmelikler önce peygamberimizin hayatında,hadisi şeriflerinde ve en sonda da kişinin vicdan ve mantığındadır.Aslında diğer sorukarının da yanıtı burdadır.
    2-İslam Allah'a giden yoldur.Ve islam dini Peygamberimiz Hz.Muhammed zamanında ortaya çıkmamıştır.sadece onun zamanında tamamlanmıştır.(buda kıyamet alemetlerindendir)İslam Hz Ademden beri vardır.Düşünsenize Allah'ın aklına islam gibi mükemmel bir din sonradan gelmiş olabilir mi?
    1.cevapta da belirtildiği üzere Kuran Allah'ın anayasasıdır.Bu Anayasaya ters düşmeyecek ,insanların yaşam tarzlarına,coğrafyasına,iklimine uygun kanun ve yönetmelikleride mezhebler olarak tanımlayabiliriz.Mezhebler ırmağı besleyen dereler gibidir.Kurana (Allah'ın anayasasına )uymasaydı bu dört mezhep hak mezhep olmazdı.
    3-sakal uzatmak sünnettir.Sünnet ise peygamberimiz yaptığı ama Allah tarafından farz kılınmayan,(yani Allah'ın anayasası ile çelişmeyen) eylem veya ibadetlerdir.
    Allah'ın erkeklere sakal vermesinin en büyük nedeni erkekle kadın arasında bir fark olduğunu belirtmesidir.Bu birçok hayvan türündede vardır.Erkek dişisinden bir yönüyle farklıdır.
    Peki neden sünnettir.1-Bu farkı belirtmek için.
    2-Cahiliye döneminde yaygın olan homosexuellikle kadınla erkeği ayırtedilmesi açısından sünnettir.Aslında sakal erkeğin cinsel beyanıdır.
    4-sevgili arkadaşım 1.cevapta Allah'ın anayasasına (Kuran'a) uygun yönetmeliklerden bahsemiştik.Bunların en sonuncusuda vicdam ve mantıktı.Bu değidiğiniz şey acaba sizin vicdanınıza ve mantığınıza uyuyormu ki Allah kulundan böyle aciz bir durumdayken ibadet beklesin????
    5-Şeriat:Aslında ne İran nede Arabistanda yaşanandır.Şeriat Allah'ın hukukudur.Yani Allah'ın anayasası.İslam en mükemmel din ise bizlerde müslüman olarak o mükemmel dinin mükemmel insanları olursak kimsenin eli kesilmez kimse zina yapmaz ve bundan dolayı taşlanarak öldürülmez.Aslında bunlar kolaya kaçmadır.Ama bir insanda anlamıyorsa,uslanmıyorsa ne yapılabilir.Örneğin İsrailoğulları Allah katında sevdiği bir kavimdi onlara iki büyük peygamber göndermiştir.Birinin mucizelerine rağmen genede inkar etmişler,diğerinide çarmığa germişlerdir.(Çarmığa gerilende aslında Hz.İsa değildir).Bunlardan sonra Allah israiloğullarını lanetlemiştir.Hastalık tedavi edilemiyorsa önlenmesi gerekmez mi?Toplumda da bir hastalığa neden olan bir mikrop varsa ve de bütün iyi niyete ve uyarılara rağmen toplumu zehirliyorsa yok edilmesi gerekmez mi?İbret olsun diye!
    Eklenmiş Resimler Eklenmiş Resimler

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    09-11-2005
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0
    5 -- şeriat denilen yonetim sistemi nedir? kadınların taslanarak oldurulebılecegıne,hırsızların elının kesılebıleceğıne,ALLAH'ın verdiği canın "yerine vekaleten"(töbe haşa boyle dusunmuyorum) haklı bi şekilde alınabileceğine ınanan bır toplum halk ırk her neyse,KURAN-I KERIM'de gecen,sapkınlıkları yuzunden ALLAH (c.c) tarafından helak edılen toplumlara benzermı?


    s.a. dodo kardes, sagolsun tüm sorulari cevaplandirdi... 5ci soruya yinede biraz daha derin deginmek istiyorum...

    - kadinlarin taslanarak öldürülmesi..: bu ilk olarak sadece kadin icin gecerli degildir. Erkekde taslanir, dînî tabirle, recm edilir...
    Recm caydirici ve pek nadir rastlanan bir cezadir, ve had, yani uygulamayi neredeyse imkansiz hale getiren sartlara baglanmistir:

    - 4 erkek, olgun ve sahitligi kabul edilen sahit zina yapan, evlileri/evliyi (!) o isi yaparken (!) görüp sahitlik yapmalari lazim
    - veya zinakar, sucunu kendilginden söylemesi lazim

    Bu haddinden az nadiren karsilasilan bir durumdur ki, bu sebepten bu konu hakkinda mütevatir hadis (sahih oldugu cok muhtemel) 10dan az hadis vardir. Ayrica, recm "cezasi" cezadan cok bir temizlenme vesilesidir. Recm edilen o günahdan temizlenmis olur...

    Bir hadiste sahabe-i kiramdan bir sahis gelir ve Rasulallaha zina yaptigini söyler, ve cezasini ister. Rasulallah 3 kere, onu dinlememezlikten geldikten sonra, cezayi uygulayin der, ve sonra recm edilene dil uzatilinca "susun, o öyle bir tevbe etti ki, o bütün ümmete yeter" (asagi yukari) der...
    Yani amaci caydirici olmasidir...


    hırsızların elının kesilmesi:
    buda ayni sekilde caydirici bir ceza olmakla, kayitsiz sartsiz her zaman gecerli olan bir ceza degildir.
    Nitekim Hz.Ömer Medinedeki büyük kitlik zamaninda el kesme cezasini ortadan kaldirmis ve milletin ac olup hirsizliga bir nevi mecbur kaldiklarini söylemistir...

    "ALLAH'ın verdiği canın "yerine vekaleten"(töbe haşa boyle dusunmuyorum) haklı bi şekilde alınabileceği

    ALLAH yüce Kuranda demistir ki, "Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır. " (Bakara, 178)

    Bir alinti yaparak, yorumu sunayim. Kendi yazacagimdan daha verimli olur insaallah:

    "Bütün dinler, hukuk ve ahlâk sistemleri, haksız olarak adam öldürmenin, cana kıymanın büyük bir suç olduğunda birleşmişlerdir. Farklılık, bu suçun önlenmesi için alınması gereken tedbirde kendini göstermektedir. İslâm, suça iten sebepleri azamî ölçüde ortadan kaldırmış, insanı iman, ibadet ve ahlâk terbiyesi ile olgunlaştırmak için gerekli tedbirleri almış, bütün bunlardan sonra da kısas adıyla «cana kıyanın canına kıyılır» kaidesini koymuştur. Haksız aflarla bir gün hürriyete kavuşmak ümidi içinde beslenen kimselerin bu hali (hapis cezası) hiç de caydırıcı ve suçu önleyici bir tedbir değildir. Kısası tazminata (diyete) çevirme hakkı, öldürme suçunun acı neticelerine katlanmakta olan ölü yakınlarına (velilere) aittir. Başkası bu cezayı bağışlayamaz."

    "Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız." (Bakara, 179)

    "«Kısasta hayat vardır» sözü, gerçekten dikkate değer bir ifadedir. Zira kısas tatbik edilirse bir kişinin öldürülmesiyle pek çok kimsenin yaşaması sağlanır. Çünkü cezasının ölüm olduğunu bilen kimse, bu suçu işlemeyecektir."

    Selametle kalin...

  9. #9
    Prince Of Pain adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    3,590
    Karizma Gücü
    0
    Arkadaşlarım sorularına cevap vermişler Allah razı olsun. Haftasonunu beklersen bende kendi düşüncelerimi eklemek isterim


    Sözde değil, özde melankolik!

    **********


    Büyük randevu...
    Bilsem nerede, saat kaçta?
    Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?

    NFK

    **********


    Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar.
    Normal insanlar sonuçları tartışırlar.
    Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    23-04-2005
    Mesajlar
    6
    Karizma Gücü
    0
    arkadaşım soruların bir kaçını okudum eger peygamberimiz Hz MUHAMMED (S.A.V.S.) EFENDİMİZİN HAYATINI VE SÜNNETİNİ İYİBİLSEYDİN VE HADİSLERİNİ BUNLARI BİLİRDİN AMA NORMALDİR BU FİTNE DÖNEMİNDE VE ÖZELLİKLE ŞEHİRLERDE DİNİN SÖMÜR&#220MESİ HIZ KAZANMIŞ DURUMDA AMA DURDURULMASI ŞART eger hotmail gelirsen konuşuruz blgilerimi paylaşırım seninle neyse Allah sana ilmin kapısını inşallah açar...!!!tüm müslüman kardeşlerimize...!!!

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Birkaç Sorum Var
    2005 Konuları bölümünde Cardigan tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 24.07.05, 05:09
  2. yardım ederseniz sevinirim
    2005 Konuları bölümünde hamza tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 15.04.05, 23:38

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •