• Reklam

Anket: Kitabın Değerlendirilmesi

+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
18 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    KeLebeK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-09-2004
    Mesajlar
    4,927
    Karizma Gücü
    0

    Doğunun Limanları (Amin Maalouf) Özeti,Konusu,Karakterleri ve Yorumları



    Kitap Adi: Dogunun Limanlari
    Yazar Adi: Amin Maalouf
    Yayinevi: Yapi Kredi Yayinlari, Kasim 1996
    Çeviren: Esin Talu-Çelikkan
    Kitap Sayfa: 167



    Kitap Hakkında
    Doğunun Limanları romanının yazarı Amin Maalouf, romanın baş kahramanı olan İsyan ile 1976 tarihinde Paris’teki bir metroda tanışır. İsyan, bir Osmanlı prensidir. Romanın hem baş kahramanı hem de anlatıcısıdır. Amin Maalouf ise, sadece sorduğu sorularla onun başından geçen olayları dinleyip kaleme almıştır. İsyan, annesi Ermeni olan bir Osmanlı prensidir. Roman, aidiyetlere, insan ayrımına dair ne varsa hepsine bir isyan içerir. İsyan bir Müslüman fakat bir Yahudi ile evlenir. Babası bir Osmanlı prensi, ancak en iyi arkadaşı bir Ermenidir. Kurulan Fotoğrafçılık kulübü, Özgürlük Örgütü ve PAJUW gibi örgütler, hep barış için çalışırlar. İki Dünya Savaşında, Filistin ve Lübnan’da çıkan bölünmeler arasında İsyan ve çevresindekiler hep birleşme mesajları verirler. Ortadoğu’daki olaylara üstü kapalı çözüm önerileri sunarlar. Tüm kitap boyunca kimliklerin önemli olmadığı vurgulanır. İsyan, insanların kimlikleri ne olursa olsun hepsini kardeş olarak görür. Ona göre insanlar, ırk yerine kendilerinin birer dünyalı olduğunu hiçbir zaman unutmamalı ve ona göre yaşamalıdırlar.

    Amin Maalouf'la Tanışmam 97 yılında Doğunun Limanları İle Oldu.

    İlgi çekici Konusu ve Yalın Anlatımıyla Süper Bir Kitap.
    Gözyaşlarınız Dinmeyecek Bu Kitabı Okurken
    Kimsenin birbirine bakmadığı,yalan,ihanet,
    şiddet ve acımasızlıkla yoğrulmuş
    yalnızca hayallerin göz göze geldiği
    bir hayattan intikam almanın en iyi yolu
    YAŞAMAKTIR.
    Anlam aramak boşunadır ve her şeyin ''HİÇ''e dönüşmesi gerekir..

  2. #2
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Tek solukta okuduğum bir kitap
    Romanın tarihin içinde olması ve Amin Maalouf'un mükemmel anlatımı kitabı okunmaya değer kılıyor herkese tasiye ederim
    benim notum: 5 üzerinden 5

  3. #3
    More Than Blue KurabiYe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-08-2005
    Mesajlar
    4,752
    Karizma Gücü
    7
    Amin Maalouf'ın neredeyse bütün kitaplarını okudum ve çok beğendim ama doğunun limanları çok daha güzeldi gece gündüz demeden 2 günde okumuştum

    Sevmek Mecburidir!Sevmeyen Defolsun Gitsin..!!!

  4. #4
    DELIRIOUS AGAIN vampyré adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-08-2004
    Mesajlar
    2,585
    Karizma Gücü
    8
    çok güzel bir üslubu var Amin Malouf'un ayrıca bizim topraklarımızı bizden iyi biliyor ve anlatıyor, bence de güzel kitaptı. Ama ben 4 verdim o ayrı

  5. #5
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı KurabiYe tarafından gönderildi.
    Amin Maalouf'ın neredeyse bütün kitaplarını okudum ve çok beğendim ama doğunun limanları çok daha güzeldi gece gündüz demeden 2 günde okumuştum
    2 gün çok fazla dostum, en fazla bir günde okumalıydın.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  6. #6
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Doğunun Limanları/Amin Maalouf...

    Doğunun Limanları/Amin Maalouf...

    'Adana'da ayaklanmalar olmuştu. Kalabalık, Ermeni mahallesini yağmalamıştı. Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların provası gibi bir şeydi. Ama bu bile dehşetti. Yüzlerce ölü. Belki de binlerce.'

    Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan. 'Doğunun Limanları' bu yüzyılın başını, bir insanın trajik tarihinin içinden anlatıyor.

    Amin Maalouf son romanı 'Doğunun Limanları' ile yine YKY'de.

    (Arka Kapak)

    Çev: Türker Armaner
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  7. #7
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Doğunun Limanları/Amin Maalouf...

    Kitabın Özeti...

    "Doğunun Limanları" bir vakitler Avrupalıların doğuya giriş yaptıkları, tespih taneleri gibi sıralanan ticaret kentlerine verilen addır. "Doğunun Limanları" kelime anlamı olarak "Doğunun Merdivenleri" olup, bazı Akdeniz limanlarına Fransızların taktığı addır.

    Olay 1976 Haziranında bir metroda geçmektedir. Yazar, romana tablodaki bir resimden söz ederek başlamaktadır. Tabloda, deniz ve o maviliğin üstündeki gemi bulunmaktadır. Yazar, bu tabloya hayran kalmıştır. Metroda bu tabloyu hayran bir şekilde seyrederken gözleri, son derece ilgi çeken bir adama takılır ve o, bu adamı takip etmeye başlar. Bu takip neticesinde her ikisi Hubert Hugles sokağında karşı karşıya gelirler. Yazar, türlü yollarla bu adama yanaşmaya başlar. Adamın yabancı olduğunu sezer ve ona yardımcı olmaya çalışır. Bu yardımlaşma sonucunda her ikisi dost olurlar. Adamın amacı, Paris'te direnişçilerin adını taşıyan 39 cadde veya sokağı gezmektir. Bu arada yazar ile yabancı arasında koyu bir muhabbet başlar. Yabancı adam, yazarın sorularına da yanıt vermeye çalışır ve ona, Paris'te dört gün kalacağını söyler. Yazar ile adamın tanışması, çarşamba akşamına rastlamaktadır.

    Yazar ile olayın anlatıcısı geceyi bir otelde geçirirler. Ertesi gün yazar, ondan kendi hayat hikâyesini anlatmasını ister. Yabancı adam bunu memnuniyetle karşılar yalnız, sözünün kesilmemesini yazardan istirham eder. Adamın adı: İsyan. İsyan, annesinin Ermeni, babasının ise Türk olduğunu söyler. Osmanlı torunu olan babası aynı zamanda çok zengin birisiymiş. İsyan, Adana'da dünyaya gelmiş ve daha sonra ailesiyle birlikte Lübnan'a taşınmışlardır. Babasının evliliğinden annesinin ölümüne kadar olan hayatı bu (birinci) bölümde anlatılmaktadır.

    İsyan'ın söylediklerini yazar defterine not eder ve onun sözünü kesmemeye gayret eder. İsyan, Kitapdar Ailesi'ne mensup olduğu için aynı zamanda bu ad ile tanınmaktadır. O, Paris'te geçen öğrencilik günlerinden de söz etmektedir. Ne kadar başarılı bir öğrenci olduğunu vurgulamaktan da geri kalmıyor. Ayrıca, burada iç dünyasını da gözler önüne sermektedir.

    Kitapdar, Paris'te Direniş Örgütü'ne girer ve birkaç ay sonra "Özgürlük" adlı gazeteyi arkadaşlarıyla beraber çıkarır. Son derece mülayim ve kimsenin etlisine, sütlüsüne karışmayan bir insanın nasıl değiştiğini çok güzel bir şekilde gözler önüne sermektedir. Kitapdar, bu bölümde üyesi olduğu örgüt için nasıl çalıştığını anlatmaktadır. 1914-1918'li yıllarda yapılan savaşlardan da hatırlatmalarda bulunur. Bilinçsiz bir şekilde üyesi olduğu örgütten kendisini kurtarmayı tasavvur eder. Kendi mahallesine döndüğünde ne kadar ünlü biri olduğunu komşusundan öğrenir. Namı üniversiteye de yayılmıştır. Yani o, tam anlamıyla bir kahraman olmuştur.

    Yazar üçüncü bölümde, İsyan'ın hayatı hakkında bazı incelemelerde bulunur. Fakat incelemeden öte onun anlattıklarıyla yetinerek bunları okuyucusunun, bizlerin, önüne sunar. İsyan'ın örgütteki lâkabı Bakü (gelecek, ati)'dür. O, gemiyle yaşadığı yer olan Beyrut'a döner. Limanda, aralarında babasının da bulunduğu büyük bir kitle tarafından coşkuyla karşılanır. Herkes onu övmektedir. Babası dört yıl zarfında olan biteni kendisine anlatır. Ailesi dağılmış; annesi, dayısıyla birlikte Avrupa'ya kaçmış, kız kardeşi de yabancı biriyle evlenmiştir. İsyan, babasına örgütte tanıştığı kız arkadaşı Clara'dan söz eder.

    Yazar, otel odasında Kitapdar ile baş başadır. Onun söylediklerini kaydetmeye devam eder. Bu bölümde İsyan, Clara ile olan evliliğinden bahsetmektedir. 1947 yılında Filistin'in, Araplar ile Yahudiler arasında paylaşılması hâdisesinin gündemde olduğunu; Clara ile olan evliliklerinin de Yahudiler ile Arapların kaynaşmalarını sağladığını belirtir. İsyan, gençlik dönemindeki gençlere nasihatler vermektedir. İnsanın genç iken hiçbir şeyi dert etmediğini belirtir. Yalnız, yıllar geçince gençlik dönemindeki ateşleri, heyecanları da beraberinde götürdüğünü dile getirir. Gençlerin gelecekleri hakkında iyi plânlar yapmalarını tavsiye eder. Ayrıca aile içindeki uyuşmazlıklardan da yer yer bahsetmektedir.

    O, beşinci bölümde babasının hastalığı dolayısıyla Beyrut'a dönüşünü ve babasının ölümünden söz etmektedir. Babasının ölümü ve eşinden ayrılışı İsyan'da ruhî bunalımlara sebep olur. Herkesin deli diye nitelediği İsyan'ı, kardeşi Salem tımarhaneye atar. Böylece ailedeki tek vâris Salem olur.

    İsyan, otel odasında bekleyen yazara son akşamının olduğunu söyler. Anlatacaklarının son olabileceğini de ona hatırlatır. Kardeşi Salem, dört yıl sonra kendisini ziyarete gelir ve onu eve götürür. Ülkenin zenginlerinden biri olan kardeşi, bir zamanlar kendisini hapse atmaya çalışanlarla yatıp kalkmaktadır. Hayattan bıkan, eşine ve kızına kavuşamayan ve deli diye nitelendirilen İsyan, intihar etmek ister fakat arkadaşı Labo buna engel olur. Labo, şu sözleriyle İsyan'ı hayata bağlar:

    "Ölüme son çare olarak bakmalısın. Hiç kimsenin seni alıkoyamayacağını bil. Ama ölüme gidebileceğin için onu yedekte tut; sonuna kadar.

    Diyelim ki gece bir kâbus gördün. Bunun bir kâbus olduğunu bilirsin ve kurtulmak için başını biraz oynatman yeter. Her şey daha basit, daha dayanılır hâle gelir ve bir bakarsın en korktuğun şeyden zevk alır olmuşsun. Hayat seni korkutuyorsa, içini yakıyorsa, en yakınların çirkin maskeler takmışsa...

    Hayat budur de, ikinci kez çağrılacağın bir oyun olduğunu söyle. Zevk verici ve acı çektirici bir oyun, inanç ve aldatmaca oyunu, maskeler oyunu. Onu sonuna kadar oyna, ister oyuncu olarak, ister izleyici olarak. İzleyici olman daha iyi, içinden kolay çıkarsın. "Son Kurtuluş Çaresi" yaşamama hep yardımcı olmuştur. Elimin altında olduğu için, bu çareye hiç başvurmadım.

    Ama ahretin direksiyonu elimin altında olmasaydı, kendimi tuzağa düşmüş hisseder ve bir an önce kaçmaya bakardım."

    İsyan'ın yirmi yıllık tımarhane hayatı vardır. Kardeşi son seçimlerde başkan olmuştur. Kızı Nadya, babasını kurtarmak için girişimlerde bulunur. Nadya, babasını tımarhanede ziyaret eder ve ona kitap içinde bir mektup verir. Bu mektup İsyan'ı ikinci kez hayata bağlar. O, buradan kurtulma hayallerini kurar. Nadya ise çalışmalarına aralıksız devam eder. Direnişçilerin eylemlerinden sonra İsyan, tımarhaneden kaçar, eski arkadaşı Bertrand'ı görür ve ondan Clara'nın adresini alır.

    Bu son günde yazar ile İsyan vedalaşırlar. İsyan, Clara ile Horloge Rıhtımı'nda buluşacağını ona söyler. Yazar ise rıhtımın tam karşısında bulunan bir kafenin birinci katında oturup onların buluşacakları anı beklemeye başlar. Yazar elindeki dürbün ile İsyan'ı gözetler. Sonunda beklenen an gelir. Sevdiğinin yani Clara'nın karşıdan geldiğini gören İsyan'da titremeler başlar. Yazar, Clara ile İsyan'ın buluşmalarına şahitlik eder. İsyan ile Clara uzun bir müddet birbirlerine sarılı kalırlar. Bu durum karşısında çok etkilenen yazar, göz yaşlarını tutamadığını ve hüngür hüngür ağladığını da itiraf eder.
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  8. #8
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Cevap: Doğunun Limanları/Amin Maalouf...

    Öncelikle, çok sürükleyici bir kitap Doğunun Limanları.Okumak kesinlikle sıkıcı değil.Az sayfada çok şey anlatılıyor.

    Önemli bir dönem anlatıldığı için, edebi değerinden başka içerik olarak da kaliteli olduğu söylenebilir.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  9. #9
    ysfaky adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-04-2005
    Mesajlar
    1,362
    Karizma Gücü
    8
    Bu kitabında en çok deliler hastanesi bölümünü sevmiştim.Okurken bile içim sıkılmış,daralmıştım.Her kitap beni bu kadar kendine kaptırmaz.
    Bence okunmalı...


    Sevdiklerimizin ruhlarında oluşan anlık değişimleri, duygu sıçramalarını, her zaman çok da belirli nedenlere bağlı olmayan yakınlaşmalarını ve uzaklaşmalarını, bilinçlerinin alt kısımlarındaki ulaşılmaz bölgelere saklanmış arzularının değişik biçimlerde ve beklenilmeyen zamanlarda ortaya çıkışını izleyebilseydik, herhalde sakin bir denizde suların arasından aniden yükselen bir canavarı gördüğünde zavallı bir balıkçının hissedeceği korkuyu ve şaşkınlığı hissederdik.
    Ürkütürlerdi bizi.

    Ahmet Altan - Aldatmak

  10. #10
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Amin Maalouf: DOĞUNUN LİMANLARI

    sf.17
    Bir insan hayatının doğumu ile başladığından emin misiniz?
    sf.28
    Ermeni mahallesinin korkulu sokaklarına çıkmak düşüncesine bile tahammül edemiyordu. Bu kentte doğmuştu ama gelecek, geçmişin duvarları içinde değildi.

    sf.28
    - Yani beni terk etmeye karar verdin. Evim senin için yeterince geniş değil herhalde, demiş olmalı.
    - Evin geniş, ülke dar.
    - Ülke, en iyi arkadaşıma dar geliyorsa, bana neden gelmesin?

    sf.35
    Aslında, belki de haklıydı. Yaşım ilerledikçe, her konuda babama hak verir olacağım. Sanırım diğer erkekler için de bu böyledir. Benim delice heveslerim, zamanla onunkilerle aynı olacaktı. Soyaçekimden ya da pişmanlıktan...

    sf.46
    Muazzam bir sevgi, umut dolu bir bakış, ama aynı zamanda beklenti dolu bir bakış. Ağır. Tükendirici.

    sf.75
    İnsan kendini anlatmaya başladığında, nesnellik, yalanın süslenmişi olmuyor mu?

    sf.86
    Sonra sağa, sola baktı ve dudaklarıma, kuş gagalaması kadar kaçamak bir öpücük kondurdu. ... Tanrım, gökyüzü o gün ne kadar maviydi!

    sf.135
    Bazıları, geleceğe inanmaya devam ettikleri için sabrederler. Bazıları, işi bitirmeye cesaret edemezler. Korkaklık, kuşkusuz hor görülmeli ama o da yaşamın bir parçası. Kabullenmek gibi, hayatta kalma araçlarından biri.



    Çev: Esin Talu-Çelikkan
    YKY, 4. baskı, Ekim 1997
    Roman, 167 sayfa
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •