• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    syhgndlf adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    1,628
    Karizma Gücü
    0

    Atatürk'ün dilinden Cumhuriyet

    Atatürk'ün dilinden Cumhuriyet
    Atatürk Cumhuriyetçilik ilkesini ise 1925 yılında şu ifadeyle anlatıyor: "Cumhuriyet, yüksek ahlâkî değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir."
    29 Ekim 2005 12:34




    Atatürk'ün kendi ifadesiyle Cumhuriyetçilik:


    Türk milletinin karakter ve âdetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. (1924)
    Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933)
    Cumhuriyet, yüksek ahlâkî değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.... (1925)
    Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilâtımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilâtıdır ki, onun adı Cumhuriyet'tir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)

    ATATÜRK "NUTUK"TA ANLATIYOR.

    CUMHURİYET'İN İLANI KARARINI NEREDE VE KİMLERE SÖYLEDİM


    Yemek sırasında : "Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz" dedim. Orada bulunan arkadaşlar, derhal düşünceme katıldılar. Yemegi bıraktık. O dakikadan itibaren, nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşlar ı görevlendirdim.

    Yaptığım programın ve verdiğim talimatın uygulanışını göreceksiniz!

    Efendiler, görüyorsunuz ki, Cumhuriyet ilânına karar vermek için Ankara'da bulunan bütün arkadaşlarımı davet ederek onlarla görüşüp tartışmaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü, onların da aslında ve tabiî olarak benim gibi düşündüklerinden şüphe etmiyordum. Halbuki, o sırada Ankara'da bulunmayan bazı kişiler, yetkileri olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden, düşünce ve rızaları alınmadan Cumhuriyetin ilân edilmiş olmasını bize gücenme ve bizden ayrılma sebebi saydılar.

    CUMHURİYET'İN İLANI İLE İLGİLİ KANUN TASARISINI İSMET PAŞA'YLA BİRLİKTE HAZIRLADIK


    O gece birlikte olduğumuz arkadaşlar erkenden ayrıldılar. Yalnız İsmet Paşa Çankaya'da misafirdi. Onunla yalnız kaldıktan sonra, bir kanun tasarısı müsveddesi hazırladık. Bu müsveddede 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (Anayasa)'nun devlet şeklini tespit eden maddelerini şu şekilde değiştirmiştim : Birinci maddenin sonuna "Türkiye Devleti'nin hükûmet şekli Cumhuriyettir" cümlesini ekledim. Üçüncü maddeyi şu yolda değiştirdim : "Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur. Meclis, hükûmetin ayrıldığı idare kollarını Bakanlar vasıtasıyla yönetir."

    Bundan başka Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun temel madelerinden olan sekizinci ve dokuzuncu maddelerle de değiştirilerek ve açıklığa kavuşturularak şu maddeler yazıldı :

    "Madde - Türkiye Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Cumhurbaşkanlığı görevi yeni Cumhurbaşkanının seçilmesine kadar devam eder. Görev süresi biten Cumhurbaşkanı yeniden seçilebilir."

    "Madde - Türkiye Cumhurbaşkanı devletin başkanıdır. Bu sıfatla lüzum gördükçe Meclis'e ve Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder."

    "Madde - Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından ve Meclis üyeleri arasından seçilir. Diğer bakanlar, Başbakan tarafından ve yine Meclis üyeleri arasından seçildikten sonra Cumhurbaşkanı tarafından hepsi birden Meclis'in onayına sunulur. Meclis, toplantı halinde değilse, onaylama, Meclis'in toplantısına bırakılır."

    Bu mûddelere, komisyonda ve Meclis'te din ve dil ile ilgili bil diğiniz bir madde de eklenmiştir.



    29 EKİM 1923 GÜNÜ HALK PARTİSİ'NDE YAPILAN GÖRÜŞMELER


    Saygıdeğer Efendiler, şimdi isterseniz yüksek hey'etinize 29 Ekim 1923 Pazartesi günü Ankara'da geçen olayı kısaca anlatmaya çalışayım.

    Pazartesi günü saat 10.00'da Halk Partisi grubu, Grup Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Bey'in başkanlığında toplandı. Bakanlar Kurulu üyelerinin seçimi görüşmelerine başlandı.

    Başkan - Yönetim Kurulu, hazırlık niteliğinde olmak üzere, Genel Kurul'a sunulmak üzere bir Bakanlar Kurulu listesi hazırladı. Yönetim Kurulu, kesin bir şey tespit etmiş değildir. Karar saygıdeğer kurulumuzundur. Kabul ederseniz okunsun, sözleriyle, Genel Kurul'a, Başkanlığında Fuat Paşa'nın bulunduğu bir hükümet listesi sunar. Okunan bu listede İktisat Bakanlığına aday gösterilen Celâl Bey (İzmir) söz alarak Bakanlar Kurulu'nun önemini belirtmiş ve kendisinin seçilmesini teklif etmiş. Özellikle "bu listede adları görülen kimseler çekilenlerden daha kuvvetli değildir. Bizden refah ve ıslahat isteyen bir millet vardır. Herhalde yeniler eskilerden daha kuvvetli olmalıdır. Seçimde acele etmeyelim. Hele Hükûmet Başkanı'nı seçerken iyi düşünelim" görüşünü ileri sürmüş.

    Saip Bey (Kozan) - Meclis Başkanlığı'na Fethi Bey, Başbakanlığa İsmet Paşa seçilmelidir, demiş.

    Ekrem Bey (Rize) - Yeni hükûmet eski hükûmetin boşluğunu doldurabilecek mi? Reis Paşa Hazretleri, mümkünse bu konudaki düşüncelerini ifade buyursunlar; aydınlanalım (ben o sırada Meclis'te bulunmuyordum) şeklinde kontışmuş.

    Zülfü Bey (Diyarbakır) - Yetki Parti Meclisi'nindir. Bu hak, grup Yönetim Kurulu'nun değildir. Parti Meclisi toplansın! .. isteğinde bulunmuş...

    Mehmet Efendi (Bolu) - Seçilecek hükûmet ancak bir ay dayanabilir. Hükûmetin böyle sık sık değişmesi, memleket ve milleti kötü ve güç bir duruma sürükler. Hükûmet istifa sebebini açıkça anlatmazsa herhangi bir hükûmet seçimine katılmam. Önce sebebi anlayalım sonra seçim yapalım.

    Faik Bey (Tekirdağ) - Listede gösterilen isimler öncekilerden daha kuvvetli değildir. Parti Meclisi toplanıp bu meseleyi halletsin.

    Vasıf Bey ( Saruhan ) - ( İsmet Paşa'nın hizmetlerinden bahsettikten sonra) Memleketi, milleti niçin bırakıyor? Liderlerimiz bizi aydınlatmamıştır. Sayın Başkanınız (beni kastetmiş olacak) bizi niçin aydınlatmıyor, demiş ve uzun bir konuşma yapmış.

    Necati Bey (İzmir) - Memleketin güvendiği kimselerin bizi bırakıp aynlmalarını kabul edemeyiz. Sayın Başkanımız bizi aydınlatsın ve uyarsın. İçeriye ve dışanya karşı kuwetli bir hükûmete kesinlikte ihtiyacımız vardır.

    Başkan Fethi Bey - Yönetim Kurulu'nun yaptığı bu liste ne Paşa'nın ve ne de Yönetim Kurulu'nundur, şeklinde bir açıklama yapmayı gerekli bulmuş.

    Doktor Fikri Bey ( Ertuğrul ) ( 215 ) - Vasıf v Necati Bey'lerin düşüncelerine katılınm. Memleket sütliman değildir. Memleket idaresi gelişigüzel yapılacak bir seçime terk edilemez. Kuvvetli şahıslardan kurulu bir hükûmet seçilmelidir.

    Recep Bey (Kütahya) - Arkadaşlar sözlerini bitirsinler, sonra Gazi Paşa Hazretleri söylesinler (Henüz toplantıda değildir).

    İlyas Sami Bey (Muş) - Sayın Başkanımız Gazi Paşa Hazretleri düşüncelerini ifade buyursunlar. Bunalımın doğduğu gün giderilmesi daha yararhdır. Erteleme şiddetlenmesine yol açar. Bir Hükûmet Başkanı seçelim. Yirmi dört saatlik bir süre tanıyalım. Arkadaşlarını bulsun. Kuvvetli bir hükûmet kurulsun.

    Abdurrahman Şeref Bey ( rahmetli İstanbul Milletvekili) - Bazı arkadaşlar telâş ediyorlar. Bu her memelekette görülen bir şeydir. Hepimizin amacı vatanın saadetidir. Bir makine kurup tıkır tıkır işletemiyoruz. Bu da doğru. Kuwetli bir hükûmeti nasıl bulmalı hastalığı nasıl keşfetmeli? Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'muzu göz önüne alalım. Hükûmetin görevini belli edelim. Meclis, göri.işlerini söylesin. Ondan sonra Reis Paşamız da görüşlerini ifade buyursunlar. Bir sonuca varalım. Herkes bir işe yarar. Herkesi yaradığı işte kullanmalı. Şahıslardan söz etmeyelim. Vatanın yüksek çıkarlarında birlikteyiz. Reis Paşa Hazretleri görüşlerini ifade buyursunlar.

    Eyüp Sabri Efendi (Konya) - Ne olursa olsun bir seçim zarureti ile karşı karşıya bulunuyoruz. Bundan önceki Hükûmet üyelerinin, yeniden seçilmiş olsalar bile kabul etmeyeceklerine karar verdiklerini işitiyoruz. Yüce Meclis bu kararı kaldırmalıdır.

    Recep Bey (Kütahya) - Üç esaslı noktaya dokunacağım. Birincisi şekil, ikincisi çalışma eksikliği, üçüncüsü manevî birliğimizde açılan gediktir. Şekillerde eksiklik olursa iyi bir sonuç vermez. Eldeki listede yer alan değerli arkadaşlar hangi zamanda hangi şartlar altında çalışacaklardır; belli değil. Kuvvetli bir şahsın kencii arkadaşlarını bularak bir hükûmet kurması gerekir. Recep Bey, özellikle bu son nokta üzerinde uzun bir konuşma yapmış ve açıklamalarda bulunmuş.

    Talât Bey (Ardahan) - Recep ve Abdurrahman Şeref Bey'ler pek güzel açıkladılar. Hükûmet Başkanı'nın görevi nedir? Görev ve yetki Kanununu hâlâ çıkarmadık. Gazi Paşa Hazretleri bizi aydınlatmak lûtfunda bulunsunlar, demiş.

    28/29 EKİM GECESİ HAZIRLADIĞIM KANUN MÜSVEDDESİNİ TEKLİF ETTİM


    Saat 13.30'da Parti Genel Kurulu yeniden Fethi Bey'in başkanlığında toplandı. İlk söz bendeydi. Kürsüye çıktım ve şu konuşmayı yaptım :

    "Saygıdeğer arkadaşlar, üzerinde durduğumuz meselenin çözümünde karşılaşılan güçlüklerin sebebi, bütün arkadaşlarca anlaşılmıştır sanırım. Eksiklik ve yanlışlık uygulamakta olduğumuz usul ve şekildedir. Gerçekten de, yürürlükteki Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'na göre, bir hükümet kurmaya teşebbüs ettiğimiz zaman, bütün arkadaşların her biri bakanları ve hükûmeti seçmek mecburiyeti ile karşı karşıya kalıyor. Hepinizin birden hükûmet üyelerini seçmek zorıında kalmanızda görülen güçlüğün giderilmesi zamanı gelmiştir. Geçen dönemde de aynı şekilde güçlükle karşılaşılıyordu. Görülüyor ki, bu usul bazan birçok karışıklıklara yol açıyor. Yüksek hey'etiniz bu güçlüğün çözülmesi için beni görevlendirdi. Ben de bilginize sunduğum bu görüşten hareket ederek düşündüğüm şekli tespit ettim. Onu teklif edeceğim. Teklifim kabul edilirse kuvvetli ve kendi içinde uyumlu bir hükûmet kurmak mümkün olacak tır. Devletimizin şekil ve niteliğini tespit eden ve hepimiz için bir gaye olan Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'muzun bazı noktalarına açıklık kazandırmak gerekir. Teklif şudur" dedikten sonra, bilinen tasarıyı okutmak üzere kâtip beylerden birine uzatarak kürsüden ayrıldım.

    Teklifimin niteliği anlaşıldıktan sonra tartışmalar başladı.


    Sabit Bey (Erzincan) - Hükûmetin bu şekilde kurulması usulünün lehindeyim. Ancak, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nda değişiklik yapılması teklifi ile bugünkü bunalımı çözmek mümkün değildir. Biz şimdi bir Başbakan seçelim. Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun değiştirilmesini sonra düşünürüz, dedi.

    Hâzım Bey (Niğde) - Şu görüşü ileri sürdü : Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nu biz yapabilir miyiz? Sanırım ki yapamayız. Yetkimiz varsa, bu partide olmaz. Partide görüşüldükten sonra açık oturumda kimse söz söyleyemiyor. Millet varlığını ilgilendiren kanunların burada kesin bir şekilde tespit edilmesine taraftar değilim. Bu gibi kanunlar açık oturumda ve serbestçe görüşülmelidir. Biz, her şeyden önce hükûmet bunalımına bir çare bulalım.

    Yunus Nadi Bey, Hâzım Bey'e şu yolda cevap verdi : Hangi memleket ilk defa Teşkilât-ı Esasiye Kanunu yaparsa, o iş için bir kurucu meclis kurmuştur. Bizde ise bu gibi meselelerde ayrıca bir kurucu meclis kurulacağı açıkça belirtilmemiştir. Bizde her zaman bu gibi değişiklikler olmuştur. Bizden önceki Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu yolda yürümüştür. Buna yetkimiz vardır. Kararsızlık gösterilmesin. Şimdi biz, hükûmet bunalımının çözümünü Reis Paşa Hazıretleri'ne bıraktık. O da bize bu teklifi getirdi. Bu teklifte yer alan usulü bütün arkadaşlar ayrı ayrı düvünmüştür. Şimdi buna kesin bir şekil vermek gerekir. Teklif edilen şekil, zaten vardır. Buna bir açıklık verip daha belirli şekilde tespit edeceğiz.

    Vehbi Bey (Balıkesir) - Bizim, şimdiye kadar görüşüldüğünü işittiğimiz Teşkilât-ı Esasiye Kanunu hakkında bir bilgimiz yoktur. Gerçi gazetelerde gördük, ama bu yeter mi? Bu bakımdan biz, bu konuyu bir bütün olarak görüşmek üzere daha sonraya bırakıp önce bunalıma bir çare bulalım.

    Halil Bey - Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun değiştirilerek yeniden yapılmasına yetkimiz vardır. Fakat yapılacak bu değişiklikler, gerçekten vatan ve milletimizin saadetini sağlayabilecek midir? Bunu söylemek gerekir. Bunu, hukukçu, hukuk bilgini olan arkadaşlarımız gelip açıklasınlar. Açıklama yapılmadıkça bu meselenin derhal halledilmesine taraftar değilim.

    Üyelerden biri - Teşkilât-ı Esasiye Kanunu öyle gelişi güzel düzeltilemez.

    Hamdullah Suphi (İstanbul) - Dört yıl önce, bakanların ayrı ayrı seçilmelerinin zararlarını söylemiştim. Bugün de aynı durum başgösterdi. Gazi Paşa'nın teklifine gelince, bu yeni değildir. Dört yıl önce yapılan bir kanunun daha açık olarak ifadesinden ibarettir. Durum böyle olunca, değişiklik aleyhinde söz söyleyecekler gelsinler düşüncelerini açıklasınlar. Fakat zamanımızın uzun uzadıya beklemeve tahammülü voktur.

    Ragıp Bey (Kütahya) - Kanunların en iyisi şartlardan ve ihtiyaçtan doğmuş olanıdır. İhtiyaç ise meydandadır. Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun tamamlanması ve açıklığa kavuşturulması gerekir. Teklifin derhal görüşülmesine geçelim.

    Adalet Bakanı rahmetli Seyit Bey - Teklif edileıı şekil yeni bir şey değildir. Yürürlükteki Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun, açıklığa kavuşturulması ve buna göre tespitidir. Kanunlar ihtiyaçtan doğar teorik görüşlerden kaynaklanmaz. Zaman ve olaylar her şeye hâkimdi. Gelişme kanunu, değişmez kesin bir kuraldır. Teklif edilen şekilde bir yenilik yoktur. Yürürlükteki şekli daha açık ve belirli bir şekilde ifade edersek, elbette millet ve memleketimizin yararına daha uygun olarak hareket etmiş oluruz.

    HÜKUMETİMİZİN ŞEKLİ MUTLAKA CUMHURİYET OLACAKTIR


    Rahmetli Seyit Bey'in görüşüne Abidin Cumhuriyet Bey (Manisa) şu cevabı verdi : - Önce hükûmet bunalımına çözüm getirelim.

    Eyüp Sabri Efendi (Konya)'nın görüşü şöyleydi : Biz Gazi Paşa Hazretleri'ni hakem yaptık. Bizim Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nu değiştirmeye yetkimiz yok demek, gayrimeşru olduğumuzu kabul etmek demektir. Meclisin Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nu değiştirme yetkisi meydandadır. Hükûmetimizin şekli mutlaka Cumhuriyet olacaktır.


    Bundan sonra İsmet Paşa söz alarak şu yolda bir konuşma yaptı :


    Parti Başkanı'nın teklifini kabule ihtiyaç kesindir. Bütün dünya, bizim bir hükûmet şekli görüştüğümüzü biliyor. Bu görüşlerimizi bir sonuca bağlayıp açıklamamak, güçsüzlüğü ve karışıklığı sürdürmekten başka bir şey değildir. Bir tacrübemden söz edeyim. Avrupa diplomatları bu konuda beni uyardılar. Devletin başkanı yoktur, dediler. Şimdiki idare şeklinize göre başkan, Meclis Başkanı'dır. Demek ki siz, bir başka başkan bekliyorsunuz. Avrupa'nın düşüncesi işte budur. Oysa, biz böyle düşünmüyoruz. Millet, hâkimiyetini ve mukadderatını fülî olarak eline almıştır. O halde bunu hukukî olarak dile getirmekten neden çekiniyoruz. Cumhurbaşkanı olmadan Başbakan seçilmesini teklif etmek kanunsuz olur. Bunda şüpheye yer yoktur. Başbakanın seçilebilmesi için, Gazi Paşa Hazretleri'nin teklifinin kanunlaşması gerekir. Genelleşmiş olan bir zaafın sürdürülmesinin anlamı yoktur. Partinin bütün millete karşı yüklendiği sorumluluğun gereklerine uygun olarak hareket etmek zarurîdir

    İsmet Paşa'dan sonra, rahmetli Abdurrahman Şeref Bey'in konuşmasında şu sözler yer alıyordu :


    Hükûmet şekillerinin teker teker sayılmasına gerek yoktur. Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir, dedikten sonra kime sorarsanız sorunuz, bu Cumhuriyettir. Doğan çocuğun adıdır. Ama bu ad, bazılaruıa hoş gelmezmiş, varsın gelmesin.

    Bundan sonra Yusuf Kemal Bey, teklifin kabul edilmesi gerektiği hususunda uzun bilgiler verdi ve bunun derhal kanunlaşması için gerekli işlemin tamamlanmasını teklif ederim dedi.


    TEKLİFİM PARTİ GRUBU'NDA VE HEMEN ARKASINDAN MECLİSTE GÖRÜŞÜLDÜ VE "YAŞASIN CUMHURİYET" SESLERİ ARASINDA KABUL EDİLDİ


    Abdullah Azmi Efendî'nin, "meselenin önemi meydandadır. Görüşme devam etsin" diye yükselen itirazına rağmen yeterlik teklifi kabul edildi. Ondan sonra teklifimin bütünü ve arkasından da maddeler birer birer okunarak görüşüldü ve kabul edildi.

    Efendiler, Parti Grubu toplantısına son verildi ve hemen Meclis toplantısı açıldı. Saat 18.00 idi. Kanun teklifi, Kanun-ı Esasî Encümeni tarafından usulen incelenip tutanağı hazırlanırken, Meclis diğer bazı işlerle meşgul oldu. Sonunda, Başkanlık kürsüsünde oturan Başkan Vekili İsmet Bey (Paşa) Meclis'e şu bilgiyi verdi :

    "Kanun-ı Esasî Encümeni, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nda değişiklikler yapılması ile ilgili tasarının öncelikle ve derhal görüşülmesini teklif ediyor. "Kabul!" sesleri üzerine, tutanak okundu. Teklif edildiği gibi öncelikle görüşüldü. Nihayet, kanun, birçok konuşmacının "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleriyle alkışlanan konuşmalarıyla kabul edildi.

    TÜRKİYE CUMHURBAŞKANLIĞI'NA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ OY BİRLİĞİ İLE BENİ SEÇTİ



    Ondan sonra Cumhurbaşkanı seçilmesi için Meclis'te oylamaya geçildi. Toplanan oyların sonucunu Başkanlık kürsüsünde oturan İsmet Bey (Paşa) Genel Kurul'a şu şekilde bildirdi :

    "Türkiye Cumhurbaşkanlığı için yapılan oylamaya yüz elli sekiz kişi katılmış ve Cumhurbaşkanlığına yüz elli sekiz üye, oybirliği ile Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ni seçmişlerdir."


    kaynak: haberx ve haber7.com


    ---------------------
    verilmemi olabilir düşüncesi ile günün mahiyeti ile beraber vermeyi uygun gördüm, tabii okuyan olursa
    MEHMEDİM

    Gayrı anlatılmaz bu savaş bence
    Dağ taş konuşmuştu kendi dilince
    Hücum diye bir ses duydum ilk önce
    Sonra allah allah dedi mehmedim

    Ne ana ne sıla ne yar hayali
    Bir gör mehmetteki kükremiş hali
    Kırpmadı gözünü yağmur misali
    Mermi yedi havan yedi mehmedim
    Can askerim

    Öyle bir iman öyle ihlaski
    Secde eder cümle can ve bitki
    Bir temmuz akşamı allah şahitki
    Şaha kalkmış vatan idi mehmedim

    Bu akşam yıldızlar saramış gibi
    Tepeler titreşir hava kış gibi
    Bir dağın sırtında dağ varmış gibi
    Omuzlamış bir mehmedi mehmedim
    Can askerim



    Mesaj SAYIM =1903

  2. #2
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Alıntı syhgndlf tarafından gönderildi.
    verilmemiş olabilir düşüncesi ile günün mahiyeti ile beraber vermeyi uygun gördüm, tabii okuyan olursa
    Emin ol okuyan olacaktır, olmalı...

    Cumhuriyet mücadelesinin son noktasını paylaştığın için teşekkürler.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  3. #3
    respublika adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-08-2005
    Mesajlar
    534
    Karizma Gücü
    0
    Defalarca, satır aralarına inilerek okunmalı ve her noktası hazmedilmelidir.Cumhuriyeti en iyi kurucusundan öğrenebiliriz.Şu ortamda yaşayarak öğrenmek çok güç.
    Bizimle paylaştığın için teşekkürler.
    Küçük hesapların taraftarı degiliz biz.Büyük bir sevdaya kaptırmışız kendimizi.
    Kimsenin anlamasını beklemeyiz ve istemeyiz de.
    Seni kimseyle paylaşamam FENERBAHÇEm!!!


    Atam izindeyiz, biz de Fenerbahçeliyiz!!
    Türkforum Fenerbahçeliler


    1922->Bağnazlığa,dar görüşlülüğe,hurafelere,iliklere işlenmiş cahilliğe,
    din tüccarlarına karşı bilgi ve bilinçle mücadele edeceğiz
    2005->Mücadelimiz devam etmektedir

  4. #4
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Güzel bir paylaşım ellerine sağlık
    Ancak genel olarak bazı yanlış düşünceler oluyor Cumhuriyetin İlanı hakkında. Sanki Cumhuriyein ilanı 1 günde karar verilmiş gibi saçma iddialar yer alıyor.
    Böyle birşey olamaz. Atatürk'ün daha Samsuna ayak atmadan kafasında cumhuriyet rejimi olduğunu biliyoruz bilmiyorsak anılarından bunu anlayabiliriz.
    Bir de zaten meclisin açılmasıyla yönetim biçimimiz aşağı yukarı belirlenmişti. 29 Ekimdeki Cumhuriyetin İlanı bunun düzene konulması ve adının verilmesiydi.
    Yani sonuç olarak Cumhuriyet 1 günde ilan edilmedi 1 günde de yıkılmaz.

  5. #5
    syhgndlf adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    1,628
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Bektaşi80 tarafından gönderildi.
    Güzel bir paylaşım ellerine sağlık
    Ancak genel olarak bazı yanlış düşünceler oluyor Cumhuriyetin İlanı hakkında. Sanki Cumhuriyein ilanı 1 günde karar verilmiş gibi saçma iddialar yer alıyor.
    Böyle birşey olamaz. Atatürk'ün daha Samsuna ayak atmadan kafasında cumhuriyet rejimi olduğunu biliyoruz bilmiyorsak anılarından bunu anlayabiliriz.
    Bir de zaten meclisin açılmasıyla yönetim biçimimiz aşağı yukarı belirlenmişti. 29 Ekimdeki Cumhuriyetin İlanı bunun düzene konulması ve adının verilmesiydi.
    Yani sonuç olarak Cumhuriyet 1 günde ilan edilmedi 1 günde de yıkılmaz.
    aslında bunun Tanzimatla başlayan bir süreç olduğunu unutuyoruz.
    Bu geçiş aniden olmamıştır yavaş yavaş olgunlaşarak 29 ekimde meyvesini vermiştir. şapka kanunun, Harf devriminin de önceden tartışıldığını görebiliriz tarih kitaplarını biraz karıştırırsak.

    *ilk önce meclis açıldı Osmanlı da
    *başarılı olamadı kapandı
    *yeniden açıldı
    *düşmanlara karşı dayanamadı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi n devretti kendi yerini.
    *TBMM hiçbir zaman bir daha ilk meclis kadar demokratik olmadı bir daha,
    ilk meclisin tüm üyeleri seçimlerle gelmişti Anadolu dan. sonrasında hep partilerin gösterdiği insanları seçtik
    **TBMM demokrat parti ile büyük bir adım daha atarak çok partili sisteme geçti
    **cumhuriyet sistemi bazen darbelere varan topallamalar yaşasa da ilerlemeye devam ediyor
    ***bir sonraki atılım ne zaman olur bilinmez milletvekillerini de biz seçeceğiz..


    Bu olaylar kolay olmadı tabii ki burada gözüktüğü kadar bunun savaşını veren çok insan oldu bu uğurda koltuk kavgaları ile yolunu şaşıranlar oldu, Bazıları Atatürk e köstek olurken bazıları fikirleri uyuşmasa da Ata nın yanında yer aldı.
    MEHMEDİM

    Gayrı anlatılmaz bu savaş bence
    Dağ taş konuşmuştu kendi dilince
    Hücum diye bir ses duydum ilk önce
    Sonra allah allah dedi mehmedim

    Ne ana ne sıla ne yar hayali
    Bir gör mehmetteki kükremiş hali
    Kırpmadı gözünü yağmur misali
    Mermi yedi havan yedi mehmedim
    Can askerim

    Öyle bir iman öyle ihlaski
    Secde eder cümle can ve bitki
    Bir temmuz akşamı allah şahitki
    Şaha kalkmış vatan idi mehmedim

    Bu akşam yıldızlar saramış gibi
    Tepeler titreşir hava kış gibi
    Bir dağın sırtında dağ varmış gibi
    Omuzlamış bir mehmedi mehmedim
    Can askerim



    Mesaj SAYIM =1903

  6. #6
    MAGNIFICIENT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-08-2005
    Mesajlar
    943
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Bektaşi80 tarafından gönderildi.
    Güzel bir paylaşım ellerine sağlık
    Ancak genel olarak bazı yanlış düşünceler oluyor Cumhuriyetin İlanı hakkında. Sanki Cumhuriyein ilanı 1 günde karar verilmiş gibi saçma iddialar yer alıyor.
    Böyle birşey olamaz. Atatürk'ün daha Samsuna ayak atmadan kafasında cumhuriyet rejimi olduğunu biliyoruz bilmiyorsak anılarından bunu anlayabiliriz.
    Bir de zaten meclisin açılmasıyla yönetim biçimimiz aşağı yukarı belirlenmişti. 29 Ekimdeki Cumhuriyetin İlanı bunun düzene konulması ve adının verilmesiydi.
    Yani sonuç olarak Cumhuriyet 1 günde ilan edilmedi 1 günde de yıkılmaz.
    Atatürk'te Cumhuriyet düşüncesi askeri okul yıllarında oluşmaya başlamıştır. Atatürk ' e göre artık saltanat devri bitmiştir. Ve yeni bir rejime geçilmelidir. Bu nedenlede gençlik yıllarında değişik siyasi oluşumların içerisinde yer almıştır. Hep doğruyu ve güzelii aramıştır. Cumhuriyet fikri bu süreçte gelişmiş ve olgunlaşmıştır.
    Elbette bir günde ortaya atılmamamıştır. Elbette bir günde yıkılamaz.
    Sen Türk'ü Türk yurtlarını koru !..
    “ Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran millete ırk ve din ayırmaksızın Türk milleti denir. ”

    Mustafa Kemal Atatürk



    TürkYaşam.com Atatürkçü Çalışma Topluluğu






    Türkiye Soykırım Yapmıştır Diyenleri Kınıyorum!




    T Ü R K İ Y E C U M H U R İ Y E T İ N İ N S E K S E N ÜÇÜNCÜ Y I L I

  7. #7
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Alıntı syhgndlf tarafından gönderildi.
    aslında bunun Tanzimatla başlayan bir süreç olduğunu unutuyoruz.
    Bu geçiş aniden olmamıştır yavaş yavaş olgunlaşarak 29 ekimde meyvesini vermiştir. şapka kanunun, Harf devriminin de önceden tartışıldığını görebiliriz tarih kitaplarını biraz karıştırırsak.

    *ilk önce meclis açıldı Osmanlı da
    *başarılı olamadı kapandı
    *yeniden açıldı
    *düşmanlara karşı dayanamadı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi n devretti kendi yerini.
    *TBMM hiçbir zaman bir daha ilk meclis kadar demokratik olmadı bir daha,
    ilk meclisin tüm üyeleri seçimlerle gelmişti Anadolu dan. sonrasında hep partilerin gösterdiği insanları seçtik
    **TBMM demokrat parti ile büyük bir adım daha atarak çok partili sisteme geçti
    **cumhuriyet sistemi bazen darbelere varan topallamalar yaşasa da ilerlemeye devam ediyor
    ***bir sonraki atılım ne zaman olur bilinmez milletvekillerini de biz seçeceğiz..


    Bu olaylar kolay olmadı tabii ki burada gözüktüğü kadar bunun savaşını veren çok insan oldu bu uğurda koltuk kavgaları ile yolunu şaşıranlar oldu, Bazıları Atatürk e köstek olurken bazıları fikirleri uyuşmasa da Ata nın yanında yer aldı.
    Harf devrimi ve meclis örnekleri ile "Atatürk aslında bunları yapmadı, çalışmalar vardı, meyvesini O yedi" mi demek istiyorsunuz?

    Bir de son cümleye takıldım; "Köstekler ve fikri uymadığı halde yanında yeralanlar oldu" derken aslında "Ata'nın yanında, O'nun fikirlerine destek veren yoktu ama mecburiyetten O'nun yanında olmayı seçenler vardı" mı demek istediniz?

    Yoksa ben mi yanlış anladım?

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  8. #8
    inopportune adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    672
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı syhgndlf tarafından gönderildi.
    aslında bunun Tanzimatla başlayan bir süreç olduğunu unutuyoruz.
    Bu geçiş aniden olmamıştır yavaş yavaş olgunlaşarak 29 ekimde meyvesini vermiştir. şapka kanunun, Harf devriminin de önceden tartışıldığını görebiliriz tarih kitaplarını biraz karıştırırsak.

    *ilk önce meclis açıldı Osmanlı da
    *başarılı olamadı kapandı
    *yeniden açıldı
    *düşmanlara karşı dayanamadı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi n devretti kendi yerini.
    *TBMM hiçbir zaman bir daha ilk meclis kadar demokratik olmadı bir daha,
    ilk meclisin tüm üyeleri seçimlerle gelmişti Anadolu dan. sonrasında hep partilerin gösterdiği insanları seçtik
    **TBMM demokrat parti ile büyük bir adım daha atarak çok partili sisteme geçti
    **cumhuriyet sistemi bazen darbelere varan topallamalar yaşasa da ilerlemeye devam ediyor
    ***bir sonraki atılım ne zaman olur bilinmez milletvekillerini de biz seçeceğiz..


    Bu olaylar kolay olmadı tabii ki burada gözüktüğü kadar bunun savaşını veren çok insan oldu bu uğurda koltuk kavgaları ile yolunu şaşıranlar oldu, Bazıları Atatürk e köstek olurken bazıları fikirleri uyuşmasa da Ata nın yanında yer aldı.

    Bu bilgileri nereden aldin?
    Ey Türk Milleti, uyan artık uyan!
    Ya kendin olur, insan gibi yaşarsın,
    Ya da susar oturur, yaşadıklarına bakıp bakıp şaşarsın.


    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu




    Sahipsiz vatanın batması haktır
    Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır

  9. #9
    syhgndlf adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    1,628
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı electrica tarafından gönderildi.
    Harf devrimi ve meclis örnekleri ile "Atatürk aslında bunları yapmadı, çalışmalar vardı, meyvesini O yedi" mi demek istiyorsunuz?
    Ata nın hayat hikayesini okursanız değişik kaynaklardan gençlik yıllarında değişik oluşumlar içinde yer aldığını ve fikirlerinin bu oluşumlarla olgunlaştığını görebilirsiniz. Sonuçta o da insandı ve fikirlerinin gelişip olgunlaşması gerekiyordu.

    bir de ben meyvesini 29 Ekimde verdi dedim, bunda Atatürk tartışmasız en fazla katkıda bulunan insandır. yani ben başkası yaptı Atatürk üzerine kondu demedim siz benim cümlemi değiştirmişsiniz,sizin gösterdiğiniz şekilde bir cümle yok yazımda..

    Alıntı electrica tarafından gönderildi.
    Bir de son cümleye takıldım; "Köstekler ve fikri uymadığı halde yanında yeralanlar oldu" derken aslında "Ata'nın yanında, O'nun fikirlerine destek veren yoktu ama mecburiyetten O'nun yanında olmayı seçenler vardı" mı demek istediniz?

    Yoksa ben mi yanlış anladım?

    mecburiyetten olanlar vardır belki orası ayrı konu ancak burada benim bahsettiğim insanlar Atatürk ün erafında kilitlenmenin bu ülke için daha iyi olduğunu düşünen insanlar. yani ilk önce ülkenin geleceğinin kurtulması nın gereğine inanan insanlar. bu şekilde bir birlik ve beraberlik için de bu ülke kurtulmuştur.

    Alıntı inopportune tarafından gönderildi.
    Bu bilgileri nereden aldin?
    bu bilgiler kendi bilgilerimdir,te kaynak değil ilkokula kadar giden tarih bilgimin bana düşündürdüğü fikirler i bu konuda yanlış oldupupğunu düşündüğün yerleri belirt tartışalım. bazı konuların tabu olarak kalması beni rahatsız ediyor
    MEHMEDİM

    Gayrı anlatılmaz bu savaş bence
    Dağ taş konuşmuştu kendi dilince
    Hücum diye bir ses duydum ilk önce
    Sonra allah allah dedi mehmedim

    Ne ana ne sıla ne yar hayali
    Bir gör mehmetteki kükremiş hali
    Kırpmadı gözünü yağmur misali
    Mermi yedi havan yedi mehmedim
    Can askerim

    Öyle bir iman öyle ihlaski
    Secde eder cümle can ve bitki
    Bir temmuz akşamı allah şahitki
    Şaha kalkmış vatan idi mehmedim

    Bu akşam yıldızlar saramış gibi
    Tepeler titreşir hava kış gibi
    Bir dağın sırtında dağ varmış gibi
    Omuzlamış bir mehmedi mehmedim
    Can askerim



    Mesaj SAYIM =1903

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. erkan mumcu'nun dilinden anavatan yeni tasarımı
    2005 Konuları bölümünde mehmetkazak tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 28.10.05, 17:35

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •