• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    İntihar Üzerine

    Kendimi öldürmeden önce bana varoluştan yana güven verilmesini isterim, kuşku duymamak isterim.
    Yaşam, benim gözümde, olguların belirginliğini ve akılda uyumlu biçimde birleşmelerini onaylamaktan öte bir şey değil. Ben, olguların toplanıp birleştiği zorunlu bir buluşma noktası gibi duymuyorum kendimi artık; şifalı ölüm, doğadan ayırarak iyileştiriyor bizi; ama ya ben, olgulara yol vermeyen acıların ürünüysem?



    Ben kendimi öldürürsem bu, kendimi yıkmam için değil, ama kendimi yeniden oluşturmam için olacak; intihar, benim için, kendimi zorlu bir uğraşla yeniden ele geçirmemi, varlığımın içine baskın yapıp girmemi, belli belirsiz ilerleyen tanrıdan önce davranmamı sağlayacak bir araçtır yalnızca. İntiharla kendi tasarımı yeniden doğaya uyguluyorum, ilk kez kendi irademle biçimlendiriyorum her şeyi. Bana uygun olmayan organlarımın koşullandırmasından kendimi kurtarıyorum; ve yaşam, bana düşünmem için verileni düşündüğüm saçma bir talih oyunu olmaktan çıkıyor.

    Yani kendim seçiyorum düşüncemi, ve güçlerimin, eğilimlerimin, gerçeklerimin yönünü. Güzel ile çirkinin, iyi ile kötünün arasına yerleşiyorum. Askıda bırakıyorum kendimi; hiçbir yana eğilim göstermeden, yansız; iyilerin ve kötülerin kışkırtmalarının kurduğu dengenin kurbanıyım.

    Çünkü yaşamın kendisi, bir çözüm değil; yaşam, seçilmiş, benimsenmiş, belirlenmiş hiçbir varoluş türüne sahip değil. Yaşam yalnızca, istekler ve olumsuz güçler dizisidir, tiksindirici bir rastlantıya bağlı koşullara göre amacına ulaşan ya da başarısızlığa uğrayan küçük karşıtlıklar dizisidir. Kötülük, her insana, eşit ölçüde verilmemiştir, deha da öyle, delilik de. Kötülük gibi , iyilik de, koşulların ve etkisini kimisinde çok kimisinde az gösteren bir mayanın ürünüdür.

    Yaratılmak ve yaşamak ve değiştirilemeyecek biçimde belirlenmiş varlığının en akla gelmez dallarına, en küçük ayrıntılarına dek kendini hissetmek, kesinlikle aşağılık bir durumdur. Aslında biz ağaçtan başka bir şey değiliz ve olasıdır ki, benim soyumun ağacının bilmem hangi boğumunda, belirlenmiş bir günde kendimi öldüreceğim yazılıdır.

    İntihar özgürlüğü kavramı da, kesilmiş bir ağaç gibi düşüyor. İntiharımın ne zamanını, ne yerini, ne de koşullarını ben yarattım. Onun kavramını bulan da ben değilim, koparılmayı duyabilecek miyim?

    Belki o anda varlığım parçalanıp dağılır; ama ya bütünlüğünü korursa, sakatlanmış organlarım nasıl işleyecek, varlığı olanaksız hangi organlarımla gözlemleyeceğim bu kopmayı? Ölümü, bir sel gibi duyuyorum üzerimde; gücünü bilemeyeceğim, apansız sıçrayan bir yıldırım gibi. Tatlarla ve dolanıp duran labirentlerle yüklü duyuyorum ölümü. Bunun neresinde benim varlığımın düşüncesi?

    Bu Tanrı, beni, istediği gibi kullandı, saçma biçimde; beni canlı kıldı, yadsımaların yokluğunda, benim atak yadsımalarımın yokluğunda, düşünülen yaşamın, duyulan yaşamın en küçük kıpırtılarını bile yok etti bende. Yürüyen bir robot durumuna indirgedi beni; ama öyle bir robot ki, bilinçsizliğinin kırıldığını duyumsuyordu.

    Ve işte ben, yaşamakta olduğumu göstermek istedim, şeylerin çınlayan gerçekliğiyle birleştirmek kendimi, yazgımı parçalamak istedim.

    Tanrı ne dedi buna?

    Yaşamı hissetmiyordum; değer yargılarıyla ilgili her kavramın dolaşımı, bende, kurumuş bir ırmaktı. Yaşam, bir nesne, bir biçim değildi bende; bir dizi mantık yürütmeydi yalnızca.

    Ama boşuna işleyen, bir yere ulaştırmayan mantık yürütmelerdi bunlar ve bende, irademin kesinleştiremediği "taslaklar" biçiminde kalıyorlardı.

    Buradan intihar durumuna geçmem için de benliğimin bana geri dönmesini beklemeliyim, varlığımın tüm eklemlerini özgürce oynatabilmeliyim. Tanrı beni, umutsuzluğun içine bıraktı, sanki ışıkları bana ulaşan çıkmazlar burcunun ortasına bıraktı.

    Ben artık ne ölebiliyorum, ne yaşayabiliyorum, ne de ölümü ya da yaşamı istememezlik edebiliyorum. İnsanların tümü de benim gibi.



    Antonin Artaud
    Yaşayan Mumya
    Çev: Yaşar Günenç,
    Yaba Yayınları, Ankara, 1995, 1.Basım
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  2. #2
    ENSE'NDENİZ BİZ... 1qazxsw2 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-05-2005
    Mesajlar
    1,206
    Karizma Gücü
    0
    Aslında intiharın altında ulaşılamaza ulaşmak gibi bir hedef yatıyor..

    İnsanoğlu bütün zevk ve duyguları tadabilir..Herşeyi yapıp deneyebilir...
    Birtek ölüm sadece bir kere olur....Geri dönüş yada tekrar yoktur...
    Bu nokradan bakınca,intihar kadere ve gidişata başkaldırı niteliği taşıyor...
    Hayatınız pahasına da olsa başkaldırı...Ve tadmadığınız bir zevki,ne zaman ggeleceğini bilmeden değil de, kendiniz planlı***** tadmak...

    Bence bu açıdan bakmak da lazım....İnsanın tatminsizliği açısından
    ABSINTHE DRINKER

    ABSINTHE DRINKER

    ABSINTHE DRINKER

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    5
    Karizma Gücü
    0
    "...Büyük zihinsel acılar bedebsel acıyı unutturur... Korkutucu ve kabuslu bir rüyadan en çok korktuğumuz anda uyanırız, gecenin ürkütücü görüntülerini böylelikle başımızdan kovarız. Ve yaşam bir düştür. Korku doruğa ulaştığında biz onu (yaşamı) kırmaya zorlar.
    İntihar bir deney olaark da algılanabilir. İnsanın onu yanıt vermeye zorlayarak, doğaya sorduğu bir sorudur. Soru şudur: Ölüm insanın varoluşunda şeylerin doğasına yönelik ne tür değişiklikler yaratır?
    Bu beceriksiz bir deneydir. Çünkü soruyu soran ve yanıtı bekleyen BİLİNCİN kendisi yok edilir"
    Arthur Schopenhauer-Varolmanın Acısı

  4. #4
    susta adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-09-2005
    Mesajlar
    145
    Karizma Gücü
    0
    Yazı çok güzel... Ama tam manasıyla anlaması bana biraz zor geldi. Zira bunu yazan Antonin Artaud un, yazdığı andaki ruh haline inmek gerçekten çok zor! Olayı intihar değil de ölüm üzerine kurarsak belki daha sağlıklı düşünebiliriz...

    Her insan kendini özgür hisseder ve de özgür olduğunu savunur... Onlara göre insanların yapacaklarının sınırı yoktur. Halbuki beden denilen prangalar insanın özgürlüğüne en büyük darbeyi vuran maddelerdir... Ruh ve beden bütünlüğüne inanan insanoğlu en büyük özgürlüğü bu prangaları kırdıktan sonra elde edecektir... Yani diğer bir deyişle ölümle... Ölüm olgusuyla karşılaşıldığı zaman insanoğlu hiç doğmamış olmak ister. Çünkü maddi hayatta yaşadığını sandığı özgürlük, o anda bir tutsaklıkla eşdeğerdir. Tutsaklıktan kurtulmuş, bedeninin hakimiyetine son vermiş, ebedi özgürlüğü yaşamıştır.

    Bu anlamda ölüm, hayatın bitmesi değil, bedenin terkedilmesiyle ulaşılan nihai özgürlük halidir!!! Eski sufi geleneklerinde erenlerin tanrıya ulaşma çabasının özünde de bu yatar.. Fakat intihar olayıyla bu özgür ruhu ortaya çıkarmaya çalışmak bana göre doğru değildir! Bu, hayatında eline silah almamış deneyimsiz bir çocuğun alenen savaşa gitmesidir! Bunun için Ruh denen maddenin beden vasıtasıyla dünya hayatında pişmesi, olgunlaşması gerekir yaşayarak...

    Okuyan herkese saygılar....
    :x BYE BYE TÜRKÇE BİRLİĞİ :x
    EFE ADAYI
    <<<Paylasim Ve Dostluk Platformu>>>



    Tabiki acı çekeceksin, görmenin bedelidir bu!!!

    Başkalarının kurallarını uygulamak, insanın kendisini yönetmesinden çok daha kolaydır!!!

    Nietzsche...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Van Cezaevinde İntihar
    2005 Konuları bölümünde Prince Of Pain tarafından açılmış
    Yanıt: 8
    Son Mesaj: 15.11.05, 21:32

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •