• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    cylmz35
    Ziyaretçi

    Bir Düş Kazası...

    Yağmurdan sokağa çıkamıyor bahar. "Cemreleri tanklar ezmiş" diyorlar.

    Havada, toprakta, suda, harpte ölmüş bebelerin ayazı...

    Ekranda bozgun artığı ordular; elimde hanidir aynı kitap var.


    * * *

    "Saklambaç oynayan bir çocuktu
    büyüttüğüm; babasının dudaklarına
    sıkışmış ve unutulmuş...
    sobelendim, saklandığım saydam düşlerin
    ardında. sunacak başka şeyim yoktu,
    bir çocuğun bayram sabahındaki
    beklentisini sundum yaşama ve tedirginliğini
    oğlu savaşta bir annenin. Uzak ezgisini
    dinleyerek bırakıp gitmelerin..."


    * * *

    Zafer Ekin Karabay bu mısraları yazdığında 28 yaşındaydı.

    Hayatın ağırlığı karşısında insanın hafifliğine dayanamadı.

    Son bir şiir yazdı.

    Ve büyük sırrını onun dizelerine sakladı:


    * * *

    "Nil güne akarken şubat gibi biriktim;
    dört yıl topladığı acısını yirmi dokuzuncu
    adımında gösteren. Ve çıktım yaşama
    onun sakladıklarını sunarak saklandığım
    yerden. Sonra kendime dönüp dinledim:
    yeniden acılarımı ve sordum:
    yaşamın neresine saklanmalı ozan,
    ya da nasıl saklamalı yaşamı?


    * * *

    "Gün'e akan Nil", Nilgün'dü aslında: Nilgün Marmara - "Hayatın neresinden dönülse kârdır" deyip 29'unda intihar etmişti.

    Şimdi "yirmi dokuzuncu adımında" sıra Zafer'deydi.

    "Daha ne kadar dayanabilirdi ki, herkesin, bir başkasının acısı pahasına mutlu olduğu yaşama..."

    Hayatta ne saklayacak bir şey, ne de saklanacak bir yer kalmıştı.

    Ölüme sığınmaya karar verdi.

    Önce kitabı "Şubatta Saklambaç" yayımlanacak ve o, 29. yaşının 29 Şubat'ında vedalaşacaktı hayatla...

    "Kitabına bir yığın sırla birlikte, intihar edeceği tarihi de gizlemişti".

    Şubatta (bu) saklambaç bitecekti.


    * * *

    Lakin yetişmedi kitap...

    29. yaş, kapıya dayandı.

    Artık bekleyecek gücü kalmamıştı.

    "O kitabı görmeden ölmek bana nasıl acı veriyor bilemezsiniz" diye yazdı son mektubunda...

    "Beni affedin" dedi. Mektubunun Kül'de yayımlanmasını istedi.

    Ve eylülde Eskişehir'de intihar etti.

    Henüz 29'una basmamıştı.


    * * *

    Kül, Ekim 2002'de bastı mektubu.

    Kapakta Karabay'ın mahzun bir fotoğrafı vardı.

    Altında iki yitik mısra:

    "Oysa biz hep bir düş kazasında

    yitirdik arkadaşlarımızı...

    karşıdan karşıya geçerken

    eli bırakılan çocuklardık".


    * * *

    Zafer'in "Görmeden Ölmesem" dediği kitap, ölümünden 3 ay sonra, yayımlandı. (Mayıs yayınları, Ankara. Aralık, 2002)

    "Şubatta Saklambaç"ı şubatta okudum, ama üzerine yazı yazamadım.

    O ara bombalar düştü cemrelerin ardı sıra...

    Havada, toprakta, suda, karşıdan karşıya geçerken eli bırakılmış çocukların ayazı...

    29'unda bir şair, ilk kitabını göremeden öldü bir düş kazasında...

    Belki de ondan; hanidir yağmurun iki eli, baharın yakasında...



    Can Dündar.

  2. #2
    Profesör paskalya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-07-2004
    Mesajlar
    3,189
    Karizma Gücü
    0
    eline sağlik dostum paylaşimin için teşekkürler
    TFBeşiktAŞK


    İMZAM YOK PARMAK BASSAM OLURMU ?

    BENİ ESKİLER TANIR, YENİLER TANIMAYA ÇALIŞIR, TANIYANLAR ANLATIR...

    SuSKunLuĞuM aSaLeTiMDeNDiR ...
    HeR LaFa VeReCeK CeVaBım Var ...AmA... Bir LaFa BaKaRım LaF Mı DiYe...
    BiR De SöyLeyeNe BaKaRım aDaM Mı DiYe...

  3. #3
    K@@NC@ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-04-2005
    Mesajlar
    550
    Karizma Gücü
    0
    eline sağlık dostum

  4. #4
    angel_nili
    Ziyaretçi
    Alıntı cylmz35 tarafından gönderildi.
    Yağmurdan sokağa çıkamıyor bahar. "Cemreleri tanklar ezmiş" diyorlar.

    Havada, toprakta, suda, harpte ölmüş bebelerin ayazı...

    Ekranda bozgun artığı ordular; elimde hanidir aynı kitap var.


    * * *

    "Saklambaç oynayan bir çocuktu
    büyüttüğüm; babasının dudaklarına
    sıkışmış ve unutulmuş...
    sobelendim, saklandığım saydam düşlerin
    ardında. sunacak başka şeyim yoktu,
    bir çocuğun bayram sabahındaki
    beklentisini sundum yaşama ve tedirginliğini
    oğlu savaşta bir annenin. Uzak ezgisini
    dinleyerek bırakıp gitmelerin..."


    * * *

    Zafer Ekin Karabay bu mısraları yazdığında 28 yaşındaydı.

    Hayatın ağırlığı karşısında insanın hafifliğine dayanamadı.

    Son bir şiir yazdı.

    Ve büyük sırrını onun dizelerine sakladı:


    * * *

    "Nil güne akarken şubat gibi biriktim;
    dört yıl topladığı acısını yirmi dokuzuncu
    adımında gösteren. Ve çıktım yaşama
    onun sakladıklarını sunarak saklandığım
    yerden. Sonra kendime dönüp dinledim:
    yeniden acılarımı ve sordum:
    yaşamın neresine saklanmalı ozan,
    ya da nasıl saklamalı yaşamı?


    * * *

    "Gün'e akan Nil", Nilgün'dü aslında: Nilgün Marmara - "Hayatın neresinden dönülse kârdır" deyip 29'unda intihar etmişti.

    Şimdi "yirmi dokuzuncu adımında" sıra Zafer'deydi.

    "Daha ne kadar dayanabilirdi ki, herkesin, bir başkasının acısı pahasına mutlu olduğu yaşama..."

    Hayatta ne saklayacak bir şey, ne de saklanacak bir yer kalmıştı.

    Ölüme sığınmaya karar verdi.

    Önce kitabı "Şubatta Saklambaç" yayımlanacak ve o, 29. yaşının 29 Şubat'ında vedalaşacaktı hayatla...

    "Kitabına bir yığın sırla birlikte, intihar edeceği tarihi de gizlemişti".

    Şubatta (bu) saklambaç bitecekti.

    * * *

    Lakin yetişmedi kitap...

    29. yaş, kapıya dayandı.

    Artık bekleyecek gücü kalmamıştı.

    "O kitabı görmeden ölmek bana nasıl acı veriyor bilemezsiniz" diye yazdı son mektubunda...

    "Beni affedin" dedi. Mektubunun Kül'de yayımlanmasını istedi.

    Ve eylülde Eskişehir'de intihar etti.

    Henüz 29'una basmamıştı.


    * * *

    Kül, Ekim 2002'de bastı mektubu.

    Kapakta Karabay'ın mahzun bir fotoğrafı vardı.

    Altında iki yitik mısra:

    "Oysa biz hep bir düş kazasında

    yitirdik arkadaşlarımızı...

    karşıdan karşıya geçerken

    eli bırakılan çocuklardık".


    * * *

    Zafer'in "Görmeden Ölmesem" dediği kitap, ölümünden 3 ay sonra, yayımlandı. (Mayıs yayınları, Ankara. Aralık, 2002)

    "Şubatta Saklambaç"ı şubatta okudum, ama üzerine yazı yazamadım.

    O ara bombalar düştü cemrelerin ardı sıra...

    Havada, toprakta, suda, karşıdan karşıya geçerken eli bırakılmış çocukların ayazı...

    29'unda bir şair, ilk kitabını göremeden öldü bir düş kazasında...

    Belki de ondan; hanidir yağmurun iki eli, baharın yakasında...



    Can Dündar.



    valla nutkum tutuldu ne yazsam bilmiyorum............ :) diyecek lafım yok çok harikaaaaaaaaa:C

  5. #5
    duarden
    Ziyaretçi
    Yazı için teşşekürler cylmz35. Can Dündar güzel anlatmış Zafer Ekin Karabayın hikayesini Nilgün Marmara'yla paralel hikayesi ise hayli etkileyici

    Hayatın ağırlığı karşısında insanın hafifliğine dayanamadı
    Kimbilir belkide 28 den 29 a varmak kimi ruhlar için en büyük sınav bu yaşamda?....

  6. #6
    rumayy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-07-2005
    Mesajlar
    804
    Karizma Gücü
    0
    abi ne desem bilemiyorum sadece harikaaaaaaaa diyebiliyorum ellerine sağlık wallahi:A

  7. #7
    eleni74 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-06-2005
    Mesajlar
    148
    Karizma Gücü
    0
    tüylerim ürperdi okurken ve nefes alamadığımı hissettim... bir insanı yitirmek tanımamış olsam da bana ağır geldi... paylaşımın için teşekkürler

  8. #8
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    eline sağlık...
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  9. #9
    kızımaşkın adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-07-2005
    Mesajlar
    1,995
    Karizma Gücü
    0
    yüreğine sağlık içim titredi dostum sağol

  10. #10
    kubra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-09-2005
    Mesajlar
    604
    Karizma Gücü
    0

    Başarılı

    bu ne ya cok güzel bi yazı süper ya eline sağlık
    DAİMA TEHLİKELİ

    Gülüş ki;
    Bir yanaşımdır bir öbür kişiye
    Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
    Anılarından kale yapıp sığınsa bile
    Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye
    Özdemir Asaf


    Bir tür kavuşmadır hatırlayış, unutuş; bir tür özgürlüktür!



    Ben bir mucizenin taşıyıcısıyım

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. =Kickbox Kazası=
    2005 Konuları bölümünde RobertTepper tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 31.05.05, 01:39

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •