• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    slim adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-07-2005
    Mesajlar
    304
    Karizma Gücü
    0

    Hayy'dan gelen niçin Hû'ya gider?

    Halk arasında sıklıkla kullanılan deyiş ve deyimlerin anlam çevreni zamanla silinip kaybolur. Çünkü deyiş ve deyimlere can veren, ruh ilka eden zemin ortadan kalkar. Bu durumda toplum ya anlamı bozulmuş ya da yeni ve farklı anlamlar kazanmış ifade kalıplarıyla yoluna devam eder.

    Türkçe'de "hay-huy" diye ilginç bir deyiş vardır. Sözgelimi "ömrü hay-huyla geçirmek"ten söz eder ve böylelikle zamanın boşa harcandığını kastederiz. Tabirin Türkçe'de ne zamandan beri kullanıldığını bilmiyorsak da burada sûfilerin, dervişlerin zikirlerine yönelik olumsuz bir telmihin bulunduğunda kuşku yoktur. 'Hay' ile Cenab-ı Hakk'ın 'Hayy' (Diri) isminin, 'huy' ile de 'Hu' (Hüve=O=Vücud) isminin kastedildiği malumdur. Güya bilinçli ameller içinde olmaksızın mücerred isimleri zikretmekle maksadın aslâ hasıl olmayacağı ve dolayısıyla kişi vaktini hay-huyla ("Hû, Hû" demekle) geçirirse, ömrünü âdeta 'boşa' harcamış olacağı söylenilmek istenir. Nitekim "haydan gelen huya gider" deyişi de halkın zihninde bu anlama eş bir olumsuzluk içeriyor. Çünkü bu deyiş Türkçe'de "Amel etmeden, emek vermeden, çaba harcamadan yapılan işlerden bir yarar hâsıl olmaz, zira hiçten ancak hiç çıkar" anlamında kullanılır.

    Sorun tam da burada ortaya çıkmakta. Bu deyişte geçen "hay-huy" ile, aslında Cenab-ı Hakk'ın 'Hayy' ve 'Hû' isimlerinin kastedildiğini birdenbire farkeden yeni nesil aydınlar, kendilerince Cenab-ı Hakk'ın isimlerini de-forme (!) edilmekten kurtarmak maksadıyla ve tabiatıyla biraz da keşifte bulunmak hissiyatıyla şöyle bir açıklama ürettiler:

    - Efendim, "hay'dan gelen hu'ya gider"deki hay-huy'un doğru telaffuzu 'Hayy' ve 'Hû'dur. Binaenaleyh "boşa gitmek, berhava olmak" mânâları, işin aslını bilmez cahil halkın bir yakıştırması olup bu ifade "Allah'tan gelen Allah'a gider" şeklinde anlaşılmalıdır.

    Eh böylelikle deyiş bir kez bu şekilde açıklık kazanınca, Kur'an'da ve hadîslerde yer alan benzer anlamlı ifadelerle irtibat kurmak kolaylaşmış, bu vesileyle halkın anlam verme iktidarsızlığı bir kez daha ispatlanmış oluyordu.

    Halkın dilindeki hay-huy'dan geçip ilmin elindeki Hayy ve Hû'ya terakki (!) ettiğim o gençlik yıllarımda benzeri hislerden kendimin de pay aldığını saklamayacağım. Ancak zihnimde hep cevabını veremediğim soruların bulunduğunu ilâve etmeliyim:

    - "Haydan gelen hûya gider" deyişi olumsuz bir anlam taşıyorken, meselâ halk bu deyişi, bir kimsenin kumarda kazandığı haram paranın kendisine bir hayrının ve yararının olmayacağı mânâsında kullanıyorken, nasıl olup da ifade bir çırpıda "Allah'tan gelen Allah'a gider" şeklinde olumlu bir mânâya dönüşebiliyordu? Şayet gerçek maksad bu idiyse, niçin, Hakk'ın zâtına delâlet eden isim (Allah) açıkça kullanılmak yerine iki isim/sıfat kullanılmıştı? Daha da önemlisi, niçin Cenab-ı Hakk'ın başka isimleri değil de bilhassa bu iki isim tercih edilmişti? Bütün gerekçeleri, sırf kafiye tutturmak mıydı acaba?

    Bu sorular yıllarca zihnimin bir yerinde öylece cevaplanmamış olarak kaldı. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın isimleri gelişi güzel zikredilip bu isimlerden zâtının kastedilemeyeceği, isimlerin zikrinde bilinçli bir seçimin bulunduğu, bulunması gerektiği malumumdu.

    Sanırım şimdi bu sorulara karşılık olabileceğini tahmin ettiğim bir cevabım var. Ramazanın berekât ve fütuhatından mıdır bilemiyorum, fakat bayramın coşkusuyla cevabımı sizlerle de paylaşmayı arzu ediyorum. (Tereddüdüm yazılı bir mesned bulamayışımdan kaynaklanıyor; yorum bu fakire ait, pek tabii ki vebali de. Teyid edici bir mesned bulanlar çıkarsa şükredeceğim, delili gösterilerek tekzib olunursam, tekrar aramaya başlayacağım.)

    Halvetilikte müridler seyr-i süluk esnasında esma-yı seb'a (yedi isim) zikretmekle vazifelidirler: Tehlil (Lâ ilâhe illallah), Allah, Hû, Hakk, Hayy, Kayyum, Kahhar. Şeyh Efendi müride, haline göre ona bu isimlerden birini zikretme görevi verir ve mürid sırasıyla makamdan makama bu isimleri zikremek suretiyle basamakları çıkardı.

    Dikkat edilirse 3. sırada 'Hû', 5. sıradaysa 'Hayy' ismi yer almaktadır. Şayet sâlik, 5. mertebede kalmayı ve ilerlemeyi başaramazsa, hâli tekrar geriye avdet eder ki bu takdirde Hayy'dan gelip Hû'ya gitmiş (düşmüş) olur; yani -tam da halkın kasdettiği anlamda- bütün yaptıkları boşa çıkmış olur. Nitekim "Benim oğlum Bina okur, döner döner yine okur" diye bir tabir vardır. Bu deyişte geçen 'Bina', medreselerde Arapça eğitimi sırasında takip edilen ve kendisine fiillerin yapısını (binasını) konu edinen ikinci kitabın ismidir. Benzer amaçla söylenir. Talebe bir mertebede takılıp kalır, yukarı çıkmayı beceremez. Hayy'dan gelip Hû'ya giden mürid ise daha ileriye gitmek bir yana geri gitmiştir. Artık şimdi yapması gereken, bir kez daha Hû'nun kapısını çalıp mertebeleri yeniden tırmanmak için eski hâl ve makamından izin almaktır.

    Şimdilik bu kadar. İsabet ettiysem, benden değil, O'ndan. Edemediysem, edeblendir beni ki yâ HU, bir kez daha kapını çalmaya yüzüm olsun!

    dücane cündiuğlu yenişafak
    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,
    Adam aldırma da git, diyemem aldırırım
    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.


    Her zaman keşfetmek için bak!!

    Ne mutlu o kimselere ki hem aydınlanırlar, hem aydınlatırlar!!

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    08-12-2005
    Mesajlar
    3
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Hayy'dan gelen niçin Hû'ya gider?

    Gercekten güzel bir tespit..Tesekkürler

  3. #3
    Yafes adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-07-2005
    Mesajlar
    51
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Hayy'dan gelen niçin Hû'ya gider?

    Eline diline sağlık hoca.
    Üstte mavi gök delinmedikçeş Altta yağız yer çökmedikçe; Türk'ün töresini kim bozabilir?

  4. #4
    Mathmaster adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-07-2005
    Mesajlar
    89
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Hayy'dan gelen niçin Hû'ya gider?

    sağol hocam
    her gün biryerden göçmek ne iyi
    her gün bir yere konmak ne güzel
    bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
    dünle beraber gitti cancağızım
    ne kadar söz varsa düne ait
    şimdi yeni şeyler söylemek lazım...

    Mevlana

  5. #5
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7

    Başarılı Cevap: Hayy'dan gelen niçin Hû'ya gider?

    Alıntı slim tarafından gönderildi.
    Halk arasında sıklıkla kullanılan deyiş ve deyimlerin anlam çevreni zamanla silinip kaybolur. Çünkü deyiş ve deyimlere can veren, ruh ilka eden zemin ortadan kalkar. Bu durumda toplum ya anlamı bozulmuş ya da yeni ve farklı anlamlar kazanmış ifade kalıplarıyla yoluna devam eder.

    Türkçe'de "hay-huy" diye ilginç bir deyiş vardır. Sözgelimi "ömrü hay-huyla geçirmek"ten söz eder ve böylelikle zamanın boşa harcandığını kastederiz. Tabirin Türkçe'de ne zamandan beri kullanıldığını bilmiyorsak da burada sûfilerin, dervişlerin zikirlerine yönelik olumsuz bir telmihin bulunduğunda kuşku yoktur. 'Hay' ile Cenab-ı Hakk'ın 'Hayy' (Diri) isminin, 'huy' ile de 'Hu' (Hüve=O=Vücud) isminin kastedildiği malumdur. Güya bilinçli ameller içinde olmaksızın mücerred isimleri zikretmekle maksadın aslâ hasıl olmayacağı ve dolayısıyla kişi vaktini hay-huyla ("Hû, Hû" demekle) geçirirse, ömrünü âdeta 'boşa' harcamış olacağı söylenilmek istenir. Nitekim "haydan gelen huya gider" deyişi de halkın zihninde bu anlama eş bir olumsuzluk içeriyor. Çünkü bu deyiş Türkçe'de "Amel etmeden, emek vermeden, çaba harcamadan yapılan işlerden bir yarar hâsıl olmaz, zira hiçten ancak hiç çıkar" anlamında kullanılır.

    Sorun tam da burada ortaya çıkmakta. Bu deyişte geçen "hay-huy" ile, aslında Cenab-ı Hakk'ın 'Hayy' ve 'Hû' isimlerinin kastedildiğini birdenbire farkeden yeni nesil aydınlar, kendilerince Cenab-ı Hakk'ın isimlerini de-forme (!) edilmekten kurtarmak maksadıyla ve tabiatıyla biraz da keşifte bulunmak hissiyatıyla şöyle bir açıklama ürettiler:

    - Efendim, "hay'dan gelen hu'ya gider"deki hay-huy'un doğru telaffuzu 'Hayy' ve 'Hû'dur. Binaenaleyh "boşa gitmek, berhava olmak" mânâları, işin aslını bilmez cahil halkın bir yakıştırması olup bu ifade "Allah'tan gelen Allah'a gider" şeklinde anlaşılmalıdır.

    Eh böylelikle deyiş bir kez bu şekilde açıklık kazanınca, Kur'an'da ve hadîslerde yer alan benzer anlamlı ifadelerle irtibat kurmak kolaylaşmış, bu vesileyle halkın anlam verme iktidarsızlığı bir kez daha ispatlanmış oluyordu.

    Halkın dilindeki hay-huy'dan geçip ilmin elindeki Hayy ve Hû'ya terakki (!) ettiğim o gençlik yıllarımda benzeri hislerden kendimin de pay aldığını saklamayacağım. Ancak zihnimde hep cevabını veremediğim soruların bulunduğunu ilâve etmeliyim:

    - "Haydan gelen hûya gider" deyişi olumsuz bir anlam taşıyorken, meselâ halk bu deyişi, bir kimsenin kumarda kazandığı haram paranın kendisine bir hayrının ve yararının olmayacağı mânâsında kullanıyorken, nasıl olup da ifade bir çırpıda "Allah'tan gelen Allah'a gider" şeklinde olumlu bir mânâya dönüşebiliyordu? Şayet gerçek maksad bu idiyse, niçin, Hakk'ın zâtına delâlet eden isim (Allah) açıkça kullanılmak yerine iki isim/sıfat kullanılmıştı? Daha da önemlisi, niçin Cenab-ı Hakk'ın başka isimleri değil de bilhassa bu iki isim tercih edilmişti? Bütün gerekçeleri, sırf kafiye tutturmak mıydı acaba?

    Bu sorular yıllarca zihnimin bir yerinde öylece cevaplanmamış olarak kaldı. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın isimleri gelişi güzel zikredilip bu isimlerden zâtının kastedilemeyeceği, isimlerin zikrinde bilinçli bir seçimin bulunduğu, bulunması gerektiği malumumdu.

    Sanırım şimdi bu sorulara karşılık olabileceğini tahmin ettiğim bir cevabım var. Ramazanın berekât ve fütuhatından mıdır bilemiyorum, fakat bayramın coşkusuyla cevabımı sizlerle de paylaşmayı arzu ediyorum. (Tereddüdüm yazılı bir mesned bulamayışımdan kaynaklanıyor; yorum bu fakire ait, pek tabii ki vebali de. Teyid edici bir mesned bulanlar çıkarsa şükredeceğim, delili gösterilerek tekzib olunursam, tekrar aramaya başlayacağım.)

    Halvetilikte müridler seyr-i süluk esnasında esma-yı seb'a (yedi isim) zikretmekle vazifelidirler: Tehlil (Lâ ilâhe illallah), Allah, Hû, Hakk, Hayy, Kayyum, Kahhar. Şeyh Efendi müride, haline göre ona bu isimlerden birini zikretme görevi verir ve mürid sırasıyla makamdan makama bu isimleri zikremek suretiyle basamakları çıkardı.

    Dikkat edilirse 3. sırada 'Hû', 5. sıradaysa 'Hayy' ismi yer almaktadır. Şayet sâlik, 5. mertebede kalmayı ve ilerlemeyi başaramazsa, hâli tekrar geriye avdet eder ki bu takdirde Hayy'dan gelip Hû'ya gitmiş (düşmüş) olur; yani -tam da halkın kasdettiği anlamda- bütün yaptıkları boşa çıkmış olur. Nitekim "Benim oğlum Bina okur, döner döner yine okur" diye bir tabir vardır. Bu deyişte geçen 'Bina', medreselerde Arapça eğitimi sırasında takip edilen ve kendisine fiillerin yapısını (binasını) konu edinen ikinci kitabın ismidir. Benzer amaçla söylenir. Talebe bir mertebede takılıp kalır, yukarı çıkmayı beceremez. Hayy'dan gelip Hû'ya giden mürid ise daha ileriye gitmek bir yana geri gitmiştir. Artık şimdi yapması gereken, bir kez daha Hû'nun kapısını çalıp mertebeleri yeniden tırmanmak için eski hâl ve makamından izin almaktır.

    Şimdilik bu kadar. İsabet ettiysem, benden değil, O'ndan. Edemediysem, edeblendir beni ki yâ HU, bir kez daha kapını çalmaya yüzüm olsun!

    dücane cündiuğlu yenişafak
    ALLAH razı olsun kardeşim
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  6. #6
    serkansen01 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-10-2005
    Mesajlar
    102
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Hayy'dan gelen niçin Hû'ya gider?

    paylaşım için sağol

    bunu çok kişi daha önce düşünmemiştir sanırım

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •