ŞİMDİ HASAT YILLARI
Yüzsüzler yüzümü çaldılar o sabah..
Ben,
Kendimi çalıp kendimden
Nasıl da nefessiz karar verdim aniden...
Gece yarısı ihtilalimden habersiz,
O şehre baskına giderken ben..
İçimdeki yollar yollarla yarışıyordu,
Ya geçen yıllar?
Hesap soruyordu, bir yollardan, bir yıllardan....
Nasıl da geçivermişti yıllar, yollardan...
Yakalanır mıydı sağlık, huzur, mutluluk?
Yıllara yalanlara dolanmış, her köşe başı çarpıklık...
Çarpık ilişkiler,
İlişkiler içinde çarpıklıklar...
Bu yılları, yıllar evveli tohumlamışlar besbelli...
Şimdi hasat yılları...
Bu kadar kötü insanların, kötü olaylar doğuracağı büsbütün kaptı kaçtı
yolları...
Keşke az daha buğday ekebilseydik, hani başaklar boyun eğer Olgunlarınca...
Aç olursa çalarmış insan, öyle dermiş eski bilen insanlar, bu yüzden
paylaşın ekmeğinizi, müşterinizi diye öğütlerlermiş yeni gelen nesilleri...
Şimdi
Çalmak zamanlardan zamanı,
Azıcık geriye gitme zamanı....
Eskileri bir dinlesek, değirmende öğütsek buğday misali zamanı....
Dilimlesek günlere, aylara, yıllara,
Arta kalan zamanlara umut eksek,
Yeşersek taze gelen baharlarla
Boy versek sevgiyle,
Yol yol olup yıllara....
Düşman zamanları çiğnesek
Avuç içi tohum serpsek
Her adımda filizlensek..
Komşu Hatice teyzenin bahçesinde
Karagöz çiçeklerle kadife çiçekler
Yanyana sevişseler gizlice.
Yanlarında aslan ağızları,
Ağzını açıp kapsa
Yalan yalnış yılları...
Kokuları öte gider,
Hafiften rüzgar esince
Öğle sonrası kameriyede
Yan bahçede çayını yudumlar
Oturmuş bütün komşular..
Paylaşırlar gönüllerince her özel günleri...
Kim doğmuş, kim evlenmiş, kim hasta, kim ölmüş...
Düğünleri bayramları, mevlütleri, kandilleri
Dillerinde şükürlerle ibadetleri.
Ama yarım elma
Ama gönül alma.
Çam sakızı çoban armağanı
Keselerince hediyeleşmeleri..
Anlatılmaz bir huzur kaplar yüreğimi,
Düşündüğümde derininde manasını...
Bir dükkan almazmış ikinci müşterisini,
Diğeri yapmamışsa ilk siftah bereketini...
Bu kutsal öğreti, yaşanmışsa geçmiş zamanlarda.
Ölmemeli!
Yoksa olmaz hiç bir zaman, zamanın bereketi....
Epeyce uzaklaştım, yaklaşmak istediğim o şehre ayrılırken şehrimden...
İnledi durdu içimden, şehirden şehire, ardımda kalan zamanlar ve aktı ardım
sıra yollara, zamanın içinde kabuk bağlamış yaralardan sızan kanlar....
Mapushane dediğin nedir ki müebbet olmuş yıllara..
Zamanlar yenik düşmüş, ardım sıra kazılmış mezarlara...
Ecel olup gelir birgün, kötülük de kötüler de ölür elbet..
Ya cennet
Ya cehennem
Ustası bilir elbet..
Eskinin şifa diye yeniye rağbet ettiğine!
Şimdi yeniler
Karalar bağlar ağlarmış.
Birden yalnızladım
Ürktüm büzüldüm içime,
Yılların ve aldatılmaların ağırlığında, yanlızlığımın acısı hafif kalıyor..
Bu yazdıklarım benim içimde...
Gönül gözümün kendisi tablo, kendimden başka göremiyorum...
Gördüğüm ben ben değilim...
Kendimden firarlık da kaçınılmaz oluyor...
Hergün yarın oluyor efendim....
Sabiha Rana


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
KaN KaRDeŞLeR BiRLiĞi 