• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    11-10-2005
    Mesajlar
    8
    Karizma Gücü
    0

    Merhaba arkadaşlar,yardımınız gerekiyor

    Foruma yeni üye olmam dolayısıyla herkese merhaba

    Önümüzdeki felsefe Quizinde bu konulardan 1i si üzerine makale yazmam gerekiyor,konuyu hoca seçecek,biz 3 üne de hazırlanmak zorundayız

    bu yüzden 3 konu için de sizlerden yardım istiyorum,yardımcı olacağınızı umuyorum,şimdiden teşekkür ederim



    1)Felsefe neden antik yunan da başlamıştır?

    2)PLaton Metaller Mitosunu yazarak hocası Sokrates'e ihanet mi etmiştir?

    3)Doğa filozoflarının geliştirtirmiş olduğu özellikle metaryalist düşünceleri gözeterek, birkaç örnek ile bu düşünceler üzerinden mutluluk ölçülülürlük ve polis üzerindeki ilişkiyi tartışınız.

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    04-12-2004
    Mesajlar
    172
    Karizma Gücü
    0
    Sorun varsa felsefe vardır. Eski Atina bizim bugün anladığımız mânâda hümanist değil, emperyalistti. Keza öyle olmasa Plâton'un düşüncelerinden dolayı ölümüne izin vermezdi. Eski Atina toplumunda kadının yeri yoktu. Eşiyle aynı ortamda bulunamazdı. İnsanların böyle bir ortamda yani sorunlu bir ortamda felsefeyle uğraşmaları gayet tabiî idi. Helenizm ile birlikte Yunanlılar kültürel anlamda bir takım şeyler başarabildi ama bunun için İskender'i beklemek zorundaydılar. İskender'den sonra Helen hümanizminden konuşabiliriz.Kurulan kütüphanelerden v.s. Yani demek istediğim iptidâi şartlar altında felsefe insanların kendilerini özgür hissettikleri tek alandı.

  3. #3
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,466
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    toshiba haklı birde aklımdaykey söyleyeyim aristonun bir sözü vardı :

    Platoyu severim ama gerçeği daha çok severim...!!!

    Gerçek sevgisi ancak bu kadar güzel anlatılabilir sanırım herşeyi öğrendiği hocası için söylüyor bunu aristo bunu...
    &

    Hamlet: Yaptığı işin farkında değil mi bu adam ? Türkü söulüyor mezar kazarken.
    Horatio: Alışmış, umursamıyor artık!


    Shakespeare

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    27-10-2005
    Mesajlar
    105
    Karizma Gücü
    0
    1.si için sölemem gereken bişi daha var.hocamız sölemişti yanlışsa uyarın.o dönemlerde felsefeyle uğraşanlar genelde zenginlermiş.ekonomik durumdan dolayı yunanistanda başlamıştır.
    2.si ile ilgili de diyeceğim birşey var.bir filozof her zamn kuşkucu davranmalıdır.herşeyi sorgulamalıdır.bu yüzden ihanet etmemiştir.
    Her Başarılı Erkeğin Arkasında Hayrete Düşmüş Bir Kadın Vardır

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    11-10-2005
    Mesajlar
    8
    Karizma Gücü
    0
    arkadaşlar peki bir makale oluşturmam için bu konuularda ,temel bilgiler gerekiyor,subjectif yorumlar da önemli ancak çatıyı maalesef ki objektif konular üzerinden oluşturaiblirim,genel özellik vs tarzı,nesnel,herkes tarafından onay gören konulardan.

  6. #6
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0
    1)Felsefe neden Antik Yunan'da başlamıştır?
    O dönemki Yunan coğrafyası antik dünyanın elverişli bir bölgesindeydi. Eski Yunanlılar denizci ve tüccar bir topluluktu. Mısır ile Mezopotamya ve Doğu Akdeniz kıyıları ile ticari ilişkiler içerisindeydiler. Anadolu ve İtalya da koloniler kurmuşlardı.
    Kent devletçikleri halinde yaşıyorlardı ve o günün dünyasına açıktılar.
    Düşüncelerini birbirlerine aktarabilecekleri bir yazı geliştirmişlerdi. Bu yazı Fenike alfabesinden geliştirilmişti. Ancak daha kullanışlıydı. Sesli harfleri de içeriyordu.
    Eski Çin, Hint ve İran dillerinde ve mitoslarında(söylence) ; hem doğa hem de insan yaşamı konusunda derin felsefi düşünceler vardı.
    Bu mitoslar felsefece düşünmekten çok din temelliydi. Oralarda , dinden bağımsız bir felsefi düşünce üretilememişti.
    Kuşkusuz Yunan düşünürleri , bazı felsefi düşünceleri olduğu gibi, bazı bilgileri de doğudan ya da başka yerlerden aldıkları halde, farklı akıl yürütmeyle işlemiş , geliştirmiş ve düzenlemişlerdi. Felsefenin burada başlamasında miteloji ve coğrafyanın etkisi büyüktür. Çok tanrılı dinlerde insanlar usun(aklın, mantığın) kabul etmediği bilgileri ve gerçeği sorgulamaya başlamıştır. Aklı kullanarak dünyayı anlamaya çalışmak felsefeyi doğurmuştur. Mitolojiye çoktanrıcılığa tepkiyi dile getirir.
    Bu doğrultuda biraz daha araştırarak güzel bir makale yazılabilir...






    2)Platon Metaller Mitosu'nu yazarak hocası Sokrates'e ihanet mi etmiştir?
    Platon'a göre ideal devlette, toplumun yöneticilerine, toplum yararına olan bazı “yararlı yalanlar” söyleme hakkı tanır. Bu yalanlardan biri, halkın böyle tabakalı bir toplum düzenine karşı çıkmalarını önlemek için onlarâ anlatılabilecek olan «metaller mitosu»dur. Yöneticilerin halkı şu mitosa inandırmalarını ister :

    ”Bu toplumun birer parçası olan sizler birbirlerinizin kardeşisiniz. Ama sizi yaratan tanrı, aranıza önder(yönetici) olarak yarattıklarının mayasına altın katmıştır. Onlar bunun için baş tacı olurlar.
    Yardımcı(koruyucu) olarak yarattıklarının mayasına gümüş, çiftçilerin öteki işçilerin(üreticilerin) mayasına da demir ve tunç katmıştır. Aranızda bir hamur birliği olduğuna göre, sizden doğan çocuklar da herhalde size benzeyeceklerdir. Demek ki, altın mayalıdan altın, tunç mayalıdan tunç mayalı çocuk doğacaktır.”

    Platon - Devlet


    Böylece Platon , işbölümüne, doğuştan kalıtımsal farklılıklara dayandırdığı sınıflı toplumu, akıllıdan akıllı, güçlüden güçlü çocukların doğacağını söylediği “bir ırk öğretisi”nin yardımıyla, sınıflar arasında pek küçük bir geçişkenliğin bulunacağı bir yarı kast toplumu biçimine sokmaktadır.
    Günümüz açısından asıl önemli olan nokta; Platon
    tarafından ,insanı mutlu ve erdemli bir yaşama ulaştıracak ideal devletin, bilgi ve doğru ile beslenen aklın çabasıyla kurulabileceğinin öne sürülmüş olmasıdır.
    Platon kendinden öncekilerden farklı olarak, tek insanın mutluluğunu değil toplumun mutluluğunu esas alır.
    Sokrates'in düşüncesi ise, Ahlakın temeli bilgiyle özdeş olan erdemdir. Ancak bu bilgi özel çıkar sağlamak için kullanılan araç değil, kişiyi mutluluğa götüren kesin ve doğru bilgidir. Bu bağlamda Platon ve Sokrates'in düşünceleri çakışır gibi gözükse de aslında ikisi de insanın mutluluğunu amaçlamaktadır. Sadece düşünceleri farklıdır. Bu Yazdıklarımı kendi yorumunla makale haline getirebilirsin...






    3)Doğa filozoflarının geliştirtirmiş olduğu özellikle metaryalist düşünceleri gözeterek, birkaç örnek ile bu düşünceler üzerinden mutluluk ölçülülürlük ve polis üzerindeki ilişkiyi tartışınız.
    Doğa felsefesine göre; Doğa her türlü felsefeden bağımsız olarak vardır; doğa, biz insanların, kendimiz de doğanın ürünleri olan bizlerin, üzerinde büyüdüğümüz temeldir; doğanın ve insanların dışında hiçbir şey yoktur, ve bizim dinsel imgelemimizin yarattığı üstün varlıklar bizim kendi öz varlığımızın hayali yansımasıdırlar.
    İlk insan topluluklarının doğaya bakış açılarından başlarsak, onlar tam anlamıyla doğanın bir parçasıydı. Acıkınca yemek ararlar, tehlikeyle karşılaşınca kaçarlar yani yaşamlarını ve ırklarını devam ettirme güdüleriyle yaşarlardı. Bilgi düzeyleri yetersiz olduğundan doğaya etki edemedikleri gibi doğrudan doganın etkisi altında idiler. Dolayısıyla doğanın kurallarına uyarak doğal bir hayat yaşadılar. Fakat zaman içerisinde insanın doğa ile olan bütünlüğü ortadan kalkmaya başladı. Peki neden insan doğadan koptu? Çünkü insan biyolojik evrim sonucunda kendine dışarıdan bakabileceği, duygulardan uzak ,mantık kurallarına baglı bir beyine sahip oldu. Bu beyin ona kendini savunmasında ve barınmasında etkinleşme şansını verdi. Insanoğlu kapasitesinin farkına vardı ve bilgi düzeyinin arttırmasıyla organik toplumlarda bir değişim süreci başladı. Avcılık ile insan doğa karşısında etkili olabildiğini gördü. Ayrıca şehirlerin ortaya çıkısı toplumsal yapı nın kökünden sarsılmasına neden oldu. Varolan kadın-erkek eşitliğinin erkek lehine değişmesini sağladı. Evde de ekonomide de toplumsal işbölümü geleneksel eşitlikçi özelliğini kaybetti ve hiyerarşik bir şekil kazanmaya başladı. Bu durum yalnızca toplumsal alanda etkili olmakla kalmadı; aynı zamanda insan doğa ayrımının daha da belirginleğmesine neden oldu.
    İlk çaglarda özellikle Yunanli filozoflar doga üzerinde yogun bir sekilde düşünmeye başladılar. Doğayı ve insanın doğa içerisindeki yerini kavramaya çalıştılar. Karmaşayı, düzensizliği ve vahşi yaban hayatını temsil eden doğaya karşı, düzenliliğe, birliğe, uyuma ve süreklilige sahip "polisler", ilkçag Yunan toplumlarında insanlarin yaşadıgı korunaklı, güvenli ve korunmasi gereken şehir devletleriydi. Yani insan mücadele içinde oldugu doğadan ayrı ve kopuktu.

    Burada istenilen konuların temeline dair bilgiler var fakat bunları kendi düşüncelerinle pekiştirerek sunmak, hem öğrenmek hem de öğretmen üzerinde daha iyi bi etki yaratmak adına faydalı olacaktır. Kolay gelsin...



    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    11-10-2005
    Mesajlar
    8
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ESHQUIA tarafından gönderildi.
    1)Felsefe neden Antik Yunan'da başlamıştır?
    O dönemki Yunan coğrafyası antik dünyanın elverişli bir bölgesindeydi. Eski Yunanlılar denizci ve tüccar bir topluluktu. Mısır ile Mezopotamya ve Doğu Akdeniz kıyıları ile ticari ilişkiler içerisindeydiler. Anadolu ve İtalya da koloniler kurmuşlardı.
    Kent devletçikleri halinde yaşıyorlardı ve o günün dünyasına açıktılar.
    Düşüncelerini birbirlerine aktarabilecekleri bir yazı geliştirmişlerdi. Bu yazı Fenike alfabesinden geliştirilmişti. Ancak daha kullanışlıydı. Sesli harfleri de içeriyordu.
    Eski Çin, Hint ve İran dillerinde ve mitoslarında(söylence) ; hem doğa hem de insan yaşamı konusunda derin felsefi düşünceler vardı.
    Bu mitoslar felsefece düşünmekten çok din temelliydi. Oralarda , dinden bağımsız bir felsefi düşünce üretilememişti.
    Kuşkusuz Yunan düşünürleri , bazı felsefi düşünceleri olduğu gibi, bazı bilgileri de doğudan ya da başka yerlerden aldıkları halde, farklı akıl yürütmeyle işlemiş , geliştirmiş ve düzenlemişlerdi. Felsefenin burada başlamasında miteloji ve coğrafyanın etkisi büyüktür. Çok tanrılı dinlerde insanlar usun(aklın, mantığın) kabul etmediği bilgileri ve gerçeği sorgulamaya başlamıştır. Aklı kullanarak dünyayı anlamaya çalışmak felsefeyi doğurmuştur. Mitolojiye çoktanrıcılığa tepkiyi dile getirir.
    Bu doğrultuda biraz daha araştırarak güzel bir makale yazılabilir...






    2)Platon Metaller Mitosu'nu yazarak hocası Sokrates'e ihanet mi etmiştir?
    Platon'a göre ideal devlette, toplumun yöneticilerine, toplum yararına olan bazı “yararlı yalanlar” söyleme hakkı tanır. Bu yalanlardan biri, halkın böyle tabakalı bir toplum düzenine karşı çıkmalarını önlemek için onlarâ anlatılabilecek olan «metaller mitosu»dur. Yöneticilerin halkı şu mitosa inandırmalarını ister :

    ”Bu toplumun birer parçası olan sizler birbirlerinizin kardeşisiniz. Ama sizi yaratan tanrı, aranıza önder(yönetici) olarak yarattıklarının mayasına altın katmıştır. Onlar bunun için baş tacı olurlar.
    Yardımcı(koruyucu) olarak yarattıklarının mayasına gümüş, çiftçilerin öteki işçilerin(üreticilerin) mayasına da demir ve tunç katmıştır. Aranızda bir hamur birliği olduğuna göre, sizden doğan çocuklar da herhalde size benzeyeceklerdir. Demek ki, altın mayalıdan altın, tunç mayalıdan tunç mayalı çocuk doğacaktır.”

    Platon - Devlet


    Böylece Platon , işbölümüne, doğuştan kalıtımsal farklılıklara dayandırdığı sınıflı toplumu, akıllıdan akıllı, güçlüden güçlü çocukların doğacağını söylediği “bir ırk öğretisi”nin yardımıyla, sınıflar arasında pek küçük bir geçişkenliğin bulunacağı bir yarı kast toplumu biçimine sokmaktadır.
    Günümüz açısından asıl önemli olan nokta; Platon
    tarafından ,insanı mutlu ve erdemli bir yaşama ulaştıracak ideal devletin, bilgi ve doğru ile beslenen aklın çabasıyla kurulabileceğinin öne sürülmüş olmasıdır.
    Platon kendinden öncekilerden farklı olarak, tek insanın mutluluğunu değil toplumun mutluluğunu esas alır.
    Sokrates'in düşüncesi ise, Ahlakın temeli bilgiyle özdeş olan erdemdir. Ancak bu bilgi özel çıkar sağlamak için kullanılan araç değil, kişiyi mutluluğa götüren kesin ve doğru bilgidir. Bu bağlamda Platon ve Sokrates'in düşünceleri çakışır gibi gözükse de aslında ikisi de insanın mutluluğunu amaçlamaktadır. Sadece düşünceleri farklıdır. Bu Yazdıklarımı kendi yorumunla makale haline getirebilirsin...






    3)Doğa filozoflarının geliştirtirmiş olduğu özellikle metaryalist düşünceleri gözeterek, birkaç örnek ile bu düşünceler üzerinden mutluluk ölçülülürlük ve polis üzerindeki ilişkiyi tartışınız.
    Doğa felsefesine göre; Doğa her türlü felsefeden bağımsız olarak vardır; doğa, biz insanların, kendimiz de doğanın ürünleri olan bizlerin, üzerinde büyüdüğümüz temeldir; doğanın ve insanların dışında hiçbir şey yoktur, ve bizim dinsel imgelemimizin yarattığı üstün varlıklar bizim kendi öz varlığımızın hayali yansımasıdırlar.
    İlk insan topluluklarının doğaya bakış açılarından başlarsak, onlar tam anlamıyla doğanın bir parçasıydı. Acıkınca yemek ararlar, tehlikeyle karşılaşınca kaçarlar yani yaşamlarını ve ırklarını devam ettirme güdüleriyle yaşarlardı. Bilgi düzeyleri yetersiz olduğundan doğaya etki edemedikleri gibi doğrudan doganın etkisi altında idiler. Dolayısıyla doğanın kurallarına uyarak doğal bir hayat yaşadılar. Fakat zaman içerisinde insanın doğa ile olan bütünlüğü ortadan kalkmaya başladı. Peki neden insan doğadan koptu? Çünkü insan biyolojik evrim sonucunda kendine dışarıdan bakabileceği, duygulardan uzak ,mantık kurallarına baglı bir beyine sahip oldu. Bu beyin ona kendini savunmasında ve barınmasında etkinleşme şansını verdi. Insanoğlu kapasitesinin farkına vardı ve bilgi düzeyinin arttırmasıyla organik toplumlarda bir değişim süreci başladı. Avcılık ile insan doğa karşısında etkili olabildiğini gördü. Ayrıca şehirlerin ortaya çıkısı toplumsal yapı nın kökünden sarsılmasına neden oldu. Varolan kadın-erkek eşitliğinin erkek lehine değişmesini sağladı. Evde de ekonomide de toplumsal işbölümü geleneksel eşitlikçi özelliğini kaybetti ve hiyerarşik bir şekil kazanmaya başladı. Bu durum yalnızca toplumsal alanda etkili olmakla kalmadı; aynı zamanda insan doğa ayrımının daha da belirginleğmesine neden oldu.
    İlk çaglarda özellikle Yunanli filozoflar doga üzerinde yogun bir sekilde düşünmeye başladılar. Doğayı ve insanın doğa içerisindeki yerini kavramaya çalıştılar. Karmaşayı, düzensizliği ve vahşi yaban hayatını temsil eden doğaya karşı, düzenliliğe, birliğe, uyuma ve süreklilige sahip "polisler", ilkçag Yunan toplumlarında insanlarin yaşadıgı korunaklı, güvenli ve korunmasi gereken şehir devletleriydi. Yani insan mücadele içinde oldugu doğadan ayrı ve kopuktu.

    Burada istenilen konuların temeline dair bilgiler var fakat bunları kendi düşüncelerinle pekiştirerek sunmak, hem öğrenmek hem de öğretmen üzerinde daha iyi bi etki yaratmak adına faydalı olacaktır. Kolay gelsin...



    gerçekten bu saatte alabileceğim en iyi haberlerden birisi bu,çok teşekkür ederim,diğer arkadaşların da eklemeleri akabinde, yazımı yazacağım
    tekrardan çok teşekkürler.Hala geliştirmelere açığım

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Merhaba Arkadaşlar..
    Soru Sor, Cevap Ver - Ne? Nasıl? Niçin? Nerde? Ne Zaman? Kim? bölümünde gamzkc tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 12.10.11, 21:03

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •