• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    кemalist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2005
    Mesajlar
    11,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10

    Atatürk, Cumhuriyet ve Türk Dili "DİL DEVRİMİNİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ"

    Atatürk, Cumhuriyet ve Türk Dili
    DİL DEVRİMİNİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİ


    Dil devriminin Atatürk'ün görüşündeki yerini tespit edebilmek için, kendisinin bu konudaki düşüncelerini ele alacağız. Diyor ki:

    "...Millet dil, kültür ve ülke ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiği bir toplumdur."
    Atatürk, dil bağını, ulus olabilmenin ilk şartları arasında görmüştür. Gerçekten de bu devrim, ulusal bir kültürün yaratılabilmesi için ulusal bir dilin yeniden canlandırılması amacına yöneliktir.

    Çünkü, ulusal birliğin ilk unsuru kültür birliğidir. Halkla aydını birbirine yaklaştıran en etkili araç hiç kuşkusuz, her iki zümrenin kolaylıkla anlaşabilecekleri sade bir dildir. Atatürk 1932 yılında:

    "Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için bütün devlet teşkilatımızın, dikkatli, ilgili olmasını isteriz" (Söylev ve Demeçler, C. I, 5. 311)

    demiş ve bu amaçla da 1932 yılında "Türk Dilini Tetkik Cemiyeti"ni kurmuştur. Bu cemiyet aynı yıl içinde "Türk Dil Kurumu" ismiyle çalışmalarını Atatürk'ün yakın gözetimi altında sürdürmüştür).

    Dil Kurumu, 1937 yılına kadar çok verimli bir çalışma göstermiş ve bilimsel terimlerin önemli kısmı özleştirme ve arındırma sonucu olarak temiz bir Türkçe'ye dönüştürülmüştür. Ancak, Atatürk'ün ölümünden sonra, Dil Kurumunun aynı doğrultuda çalıştığını kanıtlayacak tutamaklardan oldukça yoksun kalındığını söylemek, insafsızlık olmayacaktır.

    Atatürk, Dil ve Tarih Kurumlarının daha sonraki çalışma dönemleri için şu tarihi direktifi vermiş ve işi, bu iki kurumun inisiyatifine terk etmiştir:

    "Türk Dil Kurumu çalışmalarına sonuna dek katılacak değilim. Tarih Kurumunun kuruluşunu izleyen yıllarda, tarih üzerine arkadaşları teşvik için beraber çalıştım; sonucunda bu kurum teşkilâtlandıktan ve çalışmalarına hız verdikten sonra, Tarih Kurumunun çalışmalarına karışmıyorum. Kurum üyeleri bildikleri gibi akademik çalışmalarına devam ediyorlar.

    Dil Kurumu çalışmalarına da ilgim böyle olacaktır. Dil bilginlerinin uzmanların akademik çalışmalarına karışmayacağım. Sizin de -toplantıdaki Dil Kurumu Merkez Kurulu Üyelerine hitaben- çalışmalarınızı bilimin son verilerine uydurmanız gerekir." (1937)

    Atatürk tarafından başlatılan dilcilik çalışmaları, O'nun gösterdiği yönde geliştikçe hiç kuşkusuz hedefine ulaşacak, aksi halde, yazı dili ile konuşma dili ve halkla aydın dili arasında gene kopukluklar olacaktır. Tarihten ders almak bu konudaki sorunun çözümü için en geçerli bir metottur.

    Ana dilin, asıl kaynaklarına dönüş zorunluluğunu Batı'da ilk kez ortaya atan Roma filozofu Çiçeron'dur. Doğuda da dil ve kültür emperyalizmine ilk kez karşı koyanlar, Türk dilini taş anıtlar üzerine işleyerek, düşmana karşı koruyan ve sonsuzlaştıranlar, Göktürk Hakanları; Kül Tegin, Bilge Kağan ve Tonyukuk olmuştur. Anadolu'da Türk dilini Farsça'ya karşı savunan ve koruyan Karamanoğlu Mehmet Bey (1277) Selçuk Türk'ünün ilk dil devrimcisidir Dil devrimi bir ulusun kendi kaynaklarını canıma, kendi asıl ana varlığına ve özüne sahip çıkma davasıdır. Atatürk de bunu istemiştir.

    Türk dil devriminin, Atatürk'ün gösterdiği hedefe daha etken ve daha erken ulaşabilmesi için, Türk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile yine Atatürk tarafından kurulan ve çalışma amacı ve dilcilik konusu yönünden aynı sorumluluğu taşıyan Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin çok sıkı bir işbirliği halinde çalışmasında zorunluluk vardır. Bu gün için böyle bir işbirliğinin etkili biçimde sürdürüldüğüne ait elimizde doyurucu ve yeterli belgeler mevcut değildir.

    Türk dilinin istenilen amaç doğrultusunda gelişmesi, oluşması, benliğini bulup daha da zenginleşmesi için; tarih bilincine dayalı, yaşayan Türkçe ve lehçelerine saygılı bir sözcük üretimine Türk Dil Kurumunun ve konuyla ilgili üniversitelerimizin hep birlikte başarılı çalışmalar yaparak, az zamanda dil sorunumuzun, Atatürkçü düşünce içerisinde çözüme bağlanmasını beklemekteyiz.

    Bu gün dünya üzerinde çeşitli Türk lehçeleriyle konuşan 200 milyon Türk vardır. Bunun yaklaşık 70 milyonu anavatanda yaşamaktadır. Dilcilikle uğraşan kurum ve kuruluşların üzerinde durmalarında fayda görülen çok önemli bir sorun da, Türk dilinin özleştirilmesi, geliştirilmesi ve arıtılması konusu üzerinde çalışmalarını sürdürürken, dünya Türklüğünün müşterek bir dil çizgisine yakınlaştırılmasını göz önünde tutmaları faydalıdır. Türkiye Radyolarının elektro manyetik dalgalarının uzandığı coğrafî alan içinde yaşayan milyonlarca Türk, Anadolu Türklüğü ile kültür birliğini ancak bu yolla devam ettirebilir, dış Türkler de ancak bu yol ile anavatan Türklüğünün düşünce potasında kalabilir.

    Atatürk Dil devrimini yaparken bu çalışmalarını Türk Tarih Devrimi diyebileceğimiz ve birbirinden ayrılması mümkün olmayan diğer önemli bir konuyla beraber yürütmüştür. Ayrıca, Türk dilini yabancı boyunduruğundan kurtarmak için, "Harf devrimini" dil devriminin ayrılmaz bir parçası olarak görmüştür. O halde, dil, tarih ve harf devrimleri, Türk ulusunun ulusal benliğe ve bilince ulaşmasının birer aracı olarak kültürel yaşantımızda; üzerindeki çalışmalarımızı ve bu konuda kazanılan değerlerimizi her gün daha da etkili bir biçimde devam ettirmek, Atatürkçü bir düşüncenin savunulması olacaktır.

    Eski yazının hasretini duyanlar, dil üzerindeki çalışmaları kasıtlı olarak baltalamaya çalışanların, aynı zamanda milliyetçi olmaları mümkün değildir.


    Kaynak: Em. Tümgeneral, Olcayto, Turhan; Dinimiz ve Emrediyor, Atatürk Ne Yaptı? "Devrimimiz İlkelerimiz", sf: 114-115, 8. Baskı, Ajans- Türk, Ankara, 1998.

    Ne büyük yanılgı; Kimileri 70 yıl önce öldün sanıyor...Kimileri de hala var gücüyle 'öldürmeye' çalışıyor.

    Oysa Sen Bizimlesin Sonsuza Dek! 1881-193∞
    KaN KaRDeŞ
    Zopacı
    Âняa§
    EFE

  2. #2
    @--,'---',--- PeRi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2005
    Mesajlar
    5,166
    Karizma Gücü
    0
    Millet dil, kültür ve ülke ile birbirine bagli vatandaslarin teskil ettigi bir toplumdur. Atatürk, dil bagini, ulus olabilmenin ilk sartlari arasinda görmüstür. Gerçekten de bu devrim, ulusal bir kültürün yaratilabilmesi için ulusal bir dilin yeniden canlandirilmasi amacina yöneliktir. Çünkü, ulusal birligin ilk unsuru kültür birligidir. Halkla aydini birbirine yaklastiran en etkili araç hiç kuskusuz, her iki zümrenin kolaylikla anlasabilecekleri sade bir dildir. Atatürk 1932 yilinda: Türk dilinin, kendi benligine, aslindaki güzellik ve zenginligine kavusmasi için bütün devlet teskilatimizin, dikkatli, ilgili olmasini isteriz (Söylev ve Demeçler, C. I, 5. 311) demis ve bu amaçla da 1932 yilinda Türk Dilini Tetkik Cemiyetini kurmustur. Bu cemiyet ayni yil içinde Türk Dil Kurumu ismiyle çalismalarini Atatürkün yakin gözetimi altinda sürdürmüstür). Dil Kurumu, 1937 yilina kadar çok verimli bir çalisma göstermis ve bilimsel terimlerin önemli kismi özlestirme ve arindirma sonucu olarak temiz bir Türkçeye dönüstürülmüstür. Ancak, Atatürkün ölümünden sonra, Dil Kurumunun ayni dogrultuda çalistigini kanitlayacak tutamaklardan oldukça yoksun kalindigini söylemek, insafsizlik olmayacaktir. Atatürk, Dil ve Tarih Kurumlarinin daha sonraki çalisma dönemleri için su tarihi direktifi vermis ve isi, bu iki kurumun inisiyatifine terk etmistir: Türk Dil Kurumu çalismalarina sonuna dek katilacak degilim. Tarih Kurumunun kurulusunu izleyen yillarda, tarih üzerine arkadaslari tesvik için beraber çalistim; sonucunda bu kurum teskilâtlandiktan ve çalismalarina hiz verdikten sonra, Tarih Kurumunun çalismalarina karismiyorum. Kurum üyeleri bildikleri gibi akademik çalismalarina devam ediyorlar. Dil Kurumu çalismalarina da ilgim böyle olacaktir. Dil bilginlerinin uzmanlarin akademik çalismalarina karismayacagim. Sizin de -toplantidaki Dil Kurumu Merkez Kurulu Üyelerine hitaben- çalismalarinizi bilimin son verilerine uydurmaniz gerekir. (1937) Atatürk tarafindan baslatilan dilcilik çalismalari, Onun gösterdigi yönde gelistikçe hiç kuskusuz hedefine ulasacak, aksi halde, yazi dili ile konusma dili ve halkla aydin dili arasinda gene kopukluklar olacaktir. Tarihten ders almak bu konudaki sorunun çözümü için en geçerli bir metottur. Ana dilin, asil kaynaklarina dönüs zorunlulugunu Batida ilk kez ortaya atan Roma filozofu Çiçerondur. Doguda da dil ve kültür emperyalizmine ilk kez karsi koyanlar, Türk dilini tas anitlar üzerine isleyerek, düsmana karsi koruyan ve sonsuzlastiranlar, Göktürk Hakanlari; Kül Tegin, Bilge Kagan ve Tonyukuk olmustur. Anadoluda Türk dilini Farsçaya karsi savunan ve koruyan Karamanoglu Mehmet Bey (1277) Selçuk Türkünün ilk dil devrimcisidir Dil devrimi bir ulusun kendi kaynaklarini canima, kendi asil ana varligina ve özüne sahip çikma davasidir. Atatürk de bunu istemistir.


    kaynak: ödevsitesi.com

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. "Cumhuriyet" Tarihimizi Gururumuzu anlatan İlk PC Oyunu
    2005 Konuları bölümünde emosh-gs tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 12.07.05, 20:46

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •