• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    Xtreme-Power adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2004
    Mesajlar
    1,585
    Karizma Gücü
    0

    Zengİnlİk De Bİr İmtİhandir

    Her insan bulunduğu halde imtihandadır. Yoksul yoksulluk halinde imtihanda, varlıklı da varlıklı halinde imtihandadır.

    İnsanlar bulundukları halin imtihanını verebilmek için ekonomik imkanı mütevazi durumda olanlar, bulundukları hale şükretmeli, tahammül göstermeli, "Bu da geçer ya Hu" diyerek Rabbimizden iyi günlerin geleceğini ümitle beklemeliler.

    Müsait durumda olanlar da şımarmamalı, isyana, günaha sapmamalı, onun mükellefiyetini yerine getirmeli ki, o da zenginlikte imtihanını kaybetmesin. Size ibretli bir olay:

    Topkapı'da Takkeci İbrahim Ağa Camii adında bir cami vardır. Bu cami, geçmiş devrin çini sanatını da bugüne taşımıştır. Bu Caminin enteresan bir yapılış hatırası vardır. O zaman bu caminin olduğu yerde Takkeci İbrahim Ağa diye bir adamın gecekondusu vardı. Bu adamın mesleği de fes, kalpak ve takke yapmaktı. Bu adam yaptığı takkeleri fesçiler çarşısında satar, oradan kazandığı imkânlarla hayatını devam ettirirdi.

    Birgün şöyle der: "Ya Rabbi, bu mütevazı imkânla ben ömrümü sürüp gidiyorum. Sen bana bir servet lütfetsen de bu civarda cami yok, şuraya bir güzel cami yaptırsam."

    Takkeci İbrahim Ağa böyle dua ederken birgün bir rüya görür. Ak sakallı, nur yüzlü bir zat buna der ki: "İbrahim Ağa sen boşuna buralarda kısmet arama. Senim kısmetin aslında Bağdat'ta. Bağdat Meydanında köprünün yan tarafındaki avlunun içinde bir hurma ağacı var. Hurma ağacına sarılı vaziyette bir üzüm asması var. Senin kısmetin orada. Sen Bağdat'a gideceksin, o hurmadan ve üzümden yiyeceksin. Ondan sonra kısmetin açılacak."

    Bu rüyayı İbrahim Ağa bir defa görür, önemsemez, ikinci defa görür, yine ehemmiyet vermez. Aynı rüyayı üçüncü defa görünce İbrahim Ağa bu işe takılır, der ki: "Bunda bir hikmet var, demek benim kısmetim Bağdat'ta. Gideyim, kısmetimi bulayım."

    Ve İbrahim Ağa çarığı çeker, heybesini sırtına alır, azığını doldurur, yola düşer. Nihayet Bağdat'a varır. Tarif edildiği şekilde hurma ağacını ve ona sarılı asmayı bulur. Hemen hurma ağacından hurma, asmadan da üzüm yer. Derken yol yorgunluğunun da etkisiyle rehavet basar ve olduğu yerde uyuyakalır. İbrahim rüyasında karşısına yine aynı zat çıkar, tebessüm etmektedir:

    "Hayrola, İbrahim Ağa, ne işin var burada?"

    "Ne işim olacak," der, "mesele malum. Geldim bakalım, burada bize servet nereden gelecek?"

    Ak sakallı zat başlar gülmeye. "Sen de amma saf adammışsın. Bir rüyaya takılır da, insan tâ Bağdat'a gelir mi?"

    "Ama," der, "bir defa değil ki, üç defa gördüm aynı rüyayı."

    "Olsun, üç defa gör," der, "ben de üç defa bir rüya gördüm. İstanbul'a gidiyormuşum"

    "Hayrola İnşaallah, sen ne rüya gördün?"

    "Bana rüyamda, 'İstanbul'a git, Topkapı surlarının dışında Takkeci İbrahim Ağa diye birisi vardır. Onun evinin bodrumundaki kömürlüğünda hazine var, bir yolunu bul, o evi satın al, oradaki hazineyi çıkar, zengin olursun' dediler. Üç defa ben bu rüyayı gördüm, ama kalkıp da İstanbul'a gidiyor muyum?" ve kaybolup gider ak sakallı zat.

    Neden sonra İbrahim Ağa gözlerini açar bakar ki, ak sakallı zat yoktur, fakat rüyada da enteresan birşey söylemiştir, kendi evinin bodrumunda hazine olduğundan bahsetmiştir.

    Takkeci İbrahim Ağa, "Kısmetimiz açıldı demek ki" diyerek tekrar yola çıkar. Yaya, dağları aşar, çölleri geçer, sıkıntı, yorgunluk derken nihayet İstanbul'a gelir. Evine gece gelir. Ama uyuması mümkün değildir. İlla kömürlüğe girip öyle birşey olup olmadığını tespit edecektir. Kısa bir yorgunluk attıktan sora, gece yarısı kazmayı alır, kömürlüğe iner, daha ilk kazmayı vuruşta kazma birşeye takılır. Yavaş yavaş toprağı kaldırır, bakar ki bir küp. Ağzını açar, çil çil altınlar. Hemen üzerini kapar. Bundan sonra ibrahim Ağa'nın gözüne uyku girmez. Artık hazinenin üzerinde oturmaktadır. Şimdi ne yapacak, sözünde, durabilecek mi?

    Sabaha kadar uyuyamaz. Ama uyuyamayışı bu serveti camiye kullanmayayım duygusundan değildir. Düşündüğü şey şudur: "Ben bu küpü buradan" çıkarırsam, bu hanım da bunu duyarsa, bu sırrı saklayabilir mi?" Hanımım kendisi herkesten iyi tanımaktadır. "Saklar, saklayamaz" derken, "Bu hanım bu sırrı saklayamaz, herkese duyurur, başıma işler açar, benim de bu servet elimden gider, bu camiyi yaptıramam" diye endişeyle düşünürken, "Şu hanımı bir deneyeyim bakayım," der, "acaba sır saklayabilecek mi?"

    İbrahim Ağanın hanımını enteresan şekilde bir denemesi vardır. "Karnım ağrıyor, rahatsızım" diye yatakta kıvranmaya başlar. Hanımı merak eder:

    "Ne var, ne oldu?"

    "Yolda ne olduysa bilemiyorum hanım, karnım ağrıyor." diye biraz daha kıvrandıktan sonra, daha evvel yanında getirdiği yumurtayı çıkarır:.

    "Oh be rahatladım, elhamdülillah, kurtuldum" der.

    Hanım, "Ne oldu?" der.

    Yumurtayı gösterir, "Kimseye söyleme, yumurta yumurtladım. Demek ki, o karnımdaki rahatsızlık bu yumurtadanmış. Ama sakın ha kimseye söyleme."

    "Söyler miyim bey, söyler miyim hiç, aramızda sır kalacak" der.

    İbrahim Ağa bir daha ısrarla kimseye söylememesini tenbihler.

    Sabah olur, Ağa abdestini alır, Cuma namazına gidecektir. Yola çıkar. Yan taraftan birisi, " Hey İbrahim Ağa, geçmiş olsun, yumurta çok mu büyüktü?" Şaşınr.

    "Ne yumurtası?"

    "Hadi hadi saklama" diye üsteler adam.

    Biraz daha ileri varır, bir başkası, "İbrahim Ağa iyi yumurta yumurtlamışsın, bir daha dünyaya geldik yahu. İnsanın yumurta yumurtladığını da ilk defa duyduk" diye arkasından bağırır.

    Biraz daha ileriye varır. İki kadın konuşmaktadır: "Hey komşu duydun mu? İbrahim Ağa yumurta yumurtlamış."

    "Nereden duydun?"

    "Hanımı geldi söyledi, ama tenbih etti bana, sakın kimseye söyleme dedi, ben sadece sana söylüyorum."

    İbrahim Ağa, herkesin diline düşmüştür, yumurta yumurtladığı dillere destan olmuştur. Der ki:

    "Bu hanım bir yumurta sırrını saklayamadı. Şimdi nasıl olacak da, şu bizim mahzendeki içi altın dolu küpün varlığım saklayacak? İyisi mi bu hanımın ve çocuklarımdan hiç kimsenin bu altından haberi olmasın."

    İbrahim Ağa, bu tecrübeden sonra hanımına bir daha sır verir mi? Doğruca mimarlar odasına gider. O grubun başım bulur. Onunla gizlice pazarlık yapar, planı programı herşeyi çizdirir. Ve bulunduğu yere, kendi arsasına güzel bir cami yaptırır. Ve yaptırdığı caminin parasını gizli gizli öder. Çalışanlara ücretlerini ve masrafları vererek hazineyi tümüyle o caminin yapımında kullanır.

    Yani İbrahim Ağa, "Ya Rabbi, bana servet verirsen ben bununla cami yaptıracağım" deyip de servet eline geçince vaadinden dönmez. Eline geçen hazinenin tümünü camiye harcar ve caminin adını halk, Takkeci İbrahim Ağa Camii koyar. İbrahim Ağa bu camide iki sene namaz kılar ve 1594 yılında vefat eder.

    Takkeci İbrahim Ağa imtihanını başarıyla vermiştir. Önce fakirliğiyle, sonra da zenginliğiyle... Evet, insanlar fakirlikte de imtihandalar, zenginlikte de...

  2. #2
    xXx
    xXx çevrimdışı
    xXx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-11-2004
    Mesajlar
    5,396
    Karizma Gücü
    9
    Çok teşekkürler arkadaşım

    Eline sağlık

  3. #3
    cakirxxx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2005
    Mesajlar
    308
    Karizma Gücü
    0
    Farzetki sen veye çocuğun Üneversite sınavına girdiniz,sana yüz soru sordular,diğerine on soru sordular,yani seni yüz soruyla diğerlerinide on soruyla sınav yaptılar.Sence bu sınav adilmidir? Sınav eşit şartlarda yapılır,eğer eşit şartlarda yapılmıyorsa o sınav değildir.

    Ben bunu daha öncede duymuştum, kimin sloganını attığına dikkat et sonra hesabını veremezsin arkadaşım.

    Şüphesizki Allah adildir ve Adil olanlarıda sever.
    YARİN YANAĞINDAN GAYRI,HERYERDE VE HER ŞEYDE HEPBERABER...! DİYEBİLMEK

    ÖZGÜR VE EŞİT BİR GELECEK, SINIFSIZ VE SINIRSIZ BİR DÜNYA İÇİN...!

    MUTLAK EGEMENİN DIŞINDAKİ BÜTÜN SÖMÜRÜCÜ ZORBA UYDURMA EGEMENLERİ RED EDİYORUM ....!

  4. #4
    avala adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-10-2005
    Mesajlar
    248
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı cakirxxx tarafından gönderildi.
    Farzetki sen veye çocuğun Üneversite sınavına girdiniz,sana yüz soru sordular,diğerine on soru sordular,yani seni yüz soruyla diğerlerinide on soruyla sınav yaptılar.Sence bu sınav adilmidir? Sınav eşit şartlarda yapılır,eğer eşit şartlarda yapılmıyorsa o sınav değildir.

    Ben bunu daha öncede duymuştum, kimin sloganını attığına dikkat et sonra hesabını veremezsin arkadaşım.

    Şüphesizki Allah adildir ve Adil olanlarıda sever.
    azizim cakır,sen de biraz adil ol ya! forumda benim gibi cahilleri de düşün..
    bilmece gibi yazma..açık konuş ta biz de anlayalım..........avala..........
    _____________________________________________
    _____________________________________________


    ........BİRİMİZ HEPİMİZ........

    .........HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN.........

    :3

    _____________________________________________
    _____________________________________________

  5. #5
    cakirxxx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2005
    Mesajlar
    308
    Karizma Gücü
    0
    Birşeye Allahın dediğiniz zaman,o şey herkeze aitdir,çünkü Allah yeryüzündeki bütün nimetleri ve olanakları bütün İnsanlığın hizmetine sunmuştur,ve bu nimetlerin ve olanakların üzerinde herkezin kullanım Hakkı eşittir.

    Ki o yarattı eşit(seviye) olarak.(Ala/2)

    Yere gelince,onu döşeyip yaydık,onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda herşeyden Dengeli ve eşit(Mizan) bir şekilde ürünler bitirdik. Ve orada hem sizler için hemde kendisine rızık vermediğiniz kimseler için geçimlikler kıldık.(Hicr/19,20)

    Şüphesiz Allah,göklerde ve yerde olanları kullanımınıza verdi,açık ve gizli üzerinizdeki nimetlerini genişletip tamamlamıştır....(Lokman/20)

    Andolsun sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orada geçimlikler yarattık.Ne az şükrediyorsunuz.(Araf/10)(Şükür Kuranda Küfrün zıttı olarak kullanılır,nimete Küfür nimetin Allahtan olduğunu örtmektir,nimete Şükür ise nimetin Allahtan olduğunu örtmemektir yani emeğinin dışındakileri Allaha vermektir.(Zekat)(Zekat için,bu bölümdeki Ne kadar zekat vereceğiz adlı konudaki yazıma bakabilirsiniz)

    Allah yeryüzünü sizin için bir karar,gökyüzünü bir bina kıldı,sizi suretlendirdi,suretinizide en güzel kıldı ve size güzel,temiz şeylerden rızık verdi.İşte Rabbiniz Allah budur.Alemlerin Rabbi allah ne yücedir.(Mümin/64)

    Ve hayvanları yarattı,sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz.(Nahl/5)

    Sizin için yeryüzüne boyun eğdiren odur.Şu halde onun üzerinde yürüyün ve onun rızkından yiyin.Sonunda gidiş onadır.(Mülk/15)


    Allah Gani(Zengin,bağımsız) İnsanlar ise Fakir(bağımlı) olmasına rağmen,ve Allah nimetleri herkezin hizmetine sunmuş olmasına,ve insana ait olan yalnızca emeğinin karşılığı olmasına rağmen,İnsan yaratmadığı, üretmediği ve kendisine ait olmadığı halde,nimetleri kendisine ait görerek(Gani)ve kendi emeğinin dışına çıkarak,başkalarının emeğini gaspederek sınırı aşar,yani Allah hizmet alıcı ve insan hizmet edici iken,insan kendini Gani görerek,hizmet edici durumundan hizmet alıcı durumuna geçerek sınırı aşmış olur ve Allahın hizmetkarlarını kendine hizmet ettirmiş olur.(Tağut)

    Ey İnsanlar,Allah Ganidir(Zengin,bağımsız),siz ise fakirsiniz(bağımlı)...(Fatır/15)(Fakir kelimesi Ganinin zıddır ve bağımlı manasındadır,yani bütün insanlar fakirdir Allaha bağımlı.biz günümüzde bu kelimeyi sadece yoksullar için kullanıyoruz bu yanlıştır,hiçbir insan Gani olamaz olduğunu zanneder çünkü Gani olan Allahtır,eğer İnsanlar kendilerini Gani görür iseler,kendilerini Allahla eşit görmüş olurlar)

    Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur. Şüphesiz kendi emeği ve çabası görülecektir. Sonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir.(Necm/39,40,41)(Herkezin emeğinin karşılığının verilmesi,İslamın vazgeçilmez ve olmazsa olmaz ilkesidir,bu durum hem Dünyada yaptıklarının karşılığının ahiretde alınması hemde dünyadaki emeğinin karşılığının alınması her ikisi içinde geçerlidir)

    İşte bugün hiç kimseye hiç bir şekilde zulmedilmez ve sizde yaptıklarınızdan başkasıyla karşılık görmezsiniz.(Yasin/54)(demekki yaptığının,emeğinin karşılığını vermemek zulümmüş)

    Tam tersine, bu durum asla onaylanamazki, o insan sınırı aşmıştır(taga). Kendisini Gani(zengin) gördüğü için.(Alak/6,7)(yani insan Allaha hizmet etmesi gerekirken ve diğer insanlarla eşit iken,nimeti kendine ait görerek hizmet edici sınırını aşarak hizmet alıcı duruma geçer Tağut olur,bunuda bütün insanlığa ait olan nimetleri tekeline alarak diğer insanları bu nimetlerden mahrum ederek yapar ve o insanları kendisine hizmet ettirir.yani Allaha eş olmuş olur(şirk)Kuran,Firavuna,Nemruda ve Mekkenin sahte efendilerine Tağut der)

    Tağuta kulluk etmekten kaçınan ve Allaha içten yönelenler ise,onlar için bir müjde vardır...(Zümer/17)

    Andolsun biz her ümmete Allaha hizmet edin ve Tağuta hizmet etmekten kaçının diye bir elçi gönderdik...(Nahl/36)

    Ve Allah sınıflı topluma karşı çıkan ve eşitliği savunanlar içerisinden peygamberler seçmiştir.bütün peygamberler eşitliğin mücadelesini vermişlerdir.çünkü her zaman sınıflı toplumlarda alt sınıfta olanlar üst sınıfta olanlara hizmet etmişlerdir(ibadet),tıpkı israil oğullarının Firavuna hizmet(ibadet)ettikleri gibi,yani yalnızca Allaha hizmet etmenin tek yolu sınıfsız bir topluluk oluşturmaktır.

    Andolsun ki, biz elçilerimizi Kıstı(sosyal eşitlik) ayaklandırsınlar diye gönderdik...(Hadid/25)

    Kıstı(sosyal eşitlik) iş olarak yüklüyenleri öldürenlerle,peygamberleri öldürenlere acıklı bir azabı müjdele...(Ali imran/21)

    Kavminiz(israloğulları) bize hizmet(ibadet) ederlerken,biz sizemi inanacakmışız(Müminün/47)

    (Musa dedi ki)Bana karşı lütuf dediğin nimetde, israil oğullarını kendine hizmet(ibadet) ettirmenden dolayıdır.(Şuara/22)

    kısaca özetlemeye çalıştım,şunu iyi bilmeliyiz İslam sınıflı toplumu onaylamaz,bir insanın zengin olabilmesi için muhakkak başkalarının emeğine ve hakkına girmesi gerekir aksi halde zengin olamaz,Allah kişilerin başkalarının tepesine basarak onları sömürerek ve gasbederek kazandıkları servetleri asla onaylamaz.
    Yalın ayaklıların önderi Muhammede selam olsun.
    YARİN YANAĞINDAN GAYRI,HERYERDE VE HER ŞEYDE HEPBERABER...! DİYEBİLMEK

    ÖZGÜR VE EŞİT BİR GELECEK, SINIFSIZ VE SINIRSIZ BİR DÜNYA İÇİN...!

    MUTLAK EGEMENİN DIŞINDAKİ BÜTÜN SÖMÜRÜCÜ ZORBA UYDURMA EGEMENLERİ RED EDİYORUM ....!

  6. #6
    cindycate adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2005
    Mesajlar
    3,273
    Karizma Gücü
    8
    Hayatta hersey imtihan degilmi
    Allahin sifatlarindan biride

    yüksekten alcaga alan
    alcaktan yükselten

    diyilmidir zaten
    CiNDYCATE
    EFELER BiRLiĞi

    Mazlumlar Yunus olarak bilir bizi
    Zalimler Yavuz olarak tanır


    "Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş-Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş."


  7. #7
    cewiz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2005
    Mesajlar
    188
    Karizma Gücü
    0
    sükretmek sabretmekten daha zordur...
    BASİT İNSAN ŞİKAYET EDER.... ACİZ İNSAN İFTİRA EDER...ASİL İNSAN İDARE EDER...

    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu

  8. #8
    cakirxxx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2005
    Mesajlar
    308
    Karizma Gücü
    0
    Arkadaşlar bu konu çok önemlidir,bir sürü insan,bu ve bu gibi konuların yanlış aktarımı nedeniyle İslamı kabul etmemektedir.Kulaktan duyma bilgilerle bir yere varılamaz,İslam sınıflı toplumu kesinlikle onaylamaz,bu konunun savunulacak hiç bir yanı yoktur.Zulüm,Adaletin(Eşitlik) zıddıdır,Allah insanlara zulmetmez,Eğer Allah zulmü onaylasaydı peygamberler göndermezdi,peygamberlerin mesajına ilk karşı çıkanlar herzaman zenginler olmuştur.

    Kılasik İslama göre,Zenginler hacca gidecek sevap kazanacak,zenginler kurban kesecek sevap kazanacak,zenginler zekat verecek sevap kazanacak.eee fakirker ne yapacak,onlarda sabredecek canım. Bu söylem Ebu Cehil ve onun gibilerin söylemidir,kimi savunduğunuza dikkat edin.
    YARİN YANAĞINDAN GAYRI,HERYERDE VE HER ŞEYDE HEPBERABER...! DİYEBİLMEK

    ÖZGÜR VE EŞİT BİR GELECEK, SINIFSIZ VE SINIRSIZ BİR DÜNYA İÇİN...!

    MUTLAK EGEMENİN DIŞINDAKİ BÜTÜN SÖMÜRÜCÜ ZORBA UYDURMA EGEMENLERİ RED EDİYORUM ....!

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •