• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    inopportune adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    672
    Karizma Gücü
    0

    Fikir Aleviler ve Turk Dili

    Türklerin İslam’a girşiyle birlikte Türk kültüründe çok büyük değişimler yaşanmaya başlamıştır. Kültürün en önemli öğesi ve taşıyıcısı olan dildeki değişimler ise bu değişimlerin en bariz olanlarındandır. İslamlaşmadan kısa bir süre sonra Türkler, Arap alfabesini kullanmaya başlamışlardır. Uygur ve Gök Türk alfabeleri terkedilmiştir. Arap alfabesiyle birlikte Türk diline öncelikle dinsel alanda olmak üzere pek çok Arapça ve Farsça sözcükler girmeye başlamıştır. Zamanla Türk dili tanınamayacak dereceye gelmiş, Arap ve Fars diline ait söz ve dilbilgisi kurallarıyla boğulmuştur. Özellikle Arap dilinin kutsal, tanrısal bir dil olduğu teması bağnaz din bilginleri tarafından işlenmiş, bu bağlamda bir sürü uydurma hadislerle, bu kültürel cinayete İslam’ın peygamberi Hazreti Muhammed de ortak edilmek istenmiştir. Peygambere mal edilen hadislerle cennet dilinin Arapça olduğu, Allah’ın son kutsal kitabını Arap dilinde indirmek suretiyle Arap diline kutsiyet verdiği fikri Türkler arasında yayılmaya başlamıştır. Dolayısıyla İslamlaşma adı altında tam bir Arap ırkçılığı yayılmış ve bunun tabii bir yansıması olarak da Arap kültür emperyalizmi yaşanmıştır. Bu süreçte Gazneliler Devleti, Seçuklu İmparatorluğu, Anadolu Selçuklu Devleti vb. Türklerce kurulan kimi devletlerin resmi dil olarak Arapça ve Farsçayı kullandıkları malumdur. Dolayısıyla Türk dilinin devlet erkinden dışlandığı, aşağılandığı hazin bir dönem Türklüğün kaderi haline gelmiştir. ( İranlı yazar ve bir dönem Türkiye’de kültür ateşeliği yapan Muhammed Emin Riyahi, “Osmanlı Topraklarında Fars Dili ve Edebiyatı” adında bir kitap kaleme almış, Seçukluların kültürel anlamda Fars olduklarını, dolayısıyla kurdukları devletin Fars devleti sayılması gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca kitapta Osmanlı padişahlarının önemli bir kısmının ve diğer elitlerin Farsça hayranı olduklarından, Farsça şiirlerle dolu divanları bulunduğundan övgüyle bahsedilmektedir. Sözkonusu kitap, İnsan Yayınları tarafından, Mehmet Kanar’ın çevirisiyle 1995 yılında yayımlanmıştır. )



    Egemen Sünni İslam anlayışını benimseyen Türk seçkinlerinin bu dönemde halklarına iyice yabancılaştıkları; Türk isimlerini bırakıp Arap ve Fars isimleri aldıkları, Türklüğü ve Türkçeyi hakir gördükleri bilinmektedir. Ancak bu ağır zulüm karşısında ayağa kalkıp Türk dilini ve Türklüğün öz saygısını korumaya çalışan Türk bilginleri, Türk ozanları da tarih sahnesine çıkmaya başlamıştır. Ahmet Yesevi, Kaşgarlı Mahmud, Edip Ahmet Yükneki, Yusuf Has Hacib, Ali Şir Nevai vb. Türk bilgin ve uluları yarattıları yapıtlarla Türk dilinin Arap ve Fars dili karşısında yok olup gitmesine ve Türklerin İslamlaşmayla birlikte asimile olup Araplaşmasına ve Farslaşmasına engel olmaya çalışmışlardır. Nitekim Anadolu Alevi / Bektaşilerinin pirlerinden ve ilk Türk mutasavvıflardan olan Hoca Ahmet Yesevi / Pir – i Türkistan şöyle demiştir:



    “ Sevmiyorlar bilginler sizin Türk dilini

    Erenlerden işitsen açar gönül ilini

    Ayet, hadis anlamı Türkçe olsa duyarlar

    Anlamına erenler başlarını eğip uyarlar…”





    İşte tarihin bu devresinde büyük göçebe Türkmen kitleleri kendilerine önderlik eden batıni / Alevi / şamani Türkmen derviş ve ozanlarıyla Araplaşma ve Farslaşmaya karşı doğal bir direniş kalesi inşa etmişlerdir. Bu direniş doğal olarak gelişen, refleksif ve reaksiyoner bir hareket biçiminde yayılan ve sosyo ekonomik taleplerle de güçlenen ihtilalci / devrimci bir karakter kazanmıştır. Bu bağlamda Emevi / Abbasi / Arap İslam anlayışını benimseyen ve Türklüğe yabancılaşan egemenlere karşı binlerce ayaklanma gerçekleştirilmiştir. Bu ihtilalci / devrimci ayaklanmaların en ünlüsü ve en etkileyici olanı Karamanoğlu Mehmet Beğ öncülüğünde yapılan ve onbinlerce kişiden oluşan Alevi / batıni / şamani göçebe Türkmen kitleleri tarafından büyük bir katılımla desteklenen görkemli ihtilaldir. 13 Mayıs 1277’ de gerçekleşen bu ihtilalin Türk tarihine geçen en büyük sonucu Anadolu topraklarında Türk dilinin ilk kez resmi devlet dili olarak ilan edilmesidir. Karamanoğlu Mehmet Beğ, ihtilal sonrası duyurduğu yarlık / fermanla Arap ve Fars dilinin kullanımını yasaklayıp Türk dilinin kullanımını zorunlu kılmıştır. Anadolu Türk / Türkmen tarihinin en aydınlık sayfası olan o görkemli yarlıkta şöyle denilmektedir:



    “ Şimdiden girü, hiç kimesne kapuda ve divanda, mecalis ve seyranda Türk dilinden gayrı dil kullanmaya ! “



    İhtilal sonrası yaşanan önemli olaylardan biri de halka zulmeden, yabancılaşan, Arap ve Fars hayranı yönetici kesime mensup pek çok kimsenin idam edilmek suratiyle cezalandırılmış olmasıdır. Bu cezalandırma büyük Türkmen kitlelerinin deyim yerindeyse milli bir intikamıdır.



    Ne varki seçkinlerin yabancılaşma sürecini bu ihtilal de sona erdirememiştir. İhtilaci Türkmenler yaklaşık bir ay kadar başta kalabilmişlerdir. Bir ay sonunda ihtilal bastırılmış ve Farslaşmış Selçuklu egemenleri tekrar yönetime gelmişlerdir. Bu ayaklanmaya ve ihtilale katılanların kimliğini ortaya koyarken Ebubekr – i Konyevi’nin Ravzat’ül Küttab adlı çalışmasında şöyle denilmektedir:



    “ …Türkmen topluluğu ile dinsiz isyancılar..”





    Kitapta, Ebubekr – i Konyevi ‘nin ihtilalin bastırılmasından sonra Şemseddin Cüveyni’yi kutlayan Arapça bir kasidesi de bulunmaktadır. Buradaki Türkmen ve dinsiz sözcüğü ile Sünni İslam’ı benimsemeyen Alevi / Batıni / şamani Türkmenlerin kastedildiğini söylemeye gerek bile yoktur.



    Anadolu Selçuklularından sonra yaşanan beylikler döneminin ardından sivrilen Osmanlı Beyliği başlangıçta Alevi / Batıni Türkmen dervişlerin desteği ile kurulmuş ve güçlenmişken git gide kendi kurucu unsuruna yabancılaşmış, bu yabancılaşma Yavuz Sultan Selim döneminde doruğa ulaşmıştır. Siyasal yabancılaşma bir tarafa, yabancılaşmanın en ağır biçimde yaşandığı alan yine dil olmuştur. Türk dili bir sürü Arapça ve Farsça sözcüklerle doldurulmuş, dahası pek çok Arap ve Fars dilbilgisi / gramer kuralı Türk diline ithal edilmiş, Türk dili tanınamaz hale getirilmiştir. Türk dilinin içinde bulunduğu bunalımı / buhranı 14. yüzyıl ozanlarından Aşık Paşa şöyle anlatmaktadır:



    “ Türk diline kimseler bakmaz idi

    Türklere hergiz gönül akmaz idi

    Türk dahi bilmez idi bu dilleri

    İnce yolu, ol ulu menzilleri…”





    İşte Türk dili bu çeşit bunalımlara, dışlanmalara, horlanmalara karşın sahip olduğu gücü ve kendisine sahip çıkan Türk / Türkmen ozanları sayesinde büyüyerek bugünlere değin gelebilmiştir. Osmanlı seçkinlerinin uydurduğu ve içinde Türkçe sözcüklerin sayılabilecek derecede az olduğu “ Lisan – ı Osmani “ / “ Osmanlıca “ ile Türk dili Arap ve Fars kültürünün yoğun saldırısına Alevi / Bektaşi / Batıni ozanların ( Bu arada kimi Osmanlı şairlerinin ve kimi şair padişahların genel manzaraya rağmen sade Türkçe ile yazdıkları şiirleri de söz konusu etmeliyiz. ) şiirleriyle direnmiştir.



    Başta Alevi / Bektaşilerin yedi ulu ozanı olmak üzere Türk / Türkmen ozanları, söyledikleri deyişlerle, yazdıkları şiirlerle sadece Türk halkının tercümanı olmakla kalmamış, dünya tarihinin en köklü halklarından olan Türklerin dilini de yok olmaktan kurtarmışlardır. Bu nedenle Yunusların, Pir Sultanların, Fuzulilerin, Kul Himmetlerin, Seyyid Nesimilerin, Şah Hatailerin deyişlerini, nefeslerini bir ibadet vecdi içerisinde bağlama eşliğinde söyleyen, haykıran Anadolu Alevileri, Türk dilinin doğal savunucuları olarak bugün bütün Anadolu ve Balkan Türklüğünün ihtiramına layık seçkin bir Türk topluluğudur.



    Bilindiği gibi Sünni ve Şii müslümanlar, ibadetlerini Arap dilinde yapmaktadırlar. Oysa Anadolu Alevi / Bektaşileri ibadet dili olarak Türkçeyi kullanmakta, bütün cemlerini Türkçe yapmakta, nefeslerini / deyişlerini Türkçe okumaktadırlar. Cemlerde okunan Kur’an ayetlerinin de Türkçeleri okunmaktadır. Bu nedenledir ki, Alevilik ile Türk dili arasında dolayısıyla Türklük ile Alevilik arasında inkarı olanaksız olan sarsılmaz bir bağ vardır.



    Dünyanın hızla küreselleştiği çağımızda pek çok dilin unutulup gideceğine ilişkin kimi öngörülerin yapıldığı malumdur. Fütürologların / gelecekbilimcilerin öngörülerine göre İngilizce ve birkaç dilin dışında diğer tüm diller unutulacaktır. Türkçe de bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bizce bu unutulma yazgısından kurtulabilecek dillerin başında din dili / ibadet dili olabilmiş diller gelmektedir. Din dili / ibadet dili olabilen diller, o din veya inanç yaşadığı müddetçe yaşayacaktır. Türk dili de Alevilik / Bektaşilik sayesinde din dili / ibadet dili olabilmiştir. İslam dünyasında müslümanların, Arapça dışında din dili / ibadet dili olarak kullandıkları yegane dil, Türk dilidir. Alevi / Bektaşi inancı var olduğu müddetçe Türk dili de varlığını sürdürecektir. Alevilerin dışındaki diğer Türk toplulukları maalesef ibadet dili / din dili olarak Türkçeyi kullanmamaktadırlar. Az sayıdaki kamcı / şamanist Türkleri saymazsak Alevilerin dışında Türkçenin ibadet dili olarak kullanıldığı ciddi bir nüfusa sahip Türk topluluğu bulunmamaktadır. Sanıyorum bu sözlerimizin ardından Alevilik ile Türk dili ve Türklük arasındaki bağ daha iyi anlaşılacaktır. (Son dönemde Hrıstiyan Gagavuz Türklerinin bu yönde yani Türkçeyi ibadet dili olarak kullanma yönünde çalışmalar yaptıkları bilinmektedir. Gagavuz Türkleri, aynı mezhebe mensup oldukları ortodoks Rus Kilisesinin ve Rus din adamlarının etkisiyle ayinlerini Rusça yapmaktaydılar.)





    Geçmişte ve bugün Türk / Türkmen kökenli olmayan Alevi / Bektaşi topluluklarının varlığı malumdur. Ancak onlar dahi cemlerinde çoğunlukla Türk dilini kullanmaktadırlar. Çünkü Alevi / Bektaşi yolunun hemen hemen bütün uluları, Türk / Türkmen kökenlidir ve Türk dilinde deyiş ve nefesler söylemişlerdir. Bu nefes ve deyişler ise hangi etnik kökenden olursa olsun bütün Alevi / Bektaşilerin kutsal metinleri hüviyetindedir. Son dönemde özellikle Arnavut dilinde ve Kürt dilinde kimi nefesler söylenmeye başladıysa da bunlar son derece lokaldir. Çünkü Alevi / Bektaşi toplumunun ezici çoğunluğu, yaklaşık yüzde doksan beşi Türk / Türkmen kökenlidir. Türk kökenli olmayan ya da kendilerine bu yönde telkinler yapılan kimi Alevi toplulukları da yapılan tüm telkinlere karşın büyük çoğunluk itibariyle kendilerini Türk kabul etmektedirler.
    Ey Türk Milleti, uyan artık uyan!
    Ya kendin olur, insan gibi yaşarsın,
    Ya da susar oturur, yaşadıklarına bakıp bakıp şaşarsın.


    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu




    Sahipsiz vatanın batması haktır
    Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    15-10-2005
    Mesajlar
    287
    Karizma Gücü
    0
    Geçmişte ve bugün Türk / Türkmen kökenli olmayan Alevi / Bektaşi topluluklarının varlığı malumdur. Ancak onlar dahi cemlerinde çoğunlukla Türk dilini kullanmaktadırlar. Çünkü Alevi / Bektaşi yolunun hemen hemen bütün uluları, Türk / Türkmen kökenlidir ve Türk dilinde deyiş ve nefesler söylemişlerdir. Bu nefes ve deyişler ise hangi etnik kökenden olursa olsun bütün Alevi / Bektaşilerin kutsal metinleri hüviyetindedir. Son dönemde özellikle Arnavut dilinde ve Kürt dilinde kimi nefesler söylenmeye başladıysa da bunlar son derece lokaldir. Çünkü Alevi / Bektaşi toplumunun ezici çoğunluğu, yaklaşık yüzde doksan beşi Türk / Türkmen kökenlidir. Türk kökenli olmayan ya da kendilerine bu yönde telkinler yapılan kimi Alevi toplulukları da yapılan tüm telkinlere karşın büyük çoğunluk itibariyle kendilerini Türk kabul etmektedirler.


    Güzel yazı , paylastıgın icin sagol...

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    15-07-2005
    Mesajlar
    818
    Karizma Gücü
    0
    Şu bir gerçek Alevi bektaşi geleneğinden olan Türk insanı geldiği toprakları, Türkmenistanı ve Türkmenliklerini unutmamış çağlar boyunca kendilerine Türkmen demeye devam etmişlerdir.
    Ama Sünni İnanca mensup Türkler ne yazıkki Osmanlıcılık ve İslamcılık ideolojilerinin baskısı altında Türkmen olduklarını unutmakla kalmamış neredeyse Türklüklerini de unutacaklarmış ki Cumhuriyet Devrimi Anadolu Türkmeninin imdadına koşmuş. Oğuz Türklerinin(İslamı kabulden sonra Türki İman yani inanan Türk adını alan Türkimanlar yani Türkmenler) torunları olan biz Anadolu Türkleri doğrudan Türkmeniz. Dilimizle geleneğimizle herşeyimizle Türkmeniz. Artık bunu biliyoruz ve asla unutmayacağız. Anadoluda Türkmen nüfusa oranla daha az olan Tatar Kazak Kırgız Özbek vs.. Türkler de bulunmaktadır. Onlar da biz Anadolu Türkmenlerinin kardeşidir.

  4. #4
    qwqwqw adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-09-2005
    Mesajlar
    4
    Karizma Gücü
    0
    çok güzel yazılar büyük teşekkürler...

  5. #5
    _Aziz_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-08-2005
    Mesajlar
    1,380
    Karizma Gücü
    7
    Tamamen saptırmadan ibaret olan bir yazı.Arap emperyalizmi hele hele Arap ırkçılığı diye bir kavramı o yıllar için savunmak ne kadar yanlıştır.Arap ırkçılığı 2. Dünya savaşı sonrasında özellikle BAAS partisine mensub Araplarla literatüre girmiştir.

    Dilde etkisi olan İSLAM dır.Türkler Türkistan dan uçarak Anadoluya konmamıştır.Bu coğrafyadaki Farslılarla,araplarla bir alışveriş içinde etkileşime girmesi kadar doğal birşey yoktur.Dilimizde var olan Arap ve Fars kelimeleri işgal değil zenginliktir.Bizim çok kültürlülüğümüzün aynasıdır.

    Öyle bir izlenim aldımki bu yazıdan; biz Türkler dilimizi konuşmayı hatta varlığımızı Alevi bektaşilere borçluymuşuz!!! Palavranın dik alası işte bu!

    Osmanlıdaki Arapça ve farsça kelimelerin uzaklaştırma düşüncesi ilk olarak Ziya Paşa, Şinasi efendi ve Ahmet Vefik Paşa tarafından ifade edilmiş ve uygulanmıştır.Nihayetinde bu aydınlardan güç alan Gaspralı İsmail Bey şu esasları belirtmiştir.

    a) Yaşayan Türk lehçelerinin pek kaba olmayan mahallî kelimeleri Osmanlı Türkçesinin en gelişmiş şekli olan İstanbul şivesine uydurularak kullanılmalı,

    b)Mümkün mertebe ecnebi lisan ve kaideleri Türkçe'den çıkarılmalı,

    c)Okur yazarlar tarafından anlaşılmayan Arapça ve Farsça tabirlerin tasfiye edilmeli.

    İşte dilde Arapça ve Farsça tavsiyesi böyle başlamıştır.Dilde sadeleşme yine Osmanlı aydınları tarafından gerçekleştirilmiştir.Bunun doğruluğundan yanlışlığından çok dönemin şartlarına göre yorum yapmak daha mantıklı olur.

    Hakanlar, padişahlar Farsça şiir yazıyor diye o devleti fars olarak görmek kadar mantıksız yorum olabilir mi?

    Biz Türkler dilimizi Anadolu da dağ köylerinde yaşayan,tarihte yaptıkları ihanetten(Safevi-Osmanlı ilişkileri) dolayı haklı olarak 2.sınıf görülen üfürükçülerden,şamanistlerden öğrenmedik öğrenmeyeceğizde!!!!
    Kalpler yalnız Allah'ı anmakla huzur bulur.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    34
    Karizma Gücü
    0
    İnanınki kendimi düşüncemde yalnız hissediyordum, sizin yazınızı okuduktan sonra içime bir sevinç ve coşku geldi. Ne diyecegimi bilemiyorum, sizin bırakın eliniz ayağınız öpülür.Cumhuriyetin kurulduğunda olan fırsatı degerlendiremedik,Arap kültüründen kurtuldu Latin kültürünü saplandık, Cumhuriyeti kuranlar büyük askeri deha olduklarından siyasal yönleri zayıftı,jön Türklerinde etkisiyle latin (avrupalaşma) Kültürüne girdik.
    Merak ettigim Fars dili ve edebiyatı arap kültüründen bizim kadar etkilenmemiş.

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    34
    Karizma Gücü
    0
    İnanınki kendimi düşüncemde yalnız hissediyordum, sizin yazınızı okuduktan sonra içime bir sevinç ve coşku geldi. Ne diyecegimi bilemiyorum, sizin bırakın eliniz ayağınız öpülür.Cumhuriyetin kurulduğunda olan fırsatı degerlendiremedik,Arap kültüründen kurtuldu Latin kültürünü saplandık, Cumhuriyeti kuranlar büyük askeri deha olduklarından siyasal yönleri zayıftı,jön Türklerinde etkisiyle latin (avrupalaşma) Kültürüne girdik.
    Merak ettigim Fars dili ve edebiyatı arap kültüründen bizim kadar etkilenmemiş.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    34
    Karizma Gücü
    0

    Alevilikte dil

    İnanınki kendimi düşüncemde yalnız hissediyordum, sizin yazınızı okuduktan sonra içime bir sevinç ve coşku geldi. Ne diyecegimi bilemiyorum, sizin bırakın eliniz ayağınız öpülür.Cumhuriyetin kurulduğunda olan fırsatı degerlendiremedik,Arap kültüründen kurtuldu Latin kültürünü saplandık, Cumhuriyeti kuranlar büyük askeri deha olduklarından siyasal yönleri zayıftı,jön Türklerinde etkisiyle latin (avrupalaşma) Kültürüne girdik.
    Merak ettigim Fars dili ve edebiyatı arap kültüründen bizim kadar etkilenmemiş.

  9. #9
    engelci19
    Ziyaretçi
    paylaşımlarının devamını diliyorum

  10. #10
    Beser adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-11-2005
    Mesajlar
    22
    Karizma Gücü
    0
    Ellerine sağlık inopportune bilene kıymetli bir çalışma. Tebrik ediyorum.

    Azizsebetay kardeşimin de araştırma yapmadan böylesine suçlamalara girmesine üzüldüm doğrusu. Eğer bilgilenmek isterse Ziya Paşa, Namık Kemal ve nice Türk büyüğünün ne olduğunu öğrenmesi için :

    Bütün yönleriyle Bektâşîlik ve Alevîlik 6. Cilt e bakmasını öneririm.
    Yazan : Doç. Dr. Bedri NOYAN Dedebaba
    Ardıç Yayınları

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Aleviler "Türk'üz" dedikçe rahatsız oluyorlar
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde İHTİLAL_NAMLUSU tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 02.12.11, 15:06
  2. Bu aleviler Atatürk'e mi secde ediyor ?
    TOPLUM VE İNSAN bölümünde |BenHur| tarafından açılmış
    Yanıt: 9
    Son Mesaj: 15.08.11, 00:45

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •